24 Eylül 2012 Pazartesi

AKP'ye göre 'huzur zamda'

  • ALİ BABACAN, ZAMLARIN HUZUR ORTAMINI SAĞLAMAK İÇİN YAPILDIĞINI SÖYLEDİ
  • Gökhan Çetin / Çağrı Sarı Kahveci
  • Benzin, otomobil, tapu harcı ve içkiye gelen zamlar halkın huzurunu kaçırdı. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise konuyla ilgili bir açıklama yaparak zamların huzur ortamını sağlamak için yapıldığını ifade etti. Babacan, “Önemli olan bu konuda istikrardır, önemli olan Türkiye’deki huzur ortamıdır. Bütçe dengesi bozulduğunda Türkiye’de ne huzur ne güven kalır. Bunun bilincinde hareket etmemiz lazım” diye konuştu.
    Hükümet, bu ‘huzur ve istikrar’ın devamı için yeni zamları da gündemine almış durumda. Benzin, otomobil, tapu harcı ve içkiye gelen zamlar bu açıdan sadece bir başlangıç. Sırada sigara, doğalgaz ve yine otomotiv zammı var. Maliye Bakanlığı’nın, açık büyüdüğü takdirde KDV’yi de yüzde 18’den 19’a çıkarmayı planladığı belirtiliyor.
    Başta akaryakıt ve tapu harcı olmak üzere bir çok kaleme gelen vergi zammından Maliye’nin beklentisi yıllık 11 milyar lira. Yılın son 4 ayına girdiğimiz için vergi zamlarının 2012 bütçesine etkisi 3 milyar lira civarında olacak.
    Enerji yetkilileri, Botaş’ın ekim ayından itibaren geçerli olmak üzere doğalgaza yüzde 10-15 aralığında zam yapılabileceğini belirtiyor. Doğalgaza yapılacak zam, maliyetleri artıracağı için bunun elektrik fiyatlarına da yansıması bekleniyor.
    SİGARA DA ZAMLANABİLİR
    Reuters’e bilgi veren ekonomi yetkilileri, “Maliye Bakanlığı bütçe hazırlıklarını devam ettiriyor. Buna ilişkin ilk kararname yayımlandı ancak kalan bazı önlemler için ekonomi yönetimi çalışmasını sürdürüyor. Yakın zamanda diğer adımlar gelecek” derken, bu kapsamda sigaranın vergisinin artırılması, gayrimenkul yatırım ortaklıklarına tanınan vergi istisnasının kaldırılması gibi önlemlerin masada olduğunu bildirdi. Tütün ürünlerine uygulanan ÖTV, yaklaşık bir yıl önce alınan ancak yürürlüğü 31 Aralık 2012’ye kadar ertelenen karar gereğince 1 Ocak’tan itibaren dört puan artışla yüzde 69 olarak uygulanacak. Maliye’nin bir başka planı da taşıt sahiplerinin her yıl iki kez ödediği Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) oranlarının artırılması. Önümüzdeki dönemde ilk MTV’nin Ocak 2013’te alınacak olması nedeniyle bu verginin hemen artırılması beklenmiyor.
    SAĞLIK HARCAMALARI KISILACAK
    Öte yandan ekonomi yetkilileri, harcamaların kontrol altına alınmasının bütçe açısından kritik öneme sahip olacağını belirterek, bu konuda da kısa süre içinde yeni adımlar atılacağını bildirdi. “Sağlık harcamaları bütçe giderlerinin kısılması bakımından en önemli unsurların başında geliyor ve ilk olarak sağlık harcamalarının kısılması gündemde” diyen yetkili, diğer bazı harcamalar için de yeni adımların gündeme geleceğini ifade etti. (İstanbul/EVRENSEL)

    ‘ÖNEMLİ OLAN İSTİKRAR’
    İstanbul Finans Zirvesine katılan Ali Babacan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
    Zamlarla ilgili gelen soruya Babacan “Bizim için mali disiplin her şeyin başı. Mali disiplinin bizim 2010-2012 yılı ihtiyacımızın yılbaşında daha fazla olacağıyla ilgili hesaplamalar var. Buradaki vergilerin en önemli amacı bütçe açığımızı belirli bir seviyede tutabilmek” diye konuştu. Babacan ayrıca şunları söyledi: “Akaryakıta baktığımızda 2009 Aralık ayından bu yana vergilerle önemli bir düzenleme yapılmamıştı. Akaryakıtta vergiler litre başına sabittir. Litre başına belli bir kuruştur. Akaryakıt vergileri böyle olduğu için 2009 yılından bu yana da hiçbir ayarlama olmadığı için bir bakıma litre başına kuruş kısmında geçtiğimiz enflasyonu karşılayacak bir ayarlama yaptık. Büyüme yok içinde. Sadece yaptığımız 2009 Aralık’tan bu yana kadar akaryakıt içindeki ÖTV’yi enflasyon oranında bugüne getirmiş olduk. Yaptığımız bu. Önemli olan bu konuda istikrardır, önemli olan Türkiye'deki huzur ortamıdır. Bütçe dengesi bozulduğunda Türkiye'de ne huzur ne güven kalır. Bunun bilincinde hareket etmemiz lazım.”

    BU ZAMLAR NEYİN TEDBİRİ?
    Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Hatice Saadet Kalyoncu, akaryakıt ve diğer ürün ve hizmet kalemlerinde yapılan ÖTV zamları için “Tedbir paketinin neyin tedbiri olduğunu anlamakta zorlanıyoruz” dedi.
    Kalyoncu yaptığı açıklamada, Anayasanın 73. maddesinin herkesin, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlü olduğunu söylemesine rağmen, mali gücüne bakılmaksızın, Katma Değer Vergisi, Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve Özel Tüketim Vergilerinin (ÖTV), vatandaşın yıllardır sırtındaki dolaylı vergilerden sadece bir kaçı olduğunu ve dolaysız vergilere oranla daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Kalyoncu, “Devlet, bu oranı tersine döndürüp ve dolaysız vergileri tam olarak tahsil edebilmeyi hedeflemek yerine, dolaylı vergileri arttırarak, tüm yükü yine vatandaşın sırtına yüklemektedir. 22 Eylül tarihinde yürürlüğe giren tedbir paketiyle özellikle akaryakıtta yaşanan zamlar, peşi sıra birçok zammın habercisidir. Tüketicinin ekonomik olarak rahatlamasını sağlayacak şey, özellikle dolaylı vergilerin iptali veya hiç olmazsa indirimi iken, yapılan bu zam bugünden itibaren tüm mal ve hizmetlerin zamlanmasına sebep olacaktır. Özellikle gıda ve ulaşım kalemlerinde olabilecek artışlarla devletin tedbirinin neye yönelik olduğu sorusu cevapsız kalmaktadır” diye konuştu.

Antik kente rüzgâr türbini

Antakya'da erken Hıristiyanlık döneminin en önemli hac merkezi olan Aziz Simeon Manastırı rüzgâr türbinlerinin arasında kaldı.

Antakya Samandağ’da Aziz Simeon Manastırı rüzgâr türbinlerinin arasında kaldı. Manastırın çevresindeki rüzgâr türbinlerinin sayısı 23’e ulaşırken koruma kurulunun sit alanı içinde kalan bölgeye türbin kurulmasına nasıl izin verdiği anlaşılamadı. Etrafında onca boş alan varken hac turizminin yapıldığı ve çok sayıda turistin geldiği alana yapılan rüzgâr türbinleri görenleri hayrete düşürüyor. Hatay İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün ise 2005 yılında türbinlerin kurulması için yapılan başvuruya “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu gerekli değildir” izni verdiği ortaya çıktı. “ÇED raporuna gerek yoktur” kararı son dönemde pek çok maden ocağı için de uygulanan bir yöntem. Bu karar sonrasında proje koruma kurulları ve sivil toplum örgütlerince değerlendirilmeden uygulamaya geçiyor. 
Son dönemde birçok antik kent ve doğal sit alanları içine maden ocağı izinleri veriliyor. Çevrecilerin tepkilerine neden olan izinlerin hemen hepsinin altında 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘‘ÇED raporuna gerek yoktur’’ kararı yer alıyor. ÇED rapora yatırım öncesinde ele alınan projenin toprak, su, hava doğal ve kültürel etkileşimlerinin incelenmesi anlamı taşıyor. 
ÇED raporuyla da yeni yatırıma izin veriliyor ya da verilmiyor. Orman içine verilen taşocağı izni binlerce ağacın kesilmesine neden olurken, çıkardığı toz bulutu ve patlatılan dinamitlerle ekolojik dengenin de bozulmasına sebep oluyor. Yeraltı suları, orman içinde yaşayan hayvan türleri ve bitki çeşitliliği olumsuz etkileniyor. Çevreciler tüm bu olumsuzluklara rağmen 
Çevreve Şehircilik Bakanlığı’nda ÇED raporuna gerek duyulmamasına anlam veremiyor. Çevre örgütleri doğal yaşamı etkileyen maden ocaklarının kolay yoldan açılabilmesi için bu yolu kullandıklarını, ocaklar açıldıktan sonra başlayan dava süreçlerinin uzun sürmesi nedeniyle mahkemelerden olumlu gerekçeler çıksa bile orman içlerinde açılan ocakların yeterli zararı verdiğini dile getiriyorlar. 
Yalova Paşakent Mahallesi, Çığlıkara Sedir Ormanları, Sakarya Karapürçek Köyü, Karasu Değirmendere köyü, Kırklareli Dupnisa Mağaraları, Bafa Gölü Latmos antik kentinde verilen taş ocakları izinlerinin altında hep “ÇED raporuna gerek yoktur” belgesi yer alıyor. 

Hacılara temiz enerji 


Ancak öyle bir yer var ki hepsinden çok farklı. Çevreye saygılı temiz enerji olarak bilinen rüzgâr türbinleri Hatay hac turizminin merkezlerinden Aziz Simeon Manastırı’na dikildi. Dünyaca tanınan ve bilinen manastır kompleksi Samandağ’ın tepesinde yer alıyor. Erken Hıristiyanlık döneminin en önemli hac merkezlerinden olan Simeon Manastırı etrafına 23 rüzgâr türbini dikildi. Manastırın hangi köşesinden baksanız dev türbinleri görüyorsunuz. 
Buraya nasıl izin verildiği sorusunun altında yine “ÇED raporuna gerek yoktur” kararı bulunuyor. 13 Eylül 2005 tarihli kararda 
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın imzası bulunuyor. Her giden turistin hayretler içinde karşıladığı bu duruma Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun müdahale etmesi bekleniyor. ÇED raporu istenmese de bir kültürel değere bu kadar zarar veren projenin durdurulması gerekiyor. 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yasası’nın ilgili maddeleri kültür varlığını direkt ya da dolaylı yoldan etkileyen uygulamaların kaldrılmasını ve buna sebep olanların da cezalandırılmalarını öngörüyor. Aylık kültür dergisi Hatay bu ayki sayısında bu konuya yer vermiş. Hataylıların konuya sahip çıkması istenerek rüzgâr türbinlerini bir an önce tarihi manastırdan kaldırılması isteniyor. 
Radikal

Okmeydanı nasıl dönüşecek?

Beyoğlu Belediyesi Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi'ne son noktayı koymak üzere. 100 bin kişiyi etkileyecek proje kapsamında 5 bin 300 binanın yıkılması planlanıyor.

Radikal
Beyoğlu Belediyesi, yıllardır üzerinde çalıştığı, 4 mahalleyi kapsayan Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi’nde bitiş çizgisine yaklaştı. Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, 21 Eylül Cuma günü belediye meclisini ‘olağanüstü’ bir toplantıya çağırdı. Gözlemci olarak katıldığımız toplantının tek gündem maddesi Okmeydanı dönüşüm projesinin 1/1000 ölçekli - yani en detaylı - planlarıydı. Son 2 yıldır her gün bu proje üzerine çalıştıklarını belirten Demircan toplantıyı açarken “Kız istendi, artık nikâh masasındayız” dedi. 
Olağanüstü toplantı, 
CHP ’li meclis üyelerinin planı incelemek için ek süre istemeleri sebebiyle karara bağlanmadan sonuçlandı. Haftaya meclisten geçmesi beklenen plan, 100 bine yakın Okmeydanı sakinini etkileyecek. 
Tarlabaşı projesinin 80 katı 


Proje nereleri kapsıyor? Yaklaşık 1 milyon 650 bin metrekarelik bir alana tekabül eden proje Piyalepaşa, Fetihtepe, Kaptanpaşa ve Keçecipiri mahallelerini kapsıyor. Şu anda bölgenin yaklaşık 800 dönümü üzerinde dağılmış 4 bin 500 dükkân ve 5 bin 300 bina var. Bölgede resmi rakamlara göre 80 bin, tahminlere göre 100 bin civarında kişi yaşıyor. Okmeydanı’nda yenilenecek alan, 20 bin metrekarelik alanda yapılan Tarlabaşı yenileme projesinin 80 katına denk geliyor. 
Neler yıkılacak? Projeye göre binaların tümü yıkılacak. Planda burası 1. Derece 
Deprem Bölgesi olduğu için hassas jeolojik etütlerin yapılması gerektiği belirtilmiş. Bazı alanlar ‘önlemli’ olarak belirlenmiş, E 5 karayolunun ve Çevre Yolu’nun bulunduğu kesim ise ‘yerleşime uygun değil’ kategorisinde. İBB’nin verilerine göre buradaki ‘orta durumda’ yapıların oranı yüzde 61.8, ‘kötü durumda’ yapıların’ oranı yüzde 26.05, ‘yıkık’ yapıların oranı ise yüzde 1.16. 
Yıkılan bİnaların yerİne ne yapılacak? Okmeydanı, 
30 civarında bölgeye bölünerek bütünüyle yeniden yapılacak. Şu anda mevcut inşaat alanı yaklaşık 2 milyon metrekareyken, yeni projede 3 milyon metrekareye çıkartılıyor. 
Projenin çoğu ‘yüksek yoğunluklu’ konut alanlarına ayrılmış, buralarda 8-9 katlı binalar olacak. Plana göre 10 dönüm (hektar) başına düşen nüfus yüksek yoğunluk alanlarında 1000-1200 kişi arasında olacak. Bu, oldukça yoğun bir yapılaşmaya gidileceğinin işareti... 
İnşaatlarİkim yapacak? Belediye Başkanı Demircan toplantıda “İstenirse belediyemiz Kiptaş gibi bir şirket kurar. Bu şekilde maliyetleri düşürüp kiracılara uygun daire verebiliriz” diyerek dönüşümü bizzat yapmak istediklerinin işaretini verdi. Tarlabaşı’nda olduğu gibi özel şirketlerle işbirliğine gidilmesi de bir ihtimal. Örneğin Sütlüce-Örnektepe’deki 
kentsel dönüşüm projesini üstlenen, Amplio firmasının sahibi Alaeedin Babaoğlu’nun Alman ortağı Erwin Graebner da basına Okmeydanı’yla ilgilendiklerini söylemişti. 
Bölgenİn 50 yıllık tapu sorunu nasıl çözülecek? Demircan, “Okmeydanı’ndaki vatandaşların 50 yıllık hasreti sona erecek. Geçmişte tapu tahsis belgesi alan bütün vatandaşların tapusu elimizde bekliyor” dese de aslında Okmeydanı halkı için durum oldukça karmaşık: 
Arazinin mülkiyeti ağırlıklı olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerindeyken Hazine’yle (Milli Emlak) takas edildi. Şimdi
Beyoğlu Belediyesi Hazine’den devraldığı tapuları 4706 sayılı kanunu esas alarak vatandaşa satıyor. Bunun için şu anda halkın belediyeye müracaat etmesi için çağrı yapılıyor. 
Burada halkın tepkisini çekecek noktalardan biri satış bedelinin emlak vergisi rayiç degerlerinin iki katı olarak belirlenmiş olması. Bir diğer sorunlu nokta da 2000 yılından sonra yapılan binalarda yaşayanların hiçbir hakkı olmaması. Düşük gelirli bölgede kiracılar için hiçbir çözüm önerisi sunulmuyor. Ayrıca buradaki tekstil atölyeleri vb. firmaların kapanması durumunda işsiz kalacak binlerce kişi için bir plan yapılmamış. 
Okçuluk müsabakaları düzenlenecek
1/1000’lik planla her bölgede maksimum yerleşim alanı belirlendi. Bölgenin tamamı 1976’da tarihi sit alanı ilan edilmişti. 2 Numaralı Kurul, 2010’da bölgenin içinden 14 parça ayırarak tarihi sit alanı ilan etti. Planlara göre bölgedeki ‘Ayak ve nişan taşlarının tümü buralara taşınacak ve açık hava müzesi olarak hazırlanacak. Bu alan okçuluk çalışmaları için düzenlenecek.’
Okmeydanı sakini ne istiyor?Okmeydanı sakinlerinin talepleri; 2000 yılı sonrası inşaatlarını bitirip emlak vergisi ödeyen hak sahiplerinin de garanti altına alınması, tapu tahsis belgesi olmayan konut sahiplerinin emlak beyannamesi, elektrik, su veya telefon faturalarının belge kabul edilmesi ve kiracıların da bölgede kalması.

Yüzde 51 ne derse o olacak, ‘Ben evimi kendim yapacağım’ denilemeyecek 
Belediye Başkanı Demircan dönüşüm için bölgedeki hak sahiplerinin yüzde 51’inin onayının yeterli sayılacağını, yüzde 49 istemese de projenin yapılacağını söyledi. Plana büyük parsellere bina yapma zorunluluğu koyulacak ve tapular hisseli verileceği için kimse kendi arsası üzerinde, bağımsız olarak inşaat yapamayacak. 
‘Yerinde dönüşüm’ gereği herkesin yeni evi ‘kendi bölgesi’nde olacak, yalnızca sit alanı olan 14 bölgede hak sahipleri, ‘bölgelerine en yakın yüksek yoğunluklu konut alanlarına’ gidecek.

‘Kendi evimizi yeniden satın alacağız’
Okmeydanı 
Çevre Koruma Derneği Başkanı Ali Çetkin: 
“4706 sayılı kanun bizleri mağdur edecek. Yasa, emlak vergi değeri üzerinden rayiç fiyata satışa izin verirken bize arsalarımızı rayiç bedelin 2 misli fiyatına satmak istiyorlar. Kanuna göre iki taksiti ödeyemeyenlerin sözleşmesi feshedilerek arsası elinden alınacak, satış bedelinin yüzde 10’u Hazine’ye kalacak. Üstelik sonunda alacağımız, hisseli tapu. Yani arsamızın yeri ve kaç ortaklı bir parselde payımızın olacağı sonradan belli olacak. Burada işsizlik ortalamanın kat kat üzerinde. Çalışanlar asgari ücretli, birçok insan emekli. Biz zaten buraları yıllar önce fahiş fiyatlara satın aldık, vergilerimizi yıllarca verdik. Üstelik 1983’te tapu tahsis belgeleri verilecek dendi ve herkes Ziraat Bankası’na 2 bin lira verdi. Şimdi neden bir daha para veriyoruz?’’
 

22 Eylül 2012 Cumartesi

‘Planlı bir kentsel dönüşüm yapılmalı’

5 Ekim’de 33 ilde aynı anda başlayacak olan kentsel dönüşüm projesiyle ilgili basın açıklaması yapan Gayrimenkul Hukuku Derneği tarafından, kentsel dönüşüm süreçlerini ve yasalarını temelde destekledikleri belirtilerek, yasayla ilgili eleştirilen noktalar dile getirildi.

Kentsel dönüşüm yasalarının dünya örneklerinde toplumun tüm kesimleri ile birlikte hazırlanan ve uzlaşma temel kültürüne dayanan yasalar olduğunu dile getiren Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Avukat Ali Güvenç Kiraz, hızla çıkarılan yasanın üniversiteler, belediyeler, meslek odaları, barolar, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların görüşleri alınmadan ve müzakereedilmeden çıkarıldığını söyleyerek, uygulamada ciddi tepkiler oluşabileceğini vurguladı.
Riskli yapıların yıkılmasının ardından yeni yapılacak binalarla bina fazlalığı oluşacağını söyleyen Kiraz, şunları söyledi: “Kentsel dönüşüm yasası ile riskli yapı tespiti sonrasında yıkılacak olan yapıların yerine deprem ve afetlere dayanıklı yenisi yapılacak. Ancak bina fazlalığı ve İstanbul’un “deprem ve afet toplanma alanlarının” olmayışı, yolların darlığı ve yeşil alanların azlığı en önemli sorunlardır. İşte biz daha planlı bir kentsel dönüşüm ile oluşacak fazlalık alanların deprem ve afet toplanma alanı, yeşil alan, meydan olarak düzenlenmesini öneriyoruz. Müteahhitlerin riskli yapı tespiti sonrasında binaları direkt yıkacak olması ve hemen yenisini yapması ile bu fırsat elden kaçırılacak.”
milliyet

İnşaat devi sonunda iflasını açıkladı!

İki yılı aşkın süredir mali sorunlarla boğuşan Fi Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., iflas erteleme talebi ile mahkemeye başvurdu.

Şirketin iflas erteleme talebini mahkeme karara bağlayacak. İflas erteleme süreci kabul edilir ve borçlar ödenebilirse Fi Yapı yola devam edecek. İşler planlandığı gibi gitmez ve sıkıntı sürerse mahkeme süreç sonunda şirketin iflasına karar verebilecek.
Adası da hacizliydi. Konut sektöründeki atılımını 2000'li yılların ortasında yapan, binlerce konuttan oluşan projeler geliştiren Fi Yapı, iki yılı aşkın bir süreden bu yana mali sorunları ile gündemdeydi. Beş bini aşkın ailenin konutlarının teslimini beklediği şirket, vergi daireleri, SGK ve diğer borçlu olduğu kişilerin uygulattığı haciz kararı ile de yüz yüze kalmıştı. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet, Fi Yapı'nın sahibi Fikret İnan tarafından "kurtuluş umudu" olarak lanse edilen Garip Ada üzerinde de hacizler olduğunu ortaya çıkarmıştı.
Başvuru 10 Eylül'de
Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 10 Eylül'de 2012/1139 dosya numarası ile başvuran Fi Yapı 27 ayı kapsayan bir iyileştirme planı sundu. 17 Eylül günü mahkeme sunulan 45 sayfalık bilirkişi raporunda, şirketin sunduğu iyileştirme planının uygulanabilir olduğu rapor edildi. Bilirkişi raporunun mahkemeye sunulduğu gün, mahkemeden de tedbir kararı çıktı. Böylece Fi Yapı, alacaklılarına karşı rahat bir nefes almış oldu.
588 milyon liralık borç
Bilirkişi raporuna göre şirketin toplam varlığı 580 milyon 947 bin lira olarak gösterildi. Şirketin toplam borçlarının ise 588 milyon 275 bin lira olduğu rapor edildi. Şirket, söz konusu borçların 500 milyon liralık bölümünün müşterilerden alınan avanslardan oluştuğunu bildirdi. Şirketin borca batıklık durumunun ise 7.3 milyon TL seviyesinde olduğu rapor edildi. Şirketin en büyük kaybı yaşadığı 2011'de 65 milyon lira zarar ettiği vurgulandı.
Telefon parasına red
Mahkeme 17 Eylül'de verdiği tedbir kararı ile birlikte şirket faaliyetlerinin denetimi için Ahmet Serdar Kıyat, Mehmet Ali Güldal ve Yurdakul Tuncer'den oluşan üç kişilik kayyum heyeti atadı. Şirket mahkemeye yaptığı başvuruda, haciz kararı ile el konulan lüks araçlarının iadesini de talep etti. Mahkeme, alacaklı bir şirketin el koyduğu Porsche, Jeep, Peugeot marka üç lüks otomobil ile bir otobüsün yeddi emin olarak Fi Yapı'ya devrine karar verdi. Fi Yapı mahkemeden ayrıca elektrik, su ve telefon paralarının da bir süre talep edilmemesini istedi; ancak mahkeme bu talebe olumsuz yanıt verdi.
Alacaklılar beklemede
Şirketin iflas ertelemeye ilişkin tedbir kararı alması ile birlikte, alacaklı kurum ve kişiler; şirkete ilişkin aldırdıkları haciz kararlarını uygulayamayacak. Bir başka ifade ile haczedilen varlıklar satılamayacak. Alacaklılar yeni haciz kararı da aldırılamayacak ancak alacaklı sırasına müdahil olabilecek. Bu durum şirkete yarım kalan projelerini bitirme olanağı sağlayacak. Ancak teslim edilmeyi bekleyen 5 bin konutun tamamlanması için gerekli finans gücünün sağlanıp sağlanamayacağı henüz belirsiz durumda.
İlk duruşma 2 Ekim'de
Mahkeme, Fi Yapı hakkında tedbir kararı verdikten sonra, dosyanın esası üzerinde yargılamaya geçecek. İlk duruşma 2 Ekim'de yapılacak. Söz konusu dosyaya alacaklı şirketler de müdahil olmaya başladı. Alacaklı şirketlerin itiraz başvurularında, iflas erteleme talebinin kötü niyet taşıdığı, alacaklılara karşı zaman kazanma amacı taşıdığı vurgusu öne çıkıyor.
İflas erteleme nedir
İFLAS erteleme, mali durumu bozulan şirket ve kooperatiflerin sermayesinin korunması için gerekli tedbirlerden birisi olarak Türk Ticaret Kanunu'nda düzenleniyor.Mahkeme, şirketin mali durumunun düzeltilmesini mümkün görürse yönetim kurulu veya bir alacaklının talebi sonucunda iflas erteleme kararı verebiliyor. İflas erteleme sonucunda borçlu firma normal faaliyetlerine devam edebiliyor. Kamu alacağı ve SGK primleri dahil hiçbir yasal takip yapılamıyor. Mahkeme, atanan kayyumun verdiği raporlara göre iflas erteleme süresini sona erdirebildiği gibi, 4 yıla kadar uzatabiliyor veya firmanın iflasına karar veriyor.
Adanın değeri 43 milyon liraymış
Fi Yapı'nın mahkemeye sunduğu iyileştirme planında şirketin krizden çıkış planı da açıklandı. Şirket sahibi Fikret İnan'ın '200 milyon dolardan aşağıya satmam' dediği İzmir Dikili'deki Garip Ada'nın değeri mahkemeye 43 milyon TL olarak bildirildi. Bu fiyat, üç yıl önce satın alınan adanın değerinin hiç artmadığına işaret ediyor. Hürriyet, Fikret İnan'ın adayla ilgili çelişkili açıklamalarını haberleştirmişti. Dinçer Gökçe imzalı haberde ada üzerinde birçok haciz bulunduğuna ve mahkeme kararına göre satılamaz durumda olduğuna dikkat çekilmişti. Fİ Yapı mahkemeye,Sakarya'da bir arazinin 9 milyon liraya satılacağını Fi Side ve Fi Tower isimli projelerden de toplam 50 milyon lira gelir elde edeceğini bildirdi.

CHP, dönüşüme ikna edemedi

CHP, İzmir Cennetçeşme’de kentsel dönüşümle ilgili halk toplantısı düzenledi.
Beyaz Cami önünde yapılan toplantıya, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gürsel Tekin ve Gökhan Günaydın, İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir Milletvekilleri, CHP’li Karabağlar Belediye Başkanı Sıktı Kürüm katıldı. Evine karşılık ev beklentisi içinde olan mahalle halkı toplantıda taleplerini dile getirdi.
Mahalle muhtarı Dağıstan Okulmuş, yerinde dönüşüm istediklerini TOKİ’ye karşı olduklarını belirtti. Okulmuş, “Bizi düşündüren konu 345 tapusuz evin ne olacağıdır. Yıllarca aynı çamuru çiğnedik, aynı kaptan yemek yedik. Onlar bizim annemiz, babamız, kardeşimiz. Büyükşehrin bizi mağdur etmeyeceğini düşünüyoruz” dedi.
Ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın kentsel dönüşüm uygulamalarında farklılıklar olduğunu belirterek, kendilerinin toplumcu kentsel dönüşüm uygulaması yapacaklarını ve dönüşümlerde mahalle halkının birinci derecede söz sahibi olacağını savundu. Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm’ün konuşması sırasında ise bir mahalleli, “Buraya imar verin kendimiz yapalım” talebini dile getirirken, bir başka mahalleli de “Kimseyi yerinden yurdundan etmeyin” diye seslendi. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, “Binaların çıplak maliyeti üzerinden daire verilecek. Kimisinin evi 2, kimisinin 2, kimisinin yarım daire alacak. Üç kat kaçak yapının bedeli moloz bedeli olacak. İşinize geliyorsa olacak, işinize gelmiyorsa olmayacak” dedi.  (İzmir/EVRENSEL)

KOCAOĞLU: YAPTIĞIM HATANIN BEDELiNi ÖDEDİM
Toplantıya Uzundere TOKİ halkı da katılarak sıkıntılarını ifade etti. Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Uzundere halkının taleplerine de değindi. Kocaoğlu, Kadifekale’de yerinde dönüşüm imkânı olmadığı için TOKİ ile ortak projeye girdiklerini belirten Kocaoğlu, “TOKİ ile anlaşma yaparak yaptığım hatanın bedelini ödedim. Söz verdikleri 1850 konutu vermediler. Proje yarım kalmasın diye 75 milyon liraya o konutları aldık” dedi.  Sosyal tesislerin arsa tapularının ellerine yeni geçtiğini söyleyen Kocaoğlu, 5-6 ay içinde tesisleri yapıp bitireceklerini belirtti.

21 Eylül 2012 Cuma

Müteahhitten daire alırken, noterden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmalı!

Posta yazarlarından Tamer Heper, gayrimenkulle ilgili soruları yanıtlamaya devam ediyor.

Müteahhitten daire aldım ama hâlâ tapusunu almadım. Müteahhit inşaatı tamamlamadı, yarım bıraktı ortalarda yok.  Arsa sahibine başvuruyoruz o da bize tapu vermeye yanaşmıyor. Müteahhitle de sözleşmenin fasholunduğunu, bizlerin onu ilgilendirmediğimizi söylüyor. Acaba bizler aldatılıyor muyuz? • K.B.  Şu müteahhitten daire alınma işinin sonuçta nerelere varacağı belli değil. Birincisi yapılan satış sözleşmesi ile problem başlıyor. Müteahhitten daire alınacak ise bunun en iyi yöntemi bitmiş daireyi tapuda tescil yapılmak kaydı ile satın almak.
Ancak bu halde daireler hem daha pahalı hem de taksitlendirme imkanından biraz uzak. Bunun için hesaplı oluyor diye inşa halinde daire almak tercih edilir. Elbette herkesin elinde peşin para yok ya. Ancak bu halde satın alma bir alım-satım değil bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesidir. Bu sözleşme noterde yapılmak zorundadır ama bugüne kadar şekil şartına uygun sözleşmeye çok az rastladım. Demek ki birinci problem satışın şeklinde. Bu önemli bir problem çünkü satış vaadinin geçersiz olması söz konusu. Sonra, alıcıya tapuda dairenin devri için arsa sahibi ile müteahhit arasında hukuki ihtilaf olmamalı. Bunun nedeni de şu: Müteahhidin arsa sahibinden kendisine düşen daireleri alabilmesi için önce müteahhidin görevini, borcunu yerine getirmesi lazım. Borçlar Kanunu'nun 98. maddesine göre kendi borcunu yerine getirmeyen karşı taraftan borcunu yerine getirmesini isteyemez. Peki müteahhit arsa sahibinden dairesini alamıyorsa, müşteriye nasıl verecek? Müteahhit inşaatı bitirmediği müddetçe arsa sahibi de bu maddeye dayanarak ona düşen daireleri vermez. Bu durumda da müteahhitten daire alanlar dairelerine sahip olamaz. Hele arsa sahibi ile müteahhit arasındaki sözleşme fesholundu ise bu meselenin halli zora girer.

Bu nedenle müteahitten daire alacaklar çok dikkatli davranmalı, yukandaki hususlara dikkat etmelidir. İşte okuyucumun başına gelen budur, müteahhidin daireleri talep hakkı ortadan kalkmış. Bazı hallerde müteahhitle arsa sahibinin yaptığı sözleşmeye kendi sözleşmelerinde atıf olduğu ileri sürülür ama bu her olay için Çözüm anlamına gelmez. Bari müteahhide ödedikleri paraları kurtarsalar.

Tamer Heper/Posta

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var