21 Kasım 2014 Cuma

Şahintepe Kentsel Dönüşüm Paneli


Şahintepe Kentsel Dönüşüm Paneli


CHP Başakşehir İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Kentsel Dönüşüm bilgilendirme paneli 15 Kasım Cumartesi günü Şahintepe Mahallesi Karagöz Düğün Salonunda yapıldı.
"HALKA DEĞİL RANTA DAYALI DÖNÜŞÜM" ismiyle düzenlenen panele CHP Başakşehir Belediye Başkan adayı Özgür Karabat, Belediye Meclis Üyeleri ve Bölge Mahalle Muhtarları başta olmak üzere yoğun bir katılım ve ilgi vardı.
Milletvekilleri Aykut Erdoğdu, Ali Özgündüz ile Avukat Hüseyin Cengiz`in konuşmacı olarak katıldığı panelin sunumu ilçe başkanı Kazım Özeren tarafından yapıldı.
İlçenin çalışmaları hakkında genel bir bilgi veren Kazım Özeren "problemleri yerlerinde konuşmak için bu toplantıları düzenliyoruz, 30 yıllık bu mahallenin sorunlarına çözüm aramak için buradayız" diyerek her türlü sorunların çözümü için birlikte mücadelenin önemine değindi. Ardından ilk konuşmacı olarak aynı zamanda ilçenin de üyesi olduğunu açıkladığı milletvekili Ali Özgündüz’e söz verdi.
Ali Özgündüz yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi. “30 yıldır buraların çilesini çekiyorsunuz. Şimdi buralar bir değer kazandı ve rantçıların ilgisini çekmeye başladı. Sizleri TOKİ’nin evlerine göndererek burayı ele geçirmek istiyorlar. Burada bir değer artışı olmuşsa bu sizlerin hakkıdır. Bu da ancak ‘yerinde dönüşümle’ olur.
AKP bize acısın, lutfetsin, ‘kıyak’ yapsın diye düşünenler varsa yanılıyorlar. Sizlerden topladığı vergilerle mahallenizde makarna kömür dağıtarak oy topluyorlar. (…) Bu süreçte her kim ki etnik ve mezhepsel ayrım yapıyorsa emperyalistlerin uşağıdır. Yürüteceğiniz her türlü mücadelede bizi yanınızda bulacaksınız.”
İkinci konuşmacı ise yolsuzluklara karşı verdiği mücadele ile tanınan Aykut Erdoğdu idi. Burada da yaptığı konuşmanın merkezinde yolsuzluklar vardı. Aslında yolsuzlukların tarihinin çok eskilere dayandığını belirten Erdoğdu bu süreçlerin nasıl işlediğini de ayrıntılarıyla anlattı. Ülkemizde yolsuzlukların asıl olarak neoliberal politikaların uygulanmaya başlamasıyla arttığını, ancak 2002 sonrası kurulan iktidarlar döneminde ise hız patlaması yaşandığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu.
“Yeni bir sermaye sınıfı yaratmak için, yeni bir iktidar kuruldu. Kurulduğundan bu yana 60 kez Kamu İhale Yasasını değiştirdiler. Bu değişiklerin tamamı ya önceden yapılmış ihale yolsuzluklarını örtmek, ya da yeni yolsuzlukların önünü açmak için yapılmış düzenlemelerdir. (…)
Dünyanın her tarafında bir kara liste vardır. İhalelere yasaklılar listesidir bu. Daha önceki ihalelerde yolsuzluk yapanlar yeni ihalelere giremezler der bu liste. Ama bu ülkede yasaklı işadamları en büyük ihalelere rahatça girebiliyor. Örnek isteyenler İstanbul’a 3.Havaalanı İhalesine bakabilirler.

(…) Beşyüzbin konut yapacağız dediler niye biliyor musunuz? Toplumun konut ihtiyacını gidermek için mi? Hayır. En kolay yolsuzluklar bu sektörde yapılabiliyor da ondan. TOKİ’yi de bu amaçla kullandılar. Normalde bir ihale kesin projeler üzerine yapılır ama iş TOKİ’ye gelince avam projeler üzerinden ihale yapılır oldu.
Bir de bu ihalelerin çoğu artık davetiye usulüyle yapılmaya başlandı. Yani en iyi teklif verene değil de kime verilmek isteniyorsa onlar davet edilerek yapıldı.
İşte böyle oyunlar oynuyorlar Kamu İhale Yasası değişiklikleri üzerinden.  Arsa bedellerini düşük, inşaat maliyetlerini yüksek gösteriyorlar. Örneğin Ataköy’ü yüzde otuz ikiden verdiler. Başbakanlık Teftiş Kurulunun ve SAYIŞTAY’ın bu yönde sayısız raporları var. Peki, ne ceza verdiler biliyor musunuz? Değerlendirme komisyonundaki memurlara sadece ‘Uyarı’ cezası vererek geçiştirdiler.
TOKİ aslında sizlerin hepinizin olan arsaları satıyor. Önce tarla olarak satıyor, sonra imar izni veriyorlar. Örneğin İspartakule böyle satıldı. Yapılan araştırmalarda TOKİ’den ev alanların yüzde yetmiş yedisinin memnun olmadığı görülmektedir.
Bir de Yap İşlet Devret Modeli ve Hazine Garantisi uyguluyorlar. Hazine garantisi diye bir şey yok arkadaşlar. Aslında garanti diye sizlerden alacağı vergileri kullanıyorlar. Örneğin 3. Köprüde böyle yaptılar. Günlük 135.000 araç geçiş garantisi verdiler. Az geçerse farkını siz ödeyeceksiniz. Keza yine 3. Havaalanı için de öyle. Garanti edilen sayının altında uçuş olursa farkı sizler ödeyeceksiniz.
(…)Mega Projeler aslında oltanın ucundaki yemdir. O projelerin arkasına gizlenmiş çok büyük rant alanları var. (…)
Kentsel Dönüşüm Yasası çıkardılar. Devletin arsaları bitti, şimdi de sizlerin ellerindekilere göz diktiler. Sizlerin toprakları üzerine yüksek binalar yaparak sizlere bir miktar pay verecekler, gerisi ise ranta gidecek. Bunun için de sizlerin park, okul, hastane vb. ihtiyaçlarınızı bile düşünmeden yeni imar planları yapıyorlar. Eğer bu kafayla gidilirse çok değil bir on yıl sonra buralar da yaşanamaz hale dönecek ve evlerinizin değeri düşecek. Çünkü başta yollar dahil olmak üzere her şey yetersiz hale gelecek.”
Aykut Erdoğdu, CHP olarak sizlere her türlü desteği vermeye hazırız diyerek konuşmasını bitirdi.
Panelin son konuşmacısı olan Avukat Hüseyin Cengiz ise bu konuda yaşanan hukuki süreçleri özetleyerek açılan davalardan örnekler verdi. Henüz açılan dava sayısının çok yetersiz olduğunu belirterek mücadeleyi daha ileri boyutlara taşıyabilmek için sayının mutlaka artması gerektiğine işaret etti.
Sorulan sorular ve cevaplardan sonra panel sona erdi.

Esenler Havaalanı Kentsel Dönüşüm: Konserve Kutusundan getto ve Rezidanslar!


Esenler Havaalanı Kentsel Dönüşüm: Konserve Kutusundan getto ve Rezidanslar!

   Bugün saat 10’da, CHP Esenler Belediye Meclis Üyeleri, Dörtyol’da yerel basını bilgilendirme toplantısı yaptı. Kahvaltıda bir araya gelen Meclis Üyelerinden Mustafa Usta, Yüksel Kılıç, ayrıca Mimar Aksal Örüklü’nün katıldığı toplantının gündemi Havaalanı Kentsel Dönüşümünde yaşanan olaylar idi.

Havaalanı Mahallesi mağdurları için ‘Ağaca bakarak ormanı göremiyorlar’ diyen Mustafa Usta yaşanan süreci anlattı:
Biz o zaman ‘imar planınız nerede?’ diye sorduk. Göksu ‘ Yapacağız’ dedi. İmar planı yapmamışsın vatandaşla pazarlık yapıyorsun?Dedik.
‘Konserve kutularında gettoyu oluşturacaklar, kendilerine kalan kısımlara da rezidans yapacaklar. Şu an gelinen nokta da aynısı oluyor. Şu an Zeytinburnu Çırpıcı Deresinde bunlar oluyor. Aynı AKP zihniyeti, aynı rantsal dönüşüm zihniyeti…

‘Halkımız sadece metrekarelerin peşinde! Havaalanı Mahallesi halkı  bana şu kadar m2 dedin de bana vermedin de… Kardeşim zaten senigetto yapmış!  Konserve kutusunu oluşturmuş, seni sıkıştırmış, kendi rezidanslarına geçip, seni orada kendi rezidanslarında kapıcı yapacak! Hizmetçi yapacaklar! 
 Sen hizmetçiliği de kabul etmiyorsan, zaten 400-500 TL’lik aidat  veremeyeceksin, satacaksın, orası da senin elinden çıkacak! Gideceksin memleketine! Niye? Seni yükselen bu rantı paylaşmaya layık görmüyorlar!’
 
Yüksel Kılıç ise: ‘İşleri de hazır! Verecekleri aidatla sahip oldukları dairelerde kiracı konumuna düşecekler!’ uyarısında bulundu.

****

Mustafa Usta’nın konuşmasının tam metni:



İMAR PLANI İPTALİNE KARŞI ALTERNATİF HÜLLELER ..!

İMAR PLANI İPTALİNE KARŞI ALTERNATİF HÜLLELER ..!

İmar planının iptaline karşın çıkarılan yöntemler! Doğal ve tarihi SİT alanlarına yapılan imar planları idari mahkemelerce iptal edilmesine rağmen nasıl oluyor da inşaatların önüne geçilemiyor? İşte son yıllarda yargı kararlarını boşa çıkaran o hülle yöntemleri...

Son dönemde idari mahkeme kararlarına uymamak ya da mahkeme kararlarına 'takılmamak' için çeşit çeşit hülle yöntemleri uygulamak adetten oldu. Özellikle idari mahkemelerin verdiği "yürütmeyi durdurma" kararları bir şekilde bertaraf ediliyor. Oysa İdari mahkeme kararlarını uygulamamakAnayasa'nın 138. maddesinde, “...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” deniliyor. Diğer yandan TCK 257. maddesinde, "Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (...)” hükmü yer alıyor. İşte bu hükme muhatap olmamak aynı zamanda da mahkeme kararını uygulamamak için akla hayale gelmeyecek yöntemler geliştiriliyor. Şimdi o hülle yöntemlerini sıralayalım... 


EN SIK BAŞVURULAN YÖNTEM

İmar planına itiraz edilip idari mahkemeden aleyhte bir karar çıkacağı anlaşıldığı zaman hemen plan notlarında aslını bozmayacak şekilde değişiklik yapılıp, yeni imar planı ile yola devam edilir. Davacı 'eski' imar planına dava açtığı için yürütmeyi durdurma ya da iptal kararı çıksa bile uygulayıcı yeni imar planına göre projesini devam ettirir. Değişiklik yapılan imar planına açılacak dava devam ederken proje hızla bitirilir. Yargının aleyhte karar verme eğilimi ise yargılama sırasında mahkemece tayin edilen bilirkişi raporu idarenin aleyhine ise (ki genelde mahkemeler bilirkişi raporlarına uyar) hemen bu hülle yöntemi devreye girer. Yargı kararlarının tebliği bazen 2 ayı bulabiliyor. Bu hülle yöntemine örnek olarak Ali Ağaoğlu’nun Maslak 1453 projesini gösterebiliriz. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen inşaatlar devam etmişti. Çünkü imar plan notlarında değişiklik yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu yeni plana göre inşaatın sürdüğünü ileri sürmüştü. Bu yöntem pek çok projede uygulandı. Likör Fabrikası yerinde yükselen Quasar gökdelenleri, Atatürk Orman Çiftliği, Sulukule, Ayvansaray gibi kentsel dönüşüm projeleri de bu yöntemle hayata geçirildi. Her proje için daha sonradan iptal kararları alındıysa da iş işten geçmiş oldu. 

ŞEYTANIN AKLINA GELMEZ!

İmar planına dava açıldığında inşaat ruhsatı bir önceki imar planı üzerinden işleme sokuluyor. Böylelikle dava kazanıldığında inşaat ruhsatı iptal edilemiyor. Çünkü yargı yeni imar planını iptal ettiği için otomatik olarak bir önceki eski plan hayata geçiyor. İnşaat ruhsatı da eski plan üzerinden alındığından ruhsat iptali yapılamıyor. Bu hülle yöntemi Ataköy sahilde devam eden inşaatlar için yapıldı. Sahildeki inşaatların yapımına izin veren 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları için İstanbul 5. İdare Mahkeme'sinde açılan davada yargıçlar 2 Mayıs’ta 'yürütmeyi durdurma' kararı vermesine rağmen Bakırköy Belediyesi ruhsatları iptal edemedi. Dava 2012 yılındaki imar plan değişikliğine açılmıştı ama inşaat ruhsatlarının 1997 yılındaki imar planına göre verildiği ortaya çıkmıştı. 

YENİ NUMARA: PARSEL NUMARASI DEĞİŞTİ!

Yargı kararlarını uygulamamak ve aynı zamanda suçlu duruma düşmemek için yeni bir yol daha bulundu. Yine yargının aleyhte karar vereceği anlaşılınca davalı olan arazinin parsel numarası değiştiriliyor. Böylelikle yargının verdiği karar boşa çıkmış oluyor. Bu yöntem de Validebağ Korusu’nun yanındaki otoparka cami inşaatı yapılmak istenmesinde kullanıldı. Bilirkişinin cami yapılmasına onay vermediği anlaşılınca Üsküdar Belediyesi caminin yapılacağı arsanın parsel numarasını değiştirdi. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdiğinde Üsküdar Belediyesi kararın kendilerini bağlamadığını belirterek şu açıklamayı yaptı; "Halihazırda devam eden inşaat çalışmaları Altunizade’deki 167 pafta, 1313 ada, 197 parselde’ bulunuyor. Yürütmeyi durdurma kararı ise ‘1313 ada, 178 parselle ilgili" denildi. Sanki 197 parselde ayrıca bir cami projesi varmış gibi davranılarak yargının kararı açığa düşürülmeye çalışıldı. 

YIRCA YÖNTEMİ: ZEYTİN AĞAÇLARI BİR HÜLLE İLE GİTTİ

Soma Yırca’da yaşananlar da yeni bir hülle yöntemi. Mahkemeden aleyhte karar çıkacağı UYAP üzerinden öğreniliyor. Kararın tebliği bir ay gibi bir zaman alır düşüncesiyle o sürede hızlı bir şekilde hukuksuz görünen işlemler bitiriliyor. Geriye dönük olarak ağaçların yeniden ekilmesinin de mümkün olmayacağı düşüncesiyle bir ''oldu bittiye'' getirilmek isteniyor. Yırca’da sabahın erken saatinde alelacele zeytin ağaçlarını yok etmenin amacı da bunu gösteriyor. 3 saat sonra yürütmeyi durdurma kararı çıktığında ağaçlar ortadan kaldırılmıştı. Mahkemenin yürütmeyi durdurma gerekçesi olan zeytin ağaçları yok edilince de artık projeyi durdurmanın bir anlamı kalmamış oldu. Yırcalılar yüksek perdeden tepki gösterip olayı tüm ülkeye mal etmiş olmasalardı şirket mahkemeye, 'orada artık zeytin ağacı kalmadı' savunması yapacaklardı. 
Radikal

Eski NASA çalışanı ve iklim bilimi uzmanı Casey: 30 yıl sürecek karakış geliyor!

30 yıl sürecek kara<a class=kış kapıda" />
 

30 yıl sürecek karakış kapıda

Eski NASA çalışanı ve iklim bilimi uzmanı John L. Casey, kitabında 30 yıl sürecek kara kış yaşanacağını öne sürdü.
Küresel ısınma senaryolarına Karşı çözüm arayışı sürerken eski Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nde (NASA)çalışanı John L. Casey'nin kitabı kafaları karıştırdı. İklim Bilimi Uzmanı Casey'nin tezlerine göre önümüzdeki 30 yıl küresel soğuma yaşanacağını öne sürdü. Milliyet 'te yer alan habere göre Casey 'Karakış: Güneş nasıl 30 yıllık bir soğuk krize neden olur' kitabında tezlerini güneş aktivitelerindeki azalmalara bağlıyor. Kitapta bu tezi destekleyen uzmanların görüşlerine de yer veriliyor. Buna göre önümüzdeki dönem "solar minimum" denilen güneşteki alevlenme ve patlamaların azalacağı bir sürece giriliyor. Casey'e göre, güneş aktiviteleri azalmaya devam edecek ve "solar kış uykusu" dönemine girilecek. 


DEPREMLERİ TETİKLEYEBİLİR 

Güneşin, 30 yıl süreceği tahmin edilen kış uykusunda okyanus ve atmosfer sıcaklıklarının büyük oranda düşeceği ve bunun da büyük volkanik patlamalara ve depremlere neden olabileceği belirtiliyor. Kitapta, sıcaklıkların düşmesiyle birlikte bitkilerin donması sonucu tarımsal üretimin büyük vurguna uğrayacağı ve yiyecek gıda için çatışmaların çıkabileceği ifade ediliyor. Casey'e göre, son ayların en büyük çatışmalarının yaşandığı yerlerden biri olan Ukrayna'daki krizin sebebi de bu ani iklim değişikliğine Karşı Rusya 'nın bir önlemi olabilir. Casey'nin tahminlerine göre, Rusya'nın Ukrayna'daki asıl ilgi odağı şimdilerde ikiye bölünmüş olan ülkenin önemli bir buğday kaynağı olması. Bu teoriye göre, Rusya gerçekleşmesi muhtemel olan solar kışuykusu süresince gıda ihtiyacını Karşılayabilmek için Ukrayna'nın kaynaklarını kullanmayı planlıyor.
RADİKAL

Çevrecileri ve Talancıları Memnun Eden Formül

Çevrecileri ve Talancıları Memnun Eden Formül
Maden şirketleri, kentsel dönüşümcüler,, HES, RES ve Taş Ocakları bir virüs gibi dört koldan ülkeye yayılmaya çalışıyorlar.
Bunun karşısında yaşam alanları savunucuları, doğa korumacıları,halk ise bir anti-virüs gibi,doğasına, yeşiline,  dağına,suyuna, toprağına sahip çıkarak canını dişine takarak mücadele ediyorlar. Ediyor ve dava açarak mahkemelerde kazanıyorlar.
Fakat  bu çok başlı canavar gibi, kolları kesildikçe yeniden üreyen yaratıklar gibi her seferinde yeni bir oyunla karşılarına çıkıyorlar. Hukuk karşısında ‘Osmanlı’da oyun çok’ sözüne taş çıkartarak, şeytanın bile aklına gelmeyecek oyunlar oynuyorlar. Yerel yöneticilerle, hükümetle, devletle  işbirliği içinde, bu gücü arkalarına alarak pervasızca dağı taşı, doğaya ait ne varsa saldırıp yok edip, talan ediyorlar.
Formüle gelince;
İki tarafta kazanıyor. İki tarafta memnun!
Çevreciler, yaşam alanları savunucuları hukuken ; mücadele ederek, barışçıl her yolu deneyerek kazanıyor... Bunlar her açtıkları davayı kazanıp halaya duruyor ve haklı olarak bundan gurur duyuyorlar, moral buluyorlar.
 Maden şirketleri, kentsel dönüşümcüler ise hukuksuz bildikleri yöntemleri deneyerek, hukuksuzluklarıyla talan ederek rant ve kar sağlıyorlar. Onlar da önlerine çıkan her engeli yıkarak, hukukun önünden arkasından dolanarak plan ve projelerini hayata geçirerek mutlu oluyorlar.
Böylece hukuk yoluyla öfkeli, kızgın doğa ve çevre savunucularının öfkesi yatıştırılmış oluyor, maden şirketleri de türlü ayak oyunları ve hileleriyle ‘üstün cesaret madalyası’na layık oyun tamamlanıyor. Hukuk bir tarafta, hukuka uymayanlar bir tarafta, ikisi de sonuçten memnun!
Sonuçta hukuk var!
Kendilerine henüz sıra gelmemiş olan sokaktaki bazı insanlar ise bu yapılanları ülke ekonomisine bir katkı, kalkınma ve gelişme görerek alkış tutuyorlar. Ama; Yırca’da, Fatsa’da,V.s... Bir çok yerde işsizliğe önce çare gördükleri bu ‘kalkınma’nın sonucu olarak doğup büyüdükleri yerlerin yaşanmaz hale geldiğini görünce harekete geçiyorlar.
Dünyanın en büyük altın üretici ve satıcısı, dünyanın en büyük siyanür üreticisi Almanya olduğu halde, bu şirketlere karşı çıkan Bergama köylülerini Alman ajanı ve onlardan para almakla suçlayıp itibarsızlaştırarak, hatta kitap yazdırarak suçladılar. Tıpkı Ergenekon’a karşı çıkan, daha sonra Ergenekonculukla suçlanan Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi...
Bu şirketler organizeler, örgütlüler, devletin gücünü arkalarına alıyorlar. Korkusuzlar, yılmıyorlar. Rant ve talan o kadar gözlerini karartmış ki  adına ‘gelişme ve kalkınma’ koydukları bu rant sistemini hayata geçirmek için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Köylülerin çocuklarını güvenlik görevlisi olarak işe alıp, kendi ana-baba ve kardeşlerini dövdürüyorlar. Sonra Yırca’da olduğu gibi işten atıp uüzüstü bırakıyorlar.
Bu bir Ali Cengiz Oyunu
İyi polis kötü polisi oynuyorlar.

Her gün televizyonlarda dönen kamu spotu ile tarım arazilerini inşaata açmama yönünde ‘bilinç ‘ vermeye çalışan Tarım Bakanlığı, çevreyi koruma sözü verirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 27 milyon 573 bin 64 dekar tarım alanını imara açıp, betonlaştırıyor. 

12 Kasım 2014 Çarşamba

Kentsel dönüşümde Esenler Uygulaması: Feryat! İsyan! Gözyaşı!



   Kentsel dönüşüm ilk Esenler’de başladı. Üstelik ‘Türkiye’nin en önemli kentsel dönüşümü’ Esenler’de yapılıyor iddiasındalar. Vaatler havada uçuşuyor! Sizi mutlu, huzurlu edecek bir konut projesi sunuluyor. Gelin görün ki kazın ayağı öyle değil. Her şey pembe bir hayalden ibaret! Huzur yok!
   İmza attıktan sonra hiçbir itiraz hakkınız kalmıyor. Bir madde ile itiraz etmeyeceğinizi hükme bağlıyorlar, daha doğrusu eliniz kolunuzu, dilinizi bağlıyorlar.
   Kentsel dönüşümü başından beri eleştirenlerin haklılığı bir bir ortaya çıkıyor.
   Yöneticiler hak sahiplerine ulufe dağıtıyorlarmış gibi bir zan ile konuşuyorlar. Sanki arsa Hak Sahiplerinin değil de yöneticiler ‘Daha ne istiyorsunuz? Eviniz olacak! Depremden kurtulacaksınız!’ Diyorlar. 

   Esenler Belediyesi kuruluşu olan ve kentsel dönüşüm firması olarak bilinen ESKON A.Ş yetkilileri ile olan Havaalanı Mahallesi kentsel dönüşümünde Hak Sahiplerinin diyalogunu kentsel dönüşüm uygulamalarına ışık tutacağı için aynen aktarıyoruz.
   11.11.2014 tarihinde Esenler Havaalanı Mahallesi kentsel dönüşümde Hak Sahipleri bir gün önce Esenler Belediyesi’nin sitesinde listelerdeki ‘Net Farkı’nı görünce tam anlamıyla bir şok geçirdiler. Amaçları ‘Türkiye’nin en önemli kentsel dönüşümümü’ yapan ama bir türlü kendileriyle görüşmek istemeyen Esenler Belediye Başkanı M.T. Göksu ile görüşmekti.  Onun yerine kentsel dönüşüm koordinatör görevi olan ESKON A.Ş adlı belediyenin şirket müdürü Abdülkadir Şengör geldi.
   Hak Sahiplerini karşılayan yöneticiler ile geçen konuşmalar birden fazla, özellikle kadınlar ağırlıkta olduğu için tansiyonun ve öfkenin yüksek olduğu bir ortamda gerçekleşti.
    Karşılama ve konuşmalar Belediye binasının ESTİM ofisinde geçti.

-Başkan Göksu'nun yanına çıktım, böyle böyle bir sorun var dedim. Siz şimdi bir taraftan bakıyorsunuz haklı olarak, ben de bir taraftan bakıyorum. Benim uymam gereken kanunlar var, tasalar var. Başkan diyor ki; bu projede kimler yer alıyor? Emlak Konut, Eskon A.Ş. Biz bu şikayetleri, numaralarını alalım, yetkililerle görüşelim. Bunun çözümü var mı?
   Çözüm yoksa vatandaşın lehine başka bir proje üretebilir miyiz? Veya bu budur kardeşim bir organizasyon yapalım. Ben onun için indim aşağı. Ortalığı şey yapıyorlar...
-Ne yapıyoruz? Hakkımızı arıyoruz? Biz başkanı istiyoruz. O gelsin?

   Gerçekleri gizleyerek ikna etmişler. 
*Verilen sözler yerine gelmiyor.
*Biz belediye başkanına güvenerek bu işe girdik. Bizi kandırdılar.3 dairem var 2 tane 67 m2'nin birine 16 bin TL, diğerine 14 bin TL, bir tane 87 m2 var
87M2'sini artırmak için 20 m2'sine 70 bin TL para vereceğim.
-113 m2 brütümüz var, net 58 m2 gösteriyor
-Biz hakkımızın peşindeyiz!
-Yandık ki ne yandık. Biz 500 TL kira yardımı yaptılar ama biz bir buçuk yıl 650 TL ödedik,cebimizden ödedik.3 aydır 680 TL alıyoruz. 
-Bize 2 sene içinde teslim edeceklerini vaat ettiler. Bu Ocak ayında 2 sene olacak...
-Başkan bize çok değer veriyormuş bunu anladık. Zahmet edip gelmedi. Demek her şey buraya kadar imiş. Bizi ikna edinceye kadarmış!

   Bu arada Belediye Başkanı M.T. Göksu beklenirken onun yerine Eskon A.Ş. Genel Müdürü Abdulkadir Şengör geldi. Yadırgan bir hitap şekliyle: 
ESKON- 'Sayın Hak Sahipleri hoşgeldiniz!' Dedi.
*Hiç hoş gelmedik! Bu yaptığınız da hiç hoş değil!
-Eskon A.Ş. Genel Müdürüyüm. Projenin başından beri...
*Biz sizi hiç görmedik. Biz sözü kimden aldıysak onunla görüşürüz.

Hamaset

ESKON- Tamam görüşeceğiz. Sözleşmeyi bizimle Eskon A.Ş ile yaptınız. Türkiye'nin en önemli kentsel dönüşümünü yaptık. İki yıl Ankara'ya 200 defa gittik. 
Önce şuradan başlayacağız. Havaalanı Mahallesi olarak imarlı, ifrazlı inşaat yapabileceğimiz bir arsamız yoktu, biliyorsunuz. 20-25 yıldır buraya el atılmamıştı. Büyük bir fedakarlık yaptınız, elbirliği ile Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı, Esenler Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bu mahalleyi dönüştürmeye karar verdik. 
Allah bizi mahcup etmedi. Kiralar bile 18 aydı, yönetmelik değiştirdik 36 aya çıkardık. Ve kentsel dönüşümü ÇŞB bizimle beraber eksikliklerini gidererek bugünlere geldik. Ve 500 Trilyon, bu yatırım maliyeti 500 Trilyon... 3 ayrı müteahhit. Emlak Konut cebinden parasını vererek ihaleyi yaptı 2015'in sonu gibi 
hızlı bir şekilde projeyi bitirerek hak sahiplerine teslim edeceğiz.
*Biz projenin ne zaman biteceğini sormuyoruz.
ESKON- Geleceğim.Hepimiz burada eş, dost, iş ortağıyız.
-İş çıkara bindimi arkadaşlık da bitiyor, dostluk da 

Esenlerin zemininin sağlam olduğunu kim söylemiş? Kazık Çakıyoruz!
ESKON- Türkiye'nin en sağlam, en nitelikli, en güzel konutlarını devlet bütün gücüyle burada yapıyor. Bize dediler ki Esenlerin zemini çok sağlamdır.
Ama ham toprakmış!5 kat yeraltı otoparkı yapıyoruz.35 metre aşağı kazık çakıyoruz.
*Ne olur metrekareye gelin! Ne olur? Lütfen evin metrekaresine gelin!
ESKON- 5 kat otopark bir de 35 metre kazık. Dolayısıyla Türkiye'nin en sağlam konutlarını yapıyoruz!
*Biz size inandık! Size güvendik! 
ESKON- İki ne yaptığımız bilelim. 30 yıldır inşaat yapamadığınız imarsız, ifrazsız problemli bir arsayı alarak Türkiye'nin en nitelikli konutunu yapıyoruz. Satış ofisine gittiniz, örnek daireleri gördünüz. Fiyatların kaç lira olduğunu gördünüz mü?

   Sosyal konut lüks konut ayrımı

*Bize orada dediler ki bu evler ile sizin evleriniz bir değil. 
*Bizim metrekaremizi verin. O zaman siz geri mi alacaksınız_
ESKON- Şu an 4 bin-5 bin TL'ye Emlak Konut satıyor mu? Satıyor... Halimize şükredelim.
*Biz satmak için değil orda oturmak istiyoruz! Ben 18 metrekarede 4 çocukla nasıl oturacağım! 
Siz bana bunu söyleyin_ Siz olsanız oturur musunuz?
ESKON- Siz 600 TL m2si olur mu derken şimdi 4-5 bin TL'ye satılıyor. 
*Biz oturmak, oturmak istiyoruz! Ben bu metrekareye nasıl oturacağım?
*Bizim öğrenmek istediğimiz şu:96 m2 verdiler mi? Verdiniz! Tuttum fark verdim 113 m2ye çıkardım. Hem bu farkı ödeyeceğim hem 96 m2 evim, arsam gidecek, 
hem de 75 m2 farkını ödeyeceğim. Bu ne demektir? Ben niye bu farkı ödüyorum?
ESKON- Enkaz bedelini ölçtük, arsanızı ölçtük size bir taahhütte bulunduk. Konuştuğumuz hep brüttü. Asıl konu bu. Brüt ile net arasında.
*Bakın biz sorduğumuzda Eskon olarak bize söylenen şu idi. Brüt üzerinden ne kadar kesinti yapılacak dediğimizde; en fazla 10 m2, dediler.
Bu 7- ile 10 m2 arasında değişir dediler. Bunu herkese söylediler. Herkes buna şahit!
*Bizim evlerimiz yıkıldı, böyle bir şey yapılıyorsa, mutlu olduk, umutlandık. Ama şimdi projede 94 m2 açık mutfak dediler... Bize bir şey soruldu mu?
Bize farklı projeler gösterildi. Ortada proje de yokk. Ben Göksu ile birebir görüştüm. Dedim ki başkanım 'Yapılan proje hala ortada yok!Biz merak ediyoruz_ 
Benim 94 m2 ne kadar olacak? Hemen hemen aynı' dedi. Orada hemen hemen aynı ile bu yapılan aynı değil.
ESKON- Bakın çok güzel konuştunuz. 94 m2'ye 3+1 diye anlaştık. Projeniz çizilmemişti. Çünkü biz o zaman İller Bankası ile yapacaktık. Biz brüt m2 olarak, ne alacaksınız 67 m2,97 almak istiyorsanız 1000 TL'den 2600 TL'den satmaya tek tek sözleştik, anlaştık. Bunların hepsi yazıyor.94 m2 çiğ, 
brüt dedik Emlak Konut'a, onlar da diyor ki 94 m2'ye 3+1 sığmaz diyor. Küçük küçük odalar, kullanılmaz.
*3+1 olasın 2+1 olsun, biz bunun hesabında değiliz. Biz kaç oda diye sormuyoruz, metrekareden bahsediyoruz. Bize 58 m2 nedir onu söyleyin! 
Bir ev 94 metrekareden 58 metrekareye nasıl düşer onun hesabını verin.
ESKON- Emlak Konut, Türkiye'nin en büyük inşaat şirketi... 
*Onları biliyoruz biliyoruz, haberimiz var. Sen sadede gel.
ESKON- Eskon yapmadı. Bakın dış cepheyi öyle bir yapacaklar ki satılanla gösterilen aynı olmayacak.
*Deminden beri aynı konu üzerinde duruyorsunuz! Biz diyoruz ki kardeşim bu evlerin metrekaresi niye düştü.
ESKON- Ben düşmedi diyorum. 94 metrekare bürüt anlaştık.
*Brüt 94 metrekareden düştü 58'e 
ESKON- Hayır, değil. Dıştan dışa, duvarları hesap etmiyorsunuz! Sorun yok!
*Bakın ben Eskon'dan geliyorum Abdukadir bey! dedim ki bu doğru mu yanlış mı? Dediler ki yüzde 32.2. Gerisini siz düşünün. 
Hesap doğru. 94'ten 58'e iniyor. 
*Siz 94 metrekarenin neti kaç onu söyleyin
*Bunları haftaya başkanımız görüşecek!
*Haftaya değil şimdi. Burada yatacağız. Bir yere gitmiyoruz. Uykularımız kaçtı. Dün gece yatamadım.
ESKON- Haftaya proje müdürleri, mühendisleri de gelecek... Çok açık konuşuyorum.
*Neresi açık? Ben size bir şey soruyorum. Benim 94 metrekare olan evim net olarak kaç metre olacak? Tek soru tek cevap!
-Tamam, onu Emlak Konutu çağıralım, onlar cevap versin.
*Siz biliyorsunuz. Dün siteden yayınlayıp, daha sonra apar topar kaldırdınız.
*Ben ESKON'a gittim diyorum. Yüzde 32- 35'e kadar düşüyor!
ESKON- Ha tamam bak! Bu bütün Türkiye'de var.
*Zaten arsalarımızdan çalıyorsunuz? Göksu televizyona çıktı, dedi ki hak sahiplerini mağdur etmeyeceğiz! Hani?
*120 m2 arsam vardı 96 m2 evde oturuyordum. 94 m2 daire verdi. Ben oğlumla oturacağım diye size para vermeye razı oldum.
 113 m2 istedim, neden şimdi 75 m2 razı olayım? Niye ödüyorum ben bunu, niye?
ESKON- Biz sizden para almadık. Bittikten sonra...
*Ben o parayı da vermem, ben o inşaata da oturmam, inşaatı da yaptırmam. O vinçlere çıkar otururum. Bo o daireyi o prayı kabul etmiyorum. Biz aptal değiliz.
ESKON- Yapmamız gereken şu: Başkanımızla görüşmeyi talep edin. Deyin ki: 
*Başkan bizimle görüşmekten neden korkuyor? Neden 5 dakika bizimle görüşmüyor? Yukarıda şimdi? Neden inmiyor?
ESKON- Talepleri alalım. Yaküstü olmaz!
-Niye yıkılırken geldi, bizimle ayaküstü konuştu? Biz ona oy verdik! Sözüne inandık oy verdik! Ben çıkmayacağım, giden gitsin!
ESKON- Sevgili Hak Sahipleri, yapılması gereken şu: Biz projeyi Emlak Konut'tan dinleyelim. Borçlarımızı ilgili başkandan talepte bulunalım Diyelim ki başkanım
*Siz herlade 58'i 94'e tamamlamak için bir daire daha vereceksiniz?
*Bu şekilde yaklaşalım.Ödeme kolaylığı ile ilgili, net farkıyla ilgili... 
ESKON- Bakın 20 tane 1+1 var, onu da belki 2+1 yapacağız.
*Niye benimki 113 m2 değil de onların ki 2+1 olsun, benden alsılar?
*Bu saatten sonra tek cevap istiyoruz.
ESKON- Ben çok net konuşuyorum. Sezai bey burada sorularımızı soralım.
-100 şey söylüyorsunuz, bizim bir sorumuza cevap vermiyorsunuz?
ESKON- Net farkı var. Ben buna yok demiyorum.
*Abdullah bey ne siz yorulun ne de biz. Ben oğlumu oturtacağım diye ona söz veridim.
=Benim başka evim yok Param yok.
*Bakın tapuda 113 m2 gösterecek!
*Biz tapudaki metrekareye oturmayacağız ki, bizi kandırıyorsunuz! Biz çocuk muyuz? İstersen 200 yaz oraya!
=Siz satacağınız dairenin karını düşünüyorsunuz!

970 dairenin m2 4 ile 5 bin arasında lüks konutlar.
ESKON- Bakın çok yanlış anlaşılma var. 1400  konutu, hak sahiplerine size verdik,5 dairesi olana, 
100 m2 yerine 80 m2 verdik,24 milyon alacağımız var, proje 500 trilyon?970 daire satıyoruz!
*Bunlar bizi ilgilendirmiyor!
ESKON-Biz sizinle iş ortağıyız, iş ortağı?
*Abdullah bey ben orada 25 yıl oturdum, bir 25 yıl daha otururum. Gelip almasaydınız, beni ilgilendirmez.
*Ama deprem var!
*Olsun deprem. Şimdi daha mı iyi. Bizi depremden beter ettiniz!
*Siz bizim yerimizde olun. Biz 113 m2 için eşyamızı kendimizi ayarladık. 
Siz bizim yerimizde olsanız ne hissedersiniz? Szi beni nasıl 70 m2 ye sığdırırsınız?
ESKON-Dıştan dışa hesaplamıyorsunuz. Duvarlar var!
*Olur mu ya? Siz gidin Tevfik bey gelsin! Güldürmeyin bizi?
*Deprem yıkacakmış. Deprem yıkana kadar siz bizi yıktınız! Sizin depreminiz bize yetti!
ESKON- Başkalarından duymayın, bizden öğrenin!
*Tevfik bey gelip bizimle görüşmeli, ben ona oy verdim. Bizden korkmamalı! Niye gizleniyor?
ESKON- mlak Konut proje çizerken 10 farklı daire tipi çıktı.Dolayısıyla oradaki farklar brüt net farklarıyla oradaki daireler farklı. Aslında bizim şu an bunu konuşmamamız gerekiyor. Daireler yapılsın, kuralar çekeceğiz...
*Daha neler! Ali evlenecek güllü gelin olacak ben de ev sahibi olacağım 
*Var mı öyle bir şey! Ondan sonra da ben 0 20 milyarı ödemeye mecbur kalacağım!
*Biz aptal değiliz Abdülkadir bey!
ESKON- Eğer memnun olmazsanız şu an 4bin 500 TL'ye satıyorlar. Alırız, alma garantisi de veririz.
*Niye satalım? Niye? 
*Bir buçuk metre için bana dediniz ki, hayır 94'te kalırsın, alırsan 2000 TL ödersin. Bu haksızlık değil mi? Siz keser olmuşsunuz keser, biraz da testere olun!

ESKON- Bakın çok mağdur oldum derseniz şu yola başvurabilirsiniz:
*Ben size 400 milyara satıyorum. Sen oturacak mısın? Ha söyle! Ben Atışalan'da oturmak istiyorum, evimi satmak istemiyorum! Bana paradan bahsetmeyin! Ben orada oturmak istiyorum.
ESKON- Bakın size bir şey anlatmaya çalışıyorum.

Bize kümes yapıyorlar. Kümeste oturmak istemiyoruz!

*Başkan bana evinde oturacaksın, dedi. Bak dedi: Şu an korkuyla oturuyorsun, o zaman sağlam oturacaksın! Hayır! Beni tamamen kovalıyor! Beni göndermeye bakıyor.
*Bize satın diyorsunuz! Satın gidin!
*Beni önce kiracı olarak Karabayır'a gönderdi. Şimdi de gönderecek..
ESKON- Şimdi kentsel dönüşüm olarak herkes bize geliyor...
*Çünkü bu masallara bizim gibi onlar da inanıyorlar. Onlar da sanıyorlar ki söyledikleriniz, vaat ettikleriniz gibi olacak.
ESKON- İki konu var, çok önemli. Bir brüt net farkı var, fazla diyorsunuz. Ben de diyorum ki brüt net farkı Emlak Konut^ta da var, aynı. 
İki; bu fiyatlar düşük diyorsunuz, bakın fiyat şimdi 4 bin 500 TL
*Biz kabul etmiyoruz. TOKİ, Ağaoğlu'dan bize ne. Bizim muhatabımız sizsiniz. Brüt metrekarede anlaştık. Türkiye'de mevzuat bu!
*Ne olur yapmayın! Gidin şu Tevfik beyi çağırın, o gelip anlatsın bize. Buradan gitmeyeceğiz!
*Siz diyorsunuz ki biz sizinle brüt anlaştık. Türkiye genelinde bu budur, diyorsunuz.
ESKON- Evet
*Hayır, yanlış söylüyorsunuz. Siz bizi ofise çağırdınız. Siz orada bize plan proje sundunuz. Kabul ettik. İnandık. Ben orada üstüne basa basa dedim ki:
Beyefendi biz bu anlaşmayı yapıyoruz. Bu evin neti bu mudur? O da bana dedi ki; hayır değildir. Bu evden bizim alacağımız 7 veya 10 m2dir. Biz buna razı olduk.
Şu an aradaki fark 35-40 m2, insaf! Siz bizden 1+1 daire alıyorsunuz? Biz bu kadar kesinti hiç bir yerde görmedik.
ESKON- Oruçreis Mahallesinde daha fazla.
*Doğrudur, o da sizin eseriniz!
ESKON- Bütün büyük projelerde böyle. Bizim keyfi yaptığımız bir şey değil bu.
*Baştan niye söylemediniz? Niye gizlediniz? 120 m2 arsa verip de niye fark ödeyeyim? Niye 100 m2 80 dediniz, buna da uymadınız?
Bana masal anlatmayın! Biz sizi dinlemiyoruz. Teyfik bey gelsin! Resim çekilmeye geldi. Benim param yok bu farkı ödemeye!
*Doğru söylüyor kadın! Hepimiz öyleyiz! Sinirlerim boşalmaya başladı! Sinir hastası olduk! Koyun olduğumuz için böyle oldu. 
*60 milyar ödeyeceğim, bunu nasıl ödeyeceğimi bilemiyorum.

Kentsel dönüşümde ikna edici yalan klişeleri


Kentsel dönüşüm uygulamalarında birkaç klişe var.

1-Deprem Korkusu: Siz de sanıyorsunuz ki gerçekten dertleri vatandaş! Gerçekten onlar ölmesin! Hak Sahipleri için kutu gibi, tavuk kümesi gibi ucuz evler, sosyal konutlar yapıp, itiraz ettiklerinde ‘Beğenmiyorsanız bize satın!’ diyorlar. Maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu iş işten geçtikten sonra anlaşılıyor. ‘Size fazla m2 için ödeyecek paramız yok! Burası bizim! Burada oturmak istiyoruz! Gelip elimizden aldınız!’ diye feryat edenleri, gözyaşı dökenleri hiç mi hiç umursamıyorlar. ‘Deprem dediniz, bizi depremden kötü ettiniz!’ sözlerini asla duymuyorlar. 

2-Halk istemezse kentsel dönüşüm olmaz yalanı: Aylarca günlerce sabırla çalışıyorlar. Her yolu deniyor, gerektiğinde tehdit, baskı, şantaj yolları, bireysel ikna odaları kuruluyor. Belediye başkanları, yöneticilerin her biri bir koldan söz verip vaat ediyorlar. ‘Devlet yalan, söylemez. Yanlış yapmaz! Bize güvenin, inanın! Diyorlar. Onlardan biri imiş gibi Hak Sahiplerinin defalarca ayaklarına gidip çay içip sofralarına konuk oluyorlar. Daha sonra iş tersine döndüğünde aramakla bulunmaz hale geliyorlar. ‘Bu meseleler ayaküstü konuşulmaz’ diyerek haber gönderiyorlar. ‘Siz bize adınızı, telefonunuzu verin, biz ararız’ diyorlar. Belirleyici, karar verici, her şey tek taraflı olarak kendileri belirliyorlar.

3-Daireleriniz değerlenecek yalanı. Yalan çünkü aynı site içinde kentsel dönüşüm hak sahiplerine sosyal konut, kendi satacaklarını da lüks yapıyorlar. Sosyal konutlar o bölgedeki yeni yapılan bina değerlerinde… Lüks yapılanların metrekaresi ise 4 ila 5 bin TL civarında değişiyor. Vatandaşta gerçekten kendi konutunun da bu değerde olduğuna inanıyor. Arsanızı müteahhide kat karşılığı verdiğinizde daha karlısınız. Koşulları her iki taraf pazarlıkla belirliyor. Ve K.K. Sözleşmesi ile tapuyu inşaatın yükselmesine göre kademeli olarak devretme olanağınız var.

4- İkna etmek için her şey vaat ediliyor. İmza atılana kadar! Niyetleri gizli olduğu her şeyi açık açık konuşmuyorlar. İkna etmede epeyce bir ustalık ve deneyim kazanmış yöneticiler ellerindeki her türlü araç, yol ve yöntemleri kullanarak vatandaşın Güçlü olana inanma eğilimini, zaafını kötüye kullanıyorlar. Sözleşmeler hazırlanıp imzalar atıldıktan sonra her şey belirginleşiyor, netlik kazanıyor ve ondan sonra sizin için bir kabus dönemi başlıyor.

5- Rant uğruna mahalle kültürü; komşuluk ilişkileri, aile ilişkilerinde tecrit, soyutlama ile sonuçlanan bir soylulaştırma, o çok savundukları muhafazakar değerleri de alt üst etmesine rağmen rant için her şeyi göze alıyorlar. A. Lafif Şener: İşin içinde rant olmasa kimse bir kilometre yol yapmaz, dedi Hanifi Avcı ise: Yolsuzluk olmasa ekonomi yürümez, dedi. Nerede bu ahlak?


İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var