29 Aralık 2012 Cumartesi

Yaşamdan yana karar verin

DAVADA SİYANÜRCÜ ALTIN ŞİRKETİNE KARŞI ‘DOĞAYI SAVUNMA’ ÇAĞRISI YAPILDI
Özer Akdemir
Önceki gün İzmir 4. İdare Mahkemesi’nde Bergama ve Kozak Yaylası’nda yapılmak istenen altın işletmeciliği ile ilgili iki ayrı dava görüldü. KOZA Altın Şirketine ait altın madenleri ile ilgili davaya madenci şirketin yanı sıra ona destek için Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, Altın Madencileri Derneği ve Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi de katıldı. EGEÇEP ve TMMOB’a bağlı bazı odaların açtığı davada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da şirketle birlikte davanın taraflarından birisi idi.
HABERLERİMİZ YİNE DELİL OLDU
Davalardan birisi, aylar önce dolmasına ve artık kullanım dışı bırakılmasına rağmen Ovacık Altın Madeni 1.Atık Havuzu kapasite artırımı ÇED izninin iptali davası idi. Altıncı şirket, Ovacık altın madenindeki cevher bitmesine rağmen burasını Kozak ve Havran’dan getirdiği cevherlerdeki altını siyanürle ayrıştırma üssü haline getirdi. Bunun için 2. bir atık barajı bile yaptı. Önceki gün, 1. atık barajı ile ilgili yapılan duruşmada madenin genel müdür yardımcısı Hayrettin Öğüt’ün 4 yıl 3 ay fedailiğini yapan Ersan Var’ın ve Bergamalı esnaf Alpaslan Karakaya’nın itirafları ile ilgili haberlerimiz dosyaya delil olarak sunuldu. İtiraflarda atık barajının yağmurlarda taştığı ve baraj gölünde tehlike olmadığını kanıtlamak için yüzdürülen ördeklerin siyanürden ölmesi yüzünden sürekli değiştirildiği anlatılıyordu. İtiraflarda hakkında önemli iddialar bulunan şirket genel müdür yardımcısı Hayrettin Öğüt ve şirket avukatlarının haberlerimizin delil olarak dosyaya girmesine itirazları mahkeme heyeti tarafından kabul edilmedi.
BAŞBAKANDAN ÇEKİNMEYİN
“Bir fedainin itirafları” başlığıyla 4 gün süren yazı dizimizin önceki günkü duruşmada delil olarak sunulduğu bir diğer dosya ise Kozak Altın madenleri ile ilgili kısımları oldu. Özellikle Kozak’taki orman katliamı ve muhtarlara madenci şirketin baskı yapması EGEÇEP’in avukatı Arif Ali Cangı ve TMOBB’a bağlı odalar adına Ankara’dan gelen Mehmet Horuş ve Cömert Uygur Erdem tarafından mahkeme dosyasına delil olarak sunuldu. Yirmi yıla yaklaşan Bergama Ovacık sürecinin anımsatıldığı duruşmada, yargıçlara avukatlar “Başbakan’ın kuvvetler ayrılığına saldırmasına aldırmayın, çekinmeyin, siz hukuktan yana siz yaşamdan yana karar verin” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

KAZANMAYA ÇOK YAKINIZ
DURUŞMALARLA ilgili bilgi aldığımız Av. Arif Ali Cangı, Kozak Yaylasındaki altın madenleri ile ilgili açılan dört davanın üçünde yaşam savunucularını kazanmaya çok yakın olduğunu belirterek, “Sadece Çukuralan’daki maden için bir tehlike var. Şirket daha faaliyet başlamadan orada iki kere kapasite artırımına gitti. Duruşmada ekosistemdeki tüm kirleticilerin birlikte değerlendirilmesini istedik. Çukuralan’da geçit verilirse bölgede başka maden girişimleri olabileceğini söyledik” dedi.
Gelintepe için daha önce verilen yürütmenin durdurulmasına madenci şirketin itirazı reddedilirken, Yerlitahtacı altın madeni için verilen bilirkişi raporunda da madenciliğin bölgede yaratacağı risklere ve şirketin bunlarla ilgili almayı taahhüt ettiği önlemlerin muğlaklığına dikkat çekildi. Duruşmada söz alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisi bir kez daha hükümetin insanı ve doğayı sömüren, canlı yaşamını tehdit eden kalkınma politikalarını dillendirdi.

28 Aralık 2012 Cuma

Gökçeada kıyımına yargı dur dedi

Gökçeada'nın balkonu tabir edilen Bademli'de yükselen 5 katlı otel inşaatı mahkemeye takıldı. Otelle ilgili her iki davada da mahkeme itirazları haklı buldu. Gözler yıkım için belediyede.
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi
Bademli Köyü, Gökçeada ’nın en güzel yeri. Doğal güzelliği ile ziyaretçileri büyüleyen köy terasında geçen yıl birdenbire bir otel inşaatı başladı. Belediye, 2010’da plan değişikliğine giderek bölgeyi turizm merkezi ilan etmişti. İnşaat bu plan değişikliği üzerine başlamıştı. Oysa alan kentsel sit alanı içindeydi. Köylü evinde, ahırında değişiklik yapmaya kalktığında Koruma Kurulu’ndan izin almak zorunda kalırken, bu inşaatın fütursuzca yükselmesine kimse anlam veremedi. Bunun üzerine Gökçeadalılar Derneği kuruldu. Dernek, hemen her resmi kuruma müracaat ederek inşaatın durdurulmasını talep etti. Ve 2011 Aralık ayında Gökçeada Belediyesi inşaatı mühürledi, yıkım kararı aldı. Lakin bu karar bir türlü uygulanmadığı gibi inşaat hızla devam etti. Dernek resmi kurumlarla inşaatın yükselişine engel olamayacaklarını anlayınca yargıya gitti.
Biri otelin yapıldığı parselin sit alanı dışına çıkarılması, diğeri de yapı ruhsatının iptaliyle ilgili her iki davada da Edirne Bölge İdare Mahkemesi çevrecileri haklı bularak yürütmeyi durdurma kararları aldı. Belediye tarafından verilen yapı ruhsatının durdurulmasını isteyen mahkeme, otelin yapıldığı parselin de kentsel sit alanı içinde kaldığına hükmetti.
Otel inşaatının yapıldığı arazi, belediye tarafından yapılan 1/10 binlik planlarda sit alanı dışına çıkarılmıştı. Oysa 1/25 binlik planlarda arazi kentsel sit alanı içinde kalıyordu. Belediye, Çanakkale Koruma Kurulu’nun 2004’teki kararını göstererek buranın sitten çıktığını ileri sürdü. Mahkeme ise arazinin kentsel sit alanı içinde kaldığı hükmüne vardı.
Tapuda kayıdı: Dam
Tapuda ‘dam’ olarak kayıtlı olan parsele 1/25 bin ölçekli plana göre maksimum 7 metre yükseklikte 2 kata izin verilecekken, inşaatta yüksekliğin 18.90 metre/5 kata çıkarıldığı da tespit edildi.
Geçerli olan üst ölçekli plan varken mevzi imar planı yapılmasının imar mevzuatına uygun olmadığı, 7 metrelik maksimum yükseklik kuralının ihlal edildiğini tespit eden mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak, ‘yapı ruhsatının hukuka uygun olmadığı’ kararına vardı. Ancak inşaatın durdurulması yönünde mahkemenin bir yetkisi olmadığına dikkat çekerek yıkımın belediyenin görevi olduğunun altını çizdi.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Kocaeli'de her şey 'Gördüğünüz gibi'

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehrin her yanına belediyenin ‘icraatlarını’ anlatan reklam afişleri astı. Yerel seçimlere az bir zaman kala durakları ve bilboardları farklı konularda hazırlanmış 15’in üzerinde reklam afişi süslüyor. Afişlerin ortak sloganı; “Gördüğünüz gibi”. Reklamların büyük çoğunluğunun ise, belediyenin çevreyle ilgili iyileştirmelerini oluşturması ise dikkat çekici. Çünkü Kocaeli sürekli sanayiye bağlı çevre kirliliği ile gündeme geliyor. İşte AKP’li Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun reklamlarındaki iddialar ve gerçekler. Her şey “Gördüğünüz gibi.”



KANSER OVASI TOZ KUSUYOR
İşte Dilovası. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, ağır sanayi bölgesi olan Dilovası’nda anne sütünde ve bebeklerin ilk kakasında ağır metaller saptamıştı. Dünyada kanserden ölenlerin oranı yüzde 12, Türkiye genelinde yüzde 13 iken, kanser ovası olarak da anılan Dilovası’nda bu oran yüzde 30. Tüm tepkilere rağmen kurulan Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile Mimar Sinan ve Kayapınar mahallelerinin üzeri kömür tozu kaplı. Yağmur sularıyla birlikte kömür tozları doğaya ve derelere karışıyor. Dilovası’nda yaşayan vatandaşların, nefes darlığı ve bronşit gibi hastalıkları var. Mirza Çelik, “Günlerdir hastayım. Zor nefes alıyorum” diyor.


YEŞİL ALANLARA TAŞ OCAĞI
Yeşil alanların fotoğraflarının gösterildiği bu reklamda belediye, kendi dönemlerinde Kocaeli’nin ağaçlandırma yöntemiyle 10 kat daha daha yeşil hale geldiğini iddia ediyor.





Kocaeli’nin az sayıda kalan yeşil alanlarına taş ocağı kuruluyor. Bu fotoğraf ise Sapanca Yanıkköy’deki eski taş ocağına ait. Şimdi ise yenisi yapılacak. Diğer taş ocağı da, Kartepe Maşukiye’ye kurulacak. Taş ocağı kurulacak bölgede bolca kestane, ıhlamur ve gürgen ağaçlarının yer alıyor. Koç, Yanıkköylü Soner Koç “Bizler bir tane ağacı kesmeye kıyamazken, onlar kocaman bir dağı yok edecekler” diyor.




GİDEBİLENE GECE HAYAT VAR
Büyükşehir Belediyesinin reklamlarından bir diğerinde “Kocaeli’nde gece de hayat var” yazıyor. Bu reklamda, Kocaeli’nin caddelerinin ışıl ışıl olduğuna ve gece de hayatın devam ettiğine vurgu yapılıyor.




Kandıra ilçesinde halk altyapı çalışmaları yüzünden yürüyecek yol bulamaz durumda. Öğrenciler ve veliler her gün okula çamur içinde gidip geliyor.



MAHALLE ASFALT ŞANTİYESİNDEN GEÇİLMİYOR
Körfez ilçesinde devlet hastanesi ve bir okulun hemen karşısında ve yakınlarında asfalt şantiyeleri bulunuyor. Mahallede oturan Hasan Salık “Çocuklarımız burada okula gidiyor. Hasta olanlar bu hastanede tedavi oluyor. Üç mahallede de pazar kuruluyor. Bu şantiye tüm bunları olumsuz etkileyecek” diyor. Ayrıca Yavuz Sultan Selim Mahallesindeki taş ocakları da halkın cam açmasına engel.

Buna karşılık Belediyenin bir reklam afişi daha: “Vahşi depolamaya son verdik.” (Kocaeli/EVRENSEL)

25 Aralık 2012 Salı

Kasımpaşa-Erdoğan işbirliği ile büyük kent vurgunu sürüyor!

Kemerburgaz’daki kaçak Kasımpaşa Spor tesislerinin yapımı tüm hızıyla sürerken, bölge halkının vergisini ödediği tarım alanlarına hafriyat doldurulmaya devam ediyor. Üstelik doldurulan kaçak hafriyattan araç başı en az 150-200 TL para alınarak büyük bir vurgun yapılıyor…
Kemerburgaz’da tüm hızıyla süren kaçak tesis yapımı büyük bir vurgunu da beraberinde getiriyor.
Hafriyat dökmek yasak ama…
soL Haber Portalı’nın daha önce gündeme getirdiği Kemerburgaz’daki kaçak tesislerin yapımı ve tarım alanlarına hafriyat dökümü kısa süreliğine yavaşlasa da bugünlerde iyice hız kazandı. Her gün onlarca kamyon İstanbul’un çeşitli yerlerindeki büyük inşaat alanlarından Kasımpaşa tesislerinin hemen yakınındaki tarım alanlarına hafriyat boşaltılıyor.
kemerburgaz1.jpg
Kasımpaşa Asbaşkanı yalanlamıştı
Konuya ilişkin bilgi aldığımız Kemerburgaz sakinleri, kamyon sayısının son haftalarda iyice arttığını dile getirirken, Kemerburgaz’da kaydettiğimiz görüntüler, daha önce soL’a yaptığı açıklamada “başka yerden hafriyat gelmiyor, sadece tesisin hafriyatları var” diyen Kasımpaşa Asbaşkanı Eyüp Hasanoğlu’nu yalanlar nitelikte.
Kamyon başı 150-200 TL
Tesis alanı dışından Kemerburgaz’a gelen kamyon sürücüleri tesislere yaklaştığında bir görevliden fiş alıyor. Bu fişin ardından 150-200 lira arası para vererek hafriyatlar dökülürken, her gün onlarca kamyonun gelmesi hafriyat dökümünün yasak olduğu alanda büyük bir vurgun yapıldığını da gözler önüne seriyor. Hafriyat dökümünün iyiden iyiye kıyım halini aldığı Kemerburgaz'da adeta bir "hafriyat dağı" oluşmuş durumda
hafriyat1.jpg
İnceleme yapacak elemanımız yok yanıtı
Yaşanan bu durum, Belgrad Ormanları’nın hemen yakınında olan, içinde su havzaları ve verimli tarım arazileri bulunan Kemerburgaz’ı oldukça olumsuz etkiliyor. Döküm ve hafriyat çalışması dolayısıyla bölgedeki ağaç ve fidanların birçoğu kırılırken, yaşanan duruma tepki gösterip belediyeye şikayette bulunan Ayşe Çelik’e ise ilginç bir yanıt verildi.
Bahçe sınırına yaklaşan döküm çalışmaları sonucu ekili alanlarında büyük tahribatlar olan Çelik’in şikâyeti üzerine çeşitli incelemeler yapıldı ve aileye yazılı bir yanıt gönderildi. Buna göre döküm çalışmalarının Çelik’in bahçesine zarar verip vermediğine ilişkin yeterli eleman olmadığı için inceleme yapılamadığı belirtilirken, hafriyata ilişkin ise dışarıdan araç gelmediği ileri sürüldü.
hafriyat15.jpg
İnşaat 5 aydır kaçak olarak sürdürülüyor
İnşaatın başladığı ay CHP’li meclis üyesinin şikâyeti üzerine yapılan çalışmada AKP’li Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, tesislerin kaçak olarak ve izinsiz şekilde yapıldığını kabul etmiş ancak yapılan uyarılarına rağmen tesisin yapımının sürdüğünü ifade etmişti. Topu Kadir Topbaş’a atan Kavuncu’nun bu yanıtının ardından ise Topbaş tesislere ilişkin hiçbir işlem yaptırmamıştı.
Ali Ufuk Arikan - soL

Ecdat yadigarları’ neden alev alev?

KAPALIÇARŞI VE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NDE YANGIN
İstanbul’un iki tarihi yapısında daha yangın çıktı. Önceki akşam Kapalıçarşı’da çıkan yangının ardından, dün sabah saatlerinde de Cağaloğlu’ndaki İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yandı. 2010 yılında da tarihi Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangın büyük hasara neden olmuştu. Gazetemize konuşan Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu, tarihi eserlerin korunması konusunda yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmediğine dikkat çekerek, yangınların kaza ile açıklanamayacağını dile getirdi.
KAPALI ÇARŞI AZ KALSIN YANIYORDU
Tarihi Kapalıçarşı’nın Örücüler Kapısı’ndan girilen bölümünün yakınında, özel güvenlikçilere ait derme-çatma yapıda yangın çıktı. Yangına Beyoğlu, Fatih, Bakırköy ve Eminönü itfaiye ekipleri müdahale etti. İtfaiye ekipleri, sokakların dar olması nedeniyle yangına ulaşmada zorluk yaşadı. Yangın, Kapalıçarşı’daki dükkanlara sıçramadan söndürüldü. Yangın nedeniyle derme-çatma yapı ve çevresindeki birkaç dükkanda maddi hasar oluştu. Ayrıca olay yerine, dükkan sahiplerinin geldiği görüldü.
TARİHİ YAPI KÜL OLDU
Diğer bir yangın haberi de dün sabah saatlerinde yine aynı bölgedeki Cağaloğlu’ndan geldi. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Cağalooğlu’ndaki binasında sabah 06.30’da çıkan yangın, 5 katlı tarihi yapıyı küle çevirdi. Binanın ahşap olması sebebiyle hızla büyüyen yangın, diğer bloklara da sıçradı. Mesai saatinin başlamamış olması nedeniyle binanın boş olduğu belirtildi. Binanın kısa süre içinde alev topuna döndüğü, alevlerin çok uzak mesafelerden bile gözlenebildiği görüldü.
‘TEKNOLOJİ İLE ÖNLENEBİLİR’
Konuyla ilgili gazetemize konuşan Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu, tarihi yapıların afet ve yangınlara karşı güvenliğinin olmadığının bir kez daha ortaya çıktığını söyledi. Yangın koruma teknolojilerinde ciddi gelişmeler yaşandığını ifade eden Muhçu, bu sistemler kullanılarak tarihi yapıların korunabileceğini, yangın çıksa bile kaynağında kısa sürede söndürülebileceğini  belirtti. Kültür varlıklarıyla ilgili hem tek tek, hem de topluca önlem alınması gerektiğini dile getiren Muhçu, “Tarihi Yarımada’da bulunan eserlerle ilgili olarak da ortak çözüm yollarına gidilmeli” dedi.
YETKİLİLER SORUMLU
Bu konuda başta Kültür Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) olmak üzere yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmediğini söyleyen Muhçu sözlerine şöyle devam etti: “Halbuki tarihi yarımadanın hem mimari ve kültürel özelliğinin korunması, hem de afete karşı koruma önlemlerinin alınması gerekiyordu. Burada açıkça kamu görevlileri sorumluklarını yerine getirmemiştir. Yetkililerin umarsızlığı, kültür varlıklarını gözden çıkarmaları önlem alınmamasına neden oldu.”
‘SORUMLULAR YARGILANMADI’
2010 yılında tarihi Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangını da hatırlatan Muhçu, bu yangından sonra yetkililerin önlem alınacağına dair sözler verdiğini ancak, bu sözlerin tutulmadığının ortaya çıktığını ifade etti. Muhçu, “Kuraldışı tadilat ve bu tadilatın işin ehli olmayan kişiler tarafından yapılması nedeniyle Haydarpaşa’da yangın çıkmıştı. Yangından bu yana 2 yıllık süre geçti. Ancak, yangını çıkaranlarla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması kayıtsızlığın en açık göstergesidir. Sorumluların cezalandırılmaması bu tür yangınları yapanların yanına kâr kaldı demektir. Bu da kamu vicdanının yaralar” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

22 Aralık 2012 Cumartesi

2 bin 600 köy danışmanı alınacak

Tarım danışmanı sayısı 10 bini bulacak
Ahmet YUKUŞ / DİYARBAKIR (AHT)Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker 2 bin 600 personel alacaklarını söyledi. Seçim bölgesi Diyarbakır'da açılışlara katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, köylerde tarım danışmanlığı yapmak üzere 2 bin 600 veteriner hekim, gıda mühendisi, ziraat mühendisi ve su ürünleri mühendisi alımı yapacaklarını söyledi. Daha önce 7 bin 500 teknik personelin alındığını hatırlatan Bakan Eker, yeni alacakları personel ile birlikte tarım danışmanı sayısının 10 bini bulacağını söyledi. Aday mühendislerin 27-31 Aralık tarihlerinde başvuru yapmaları gerekiyor. Personel KPSS'de aldıkları puana göre yerleştirilece

20 Aralık 2012 Perşembe

10 milyon yıllık fosil bulundu

10 milyon yıl önce Ürgüp İlçesi'nde yaşadığı belirtilen gergedan fosili bulundu.

DHA
Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Paleontolog Doç. Dr. Okşan Başoğlu başkanlığında, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürü Paleontolog Mevlüt Çoşkun, öğretim görevlisi Ayhan Yiğit ile Araştırma görevlileri Simge Gökkoyun ve Tuğçe Şener'den oluşan ekibin, Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Sofular köyünde yürüttükleri yüzey araştırma çalışmalarında, çok nadir rastlanan Gergedan(Ceratotherium Neumayri)'a ait olduğu düşünülen kafatası fosili bulundu.

Akdeniz Bölgesinde yaşadığı bilinen Ceratotherium Neumayri'ye ait kafatası fosilinin yanı sıra, aynı fosil yatağında Proboscidea (fil), Artiodactyla (çift toynaklılar) ve Carnivorlara (etçiller) ait çeşitli örnekler de bulundu.

ORMANLIK ALANDA YAŞAYAN TÜRLER
Yüzey araştırmalarına başkanlık yapan Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Paleontolog Doç. Dr. Okşan Başoğlu, Geç miyosen döneme ait olan fosillerin yaklaşık 9- 10 milyon yıllık olduğunu ve bu türlerin de çalılık ve nispeten de ağaçlık, ormanlık olan bir ortamda yaşadıklarının bilindiğini ifade etti.

Doç. Dr. Başoğlu, Ürgüp ilçesine bağlı Sofular köyünde bir dere yatağında bulunan fosil alanında bilimsel kazı yapılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na başvuruda bulunulduğunu söyledi. Doç. Dr. Başoğlu, dünyanın en zengin fosil yataklarından birine sahip olan Ürgüp ilçesi ile Gülşehir ilçelerine bağlı bazı köylerdeki yüzey araştırmalarının sürdürüleceğini belirtti.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Lüks konut şampiyonu: İstanbul

Türkiye’nin 7 büyük ilindeki satılık ev fiyatlarını 4,5 milyon ilan ve 30 bin markalı konut üzerinden inceleye REIDIN.com çarpıcı sonuçlara ulaştı...

2012 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde, geçtiğimiz senenin konut fiyatları üzerine kapsamlı bir analiz gerçekleştirdik: Türkiye’nin 7 büyük ilini baz alarak hesapladığımız veriler, ülkedekikonut satış fiyatları üzerine genel bir perspektif oluşturmaya hizmet ediyor. Ortaya çıkan sonuçlar, konutların tiplerine, bölgelerine göre değişen fiyat aralıklarının yanı sıra, bu illerin sosyal yaşamlarına ve yapılarına dair de ipuçları veriyor.

Aşağıdaki tablo ve grafiklerdeki veriler, mevcut konut stoku için 7 büyük ildeki 1 Ocak 2010 - 31 Ekim 2012 tarihleri arasında yayınlanan toplam 4.529.553 adet satılık ilan ve yeni konutlar için 19 geliştiricinin 62 projesinde sunduğu 30 bin markalı konut üzerinden oluşturuldu.

İlanların, ele alınan illere göre dağılımı ise şu şekilde:
Adana: 144.359
Ankara: 963.387
Antalya: 233.086
Bursa: 161.681
İstanbul: 2.533.171
İzmir: 378.135
Kocaeli: 115.734

Kentsel dönüşüm yalanları

'Kentsel dönüşüm uygulamaları Galatasaray Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin düzenlediği panelde tartışıldı. Toplantıda uygulamanın ortaya çıkardığı hukuk dışılıklara dikkat çekildi.

Cumhuriyet- Yurt düzeyinde başlanankentsel dönüşümuygulamalarıGalatasarayÜniversitesi (GSÜ)Öğrenci Konseyince düzenlenen panelde masaya yatırıldı. GSÜ Ortaköy yerleşkesindeki panelde TOKİnin İstanbul Uygulama Dairesi Başkanı Niyazi Özdemir, GSÜden sosyolog Doç. Dr. Didem Danış ile Hukuk Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Özge Aksoylu kentsel dönüşümün amaç ve sonuçlarını tartıştı.
Toplumda kentsel dönüşüme yönelik genel bir isteğin doğduğunu, bu nedenle en çok eleştirilen uygulamalara bile halkın tepkisinin gözlenmediğini belirten Danış, kent yoksullarının yaşadıkları semtlerden dışlanarak boşalttıkları alanlarda orta ve üst sınıflara yönelik yeni projeleriningerçekleştiğini anımsattı.
Özdemir ise semtlerini terk edenlere konut üretmesinden ötürü TOKİnin eleştirilmesini haksızlık olarak niteledi. ÖrneğinSulukuledeki yıpranmış dokunun yıkıldığı alanlarda yaptıkları konutları belediyenin pazarladığını belirten Özdemir, Bursada silüeti bozan Doğanbey projesinin de belediyeye ait olduğunu belirtti.
Riskli kabul edilen alanlarda 30 gün içinde yıkılmayan binaların bakanlıkça yıkılması ve yıkım giderlerinin sahiplerinden tahsili için mülkiyet üzerine ipotek konulmasının hiçbir demokratik hukuk devletinde olamayacağını belirten Aksoylu, uygulama mağduru vatandaşların haklarını aramaları için nasıl kandırıldıklarını da özetle şöyle anlattı: Mağdur vatandaş yargıdan önce bakanlık bürokratlarından oluşan bir komisyona başvurmaya zorlanıyor. Böylece yargıya gitme süreleri aşılarak, dava açma hakları ellerinden alınıyor.
Binaları deprem için değil, emlak pazarı için yıkılan vatandaşların yargıya başvurmaları halinde bile idare mahkemelerinin yürütmeyi durdurma kararı vermelerini yasaklamanın en totoliter devletlerde bile olamayacağını belirten Aksoylu, kentsel dönüşüm için devre dışına çıkartılan yasaları da şöyle açıkladı:Keyfi riskli alan ilan edilen yerlerde Zeytincilik, Orman, Afet, Kültür Varlıklarını Koruma, Kıyı, Çevre, Tabiatı Koruma, Toprak Koruma gibi kanunlar da geçersiz kılınarak doğaya ve tüm yaşam kaynaklarına zararlı uygulamalar için tam özgürlük sağlanıyor”...
Hukuka aykırı yasa
Panelin çevre ve imar hukuku dalındaki uzman konuşmacısı Aksoylu özellikle yasadaki hukuk dışı düzenlemelere değindi. Hukuk devletinde asıl kabul edilemez olanın yasal yalanlarolduğunu belirten Aksoylu, emlak rantına yönelik kentsel dönüşüm uygulamalarından mağdur olanların yargıya gitme olanaklarının bile yalan söylenerek ellerinden alınmış olmasını tek kelimeyle ayıp olarak niteledi. Aksoyluya göre yasadakiriskli alan saptamasının, bilimsel ölçütlerle değil, rant amaçlı, keyfi kararlarla yapılmasına olanak sağlanıyor. Hiçbir yapının bulunmadığı meraların bile sözde kentsel dönüşüm alanı ilan edilerek imara açılmaları öngörülüyor.
Panelin sonunda kimi dinleyiciler, yaşadıkları semtlere gelen TOKİ müteahhitlerinin halka yeni daireler karşılığında binalarını yıkmayı teklif ettiklerini anlattı. Bunun için yapı yoğunluğunun artması gerektiğini, imar planlarında bu yönde bir değişiklik olmadan müteaahhitlerin devreye girmesinin ise uygulamadakişaibeyi artırdığına dikkat çekildi.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Deniz olmaktan çıkıyor!

Marmara Denizi için korkutan açıklama geldi. Durum ciddi anlamda vahim!

Meltem GÜNAY İSTİHBARAT
Dünya genelinde bir deniz için yapılmış en uzun soluklu izleme projelerinden biri olan MAREM Projesi’nin sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre Marmara Denizi’nde geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla oksijensiz alana rastlanırken su kalitesinin artarak bozulduğu gözlemlendi. Uzmanlar, Marmara Denizi’nin bu haliyle bir deniz özelliği taşımadığını belirtiyor.

Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi (MAREM) Projesi’nin sonuçlarına göre Marmara Denizi’nde oksijen bitti, su kalitesi bozuldu, tür çeşitliliği ve miktarlarında ciddi düşüşler saptandı. 2006 yılından beri Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde ve iki yıldır Akkim Kimya ana sponsorluğunda sürdürülen projenin sonuçları açıklandı. Sevinç İnönü’nün de katıldığı toplantıda Marmara Denizi’ndeki vahim tablo gözler önüne serildi. Proje Lideri Levent Artüz, Türkiye nüfusunun yüzde 30’unu barındınan Marmara havzasında Çanakkale Boğazı’ndan Ege Denizi’ne uzanan 150’yi aşkın istasyonda ölçümler yaptıklarını belirterek, “Geçmiş senelere kıyasla çok daha fazla alanda oksijensiz bölgelere rastlandı. Çok büyük risk altında. Su kalitesi kademeli olarak devamlı bozulmaktadır” dedi. Artüz, “Su kalitesindeki bozulmanın Marmara Denizi’nin anahtar fonksiyonları olan balıkçılık, ekosistem ve turizmini de olumsuz etkilediği, özellikle Marmara’nın doğu kesiminde hayvansal plakton tür çeşitliliği ve miktarlarında ciddi düşüşler tespit edildi” diye konuştu.

Adalar’da canlı adedi 10’u geçmez

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Gülen ise “İlk kez bin 200 metre derinlikten örnek aldık. Faylar üzerindek gaz ya da su fışkıran yerlerden örnekler aldık. Ve yeni türler ortaya çıktı. 16 bin yıllık formlara rasladır” dedi. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim Üyesi Dr. Hatice Eser Ökten de, “Bazı noktalarda bakteri kolonilerininin yönetmelikte verilen limit değerlerinin çok üzerine çıktığını saptadık” dedi.

'Deyyus' diyen müftü hala görevde

4 ay önce ‘’Düğünlerde, karısının, kızının oynamasına ses çıkarmayan deyyustur’’ diyen Yozgat Müftü yardımcısı görevini sürdürüyor. 
muhalif gazete
‘’Düğünlerde, karısının, kızının oynamasına ses çıkarmayan deyyustur’’ diyen Yozgat Müftü yardımcısı Nasuf Yaylagül’ün aradan geçen 4 aya rağmen halen görevine devam ettiği bildirildi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ‘’ Hakkında resen soruşturma açıldı, devam ediyor. Gerekli disiplin işlemleri uygulanacaktır’’ dedi.

CHP İstanbul milletvekili ve eski Beyoğlu Müftüsü İhsan Özkes ise, ‘’Diyanetten sorumlu bakanın memleketinde bu sözleri söyleyen hala görevdeyse, cüreti kimlerden aldığı da açıktır’’’ dedi. 18 Ağustos günü Çapanoğlu camiinde cuma vaazı veren müfto yardımcısı Yaylagül, ‘’ Düğünlerde, eğlencelerde karısının, kızının oyun oynamasına susan erkekler, deyyustur. Başbakanın kızı, Cumhurbaşkanının eşi başörtülü. Sen de eşinin başınıı örttüreceksin" demişti.

Özkes, TBMM’de yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyetlerine de sert eleştiriler yönelttti ve ‘’Sipariş üzerine iktidara uygun kürtaj fetvası veren Diyanet Başkanı Başbakanın gözlerine değil Kur’an’a bakarak fetva vermelidir. AKP’ye değil Allah’a yakın olmaya çalışmalıdır’’ dedi.

Camilerin alt ve bodrum katlarının iş yeri olduğunu da hatırlatan Özkesi, ‘’AKP’li kaç milletvekili ve belediye başkanının camili iş yerleri var?’’ diye sordu. Özkes, Diyanet İşleri Başkanının lojman tamiratına da 400 bin lira harcandığını savundu ve Devlet Denetleme Kurulunun Diyanette inceleme yapmasını istedi.

Evler borca dönüştü!

İnanç Yıldız
GAZİANTEP Şahinbey Belediyesi Nuripazarbaşı Mahallesinde ‘kentsel dönüşüm’ Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın katılımıyla yapılan törenle başladı.
Gazetemize konuşan mahalleliler ise kendilerin verilen sözlerin tutulmadığını, altından kalmayacakları borçların sırtlarına yüklendiğini anlattılar. Temel atma töreninden önce sohbet ettiğimiz vatandaşlandandan Cahit Büyüktaş, 45 bin lira fiyat biçilen ev için TOKİ’den 70 bin liraya ev aldığını, 25 bin lira borçlandığını söyledi. Asgari ücretle çalıştığını aktaran Büyüktaş, borcu nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor. Durumu yetkililere anlattığını belirten Büyüktaş, kendisine “Paranın yettiği kadar bir yerden ev al dediklerini” söyledi.
‘GİT KREDİ ÇEK BORCUNU ÖDE!’
YAKUP Bozkurt, gece uykularının kaçtığını söyleyerek, “Dükkânımızın hali, şartları ortada. Yer göstereceğiz dediler, temel atacaklar daha göstermediler. Ben buradan dükkânı başka bir yere taşısam dünyanın masrafı” diyerek dert yandı. Nusret Demirkıran da, 280 metrekarelik evine karşın 2 daire sözü verildiğini ancak daha sonra kendisinden 24 bin lira istendiğini anlattı. Demirkıran’ın parasının olmadığını söylemesine üzerine yetkililerin kendisine “git kredi çek” dediklerini söyledi. Temel atma töreninde yapılan konuşmalarda ise tam tersi bir tablo çizildi. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, kentsel dönüşümle dar gelirli ailelere uygun fiyatlarla, banka kredisi kullandırmadan ev sahibi yaptığını savundu. Bakan Erdoğan Bayraktar da  her konuda vatandaşa yardımcı olduklarını iddia etti. Anca tüm bu konuşmalar vatandaşı ikna etmedi. Hamiyet Dündar,  “Bakan konuşma yaptı. Evimizi aldı başımıza yıkıyor haberi yok. 55 bin lira nerden gidip daire alayım? Her şeyi tozpembe gösteriyorlar. Görüşmek için çok çabaladım,izin vermediler. Ev veriyorum diyor ama borca” sözleriyle tepki gösterdi. (Gaziantep/EVRENSEL)

14 Aralık 2012 Cuma

Ahmet Özal'dan bomba iddia

13 Aralık 2012 Perşembe

'Ağır Roman' dizisinde 'kentsel dönüşüm' krizi

Bu gece son bölümü yayımlanacak 'Ağır Roman'da meğer kentsel dönüşüm krizi yaşanıyormuş. Dizinin yönetmenlerinden Metin Balekoğlu, kentsel dönüşüm ifadelerinin montajda ayıklandığını söyledi.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi
Yayından kaldırıldığı açıklanan ve bu akşam son bölümü ekrana gelecek olan ‘Ağır Roman Yeni Dünya’da kentsel dönüşüm krizi yaşandığı iddia ediliyor. Çekimleri Balat’ta yapılan; arka planda kentsel dönüşüm içinde sıkışmış insanların hayatlarını ve rant kavgasını anlatan dizide, kanalın ‘kentsel dönüşüm’ ifadesinin kullanılmamasını istediği öne sürüldü. İddiayı, diziyi sekizinci bölüme kadar yöneten Metin Balekoğlu ile başrol oyuncularından Nesrin Cavadzade ve Erkan Bektaş’a sorduk. 
Dizide Leyla isimli bir karakteri canlandıran Nesrin Cavadzade, iddiayı doğrulayarak “‘Kentsel dönüşüm’ lafının kullanılmasının engellendiği doğrudur. Büyük ihtimalle birtakım kâr odaklarını rahatsız etti çünkü dizimiz bu meseleyi eleştirel bir dille ele alıyordu. Bu birilerinin hoşuna gitmedi. Bunun yerine şehr-i nizamiye türünden muğlak bir ifade önerildi fakat dizide bunu kullandığımızı hatırlamıyorum. Biz aynı eleştirellikle fakat kentsel dönüşüm lafını kullanmadan devam ettik” dedi. 
Dizinin bir diğer oyuncusu Erkan Bektaş da yasağı onaylıyor: “İlk bölümde, Salih cezaevinden dönüyor, nedir mahalledeki durum diye soruyor, evleri parselliyorlar, kentsel dönüşüm lafı ediliyor... Ve o kentsel dönüşüm lafı yayında biplenmişti. Kanal bir sansür mü uyguladı yoksa daha mı ilerisi var bunun bilemiyorum. Muhtemelen birilerinin gazabından korkan kanal otosansür uygulamıştır diye düşünüyorum ama emin değilim bundan. Ondan sonra zaten kentsel dönüşüm lafı söylenmedi. Diyaloglarda yoktu... Kentsel dönüşümü eleştiren bir TV dizisinde o lafı biplemek, yok saymak hiçbir şeye tahammülün olmadığı anlamına geliyor. Fazla totaliter bir durum.” 

‘Böylesi daha uygun’ 
Diziyi yedinci bölüm sonuna kadar yöneten; sekizinci bölüm itibariyle koltuğunu Çağatay Tosun’a devreden Metin Balekoğlu ise senaryoyu çektikten sonra, kentsel dönüşüm ifadelerinin montajda yapım tarafından çıkarıldığını söylüyor. Balekoğlu ‘kentsel dönüşüm’ ifadesinin senaryoda olduğu halde, dördüncü bölüm itibariyle montajda çıkarıldığını anlatıyor: “Çekilenler sözleşme gereği yapımcıya ait. Bana ‘Şunu çekeceksin, bunu çekmeyeceksin’ diye bir şey denmedi. Ben senaryoyu alıp çekiyordum, ondan sonra kendileri montajda çıkarıyordu ama bu bana sorulmuyordu tabii.” Projede kentsel dönüşümü daha fazla kullanabileceklerini söyleyince, yapımdan kendisine “Bu şekilde de kullanmış oluyoruz, böyle de ifade etmiş oluyoruz” yanıtı verildiğini anlatıyor: “Böyle yapmanızın bir sebebi var mı diye sorduğumuzda ise bize ‘Böylesi daha uygun’ denildi. Projenin yola çıkış aşamasında daha sert cümleler vardı, ‘Ağır Roman Yeni Dünya’, orijinal hikâyenin 30 yıl sonrası diye başladı, daha sert daha keskin cümlelerle gelecektik. Benzer şeyler bu dönem de yaşanıyor ama bunlar bir emirle mi geliyor ondan emin değilim.” 

Son bölüm bu akşam 
Dizinin yapımcısı (Star Yapım) Kemal Can ise yazılı yaptığı açıklamada iddiaları kabul etmiyor: “Ana hikâyesi, ‘kentsel dönüşüm’ üzerine kurulmuş olan bir dizide bu kavramın gizlendiğini söylemek saçma ve dayanaksız bir iddiadır. Kaldı ki, diziyle ilgili pek çok makale, tanıtım ve eleştiri yazısında dizinin konusu, ‘kentsel dönüşüm’ olarak yazılmış, yine dizinin birçok bölümünde ‘kentsel dönüşüm’ kavram olarak da yer almıştır.” 
‘Ağır Roman Yeni Dünya’, son yıllarda epey tartışılan kentsel dönüşüm politikalarına da değindiği için dikkat çekmişti. Zira kentsel dönüşüm, hükümetin en çok önem verdiği konulardan biri ama Sulukule ya da Tarlabaşı’nda olduğu gibi süreç hayli sancılı ilerliyor. 
Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve romandan farklı olarak seneler sonrasında geçen dizide, romandaki karakterlerin çocuklarının hikâyesi ele alınıyordu. Başrolü ise Taner Tıraşoğlu, Onur Saylak , Begüm Birgören, Murat Daltaban, Erkan Bektaş, Özge Özpirinçci ve Sumru Yavrucuk paylaşıyordu. ‘Ağır Roman’, bu akşam 22.30’da son kez soracak: “Bu dozer de ne?!”

Kredi kullananlara önemli uyarı!

Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Dinç, 10 yıl geriye dönük olarak bankadan kredi çekerken kesilen sigorta, dosya ve diğer masrafların geri alınabildiğini söyledi.
Dinç, bankaların yaptıkları işlemlerden 30 kalemden fazla tahsilat gerçekleştirdiğini belirtti.
Bunların büyük kısmının hizmet karşılığı alınan paralar olmadığını savunan Dinç, “Örneğin krediyi çeken vatandaşın talebi olmadan sigorta adı altında meblağlar kesiliyor. Zatenkredi alırken güvence olarak birçok şey isteniyor. Bunlara rağmen bankalar sigorta parası keserek, vatandaşı mağdur ediyor. Vatandaş ise bu parayı ancak kendisinden kesildiği zaman farkına varıyor” diye konuştu.
KESİLEN BEDELLER GERİ İSTENEBİLİR

Bankadan kredi çekenlerin durumu fark ettikleri andan itibaren Tüketici Hakem Heyetleri'ne başvuruda bulunabileceklerini vurgulayan Dinç, şunları kaydetti:
“Kesilen bedeller geri istenebilir. Kanunen buna hakkımız var. Konuyla ilgili Yargıtay'ın verdiği kararlar var. Sadece yakın zamandakiler değil 10 yıl geriye dönük olarak bankadan kredi çekerken kesilen sigorta, dosya ve diğer masraflar geri alınabiliyor. Ancak çoğu vatandaşımız bu hakkını bilmiyor ve bu paralar bankaların kasasına kalıyor. Sadece sigorta değil dosya masrafı adı altında kesilen bedeller de geri istenebilir. Bu nedenle vatandaşlarımız, kredi ödemelerini tamamladıktan sonra ya da daha önce kredi çekip borcunu kapatmışsa, kendilerinden kesilen bu paraları mutlaka geri istesinler.”

İMZALAMADAN ÖNCE MUTLAKA OKUYUN

Dinç, kredi çekeceklere haklarını bilerek sözleşme yapmaları uyarısında bulunarak, şöyle devam etti:
“Bankalar, önümüze karınca yazısı gibi onlarca sayfa sözleşme uzatıyor. Birçok vatandaşımız da bu maddeleri okumadan imza atıyor. Sözleşmeyi imzalamadan önce mutlaka okuyun ve aklınıza yatmayan maddeleri değiştirmelerini isteyin. Yoksa, sözleşmeyi imzaladıktan sonra değiştirme şansınız olmaz.”
AA

Bayraktar gazetecilerle 'kentsel dönüşüm'e ikna edecek!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, halkı kentsel dönüşüm projelerine ikna etmenin yollarını gazetecilerle birlikte arayacak. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapılacak sempozyumda AKP’liler ve gazeteciler söz alarak kentsel dönüşümü anlatacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, tarihi yapıların, yaşam alanlarının talan edildiği kentsel dönüşüm uygulamalarıyla ilgili gazetecilerle birlikte “ikna” toplantısı gerçekleştiriyor. 14 Aralık’ta Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampusu’nda yapılacak toplantının amacı kentsel dönüşüme karşı gösterilen tepkileri azaltmayı ve ikna edilirliği artırmayı barındırıyor.
Tarihi yapıların, yeşil alanların, mahallelerin belediyeler eliyle inşaat şirketleri tarafından yağmalandığı “kentsel dönüşüm” skandalları hafızalarda yerini korurken ve uygulamaları devam ederken Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın gazeteciler, belediye başkanları ile birlikte gerçekleştireceği sempozyum ile imaj tazelemeye giriştiği anlaşılıyor.
Kentsel yağma için tek yürek oldular!
Marmara Belediyeler Birliği – Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Medya ve Halkla İlişkiler Boyutuyla Kentsel Dönüşüm” sempozyumuna Bayraktar’ın yanı sıra İBB Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Mutlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ile aralarında Beyoğlu, Zeytinburnu’nun da bulunduğu AKP’li belediye başkanları katılacak.
AKP’lilerin kentsel dönüşüm güzellemeleri sunacağı toplantıda gazeteci olarak bilinen isimlerden de destek alması şaşırtmadı. Kentsel dönüşümle ilgili medyanın tutumuna ilişkin konuşmaları Mehmet Ali Birand, İsmail Küçükkaya, Celal Pir, Mahmut Övür, Ali Çağatay ve Abbas Güçlü gibi isimler yapacak.
Ayrıca Anadolu Ajansı Haber Müdürü Zeki Gümüş, İHA Haber Müdürü Oğuzhan Güven, Hürriyet İstihbarat Müdürü Celal Korkut, Sabah Gazetesi Haber Müdürü Burak Artuner, Haber Türk TV İstihbarat Şefi Rıdvan Bıyık ve Yeni Şafak gazetesi İstihbarat Şefi Recep Yeter de kentsel Dönüşüm haberlerine medyanın yaklaşımını anlatacak.
YTÜ Rektörü: “Bu fırsat kaçmaz”
“Kentsel dönüşümün faaliyetlerinin tanıtımında ve anlatımında yaşanan problemler, konunun uzmanları tarafından masaya yatırılarak çözüm aranacak. Kentsel dönüşüm konusunu tartışmak için buluşuyorlar” şeklinde duyurusu yapılan sempozyumla ilgili YTÜ Rektörü İsmail Yüksek açıklama yayınladı.
Açıklamasında, “İktidarı kaybetmeyi dahi göze alarak, Türkiye için bu işi yapacağız diyen kararlı bir idare var. Bugüne dek siyasi kararlar ile bilim arasına sıkışan akademisyen ve bilim adamları olarak, Türkiye için elde ettiğimiz bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım” ifadelerine yer verdi.
(soL – Haber Merkezi)

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var