Sayfalar
- Ana Sayfa
- Mortgage
- Konut Kredisi
- Refinansman Nedir?
- Kira Nedir?
- Sigorta
- Faiz Nedir?
- Fıkralar
- Kefillik Nedir?
- Arsa Payı Nedir, Nasıl Hesaplanır?
- Gayrimenkul Satış Vaadi Nedir?
- Tahliye Taahhütnamesi nedir?
- DEĞER ARTIŞ KAZANCI NEDİR?
- DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) NEDİR?
- EMLAK-EMLAKÇILIK NEDİR?
- HACİZ YOLU İLE TAKİP NASIL YAPILIR?
- TAPU NEDİR ?
- Emlak Vergisi
- Sözleşme ve Şekil Şartı Nedir?
- ÖRNEK DANIŞMANLIK VE KOMİSYON SÖZLEŞMESİ
- Emlak Terimler Sözlüğü
Hakkımda
13 Aralık 2012 Perşembe
Mahalleli, mermer ocağını bastı
AVM inşaatı devam ediyor
12 Aralık 2012 Çarşamba
Sapanca'yı besleyen kaynaklar da korunacak
''Sapanca Gölü, Sakarya için vazgeçilmez''
Önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve bu toplantının gerçekleşmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu da Sapanca Gölü'nün Sakarya için vazgeçilmez bir su kaynağı olduğunu, şehrin büyük bölümünün içme suyu ihtiyacının bu gölden karşılandığını söyledi.
''Her ile yetecek kadar su var''
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ise susuz yaşamın olmadığını, o yüzden su kaynaklarının en sağlıklı şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.
İstifa yetmez, yargılansın!
- VALİ YARDIMCISI COŞKUN’UN TUTUMUNA TEPKİ:
- Sevda Karaca
- Öğretmen Gülşah Aktürk’ün göz göre göre ölüme sürüklenmesi, benzer şekillerde hayatını kaybeden diğer kadınların yaşadıklarını da gündeme getirdi. Hepsinin ortak bir noktası var: Devletin yetkili kurumları, yasaların verdiği görevleri yerine getirmiyor!Van’da öğretmenlik yapan Gülşah, Hakan Başar’dan defalarca ölüm tehdidi almıştı. Van Valiliği’ne ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne görevinin başka bir ile alınması için başvuran Gülşah’ın talebi sonuçsuz kaldı. Gülşah, korunmak için bütün süreçleri işletmiş, ilgili bütün kurumlara başvurmuştu. Gülşah öğretmen, öldürülmeden önce dilekçesinde “Vali Yardımcısı en kötü ihtimalle öleceğimi, ölümün hak olduğunu, kaçış olmadığını, hiç olmadı istifa edebileceğimi, yanımda biber gazı ile gezmem gerektiğini söyledi” diye yazıyordu.‘VALİ GÖREVİNİ İHMAL ETTİ’Avukat Hülya Gülbahar ise Van Valiliğinin Gülşah öğretmenin ölümünden yasaların mülki amire verdiği görevleri yerine getirmemeleri dolayısıyla sorumlu olduğunu ve sorumluların saddece istifasının yetmeyeceğini, görevi ihmal ve suça teşvik dolayısıyla da yargılanmaları gerektiğini söylüyor.“Hükümetin 8 Mart’ta çıkardığı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası’nda ilk maddelerde mülki amirlerin alması gereken önlemler düzenleniyor. Bu kanun kapsamında bütün devlet birimleri, öncelikle valilikler önleyici ve koruyucu tedbir alma yükümlülüğüne sahip.Yasa hazırlanırken kadın örgütlerinin en çok üzerinde durduğu konulardan biri de mülki amirliklerin görevini yerine getirmeleri için yasal sorumluluklarının olması idi. Van Vali Yardımcısı Zafer Coşkun’un görevi ihmalden yargılanması gerekiyor, sadece istifa etmesi yetmez.Bir de Gülşah öğretmene yaptığı açıklamalarla suçu ve suçluyu kayırdığını da görüyoruz. Ne demek ‘En fazla ölürsün, zaten böyle adamlarla gezen kadınlarda kabahat’ sözleri!”. Gülbahar, gerekli görüldüğü koşullarda ve kadının can güvenliği tehdidi varsa işyeri değişikliğinin ne kadar önemli olduğunu bu olayda da gördüğümüzü söyledi.
GÖREVİ İHMAL KATİLLE SUÇ ORTAKLIĞIDIRZozan Özgökçe (Van Kadın Derneği): Kamu kurumları kendi kurumlarında çalışan kadınların can güvenliğini bile sağlayamıyor. Öldürülme tehlikesi olan kadınlar ilgili kurumlara başvurdukları halde öldürülüyor. Valilik ve buna bağlı kurumlara başvuran kadınlar, bu kurumlardan medyumluk veya teselli değil Müdahale bekliyor. Kadın cinayetlerini azaltmak için kamu kurumlarının ellerindeki yetkileri kullanmaları yeterlidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurum müdürlerini ve mülki idare amirlerini tavizsiz ve mutlak bir şekilde uyarmalıdır. Görevini ihmal eden kurum amirlerini ve mülki idare amirlerini görevden uzaklaştırmaları gerekmektedir. Gülşah Aktürk olayında açık bir şekilde görülüyor ki; ne Milli Eğitim İl Müdürlüğü ne de Valilik üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı nasıl olur da ‘teselli ettim’ gönderdim der. Gülşah Aktürk, Vali yardımcısı ile dertleşmeye gitmemiş ki makamına, müdahale edilmesi için gitmiştir. Ayrıca Vali yardımcısı yaptığı açıklamada ‘iyilikten başka bir şey yapmadım’ demiş. İyilik yapmak değil senin görevin, senin görevin hassasiyetle müdahale etmek, yetkini kullanmak. Vali Yardımcısı Zafer Coşkun’un derhal istifa etmesi gerekmektedir. Gülşah öğretmeni katleden kadar Van Valisi, Vali Yardımcısı Zafer Coşkun ve Van Milli Eğitim Müdürlüğü de suçludur. Katille suç ortağıdırlar, yargılanmaları gerekir.
YASA MÜLKİ AMİRLERE NE TÜR GÖREVLER VERİYOR?6288 Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi yasasının 3. maddesi mülki amirlerin görev ve sorumluluklarını ortaya koyuyor. Bu maddeye göre korunan kişilerle ilgili olarak şu görevleri yerine getirmeli:
* Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
* Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
* Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
* Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
* Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.
YANIT BEKLEYEN SORULARİstanbul Bağımsız Milletvekili A. Levent Tüzel, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e Van’da eski sevgili tarafından öldürülen Gülşah öğretmeni sordu. Gülşah Aktürk’ün, Van Valiliği’ne hayati tehlikesi olduğu için başvuru yaptığını ancak Vali yardımcısının kendisine en kötü ihtimalle öleceğini, ölümün hak olduğunu kaçış olmadığını, hiç olmadı istifa edebileceğini, yanında biber gazıyla gezmesi gerektiğini söylediğini hatırlatan Tüzel, “Bir kadın ‘hayati tehlike’ kaygısı ile kamu kurumlarına başvurduğu anda, derhal adım atılmalı, önlem alınmalı, müdahale edilmelidir. Ancak bu vahim örnekte olduğu gibi, ilgili kurum yetkilileri ya kehanetlerde bulunuyor ya da kadınları başlarından atıyor” dedi. Tüzel’in Şahin’den cevaplamasını istediği sorular şöyle:
* Kamu kurumlarının kendi kurumlarında çalışan kadınların can güvenliğini sağlamak için yasal ve kurumsal önlemler almak zorunluğu yok mudur?
* Gülşah öğretmen Valiliğe ve Savcılığa hayatının tehlikede olduğunu belirttiği ve koruma istediği halde neden önlem alınmamıştır?
* Bir Vali Yardımcısı nasıl hayati tehlikesi olan bir kadına ‘en kötü ihtimalle ölürsün’ der. İşte en kötü ihmalle öldürüldü, şimdi ne yapacaksınız? Bu kişinin görevinden alınması gerekmez mi?
* Gülşah öğretmen, mahkemeye verdiği dilekçesinde öldürülmesi halinde Van Valisi, Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı Zafer Coşkun, Van Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sorumlu olduğunu belirtmiştir. Bu kişiler hakkında inceleme, soruşturma açılmış mıdır? (İstanbul/EVRENSEL)
10 Aralık 2012 Pazartesi
TOKİ her şeyi açık artırmaya çıkardı: Okul, hastane, spor tesisi, kentsel servis alanları...
Toplam 19 ilde satışa sunulan 167 arsanın önemli bir kısmı Ankara’da bulunuyor. Son yıllarda yapılan lüks konutlarla gündeme gelen Gölbaşı’nda 17, Yenimahalle’de 17, Polatlı’da 73, Kazan’da 11, Sincan’da 3, Keçiören’de 3, Etimesgut’ta ve Mamak’ta da 1’er olmak üzere Ankara’da 126 arsa satılacak.
Satışa sunulan taşınmazlar, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Tekirdağ, Adıyaman, Afyon, Ağrı,Aksaray, Amasya, Antalya, Çorum, Edirne, Gaziantep, Kars, Kütahya, Mersin, Sinop ve Şanlıurfa illerinde bulunuyor. Arsalar arasında konut niteliğinde olanların yanı sıra, ilköğretim, orta öğretim, ticaret, sanayi, spor tesisi, özel sağlık tesisi, kentsel servis alanı ve özel eğitim alanları da bulunuyor.
TOKİ’nin 19 ilde açık artırma yöntemiyle satışa çıkardığı arsalar için hem peşin hem de vadeli teklifler alınacak. Taksitli satışlarda 1. lottan 11. lota kadar olan (11. lot dahil) taşınmazlar yüzde 25 peşin 36 ay vadeyle satılacak. 12. lottan 85. lota kadar (85. lot dahil) olan taşınmazlar yüzde 15 peşin 60 ay vade, diğer lotlardaki taşınmazlar ise yüzde 10 peşin 120 ay vadeyle satışa sunulacak. Peşin veya vadeli olarak alınan teklifler İdare tarafından değerlendirildikten sonra nihai karar verilerek satış gerçekleştirilecek.
Köprüçay’da HES için ağaç kıyımı başladı!
Yukarı Köprüçay Havzası'nda inşa edilecek Kasımlar Barajı ve HES Projesi için yüzlerce karaçam ve meşe ağacı kesilecek. Oysa Başbakan Erdoğan bir süre önce "ormanlarımızın bir santimini dahi işgal ettirmedik" demişti…
Isparta ve Antalya sınırlarında projelendirilen Kasımlar Barajı'nın ana gövdesinin inşa edileceği Suçatı ve Ballık mevkilerinde yoğunlaşan ağaç kıyımına Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu’ndan yapılan açıklamayla tepki geldi. Baraj ve HES projesinin kapsayacağı alanda yürütülen çalışmalar sırasında daha şimdiden yüzlerce karaçam ve meşe ağacının kesilmesinin "vahşet" olarak nitelendiği platform açıklamasında, yaklaşık 1 milyon 800 bin metrekarelik alanı kapsayacağı belirtilen baraj gölü havzasının ve 1 milyon 200 bin metrekareyi bulan projenin genel alanının, 902 bin metrekarelik kısmının orman statüsünde olduğu ve söz konusu orman alanlarında kamulaştırma işlemi uygulanmayacağı kaydedildi.

“Yasal ağaç kıyımını durdurun”
Projenin daha başlangıç aşamasında gerçekleşen ağaç kıyımının, sonrasında olacaklar konusunda kamuoyunu ve bölge insanını tedirgin ettiği dile getirilen açıklamada, “bölgenin karakteristik orman dokusunu oluşturan Karaçam, ardıç ve meşe gibi türler, hem bölge insanı hem de canlı yaşam için hayati önemdedir. Bölge halkının üretim araçlarını elinden alarak, tarımı, hayvancılığı ve geçimlik üretimi ortadan kaldırarak vadinin insansızlaşmasına neden olan sürecin geldiği nokta; bölgenin tüm değerlerinin özelleştirme mantığıyla şirketlere devredilmesidir. Tüm kamunun ortak malı olan, toprağın, suyun ve ormanların yalnızca birkaç şirketin çıkarına sunulması yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Yasal olarak sürdürülen bu kıyımın bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz” denildi.
Kasımlar Barajı ve HES Projesi için biri 7, diğeri ise 11 kilometre olmak üzere iki iletim tüneliyle toplamda yaklaşık 25 kilometre uzunluğunda iletim kanallarının inşa edileceğinin altı çizilen açıklamada, bu çalışmalar aşamasında bölgenin orman dokusu ve biyolojik çeşitliliğine yönelik ciddi zararların verilebileceği uyarısında bulunuldu.
Başbakan Erdoğan’ın 4 Aralık günü Ankara’da katıldığı “Ak Kadınlar Ormanı” fidan dikme töreninde Türkiye’nin orman varlığını milli servet olarak gördüklerini söyleyerek, "Ormanlarımızın bir santimetre karesini dahi kimseye işgal ettirmedik. Herkes bunu böyle bilsin" ifadelerini kullandığı anımsatılan platform açıklamasında, “Köprüçay’da yaşanan bu orman kıyımlarını Sayın Başbakan’ın bilgisine sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Ormanlara kamulaştırma yok
Proje sahasında bulunan orman alanları için kamulaştırma işlemi uygulanmıyor. Orman niteliğini taşıyan sahalar için 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesine göre Orman ve Su İşleri Bakanlığı ilgili orman bölge müdürlüğünden gerekli izinler alınması yeterli görülüyor. Enerji, yol ve liman gibi "kamu yararı" gözeten yatırımlar için uygulanan bu izlek, birçok bölgede tartışmalara neden oluyor. Kırsal yaşamın en belirleyici geçim araçlarından biri olan keçi yetiştiriciliğinin bitmesine neden olan ve ormanları kanunen keçilere yasaklayan düzenlemelerin, iş makinelerine açması eleştiri konusu oluyor.
8 Aralık 2012 Cumartesi
Eyvah 'gelenek' geleceğe taşınacak!
Radyasyonlu atıkları Gaziemir'in göbeğinde bırakıp Torbalı'da yeni tesis açan işletmenin sloganı, 'Geleneği geleceğe taşımak'...
Yeni fabrikanın tam adı Heper Metal Döküm Sanayi Tic. A.Ş. Torbalık’taki sanayi bölgesinde bir derenin kenarına kurulmuş durumda. Büyük bir kapalı alanın ortasında dev bir kurşun bacası yükseliyor. Fabrikanın her iki yanında üç fabrika daha var. Dışarıdan bakıldığında Heper Metal’i bulmak zor. Yanındaki mermer fabrikasının güvenliğine sorduğumda, “Zaten malzeme getiren TIR’lar da hep gelip bana soruyor. Ben de tarif ediyorum. Yeri çok sapa” diyor.
Sora sora fabrikanın yerini öğrendikten sonra girişteki güvenliğe kendimi tanıtıp, yetkilileri ile görüşmek istediğimi anlatıyorum. Güvenlik önce fabrikada olduklarını söyleyerek haber vermeye gidiyor. Ancak bir süre sonra bir görevli gelip yetkililerin fabrikada olmadığını söylüyor.
3. jenerasyon işbaşında
Fabrika Hasan Yavaş’ın torunları tarafından kurulmuş. Resmi Gazete’ye göre şirket ortaklarının adları şöyle: Mustafa Ekener, Hasan Yavaş (Kurucu Hasan Yavaş’ın torununun torunu), Ozan Kolcuoğlu, Hayri Mert Coşan ve Şennur Yavaş. Heper Metal’in internet sitesinde, 67 yıl Gaziemir’deki fabrikayı işleten ve 12 yıl önce hayatını kaybeden Hasan Yavaş’ın fotoğrafı var. Sitede yer alan bazı bilgiler şöyle: “Heper A.Ş. Hasan Yavaş’ın ailesinin üçüncü jenerasyonu tarafından kuruldu. Üretim metotlarımız denenmiş ve test edilmiştir. 2011’de tüm üretim sistemi büyük bir yenilikten ve modifikasyondan geçmiştir. Öncü üretim kulemiz yeni lokasyonumuzda yeniden inşa edildi ve üretim kapasitemiz iki katına çıkarıldı. Çalışanlarımızın sağlığı, güvenliği ve çevreye duyarlılık yönetimimizin çalışma disiplininde ilk sırayı alır. Sorumluluklarımız: İşçilerimizi ve çevremizi korumak için o sağlık risklerini öngörmek. Kazalara karşı sağlık ve güvenlik önlemlerini almak. Doğal enerji kaynaklarını maksimum verimlilikle kullanmak. Atık ve gürültü kirliliğini, çevreyi ve sağlığı en az etkileyecek şekilde kontrol etmek.”
Temizliğin bedeli
İzmir Gaziemir’de eski fabrikanın bulunduğu yaklaşık 70 dönümlük arazinin bedeli 30-40 milyon lira. Ancak satışı ve devri konusunda TAEK’in tapu üzerinde şerhi bulunuyor. Araziye gömülü atıkların miktarının 100 bin tondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Zehirli atıkların bertarafı ise ton başına ortalama 270 lira. Yani araziyi temizlemeye kalksalar en az arazi bedeli kadar masrafı olacak. İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü 2008’de atıkların bertarafı konusunda mevzuatlara aykırılık tespit ettiği için firmaya 321 bin TL ceza kesti. Ceza halen Maliye Bakanlığı’nın gündeminde.
TAEK: Benim görev alanım değil
TAEK, daha önce yaptığı çalışmaları anlattığı raporunda, İzmir Valiliği, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Belediyesi ve Gaziemir Kaymakamlığı’nı konudan haberdar ettiğini anlattı. Ancak kurumlardan ses yok. Kaymakamlık yetkinin kendilerinde olmadığını öne sürerken, Valilik ile Çevre Müdürlüğü de harekete geçmedi. {İZMİR/DHA}
İzmir Valisi henüz duymamış
Bakan Yıldırım: Kimyasal kirlilik
İki güzellik bir arada
Ya üçüde olmasaydı
Mehmet Akif Ersoy'dan
Gezi Parkı
Ne Denilebilir!...
Gezi
Günün Fıkrası
1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.
Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...
Avukat 1
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Avukat 2
George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:
"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.
"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".
Avukat 3
Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
“İki kere iki kaç eder?”
Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''
Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş
En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
''Kaç olmasını istersiniz?''
Avukat 4
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.
Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.
Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''
Avukat 5
Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat açtı ağzını:
“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti.
Sadece:
“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.
Avukat onun sözünü keserek devam etti:
“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”
Günün Sözü
İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.
Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...
Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var




