13 Aralık 2012 Perşembe

Mahalleli, mermer ocağını bastı

Burdur'un Bucak İlçesi'ne bağlı Çamlık Beldesi Hacıbağ Mahallesi sakinleri, mahalledeki mermer ocağındaki çalışmaların durdurulmasını istedi.

YURT/BURDUR- Mahalle sakinleri, Çatalpınar mevkiinde mahallenin içme suyunu karşılayan kaynak yakınında açılan mermer ocağına giderek işçilerin ocağa girmesini engelledi. İş makinelerini ve işçi kulübelerini taşlayarak tahrip eden mahalle sakinleri, çalışmaların durdurulmasını istedi. Mahalle sakinleri, içme suyu kaynağının Çatalpınar mevkiinden geldiğini, mermer ocağının içme suyu kaynağını kurutacağını ve susuz kalacaklarını iddia ederek şöyle dedi: 
"Hacıbağ Mahallesi'nin içme suyunu karşılayan tek kaynak Çatalpınar mevkiinden gelmektedir. Mermer ocağı yüzünden kaynağımız kuruyacak. Mermer ocağını açmak isteyen firma yetkililerine geçen yıl da ayın şeyleri söyledik. Geçen yıl da mermer ocağının açılmaması için eylem yaptık. Firma 'Ruhsatımız var, ocağı açacağız' diyerek bu yıl tekrar çalışmalara başladı. Mermer ocağı ruhsatını verenler mahalle sakinlerine sormadı. Burada mahallenin suyu mu var, ormanı mı var, hakkı mı var diyen yok. Ölürüz de bu ocağı açtırmayız."

Mahalle halkı, eylem dolayısıyla çocuklarını da okula göndermedi. Eyleme, çocukların yanı sıra, kadınlar ve yaşlılar da destek verdi.

KAYMAKAM İKNA ETMEK İÇİN ÇABALADI

Olay yerine gelen jandarma ocakta çalışanların güvenliğini sağlayıp mahalle sakinlerini sakinleştirmeye çalıştı. Bucak Kaymakamı Osman Hacıbektaşoğlu da olay yerine giderek mahalle sakinlerini sakinleştirme ve ikna etme girişiminde bulundu.

Kaymakam Hacıbektaşoğlu mahalle sakinlerine, "Kimse suyunuzu alamaz, yok edemez, mermer ocağı firması burayı işletmek için ruhsat almış. Hem onlar, hem siz hakkınızı yasal yollardan arayın" dedi.

Kaymakam Hacıbektaşoğlu, mahalle sakinlerini sakinleşmesi ve eylemlerine son vermesi amacıyla, birçok kişiyle tek tek konuşarak, ikna etmek için yoğun çaba gösterdi. Hacıbektaşoğlu mahalle sakinlerine, "Çalışmalar durdu. Artık eyleminize son verip, evinize gitmenizi istiyorum. Sizin gitmeniz halinde burada bulunan iş makineleri mermer ocağından götürülecek" dedi.

Kaymakam Hacıbektaşoğlu'nun sözlerini inandırıcı bulmayan mahalle sakinleri soğuk ve yağıştan korunmak için ateş yakarak, eylemlerini sürdürmek istedi, ancak Hacıbektaşoğlu'nun kararlı ikna çabaları sonucu, "Mermer ocağının tekrar faaliyete geçmesi halinde bizi buradan kimse ayıramaz. Yatak döşek alır burada yatarız. Eylemimiz daha sert olur" diyerek mermer ocağını terk etti.

Mahalle sakinlerinin olay yerinden ayrılması üzerine iş makineleri mermer ocağından çıkartılarak başka bir yere götürüldü. 

AVM inşaatı devam ediyor

Mudanya’da bulunan Myrleia Antik Kenti’nin üzerine, alışveriş merkezi ve akaryakıt istasyonu yapılması ile ilgili tartışmalar sürüyor.
AKP Bursa Milletvekili Bülent Arınç, geçtiğimiz yıl seçim dönemi öncesinde Bursa’daki hedeflerinin sıralarken şunları söylemişti: “Bursa’nın Marmara’ya açılan kapısı Mudanya’nın turizmden daha fazla pay alabilmesi için Hilal Tepe bölgesinde bulunan Apameia (Myrleia) Antik Kenti’ni gün yüzüne çıkaracağız. Dünya için büyük önem taşıyan eserleri itibariyle İznik ve Mudanya, yeni dönemde inanç turizminin en önemli merkezi haline gelecek.”
SAHİP ÇIKAN ÇIKANA
Tıpkı Arınç gibi, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de her fırsatta Bursa’daki tarihi mirasın ayağa kaldırılması için çalıştıklarını vurguluyor. Altepe geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Bursa’da son dönemde Osmanlı’nın ilk yıllarından Cumhuriyet dönemine, Roma döneminden Bitinya dönemine kadar onlarca eseri ayağa kaldırdıklarını ve bundan sonra da bunu sürdüreceklerini vurgulamıştı.
BELEDİYE: KURUL KARARI KURUL: HABERİM YOK
Mudanya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ise inşaatın Kültür Varlıkları Koruma Kurulu Müdürlüğü’nün onayı ile devam ettiğini söyledi. CHP İl Genel Meclis üyelerinden aldığımız bilgiye göre, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü inşaat sahasında yapılan kazıların, Müze Müdürlüğü arkeologları tarafından günlük olarak denetlendiğini ileri sürüyor. Müze Müdürlüğü tarafından sergilenmeye değer bulunan eserlerin camekanlarda yer alacağı da söyleniyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Bursa Şubesi, konuyla ilgili Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna ihbarda bulundu. Kurul bu alanda yapılanlardan haberlerinin olmadığı söyledi. (Bursa/EVRENSEL)

GÜNAY: TARİHİMİZİ KORUYACAĞIZ
KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay geçtiğimiz günlerde Muradiye Külliyesinin restorasyon çalışmaları için Bursa’ya gelmişti. Günay, Türkiye’nin her yerindeki eserlere ayrım yapmaksızın sahip çıktıklarının altını çizerek, “Bu kentin her köşesinde müstesna eserler bulunmaktadır. Bizler sanayiden de vazgeçmeden, tarihimize, tabiatımıza sahip çıkacağız” demişti.

İNŞAATIN DURMASINI İSTİYORLAR
“MUDANYA Tarihine ve Geleceğine Sahip Çıkıyor Platformu” tarihi kentin yok olmaması için imza topluyor. Geçtiğimiz günlerde kazı alanı önünde bir eylem de gerçekleştirerek, 2863 sayılı “Kültür varlıklarını koruma yasasına” muhalefet edildiği için, Bursa Kültür Varlıkları Koruma Kurulu ve Müze Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Sapanca'yı besleyen kaynaklar da korunacak

Sapanca Gölü'nü besleyen Akçay, Namazgâh, Yuvacık ve Havza gibi su kaynaklarını koruma altına almak için protokol imzalandı.
Cumhuriyet/Sakarya- ''Sapanca Gölü, Akçay, Namazgâh, Yuvacık Havza Koruma Planı ve Özel Hüküm Belirleme Çalışması Protokolü'' Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu arasında Sapanca Richmond Otel'de imzalandı.
Burada konuşan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, müdürlük olarak bölgedeki su kaynaklarının korunabilmesi için yapılması gereken hususların neler olduğunu ortaya koyan bir sözleşme hazırladıklarını kaydetti.
Sapanca Gölü'nün her iki il içinde önemli olduğuna dikkati çeken Kınacı,''Her iki ilimiz alternatif su kaynakları konusunda da çalışma yapıyor. Sakarya ilimiz Akçay Projesi üzerinde çalışıyor. Kocaeli ilimiz de Namazgah Barajına ilişkin çalışma yapıyor. Ancak Sapanca Gölü kullanılabilirlik açısından en değerli su kaynağıdır''dedi.
Sözleşmeyle her iki ilin yöneticilerinin de üzerlerine düşen görevleri yerine getireceklerini taahhüt ettiklerini anlatan Kınacı, ''Biz de tatlı su kaynağının kirletici potansiyeli nedir? Hangi kirletici kaynaklar var ve nasıl kontrol altına alınabilirler? Mevcut su kullanımı nedir ve su ihtiyacı arttıkça su kaynağımız nasıl kullanılacak? Bununla ilgili hususları esaslara bağlamayı arzu ediyoruz. Bu esasları dikkate alarak kaynaklarımızın uygun şekilde kullanılmasını sağlamayı hedefliyoruz'' diye konuştu.

''Sapanca Gölü, Sakarya için vazgeçilmez''

Önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve bu toplantının gerçekleşmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu da Sapanca Gölü'nün Sakarya için vazgeçilmez bir su kaynağı olduğunu, şehrin büyük bölümünün içme suyu ihtiyacının bu gölden karşılandığını söyledi.
Öncelikli görevlerinin Sapanca Gölü'nü korumak ve en sağlıklı şekilde vatandaşlara ulaştırmak olduğunu aktaran Toçoğlu, ''Bu konuda önemli çalışmalar yapıyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'yle de ortak kullandığımız bu havzamızı yazılı olmayan kurallarla işin başından beri beraber yönetiyoruz. Bundan sonra özellikle su bütçesinin korunması konusunda önemli katkılar sağlayacak bu protokolü imzalamak üzere bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz''şeklinde konuştu.

''Her ile yetecek kadar su var''

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ise susuz yaşamın olmadığını, o yüzden su kaynaklarının en sağlıklı şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.
Her iki ile yetecek kadar suyun olduğunu belirten Karaosmanoğlu, su kullanımında çevresel faktörlerin önemine değinerek, şunları kaydetti:
''Hem Sakarya hem de Kocaeli göç alan ve büyüyen kentler. Sanayinin getirdiği riskler de var. Bölgede sanayinin yanında tarım da var. Tarımda ilaçlama gibi gübreleme gibi suyu tehlikeye sokan faktörler de var. Suyun doğal kalitesini bozan diğer faktörleri de dikkate alarak bilimsel ve teknik olarak ölçmek, değerlendirmek, önlem almak gerekir. Bu yönetimi bunun için oluşturuyoruz.''

İstifa yetmez, yargılansın!

  • VALİ YARDIMCISI COŞKUN’UN TUTUMUNA TEPKİ:
  • Sevda Karaca
  • Öğretmen Gülşah Aktürk’ün göz göre göre ölüme sürüklenmesi, benzer şekillerde hayatını kaybeden diğer kadınların yaşadıklarını da gündeme getirdi. Hepsinin ortak bir noktası var: Devletin yetkili kurumları, yasaların verdiği görevleri yerine getirmiyor!
    Van’da öğretmenlik yapan Gülşah, Hakan Başar’dan defalarca ölüm tehdidi almıştı. Van Valiliği’ne ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne görevinin başka bir ile alınması için başvuran Gülşah’ın talebi sonuçsuz kaldı. Gülşah, korunmak için bütün süreçleri işletmiş, ilgili bütün kurumlara başvurmuştu. Gülşah öğretmen, öldürülmeden önce dilekçesinde “Vali Yardımcısı en kötü ihtimalle öleceğimi, ölümün hak olduğunu, kaçış olmadığını, hiç olmadı istifa edebileceğimi, yanımda biber gazı ile gezmem gerektiğini söyledi”  diye yazıyordu.
    ‘VALİ GÖREVİNİ İHMAL ETTİ’
    Avukat Hülya Gülbahar ise Van Valiliğinin Gülşah öğretmenin ölümünden yasaların mülki amire verdiği görevleri yerine getirmemeleri dolayısıyla sorumlu olduğunu ve sorumluların saddece istifasının yetmeyeceğini, görevi ihmal ve suça teşvik dolayısıyla da yargılanmaları gerektiğini söylüyor.
    “Hükümetin 8 Mart’ta çıkardığı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası’nda ilk maddelerde mülki amirlerin alması gereken önlemler düzenleniyor. Bu kanun kapsamında bütün devlet birimleri, öncelikle valilikler önleyici ve koruyucu tedbir alma yükümlülüğüne sahip.
    Yasa hazırlanırken kadın örgütlerinin en çok üzerinde durduğu konulardan biri de mülki amirliklerin görevini yerine getirmeleri için yasal sorumluluklarının olması idi. Van Vali Yardımcısı Zafer Coşkun’un görevi ihmalden yargılanması gerekiyor, sadece istifa etmesi yetmez.
    Bir de Gülşah öğretmene yaptığı açıklamalarla suçu ve suçluyu kayırdığını da görüyoruz. Ne demek ‘En fazla ölürsün, zaten böyle adamlarla gezen kadınlarda kabahat’ sözleri!”. Gülbahar, gerekli görüldüğü koşullarda ve kadının can güvenliği tehdidi varsa işyeri değişikliğinin ne kadar önemli olduğunu bu olayda da gördüğümüzü söyledi.

    GÖREVİ İHMAL KATİLLE SUÇ ORTAKLIĞIDIR
    Zozan Özgökçe (Van Kadın Derneği): Kamu kurumları kendi kurumlarında çalışan kadınların can güvenliğini bile sağlayamıyor. Öldürülme tehlikesi olan kadınlar ilgili kurumlara başvurdukları halde öldürülüyor. Valilik ve buna bağlı kurumlara başvuran kadınlar, bu kurumlardan medyumluk veya teselli değil Müdahale bekliyor. Kadın cinayetlerini azaltmak için kamu kurumlarının ellerindeki yetkileri kullanmaları yeterlidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurum müdürlerini ve mülki idare amirlerini tavizsiz ve mutlak bir şekilde uyarmalıdır. Görevini ihmal eden kurum amirlerini ve mülki idare amirlerini görevden uzaklaştırmaları gerekmektedir. Gülşah Aktürk olayında açık bir şekilde görülüyor ki; ne Milli Eğitim İl Müdürlüğü ne de Valilik üzerine düşen görevi yerine  getirmiştir. Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı nasıl olur da ‘teselli ettim’ gönderdim der. Gülşah Aktürk, Vali yardımcısı ile dertleşmeye gitmemiş ki makamına, müdahale edilmesi için gitmiştir. Ayrıca Vali yardımcısı yaptığı açıklamada ‘iyilikten başka bir şey yapmadım’ demiş. İyilik yapmak değil senin görevin, senin görevin hassasiyetle müdahale etmek, yetkini kullanmak. Vali Yardımcısı Zafer Coşkun’un derhal istifa etmesi gerekmektedir. Gülşah öğretmeni katleden kadar Van Valisi, Vali Yardımcısı Zafer Coşkun ve Van Milli Eğitim Müdürlüğü de suçludur. Katille suç ortağıdırlar, yargılanmaları gerekir.

    YASA MÜLKİ AMİRLERE NE TÜR GÖREVLER VERİYOR?
    6288 Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi yasasının 3. maddesi mülki amirlerin görev ve sorumluluklarını ortaya koyuyor. Bu maddeye göre korunan kişilerle ilgili olarak şu görevleri yerine getirmeli:
    * Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
    * Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
    * Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
    * Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
    * Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

    YANIT BEKLEYEN SORULAR
    İstanbul Bağımsız Milletvekili A. Levent Tüzel, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e Van’da eski sevgili tarafından öldürülen Gülşah öğretmeni sordu. Gülşah Aktürk’ün, Van Valiliği’ne hayati tehlikesi olduğu için başvuru yaptığını ancak Vali yardımcısının kendisine en kötü ihtimalle öleceğini, ölümün hak olduğunu kaçış olmadığını, hiç olmadı istifa edebileceğini, yanında biber gazıyla gezmesi gerektiğini söylediğini hatırlatan Tüzel, “Bir kadın ‘hayati tehlike’ kaygısı ile kamu kurumlarına başvurduğu anda, derhal adım atılmalı, önlem alınmalı, müdahale edilmelidir. Ancak bu vahim örnekte olduğu gibi, ilgili kurum yetkilileri ya kehanetlerde bulunuyor ya da kadınları başlarından atıyor” dedi. Tüzel’in Şahin’den cevaplamasını istediği sorular şöyle:
    * Kamu kurumlarının kendi kurumlarında çalışan kadınların can güvenliğini sağlamak  için yasal ve kurumsal önlemler almak zorunluğu yok mudur?
    * Gülşah öğretmen Valiliğe ve Savcılığa hayatının tehlikede olduğunu belirttiği ve koruma istediği halde neden önlem alınmamıştır?
    * Bir Vali Yardımcısı nasıl hayati tehlikesi olan bir kadına ‘en kötü ihtimalle ölürsün’ der. İşte en kötü ihmalle öldürüldü, şimdi ne yapacaksınız? Bu kişinin görevinden alınması gerekmez mi?
    * Gülşah öğretmen, mahkemeye verdiği dilekçesinde öldürülmesi halinde Van Valisi, Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı Zafer Coşkun, Van Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sorumlu olduğunu belirtmiştir. Bu kişiler hakkında inceleme, soruşturma açılmış mıdır? (İstanbul/EVRENSEL)

10 Aralık 2012 Pazartesi

TOKİ her şeyi açık artırmaya çıkardı: Okul, hastane, spor tesisi, kentsel servis alanları...

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerin de aralarında bulunduğu 19 ilde toplam 167 adet arsayı açık artırmayla satışa çıkarıyor. Satışı yapılacak araziler arasında okullara, sağlık ve spor tesislerine ait olanlar da var.
TOKİ’den yapılan açıklamaya göre, İdare, 25 Aralık’ta düzenlenecek açık artırmayla İdare’nin mülkiyetindeki 167 arsa satışa çıkarılacak. Satılacak arsalar arasında ilköğretim ve orta öğretim okullarına ait araziler; ticaret, sanayi, spor ve özel sağlık tesislerine ait araziler ve kentsel servis alanı ile özel eğitim alanları da bulunuyor.
Satış için açık artırma, 25 Aralık Salı günü saat 14.00’te, eş zamanlı olarak TOKİ’nin Ankara Bilkent’teki binasıyla Eskidji Müzayedecilik Ticaret İthalat İhracat AŞ’nin İstanbul Yenibosna’daki merkezinde yapılacak.
Yağmanın büyüğü Ankara’da
Toplam 19 ilde satışa sunulan 167 arsanın önemli bir kısmı Ankara’da bulunuyor. Son yıllarda yapılan lüks konutlarla gündeme gelen Gölbaşı’nda 17, Yenimahalle’de 17, Polatlı’da 73, Kazan’da 11, Sincan’da 3, Keçiören’de 3, Etimesgut’ta ve Mamak’ta da 1’er olmak üzere Ankara’da 126 arsa satılacak.
Kamusal hizmet binalarına ait araziler satılıyor
Satışa sunulan taşınmazlar, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Tekirdağ, Adıyaman, Afyon, Ağrı,Aksaray, Amasya, Antalya, Çorum, Edirne, Gaziantep, Kars, Kütahya, Mersin, Sinop ve Şanlıurfa illerinde bulunuyor. Arsalar arasında konut niteliğinde olanların yanı sıra, ilköğretim, orta öğretim, ticaret, sanayi, spor tesisi, özel sağlık tesisi, kentsel servis alanı ve özel eğitim alanları da bulunuyor.
Okulu hastaneyi al taksitle öde!
TOKİ’nin 19 ilde açık artırma yöntemiyle satışa çıkardığı arsalar için hem peşin hem de vadeli teklifler alınacak. Taksitli satışlarda 1. lottan 11. lota kadar olan (11. lot dahil) taşınmazlar yüzde 25 peşin 36 ay vadeyle satılacak. 12. lottan 85. lota kadar (85. lot dahil) olan taşınmazlar yüzde 15 peşin 60 ay vade, diğer lotlardaki taşınmazlar ise yüzde 10 peşin 120 ay vadeyle satışa sunulacak. Peşin veya vadeli olarak alınan teklifler İdare tarafından değerlendirildikten sonra nihai karar verilerek satış gerçekleştirilecek.
(soL - Haber Merkezi)

Köprüçay’da HES için ağaç kıyımı başladı!

8 Aralık 2012 Cumartesi

Eyvah 'gelenek' geleceğe taşınacak!

Radyasyonlu atıkları Gaziemir'in göbeğinde bırakıp Torbalı'da yeni tesis açan işletmenin sloganı, 'Geleneği geleceğe taşımak'...
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi
İzmir Gaziemir’de yaklaşık 70 yıl kurşun üreten ve atıklarında beş yıl önce radyasyon tespit edilen Aslan Avcı Kurşun Fabrikası, iki yıldır kaderine terk edilmiş durumda. Ancak fabrikanın 2000’de hayatını kaybeden sahibi Hasan Yavaş’ın torunları, Gaziemir’deki arazide bir kısmı gömülü, bir kısmı halen açıkta duran atıkları temizlemeden yeni bir fabrika kurdu. İzmir Torbalı’da beş ortakla ve ‘Heper Metal’ adıyla 25 Mart 2011’de kurulan ‘yeni’ kurşun fabrikasının sloganı ise şu: “Geleneğimizi geleceğe taşıdığımız için gururluyuz...” 
Yeni fabrikanın tam adı Heper Metal Döküm Sanayi Tic. A.Ş. Torbalık’taki sanayi bölgesinde bir derenin kenarına kurulmuş durumda. Büyük bir kapalı alanın ortasında dev bir kurşun bacası yükseliyor. Fabrikanın her iki yanında üç fabrika daha var. Dışarıdan bakıldığında Heper Metal’i bulmak zor. Yanındaki mermer fabrikasının güvenliğine sorduğumda, “Zaten malzeme getiren TIR’lar da hep gelip bana soruyor. Ben de tarif ediyorum. Yeri çok sapa” diyor. 
Sora sora fabrikanın yerini öğrendikten sonra girişteki güvenliğe kendimi tanıtıp, yetkilileri ile görüşmek istediğimi anlatıyorum. Güvenlik önce fabrikada olduklarını söyleyerek haber vermeye gidiyor. Ancak bir süre sonra bir görevli gelip yetkililerin fabrikada olmadığını söylüyor.

3. jenerasyon işbaşında
Fabrika Hasan Yavaş’ın torunları tarafından kurulmuş. Resmi Gazete’ye göre şirket ortaklarının adları şöyle: Mustafa Ekener, Hasan Yavaş (Kurucu Hasan Yavaş’ın torununun torunu), Ozan Kolcuoğlu, Hayri Mert Coşan ve Şennur Yavaş. Heper Metal’in internet sitesinde, 67 yıl Gaziemir’deki fabrikayı işleten ve 12 yıl önce hayatını kaybeden Hasan Yavaş’ın fotoğrafı var. Sitede yer alan bazı bilgiler şöyle: “Heper A.Ş. Hasan Yavaş’ın ailesinin üçüncü jenerasyonu tarafından kuruldu. Üretim metotlarımız denenmiş ve test edilmiştir. 2011’de tüm üretim sistemi büyük bir yenilikten ve modifikasyondan geçmiştir. Öncü üretim kulemiz yeni lokasyonumuzda yeniden inşa edildi ve üretim kapasitemiz iki katına çıkarıldı. Çalışanlarımızın sağlığı, güvenliği ve çevreye duyarlılık yönetimimizin çalışma disiplininde ilk sırayı alır. Sorumluluklarımız: İşçilerimizi ve çevremizi korumak için o sağlık risklerini öngörmek. Kazalara karşı sağlık ve güvenlik önlemlerini almak. Doğal enerji kaynaklarını maksimum verimlilikle kullanmak. Atık ve gürültü kirliliğini, çevreyi ve sağlığı en az etkileyecek şekilde kontrol etmek.”

Temizliğin bedeli
İzmir Gaziemir’de eski fabrikanın bulunduğu yaklaşık 70 dönümlük arazinin bedeli 30-40 milyon lira. Ancak satışı ve devri konusunda TAEK’in tapu üzerinde şerhi bulunuyor. Araziye gömülü atıkların miktarının 100 bin tondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Zehirli atıkların bertarafı ise ton başına ortalama 270 lira. Yani araziyi temizlemeye kalksalar en az arazi bedeli kadar masrafı olacak. İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü 2008’de atıkların bertarafı konusunda mevzuatlara aykırılık tespit ettiği için firmaya 321 bin TL ceza kesti. Ceza halen Maliye Bakanlığı’nın gündeminde. 

TAEK: Benim görev alanım değil
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), dün açıklama yaparak Gaziemir’de radyasyonlu madde bulaşmış atıkların gömüldüğü ve bir kısmının halen açıkta olduğu eski fabrikayla ilgisi olmadığını duyurdu: “Tesisin nükleer tesis ya da radyasyon tesisi olmadığı gibi bünyesinde de radyoaktif kaynak kullanılarak faaliyette bulunulmamaktadır. Dolayısıyla Aslan Avcı Döküm Sanayi A.Ş faaliyetleri açısından TAEK’in lisansına, denetimine ve yaptırımlarına tabi değildir.” 
TAEK, daha önce yaptığı çalışmaları anlattığı raporunda, İzmir Valiliği, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Belediyesi ve Gaziemir Kaymakamlığı’nı konudan haberdar ettiğini anlattı. Ancak kurumlardan ses yok. Kaymakamlık yetkinin kendilerinde olmadığını öne sürerken, Valilik ile Çevre Müdürlüğü de harekete geçmedi. {İZMİR/DHA} 
İzmir Valisi henüz duymamış
Travel Turkey Fuarı’nda karşılaştığım İzmir Valisi Mustafa Cahit Kıraç’a, Radikal ’in günlerdir manşetinden duyurduğu Gaziemir’deki fabrikayla ilgili bir işlem yapıp yapmadıklarını sordum. Vali Kıraç konuyu bilmediğini söyledi. Israrlı sorularım üzerine Vali Kıraç, birkaç gündür İzmir’de olmadığını belirtti. Kıraç, brifing alıp almadığına ilişkin de “Daha yapamadım. Zamanım olmadı ama en ince noktasına kadar araştırılacak” dedi. 
Bakan Yıldırım: Kimyasal kirlilik
Gaziemir’deki zehirli fabrika, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’a da soruldu. Yıldırım “İzmir’de Çernobil vakası gibi bir şey var demek, bu kente yapılacak en büyük kötülüktür. Burada normal insan yaşamını etkileyecek hiçbir olumsuz seviyede radyoaktif malzeme yok. Bütün ortamlarda olabilecek düzeyde bir radyoaktivite var, onun ötesinde başka bir şey yok” dedi. Yıldırım, ‘radyasyon tartışmasının İzmir’in EXPO 2020 adaylığını etkileyip etkilemeyeceği’ sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Biz, ‘İzmir’in Çernobili’ diye söylersek tabii ki etkiler. Bu insafsızca bir niteleme. Radyasyon tehdidi nükleer tesisin tahrip olması ile ortaya çıkar. Ama böyle bir durum yok. Kimyasal reaksiyon oluşmuş. Akünün kurşunları çıktıktan sonra atıkların depolandığı yerde toprakla reaksiyona girmesiyle çıkan kimyasal bir kirlilik. Gerekli tedbirleri alıyoruz.” 

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var