17 Aralık 2014 Çarşamba

Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu: Kentsel Dönüşüm Mücadele Deneyimleri


Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu tarafından daha önce duyurusu yapılan toplantı Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Ege Salonu'nda  13 Aralık 2014 Cumartesi  gerçekleştirildi. Panele Avukat Can Atalay, Çiğdem Çıdamlı, Süleyman Şahin katıldı. Panelde Kentsel Dönüşüm Mücadele Deneyimleri paylaşıldı. Ardından  Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu panele ilişkin  Sonuç ve Değerlendirme Metni yayınladı.


'Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu İzmir’de kentsel dönüşüm ile ilgili olarak birbirinden ayrı devam eden mücadeleleri birleştirmek ve İstanbul kentsel dönüşüm mücadele deneyimleri ile bu çalışmaları besleyerek güçlendirmek ve ortaklaştırmak amacıyla 13 Aralık 2014 cumartesi günü Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Ege Salonunda saat 12:00 ile 18:00 arasında bir çalışma gerçekleştirdik.
Toplam üç oturumda gerçekleştirdiğimiz çalışmamızda;
• Yönetmen İmre Azem’in Ekümenopolis ‘Ucu Olmayan Şehir’ adlı belgesel gösterimi yapıldı.
• Kuzey Ormanları Savunmasından Yazar Çiğdem Çidamlı, sermayenin gizli ve denetlenemez projelerle ormanları, su kaynaklarını ve doğal alanları nasıl tahrip ettiğini anlattı. Kuzey İstanbul Mega Beton Projesi gibi birçok projeyle Kuzey Ormanlarındaki doğal yaşamı tehdit eden bu sürecin İzmir-İstanbul otoyol projesiyle İzmir’i de tehdit ettiğini ifade etti. Kent ve Doğa mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade eden Çidamlı 28 Aralık 2014 tarihinde İstanbul ve Marmara’yı savunmak için herkesi Kadıköy Mitingine davet etti.

• İstanbul Gaziosmanpaşa Barınma Hakkı Meclisinden Süleyman Şahin, Gaziosmanpaşa’da devam eden süreci anlattı. Kentsel dönüşüme karşı hangi mücadele yöntemlerini izlediklerini, amaçlarını ve stratejilerini aktardı. Etnik ayrılıkları yaratmaya çalışan sisteme karşı nasıl bir arada bir bütün olmak gerektiğini İstanbul’daki roman mahallesi örneği üzerinden anlattı. Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanının Karabağlar olduğunu 4,3 milyon metrekare ile GOP’un ikinci büyük alan olduğundan bahsetti.
• Avukat Can Atalay idare hukukundan, yasaların kişilerin kişilerle ilişkilerini düzenlemesi dışında, kişilerle devlet arasındaki ilişkileri de düzenleme özelliği olduğundan bahsetti. Yasa hangi durumda ne yapılacağını belirler bunu yasa koyucu da bilir yasadan etkilenen de dedi. Afet yasasının bütün hak ve yetkileri hiçbir kısıtlama olmaksızın idareye verdiğinden ancak bütün yükümlülükleri de vatandaşa yüklediğinden bahsetti. Yasaların darbe dönemlerinde bile bu şekilde yapılmadığını söyledi. Avukat Atalay Planlamanın merkezileştirilmesi, mülkiyet haklarının başkalaştırılması ve kamulaştırmadan bahsetti. Bu yasanın sonucu olarak zenginin mülkiyet hakkının olduğunu fakat yoksulun mülkiyet hakkının olmadığını ifade etti. 6306 sayılı afet yasası dışında 5366 sayılı yasanın bazı maddelerini anlattı. Anayasa ve Uluslararası sözleşmelere değinen Atalay; Anayasa Mahkemesinin 6306 sayılı yasanın iptali istemiyle açılan davanın sonucunun yetersiz olduğunu, hukuka aykırı pek çok maddenin iptal edilmediğini vurguladı. 
• Son oturumda Karabağlarda ve İzmir’de örgütlenme üzerine katkılar ve önerilerde bulunuldu.
Sonuç olarak İzmir’in birçok mahallesinden, demokratik kitle örgütlerinden, meslek odalarından, siyasi partilerden katılımın olduğu bu çalışma; kent ve doğa talanına karşı ortak bir mücadele oluşturulması konusunda psikolojik bir zemin hazırlamıştır. Çalışmaya katılan aktivistlerin konuya genel bir bakış açısı kazanmasının ilk adımı olmuştur.
14 Aralık 2014
Karabağlar Kentsel Dönüşüm Platformu'

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var