24 Eylül 2012 Pazartesi

Antik kente rüzgâr türbini

Antakya'da erken Hıristiyanlık döneminin en önemli hac merkezi olan Aziz Simeon Manastırı rüzgâr türbinlerinin arasında kaldı.

Antakya Samandağ’da Aziz Simeon Manastırı rüzgâr türbinlerinin arasında kaldı. Manastırın çevresindeki rüzgâr türbinlerinin sayısı 23’e ulaşırken koruma kurulunun sit alanı içinde kalan bölgeye türbin kurulmasına nasıl izin verdiği anlaşılamadı. Etrafında onca boş alan varken hac turizminin yapıldığı ve çok sayıda turistin geldiği alana yapılan rüzgâr türbinleri görenleri hayrete düşürüyor. Hatay İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün ise 2005 yılında türbinlerin kurulması için yapılan başvuruya “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu gerekli değildir” izni verdiği ortaya çıktı. “ÇED raporuna gerek yoktur” kararı son dönemde pek çok maden ocağı için de uygulanan bir yöntem. Bu karar sonrasında proje koruma kurulları ve sivil toplum örgütlerince değerlendirilmeden uygulamaya geçiyor. 
Son dönemde birçok antik kent ve doğal sit alanları içine maden ocağı izinleri veriliyor. Çevrecilerin tepkilerine neden olan izinlerin hemen hepsinin altında 
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘‘ÇED raporuna gerek yoktur’’ kararı yer alıyor. ÇED rapora yatırım öncesinde ele alınan projenin toprak, su, hava doğal ve kültürel etkileşimlerinin incelenmesi anlamı taşıyor. 
ÇED raporuyla da yeni yatırıma izin veriliyor ya da verilmiyor. Orman içine verilen taşocağı izni binlerce ağacın kesilmesine neden olurken, çıkardığı toz bulutu ve patlatılan dinamitlerle ekolojik dengenin de bozulmasına sebep oluyor. Yeraltı suları, orman içinde yaşayan hayvan türleri ve bitki çeşitliliği olumsuz etkileniyor. Çevreciler tüm bu olumsuzluklara rağmen 
Çevreve Şehircilik Bakanlığı’nda ÇED raporuna gerek duyulmamasına anlam veremiyor. Çevre örgütleri doğal yaşamı etkileyen maden ocaklarının kolay yoldan açılabilmesi için bu yolu kullandıklarını, ocaklar açıldıktan sonra başlayan dava süreçlerinin uzun sürmesi nedeniyle mahkemelerden olumlu gerekçeler çıksa bile orman içlerinde açılan ocakların yeterli zararı verdiğini dile getiriyorlar. 
Yalova Paşakent Mahallesi, Çığlıkara Sedir Ormanları, Sakarya Karapürçek Köyü, Karasu Değirmendere köyü, Kırklareli Dupnisa Mağaraları, Bafa Gölü Latmos antik kentinde verilen taş ocakları izinlerinin altında hep “ÇED raporuna gerek yoktur” belgesi yer alıyor. 

Hacılara temiz enerji 


Ancak öyle bir yer var ki hepsinden çok farklı. Çevreye saygılı temiz enerji olarak bilinen rüzgâr türbinleri Hatay hac turizminin merkezlerinden Aziz Simeon Manastırı’na dikildi. Dünyaca tanınan ve bilinen manastır kompleksi Samandağ’ın tepesinde yer alıyor. Erken Hıristiyanlık döneminin en önemli hac merkezlerinden olan Simeon Manastırı etrafına 23 rüzgâr türbini dikildi. Manastırın hangi köşesinden baksanız dev türbinleri görüyorsunuz. 
Buraya nasıl izin verildiği sorusunun altında yine “ÇED raporuna gerek yoktur” kararı bulunuyor. 13 Eylül 2005 tarihli kararda 
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın imzası bulunuyor. Her giden turistin hayretler içinde karşıladığı bu duruma Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun müdahale etmesi bekleniyor. ÇED raporu istenmese de bir kültürel değere bu kadar zarar veren projenin durdurulması gerekiyor. 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yasası’nın ilgili maddeleri kültür varlığını direkt ya da dolaylı yoldan etkileyen uygulamaların kaldrılmasını ve buna sebep olanların da cezalandırılmalarını öngörüyor. Aylık kültür dergisi Hatay bu ayki sayısında bu konuya yer vermiş. Hataylıların konuya sahip çıkması istenerek rüzgâr türbinlerini bir an önce tarihi manastırdan kaldırılması isteniyor. 
Radikal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var