21 Eylül 2012 Cuma

147 yıllık İstanbul Üniversitesi yenileniyor

İstanbul İl Özel İdaresi, İstanbul Üniversitesi’nin 147 yıllık tarihi rektörlük binasını Restore ettiriyor.
İstanbul İl Özel İdaresi, 1865-1866 yılları arasında yapımı tamamlanan ve 1923 yılında İstanbul Üniversitesi`ne tahsis edilen Beyazıt`taki tarihi Rektörlük Binası’nı 8 milyon 185 bin TL bedelle restore ettiriyor.

Eğitimden kültüre, sağlıktan spora hayatın her alanında İstanbul’a hizmet eden İstanbul İl Özel İdaresi, İstanbul Üniversitesi`nin Beyazıt`taki tarihi Rektörlük Binası’nı 8 milyon 185 bin TL bedelle restore ettiriyor. 1865-1866 yılları arasında yapımı tamamlanan ve 1923 yılında İstanbul Üniversitesi`ne tahsis edilen 147 yıllık tarihi bina, kapsamlı bir onarımdan geçirilecek.


İstanbul Üniversitesi Yenileme ve Restorasyon Projeleri`nden biri olan Rektörlük Binası`nın restorasyonu için çalışmalar 2009 yılında başladı. Öncelikle binanın rölöve, restitüsyon, restorasyon, inşaat (statik-güçlendirme), mekanik ve elektrik tesisat projeleri hazırlandı. Daha sonra bu çalışmalar Yenileme Kurulu tarafından onaylandı. Görüşmeler sonucunda, İstanbul İl Özel İdaresi Rektörlük Binası`nın restorasyon çalışmalarını üstlendi.

558 yıllık bir tarihe sahip olan İstanbul Üniversitesi, aynı zamanda Türkiye`nin ilk üniversitesi. Üniversiteye ait tarihi mekanlar hem depreme karşı güçlendiriliyor, hem de restorasyonları için 2009 yılından bu yana aralıksız çalışılıyor.

 

İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası, 1865-1866 yılında, Fransız Mimar Bourgeois tarafından yapıldı. 1879 yılında Harbiye Nezareti olarak kullanılmaya başlandı. İstanbul`da 1894 yılında meydana gelen depremde büyük zarar gören bina, İtalyan mimar Raimondo d`Aranco tarafından, daha sonra da 1950`de Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından onarıldı. 1923 yılında Cumhuriyet`in ilanıyla, diğer bakanlıklar gibi Harbiye Nezareti de Ankara`ya taşınınca bu bina Darülfünun`a verildi.


Rektörlük Binası, birden çok üslubun bir araya geldiği eklektik üslupta inşa edildi. Binanın simetrik ve sade bir yapısı vardır. Binanın dikkat çeken özelliklerinden biri de tavan süslemeleridir. Tavanlarda yer alan manzara resimleri ise 17. ve 18. yüzyılda başlayan tavan ve duvar geleneğinden kaynaklanıyor. Bu resimler yağlı boya ile tuval üzerine yapılmış ve yerine yerleştirilmiştir.

Doktora Salonu`nun yan odasında bulunan kütüphane ise Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırılmıştır. Bu kütüphanede İzmir Sanat Mektebi`nin cephesi örnek alınarak uygulanmıştır.

Bina farklı zamanlarda çeşitli onarımlar görmüş olup en son cephe ve mermer temizliği ise 1998`de yapılmıştır.


İstanbul Ajansı             

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var