6 Ağustos 2014 Çarşamba

Kentleşme,Yahudiler ve Gazze .




Kentleşme,Yahudiler ve Gazze



Neden Yahudiler diye soruyorlar?
Neden?

Bu savaş çöl nsanı ile kent insanının savaşıdır.
Bir avuç teknolojik kentliye yenilen çadır toplumunun kaybetme manzarasıdır.
Bugün dünyada 14 milyon Yahudi, 1.400 milyar Müslüman yaşıyor. 1 Yahudiye 100 müslüman düşüyor.
14 milyon Yahudi: 100 Nobel ödülü kazanmış!
1.400 milyar Müslüman sıfırı çekmiş!

Müslümanlar tarih sahnesine çıkmış kaç ünlüye sahiptirler?
Yahudiler: Sanat, edebiyat, bilim... Yüzlerce...
Nedeni ne?
Yalnızca eğitim mi?
Eğitim en büyük faktör ama... Eğitim denilince, araştıran sorgulayan eğitim!
Çağdışı eğitim ile bu savaşı kazxanamazsınız!

 Tohum toprakta saklanır.
Bir TV'de tarımla ilgili bir program izlemiştim. Sunucu şöyle demişti: Tohum toprakta saklanır.
Tohumu ıslah eden eden topraktır. Tohum evde saklanmaz. Tohum toprakta doğanın koşullarına uyum sağlar. Yani evrime vurgu yapıyordu.
Peki bunun konu ile ne ilgisi var?

İlgisi şu:
Yüzyıllar önce topraklarını terk etmiş olan Yahudiler, Dünyanın o zamanki koşullarında en gelişkin, ileri ülkelerinde kendilerine şu yada bu şekilde kentlerde yer buldular. Onlara Dünyanın en eski göçmenleri diyebiliriz.
Peki nereye göçtüler?
Almanya'nın köylerine mi?
Hayır! Kentlerine!
Yahudiler, Dünya'nın her yerinde kentlerde yaşadılar. Müthiş bir birikim sağladılar ve bu birikimi paylaştılar. Kentlerin kaymak tabakası Yahudiler'in oldu.
Yahudiler hep kentlerde mi yaşadılar, onların hepsi ticaretle mi uğraştılar? İşçi yada köylü olanları yok muydu? Gerizekalısı, akılsızı yok mu?
Var, var olabilir! Biz genelden bahsediyoruz.
Yahudilerin hepsi zeki mi?
Hayır!Onların da pısırık, aptal, gerizekalı, psikopat,şizofren olanları var, merak etmeyin! Zaten bu doğanın kendisine aykırı, hayatın olağan akışına ters!
Göçmen olmak doğal olarak içine kapanmayı, topluluk halinde yaşamayı, dayanışmayı getirdiği kadar ayakta kalmak için güçlü olmanın yollarını da aramayı gerektiriyordu.
Onlar bunun için ticareti seçtiler.Ticaret onların önünde geniş ufuklar açtı. Ticaretin inceliklerini ve kurallarını öğrendiler.
Kent olanaklarından sonuna kadar yararlanmayı bildiler.
Kent kendini kanıtlamak isteyen herkesin yaşayacağı yerdir. Tek tek özellikleriyle öne çıkanlar olmuştur ama tohum ancak bütün koşulların bir araya gelmesiyle gelmesiyle yeşerir.

Ömrünü köyde geçirip de tarih sahnesinde varlık gösterenler bir ihtiyat payı bırakmakla birlikte hemen hemen hiç olmamıştır.

Tohum kentlerde toprağa düşüp, mayalandıkça mayalanmış kentlerin, kentleşmenin IQ'su olarak Yahudilerin zekası ortaya çıkmıştır!
Kentli olmayan bir zekadan kimsenin haberi olmamaktadır.Olsa bile işe yaramamaktadır. Kentli olarak üretebilir, kentli olarak düşünebilir, kentli olarak yenilikleri keşfedip yaşayabilirsiniz.
Eğitim ve bütün olanaklar kentlidir.

Bugün baktığımız da milyonlarca nüfus barındıran bir çöl insanı ile bir avuç kentli Yahudilerin mücadelesini görürüz. 63 Müslüman ülke, 1,5 milyar nüfus!
1947 yılında dünyanın bütün kentlerinden gelen Yahudiler, 'Vaadedilmiş topraklar'da kendilerine yurt edinmek için bir çöl, tarım ve köylü toplumu Filistinlileri
kimi zaman kandırarak, kimi zaman topraklarını satın alarak Filistin'in bağrına saplanmış bir bıçak misali girip, sonra toprkalarını sürekli büyüterek, devletleşerek
bugünkü hale gelmişlerdir. Sonra Filistin topraklarını Filistinlilere dar etmişler, kovmuşlar, uğradıkları soykırımdan ders almamış, empati duyguları körelmiş
olarak onları yok etmeye  çalışmışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var