18 Nisan 2014 Cuma

Ormanları talan kararı Resmi Gazete'de yayımlandı

Ormanlık alanları petrol boru hatları, enerji santralları, petrol ve doğalgaz aramaları gibi işletmelere açan yönetmelik Resmi Gazete yayımlandı.

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Orman Kanunu'nun 16, 17 ve 18. maddelerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelikler ile, ormanlık alanlarda enerji üretim santralleri, petrol ve doğalgaz boru hattı, petrol ve doğalgaz arama tesislerinin kurulmasına izin verilmesinin önü açıldı.

Yönetmelik hükümlerine göre ormanlık alanlarda ayrıca, haberleşme tesisleri, işletilme ve yeraltı doğalgaz depolanmasına ilişkin tesisler ile eğitim ve spor tesislerine, yol, liman geri hizmet alanı, havaalanı, demiryolu, teleferik hattı, tünel gibi ulaşım tesislerine  izin verilebilecek.

Ayrıca, özel yükseköğretim kurumları dışında, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve araştırma amaçlı tesislerine ve izin verilen bu alan içinde izin sahibi yükseköğretim kurumuna veya Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne yurt yapılması için izin verilebilecek.

Bunların yanında, ormanlık alanlar içinde, balık üretim tesislerine, odun kömürü gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocaklara, define aramasına, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılmasına da izin verilebilecek. Buna karşılık, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılması için yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı izin verebilecek.

Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerin kontrol ve denetimleri de "serbest yeminli ormancılık büroları"na yaptırılacağı hüküm altına alınan yönetmelikte şöyle deniliyor:

"Ancak su isale hattı, baraj, gölet, doğalgaz boru hattı, petrol boru hattı, elektronik haberleşme sistemlerine ait baz istasyonu, enerji nakil hattı, yol, telefon iletim hattı izinlerinde saha kontrolleri yatırım tamamlanıncaya kadar her yıl, yatırımın tamamlanmasını takiben sonu sıfır ve beş ile biten yıllarda yapılır."

Ormanlık alanlarda kurulmasına izin verilen tesislerde patlayıcı madde depolanması halinde çevre güvenlik alanları için yer üstünde de emniyet sahasına izin verilebileceği de belirtilen yönetmelikte, "Ormanlık alanda olmayan yer üstündeki patlayıcı madde depolarına çevre güvenlik alanı için izin verilebilir. Ormanlık alanda yer üstünde patlayıcı madde deposuna izin verilmez" deniliyor. 

www.evrensel.net

17 Nisan 2014 Perşembe

Brezilya:Bu kupa kimin için?

Brezilya'da gecekondulara Dünya Kupası işgali


Copa pra quem?
Brezilyalı emekçilerin, yoksulların, gençlerin geçtiğimiz hazirandan bu yana en çok sorduğu soru bu, yani, “Bu kupa kimin için?”
Haziran 2014’te Brezilya’da gerçekleştirilecek FIFA 2014 Dünya Kupası organizasyonu kamu hizmetlerindeki yetersizlik ve gittikçe derinleşen gelir uçurumu ortadayken, bütçeden Kupa’ya ayrılan milyon dolarların ortaya çıkmasıyla birlikte halkın tepkisinin de merkezinde.
Gezi direnişi ile aynı günlerde, haziran 2013’te toplu taşıma ücretleri gibi başka temel taleplerin yanı sıra dile getirilen kupa tepkisi zaman zaman yine yükseliyor.
Kupa ve 2016 Olimpiyatları için hızlandırılan “kentsel dönüşüm” planları “favela” denilen en yoksul gecekondu mahallelerine yönelik polis baskınları, tahliyeler ve binlerce yoksulun evsiz kalması gibi sonuçlarla devam ediyor.

MAHALLEYE ORDU BASKINI

Bir başka baskın da geçtiğimiz hafta Kupa organizasyonunun merkezi olan turistik kent Rio de Janeiro’da gerçekleştirildi. Rio’nun en büyük gecekondu bölgesi olan Complexo do Mare, bizzat Brezilya silahlı kuvvetlerine bağlı özel bir tim tarafından işgal edildi! Bölgede 15 ayrı favelada 130 bin yoksul Brezilyalı yaşıyor. Askerlerin burada 31 Haziran'a kadar “güvenlik” gerekçesi ile kalacağı söyleniyor. İşgalin gerekçesi Dünya Kupası maç ve etkinlikleri boyunca “toplumsal huzuru” sağlamak!
La Mare favelası haziran ayında milyonlarca Brezilyalının sokakları doldurarak yaptığı eylemlerin hemen ardından özel polis timlerince basılmış ve 16 ve 42 arası değişen yaşlarda 10 kişi polis tarafından vurularak öldürülmüştü. Yetkililer o  zaman “üç masum ölüm” olduğunu açıklayarak diğer 7 kişi için bir anlamda “hak ettiler” demişlerdi!
Belli ki Brezilya polisi de “destan yazmak”ta pek maharetli...

KUPA ÖNCESİ GERİLİM ARTIYOR

Brezilya’da askeri diktatörlüğün kuruluşunun (1964-1985) 50. yılı nedeniyle protestolar, diktatörlüğü lanetleme eylemleri yapılırken ordunun Dünya Kupası gerekçesiyle yoksul ve çoğunlukla siyah Brezilyalıların yaşadığı mahallelere operasyonlarını artırması dikkat çekiyor. Complexo do Maré’ye 2 bin askerin, helikopterler ve 17 zırhlı araçla ile operasyon düzenlemesi toplumsal gerilimi arttıracak gibi görünüyor.  
Bu operasyonun bir başka özelliği ise federal hükümet, ordu ve yerel yönetimin ortak kararı olması.
118 kişinin gözaltına alındığı operasyon için gerekçeler ise yıllardır değişmiyor: Genel olarak suç örgütleri ve uyuşturucu çeteleri. Öte yandan operasyon sırasında çıkan çatışmalarda mahalleli bir gencin de silahla vuralarak yaralandığı belirtiliyor.
Bu arada La Mare’nin bulunduğu bölge üç ayrı anayolla Antonio Carlos Jobim Uluslararası Havalimanına, yani Dünya Kupası için binlerce turistin ülkeye giriş yapacağı yere bağlanıyormuş meğer, bu yüzden burada yaşayan yoksul Brezilyalılar, Dünya Kupası organizasyonu için potansiyel tehlike olarak değerlendiriliyorlar.
“Suçu önleme” iddiasıyla yıllardır favela baskınları yapan özel polis timlerinin kendi işledikleri suçların dosyası da kabarık. Bugün işi ordu üstlenmiş olsa da normalde favelalara baskınla görevi polis ekipleri Özel Operasyon Taburu (BOPE). 2007 yılında yine el BOPE, Panamerikan Oyunları gerekçesiyle bu kez Complexo do Alemáo isimli mahalleyi basmış, geride 43 ölü ve 81 yaralı bırakmıştı.


DÜNYA KUPASI İÇİN ÖZEL SİLAHLI TİMLER

Öte yandan geçtiğimiz Aralık ayında Savunma Bakanlığı kararnamesi ile Dünya Kupası ve yine Brezilya’da düzenlenecek 2016 Olimpiyatları’nda görevlendirilmek üzere özel silahlı güçler oluşturulması kararı alındı. Barış/Huzur Gücü isimli bu özel timlerin generali olan Ronaldo Escoto, “Devletin varlığını yeniden yerleştireceğiz” diyerek demokrasiyi huzursuz edecek bir açıklama yapmıştı.
Şunu da hatırlatmakta fayda var. Brezilya’da polis, Silahlı Kuvvetlere bağlı. Sadece bu bile üzerinden kaç yıl geçerse geçsin askeri devlet yapılanmasının hala yaşadığının en önemli kanıtlarından biri.
En baştaki soruya geri dönersek, bu kupa kimin için?
Brezilya’nın kupa kazanabilmesinin neredeyse tek garantisi olan siyah yoksullar için olmadığı ortada.

www.evrensel.net
Elif Görgü

Danıştay'dan bir ilk: Altın madeni ÇED'siz olmaz



İzmir Karşıyaka’da kent merkezine 5-6 km uzaklıkta bulunan Yamanlar  Arapdağı’nda işletilmek istenen altın madenine Danıştay’dan ‘dur’ kararı çıktı. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu olmadan madenin aldığı izinlerin geçerli olamayacağına karar verdi. Böylece İzmir 2. İdare Mahkemesinin aynı yöndeki kararını onayladı. Karar, ÇED düzenlemelerinin madencilik mevzuatından üstün tutulması anlamında bir ilk.
KENTİN GÖBEĞİNE ALTIN MADENİ

Doğançay Mahallesine 2 kilometre, Sancaklı köyüne 1 kilometre uzaklıkta olan, Karşıyaka’nın en önemli toplu konut alanlarının ise tam karşısındaki tepede bulunan altın madeni, neredeyse kentin göbeğinde yer alıyordu. Metro A.Ş şirketi tarafından işletilmek istenen altın madenine işletme ruhsatı ve izni veren Enerji Bakanlığı'na karşı Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) dava açmıştı. İzmir 2. İdare Mahkemesi işletme ruhsatı ve izninin iptaline karar vermiş; kararda ÇED raporu düzenlenmeden verilen işletme ruhsatı ve işletme izninin hukuka aykırı olduğu tespit edilmişti. Enerji Bakanlığı’nın bu kararı temyiz etmesinin ardından dosyayı inceleyen Danıştay 8. Dairesi; İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin kararının usul ve kanunu uygun olduğunu belirterek, Bakanlığın temyiz talebini reddetti. Danıştay, izinlerin iptalinin yanı sıra, altın madenleri ve ÇED süreçleriyle ilgili önemli bir karara imza atmış oldu.
BU KARAR BİR İLK

EGEÇEP adına davayı yürüten hukukçulardan Av. Arif Ali Cangı, mahkemenin kararında; ÇED düzenlemelerini madencilik mevzuatından üstün tuttuğunu belirterek, “Karar bu yönüyle ilktir. Kazdağları, Kozak Yaylası ve diğer yörelerdeki ‘altın’ için yapılan saldırılar bu kararla baştan engellenebilir” dedi. Bakanlığın sadece karar düzeltme talep edeceğini, oradan da sonuç alamayacağını düşünen Cangı, bu süreçten sonra kararın kesinleşmesi halinde maden işletme ruhsatından önce ÇED zorunluluğu yönünde  mevzuat değişikliğine gidilebileceğini belirtti.
KARŞIYAKALI SAHİP ÇIKARSA

Cangı, “Termik Santrallere ilişkin lisans yönetmeliğini de böyle değiştirtmiştik” diye konuştu. Maden yönetmeliğine göre ÇED süreci ve ruhsat sürecinin ayrı yürüdüğünü aktaran Cangı, “Bakanlığın vermiş olduğu ruhsat ve işletme iznini ÇED'e bağlayan bir karar bu. Hiçbir mahkemeden almamıştık böyle bir kararı. O yüzden önemli bir karar bu. Karşıyakalılar sahip çıkarsa Arapdağı’nda altın madeni işi bitmiş demektir” diye konuştu.
ÇEVRE BİR İNSAN HAKKIDIR

METRO Turizm'in de sahibi olan Metro A.Ş'nin Karşıyaka'da işletmek istediği altın madeni ruhsat süreci ile ilgili gelişmeler olayın ilginç bağlantılara uzandığını ortaya koymuştu. Şirketin sahibi Galip Öztürk hakkında açılan davada ortaya çıkan ses kayıtları İzmir’deki altın madeni konusunda, İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar'ın devreye girdiğine işaret etmişti. Maden ruhsatı için Ağar'a ricada bulunan Galip Öztürk'e Ağar'ın “İzmir Valisi ile konuşurum” demesinden 1 ay sonra 3 Aralık 2010’da madene ruhsat verilmişti.
EGEÇEP, İzmir 2. İdare Mahkemesinin kararından  sonra yaptığı açıklamada, madenlerin kazanılmış hakkının, halkın katılımı ve bilgi edinme hakkı ile vücut bulan çevre hakkı karşısında hükümsüz kaldığını belirterek, "Böylece sermayenin tüm seferberliğine rağmen çevre hakkının bir insan hakkı olarak her şeyden üstün tutulması gerekliliği mahkeme kararıyla bir kez daha tescillenmiştir. Karşıyaka’nın yanı başındaki Arapdağı altın madeni sahası, kent ormanı yapılsın!” demişti.
Özer AKDEMİR
İzmir

16 Nisan 2014 Çarşamba

Sürdürülebilir bir mimari için doğadan esinlenmek

 
Michael Pawlyn, tüm zamanlara hitap eden bir eser için doğanın mükemmelliğini örnek almak gerektiğini söylüyor.
Mimarlar nasıl sürdürülebilir güzelliği olan yeni bir dünya inşa edebilir? Doğadan öğrenerek. Londra 'daki TEDSalon'da, Michael Pawlyn mimarlığı ve toplumu dönüştürebilecek doğanın üç alışkanlığını anlatmaktadır: radikal kaynak verimliliği, kapalı döngüler ve güneşten gelen enerji . (Altyazı çevirisi: Mehmet Sinan, Düzenleyen: Osman Oğuz Ahsen) 

 http://www.radikal.com.tr/ted/surdurulebilir_bir_mimari_icin_dogadan_esinlenmek-1187024
 
Radikal

 

Sevda Tepesi imara açıldı

Cumhuriyet Gazetesi’nin 1980’li yılların başında bir haber ve yazı kampanyası ile yapılaşmadan kurtardığı İstanbul’daki Sevda Tepesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu TÜRGEV’e bağış karşılığı Suudi Kralı için imara açıldı.



ANAP iktidara gelir gelmez dönemin Başbakanı Turgut Özal, Suudilerle yaptığı görüşmeler sonrası, Boğaziçi Yasası değiştirilmiş, yabancıların “mütekabiliyet beklenmeden” Türkiye’de mülk edinmelerini sağlamak için yasa çıkarmış; bu yasa, Halkçı Parti’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesine karşın yasa iptal edilinceye kadar dönemin Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah bin Abdülaziz’e Sevda Tepesi, 431 milyon 941 bin 614 lira karşılığı satılmıştı. Tepenin sahipleri de bu satıştan 340 milyon 668 bin 591 lira elde etmişlerdi.

Ancak, Cumhuriyet Gazetesi, olayın üstüne gitmiş, haber, röportaj ve yazılarla konuyu kampanyaya çevirmiş, Sevda Tepesi’nin imara açılmasını önlemişti.


Sevda Tepesi, Başbakan Erdoğan, 13 Nisan 2012’de Suudi Arabistan’da Kral Abdullah ile görüşene değin 28 yıl boyunca imara açılamadı. Erdoğan’ın bu görüşmede Kral ile Sevda Tepesi’ni de görüştüğü o günkü basın organlarında yer aldı. Erdoğan’ın Türkiye’ye dönüşü ile birlikte 26 Nisan 2012 günü, Suudi Arabistan Krallığı, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜRGEV’in Vakıfbank’taki “TR 2200 0150 0158 0480 1323 9675” IBAN No’lu hesabına 99 milyon 990 bin 990 dolar yatırdı. Bu para, bir sonraki aşamada Vakıfbank’taki “TR 0800 0150 0158 0380 1344 6974” IBAN numaralı hesaba geçirildi.


Suudi Kral, Mayıs 2012’de 57 bin 470 metrekare arazisine yapı izni verilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık da konuyu “yapılanma hakkı verilmesi” istemiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aktardı. Belediye İmar ve Bayındırlık Komisyonu, CHP’li üyelerin karşı çıkmasına karşın 16 Haziran 2012’de belediye meclisinden çıktı.



CHP’li Sezgin Tanrıkulu'ndan soru önergesi

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi ile konuyu TBMM’ye taşıdı. Tanrıkulu, önergesi ile şu sorulara yanıt aradı:

- 26 Nisan 2012 günü TÜRGEV’in Vakıfbank’taki hesabına Suudi Arabistan’dan gönderilen 99 milyon 990 bin 990 dolar tutarındaki paranın, Suudi Arabistan Kralı tarafından 1984 yılında 27 milyon bedelle satın alınan ve Sevda Tepesi olarak bilinen Üsküdar-Kandilli Mahallesi, 945 Ada, 172 pafta, 12 parsel sayılı 57 bin 470 metrekarelik araziye imar izni verilmesi karşılığında gönderildiği iddiası doğru mudur?


- Suudi Arabistan Royal Protocol adlı Türkçe karşılığı Suudi Kraliyet Hükümeti tarafından gönderilen 99 milyon 990 bin 990 dolarlık bağış tarihi olan 26 Nisan 2012’den yaklaşık iki ay sonra 16 Haziran 2012’de Sevda Tepesi olarak bilinen Üsküdar-Kandilli Mahallesi, 945 Ada, 172 pafta, 12 parsel sayılı araziye imar izni verildiği iddiası doğru mudur?

- TÜRGEV’e gönderilen 99 milyon 990 bin 990 dolar tutarındaki para Suudi Arabistan Kralı’nın tüm protokollerini -sözleşmeler dahil- takip eden Royal Protocol adlı kurumun başındaki kişi olan Muhammed Al Tabaishi tarafından gönderildiği iddiası doğru mudur?

- TÜRGEV’e 26 Nisan 2012’de gönderilen 99 milyon 990 bin 990 dolarlık para Sevda Tepesi’ne imar izni karşılığında ödenen para mıdır?

- 99 milyon 990 bin 990 dolarlık para transferinde Suudi Arabistan Kralı’nın, satın aldığı araziye imar izni verilmesi için TÜRGEV adlı vakfa bağış yapılması gerektiğini kim söylemiştir?

- Suudi Arabistan Kralı sahip olduğu araziye imar izni için resmi başvuru yapmış mıdır? Yapmışsa başvuru tarihi nedir? İmar izni verilmemesinin gerekçesi nedir?
Cumhuriyet

15 Nisan 2014 Salı

Belediye ruhsat verdi. Cihangir isyan etti

Müteahhitler fazla daire yapabilmek için ‘kot’ farkını kullandı, belediye iptal edilen planlara rağmen ruhsat verdi; semt sakinleri mahkemeye koştu... 

 

Daha çok gecekondu semtlerinde yoğunlaşması beklenen kentsel dönüşüm lüks semtlere kaydı. İstanbul’da Bağdat Caddesi, Etiler, Levent, Cihangir, Nişantaşı, Çiftehavuzlar, Uçaksavar, Acıbadem, Ulus, Bebek ve Gayrettepe kentsel dönüşümde öne çıkan adresler oldu.
İnşaat şirketleri, sadece eski sitelerin değil mahalle arasındaki binaların da peşinde koşuyor. Bu bölgelerde şu anda 1.5- 2 milyon lira civarında olan daire fiyatlarının yenilenmenin ardından 2’ye katlanabileceğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle müteahhitler, daha fazla kat yapmak için ‘sınırları’ zorluyor.

Manzara kapanacak
İstanbul’un gözde ilçesi Beyoğlu’nun tarihi semti Cihangir’in sakinleri ise bu konuda bir hayli dertli.
İstanbul 10’uncu İdare Mahkemesi’nin 25 Eylül 2013’te Beyoğlu Koruma Uygulama ve Beyoğlu Nazım İmar planlarını iptal etmesine rağmen, Beyoğlu Belediyesi’nin bu planlara göre inşaat ruhsatı vermesine isyan eden semt sakinleri mahkemelerin kapısını çaldı.
Kot farkı bahane edilerek bina yüksekliklerinin artırıldığını belirten Cihangirliler, İstanbul Boğazı’nı gören bazı dairelerin manzarasının da tamamen kapanacağını belirterek ruhsatların iptalini istedi.

Silüet değişecek
Beyoğlu Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na açılan davalardan biri de önceki günlerde lansmanı yapılan ve Keten İnşaat tarafından Cihangir Camii’nin ön tarafında inşasına başlatılan 18 dairelik proje için açıldı.
İptal edilen imar planları çerçevesinde projeye ruhsat verildiği ve yapı yüksekliğinin 8 metre artırılarak bir kat fazla yapılmasına göz yumulduğunu belirten davacılar yürütmenin durdurulması ve ruhsatın iptal edilmesini istedi.

Şehircilik ilkelerine aykırı
Cihangir Güzelleştirme Derneği ve Galata Derneği’nin geçtiğimiz yıl açtığı dava sonucu Beyoğlu’nun 2011’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce (İBB) hazırlanan koruma amaçlı imar planları 10. İdare Mahkemesi tarafından geçtiğimiz yıl eylül ayında iptal edilmişti. Mahkeme iptal gerekçeleri arasında planların bütünselliğinin olmadığını ve üst ölçekli planlarla uyumsuz olduğunu, yapılaşma koşullarını şehircilik ilkelerine uygunsuz şekilde belirlediğini ve ‘katılımcı alan yönetimi modellerini’ içermediğini sıralamıştı.
Söz konusu yapının ada ile komşu parsellerdeki yapı yükseklik rejimini, kentsel dokuyu ve silueti tahribata uğratacağını belirten semt halkı, tarihi caminin ve bir üst sokaktaki binaların görüş açısının bozulacağına dikkat çekti.
İsmail ŞAHİN / Sözcü

İstanbul’a emlak vergisi şoku

İstanbul’a emlak vergisi şoku

 

Türkiye’de yaklaşık 23 milyon kişiyi yakından ilgilendiren emlak vergisi oranları 2014 yılı için yeniden düzenlendi.

Artırılan arsa değerleri, sadece arsası olanları değil; evi, bürosu, dükkânı, mağazası, oteli ve fabrikası olanlar için de büyük sürprizler içeriyor. Özellikle İstanbul başta olmak üzere, birçok il ve ilçede, yüzde 100-200, bazılarında ise yüzde 500-1.000 oranında artırıldı.
 

Yeni düzenlemeye göre; bir evin emlak vergisi değeri, arsa payı değeri ile bina değerinin toplamından oluşuyor. Arsa değerindeki yüksek artış; ev, büro, dükkân, mağaza ve diğer işyerlerinin emlak vergisi değerinde, ciddi bir artışa neden olacak.
Gayrimenkulünün 2014 yılı emlak vergisi değerinde, yüksek artış olanlar vergi oranlarında da ciddi artışlar yaşanacak.
Böylece; gayrimenkul için 2013’e kıyasla, daha fazla ‘emlak vergisi’ ödenecek ve ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı’nda artış olacak. Ayrıca bir kişinin evi veya işyeri kirada ise, ‘emlak vergisi değerinin yüzde 5’i kadar asgari kira geliri’ beyan etme zorunluluğu olacak.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var