2 Nisan 2012 Pazartesi

10 yılda 1 (bir) kitap okuyoruz



DESAM tarafından hazırlanan rapora göre, bir Türkiyeli 10 yılda ancak bir kitap okuyor.
Taraf - Istanbul - 02.04.2012 
Kütüphaneler Haftası dolayısıyla, Demokrat Eğitimciler Sendikası’nın(DES) düşünce kuruluşu olan DESAM tarafından hazırlanan rapora göre, bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama yedi kitap okurken bir Türkiyeli ise 10 yılda ancak bir kitap okuyor. Raporun sonuçlarını değerlendiren DES Genel Başkanı Gürkan Avcı Türkiye’de kitap okunmamasını yapısal nedenlere bağlarken, okul öncesi dönemden üniversite eğitiminin sonrasına kadar kitap okumanın stratejik bir konu olarak ele alınmadığını, ezberci ve sınavcı sistemin insanları kitap okumaktan uzaklaştırdığını ifade etti. 

Neyse ki bir de tarih var


Bugün 2 nisan. Hikâyeleri ve fikir yazıları yüzünden onca tehdite, baskıya maruz kalan bir yazar, bir baba, bir aydın, bir insan Sabahattin Ali 

SİBEL ORAL - Istanbul - 02.04.2012 
Bugün 2 nisan. Hikâyeleri ve fikir yazıları yüzünden onca tehdite, baskıya maruz kalan bir yazar, bir baba, bir aydın, bir insan Sabahattin Ali. Hiçbir şeyin öldürmek kadar kolay olmadığı bu ülkede dağların çevrelediği bir ormanda öldürüldü.

Doğruları rahatsız edici, edebî ürünleri dokunduran, politik görüşü “batan”, ironisi kuvvetli, mizah gücü acı acı gülümseten Sabahattin Ali, kadri bilinip adı ağza alındığında sanki başına gelecekleri biliyormuşcasına “meskenim dağlardır” diyordu.

Onu öldürenler de böyle bir ölümü uygun görmüş olacaklardı ki işte öyle dağların çevrelediği ıssız bir ormanda çok yalnızken öldürdüler onu. Cesedi teşhis bile edilemedi, kemikleri bulunamadı. Katil(ler)ini ise hepiniz çok iyi biliyorsunuz...

Suçluydu Sabahattin Ali. Düşünmek, yazmak, korkmamak, “itaat et” denen düzenin önünde secdeye varmamaktı suçu. Kendi de biliyordu “suçu”nu ve ardından gelecek olan tehlikeyi: “Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: ‘Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor...’ Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?”

Sanki bugünü yazıyor

Sabahattin Ali’nin edebî eserleri dışındaki yazılarını bugün okuduğumuzda sanki bugüne de sesleniyormuş gibi gelir. 

Vatandaş toprağa hücum etti

Son 5 yılın gözdesi ilçeler dibe vururken, bu ilçelerde satışlar 11'e katlandı.. 
Online alışveriş sitesi sahibinden.com’un 2011 yılı 'sahibindex' verilerine göre, Türkiye genelindeki arsa satışları adet bazında 2010 yılına göre yüzde 123 oranında artış kaydetti. 2011’de Türkiye genelinde metrekare bazında satışların yüzde 35 arttığı sahibinden.com’da, arsaların ortalama fiyatları yüzde 6 oranında azalarak 90 bin TL’den 85 bin TL’ye geriledi.

ARSA FİYATLARI DÜŞÜYOR!

Üç büyük şehirde gerçekleşen arsa satışlarında, adet bazında en çok arsanın satıldığı il İstanbul oldu. 2011 yılında bir önceki seneye oranla satışların yüzde 87 arttığı İstanbul’da, metrekare bazında yüzde 59 oranında yükseliş yaşandı. Ortalama fiyat ise yüzde 9’luk düşüşle 110 bin TL’den 100 bin TL’ye geriledi.

Başkent Ankara’da ise ortalama fiyat 2010’da olduğu gibi 2011’de de 70 bin TL’de kalırken, hem adet hem de metrekare bazındaki arsa satışları yüzde 70’in üzerinde arttı. 2011 yılında bir önceki seneye oranla satışların yüzde 73’lük artış kaydettiği Ankara’da metrekare bazında satışlar yüzde 76 yükseldi.

Metrekarede en yüksek artışın yaşandığı şehir ise İzmir oldu. Arsa satışı 2011’de yüzde 104 oranında yükselen İzmir’de, adet bazında artış yüzde 62 olarak gerçekleşti. Ortalama fiyat yüzde 13 oranında yükseldi ve 75 bin TL’den 85 bin TL’ye çıktı.

3. KÖPRÜ FIRTINASI

Arsa satışlarına ilişkin verilerde dikkat çeken bir diğer gösterge ise, İstanbul'da 2010 yılına göre arsa satışları en çok artış gösteren beş ilçe oldu. İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. Köprü’nün güzergâhı ile ilgili haberlerin artmasından sonra, güzergâh üzerinde yer alması beklenen ilçelerdeki arsa satışlarında 2011 yılında önemli artışlar yaşandı. 2010 yılına göre arsa satışları en çok artış kaydeden ilçelerin başında yüzde bin 919 değişimle Beykoz geldi. Yüzde 687 artış ile ikinci sırada yer alan Pendik’i diğer bir gözde ilçe Sultanbeyli yüzde 515, Sultanbeyli’yi yüzde 338 ile Tuzla ve yüzde 228 ile Kanal İstanbul ve İki Yeni Şehir projelerinin açıklanması ile birlikte arsa satışları patlayan Arnavutköy takip etti. İstanbul’da arsa satışlarının düştüğü ilçelerde ise Esenyurt ve Küçükçekmece başı çekti. En çok düşüş yüzde 69’la Esenyurt’ta yaşanırken, Küçükçekmece yüzde 25 ile bu ilçeyi takip etti.
Son 5 yılın gözdesi ilçeler dibe vururken, bu ilçelerde satışlar 11'e katlandı.. 
Online alışveriş sitesi sahibinden.com’un 2011 yılı 'sahibindex' verilerine göre, Türkiye genelindeki arsa satışları adet bazında 2010 yılına göre yüzde 123 oranında artış kaydetti. 2011’de Türkiye genelinde metrekare bazında satışların yüzde 35 arttığı sahibinden.com’da, arsaların ortalama fiyatları yüzde 6 oranında azalarak 90 bin TL’den 85 bin TL’ye geriledi.

ARSA FİYATLARI DÜŞÜYOR!

Üç büyük şehirde gerçekleşen arsa satışlarında, adet bazında en çok arsanın satıldığı il İstanbul oldu. 2011 yılında bir önceki seneye oranla satışların yüzde 87 arttığı İstanbul’da, metrekare bazında yüzde 59 oranında yükseliş yaşandı. Ortalama fiyat ise yüzde 9’luk düşüşle 110 bin TL’den 100 bin TL’ye geriledi.

Başkent Ankara’da ise ortalama fiyat 2010’da olduğu gibi 2011’de de 70 bin TL’de kalırken, hem adet hem de metrekare bazındaki arsa satışları yüzde 70’in üzerinde arttı. 2011 yılında bir önceki seneye oranla satışların yüzde 73’lük artış kaydettiği Ankara’da metrekare bazında satışlar yüzde 76 yükseldi.

Metrekarede en yüksek artışın yaşandığı şehir ise İzmir oldu. Arsa satışı 2011’de yüzde 104 oranında yükselen İzmir’de, adet bazında artış yüzde 62 olarak gerçekleşti. Ortalama fiyat yüzde 13 oranında yükseldi ve 75 bin TL’den 85 bin TL’ye çıktı.

3. KÖPRÜ FIRTINASI

Arsa satışlarına ilişkin verilerde dikkat çeken bir diğer gösterge ise, İstanbul'da 2010 yılına göre arsa satışları en çok artış gösteren beş ilçe oldu. İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. Köprü’nün güzergâhı ile ilgili haberlerin artmasından sonra, güzergâh üzerinde yer alması beklenen ilçelerdeki arsa satışlarında 2011 yılında önemli artışlar yaşandı. 2010 yılına göre arsa satışları en çok artış kaydeden ilçelerin başında yüzde bin 919 değişimle Beykoz geldi. Yüzde 687 artış ile ikinci sırada yer alan Pendik’i diğer bir gözde ilçe Sultanbeyli yüzde 515, Sultanbeyli’yi yüzde 338 ile Tuzla ve yüzde 228 ile Kanal İstanbul ve İki Yeni Şehir projelerinin açıklanması ile birlikte arsa satışları patlayan Arnavutköy takip etti. İstanbul’da arsa satışlarının düştüğü ilçelerde ise Esenyurt ve Küçükçekmece başı çekti. En çok düşüş yüzde 69’la Esenyurt’ta yaşanırken, Küçükçekmece yüzde 25 ile bu ilçeyi takip etti.

Vatan

Erdoğan: Evleri ya yıkacağız ya yıkacağız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı sadece kentsel dönüşüm için kurduklarını belirterek, “Gerekirse evleri yıkacağız. Bunun yetkisini aldık. Yasal düzenlemeleri buna göre yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Onun için tüm milletime sesleniyorum, bizim işimizi kolaylaştırın. Biz sizi sokakta bırakmayız” dedi.
 
"İŞİMİZİ KOLAYLAŞTIRIN"
Erdoğan, AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen Yerel Yönetimler ve Aile Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, kentsel dönüşüm projeleriyle “çocukların ayaklarının toprağa, çime değeceği parklar” yapacaklarını iddia etti. Çocuklara huzurlu, güvenli, yeşille bezenmiş, insana dost şehirler emanet edeceklerini ileri süren Erdoğan, yurttaşlardan işlerini kolaylaştırmalarını istedi.

"VATANSEVERLİĞİN KAYNAĞI AİLE"
Erdoğan, ailenin, toplumu ve ülkeyi ayakta tutan en önemli, en sağlam tuğla olduğunu söyleyerek, şunları ifade etti:
“Ailenin olmadığı, parçalandığı, örselendiği bir toplumun istikbale umutla bakması asla söz konusu değildir. İnsana saygının kaynağı ailedir. Hoşgörünün, itimadın, dürüstlüğün, çalışkanlığın, vatanseverliğin kaynağı ailedir. Demokrasinin de kaynağı ailedir. Aile, AKP’nin siyaset anlayışının merkezinde yer alan bir kurumdur. Eğitim aile için vardır, sağlık, adalet, emniyet, ekonomi, enerji, tarım aile içindir. Bizim yerel yönetim anlayışımızın temelinde aile var. AKP’li belediyeleri diğerlerinden ayıran en temel özelliklerden biri aile kurumuna gösterdiği hassasiyettir.”
 
“EN AZ ÜÇ ÇOCUK, KİM NE DERSE DESİN KORKMAYIN”
Hem nüfusun hem de nüfus artışına oranla kişi başına düşen milli gelirin arttığını belirten Erdoğan, “Bizde nüfus da arttı kişi başına düşen milli gelir de... Nüfusumuz 75 milyona ulaştı. İnşallah daha da artacak, artmasını istiyoruz. Ne diyoruz? En az üç çocuk sahibi olacağız. Bütün çocuklarımıza birer tavsiye bizden, en az üç çocuk. Bunu başarmamız lazım. Hiç korkmayın, kim ne derse desin. Her doğan rızkıyla beraber geliyor” dedi.

 
(anka)

Baldan sonra şimdi de zeytinyağı

Baldaki taklit ve tağşiş olaylarının gündeme gelmesinin ardından, zeytinyağında aynı sıkıntının daha fazla olduğu öne sürüldü

Burcu TANER

İZMİR - Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Aralık’ta yayınlanan son yönetmeliği çerçevesinde laboratuar incelemeleriyle taklit ve tağşiş (benzer başka ürün karıştırma) yapıldığı kesinleşen firmanın adı, ürün adı, markası gibi bilgilerinin Bakanlık resmi internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunulmasının ardından ilk skandal balda ortaya çıktı. Bu gelişmeleri yakından takip eden zeytinyağı sektörü ise kendilerinde sorunun çok daha büyük olduğunu ve daha etkin önlemler alınmasını istedi.

İSİM YAZMAK KESİN ÇÖZÜM DEĞİL
Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi Başkanı Metin Ölken, uygulamanın yeni başladığını, pratikte nasıl karşılık bulacağını yaşayarak göreceklerini dile getirdi. Şimdiye kadar balda sadece iki firmanın açıklanmasının sistemin yavaş ilerlediğine işaret ettiğini kaydeden Ölken, zeytinyağında da benzer bir uygulamanın fayda getireceğini kaydederek, "Ancak isim yayınlamak kesin çözüm değil. Çünkü bunu yapan insanlar zaten vurgunu yapıp başka isimlerle ortaya çıkıyor" dedi.

EGE PİRİNASI ANTEP’TE ZEYTİNYAĞI OLUYOR
Para cezalarının da daha caydırıcı olması gerektiğini savunan Ölken şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu iş sırf balda değil. Bal zaten yıllardır konuşulan bir alandı. Geç kalınmış da olsa bir adım atılmasını önemsiyoruz. Bizim durumumuz baldan daha kötü. Beyaz tenekeden tutun, ambalajlı ürüne kadar pek çok taklit ve tağşiş sorunu hala dizboyu. Balda 1 ise zeytinyağında 5 sorun var. Örneğin Ege’den giden pirina (sabun yapımında kullanılan) Antep’te zeytinyağı diye satılıyor. Bu tür şeyleri önlemek lazım. Bu sahtekarlık işleri çözülmedikçe fiyatlar da dengeye giremeyecektir."

’BÜYÜK FİRMALARIN İŞİNE GELİYOR’

Zeytinyağındaki sahtekarlıktan bunu yapmayan büyük firmaların da kazanç elde ettiğine ve aslında sorunun çözümü için tam olarak irade konamadığına işaret eden Ölken, şunları söyledi:

"Bu sahtekarlığı yapmayacağını bildiğimiz markalar var. Onlar aslında bunun düzelmesini istemiyor. Çünkü tüketici, korkusundan ufak firmalardan mal almıyor. Bu yönüyle aslında büyük firmaların işine de geliyor ve böylece rekabet yanlış işliyor."

TAN: 117 ŞİKAYET İLETTİK
UZZK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tan ise Bakanlığın attığı adımların olumlu olduğuna dikkat çekerek, bugüne kadar kendilerine ulaşan 117 şikayeti Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’ne ilettiklerini, iletmeye de devam edeceklerini söyledi. Tan, bu konuda takiplerin sürdüğünü de ifade ederek "Zeytinyağı biraz daha kontrollü şekilde gidiyor. Üreticilerin yüzde 80- 90’ı beyaz listede olduğu için yapanların oranı daha düşük kalıyor" bilgisini verdi.

ÇETİN: HERKES SORUMLU
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, sadece imal eden değil büyük marketlerin ve reklam yapan basın kuruluşlarının da sorumluluğu paylaşması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Katkılı ürün ve taklitle vatandaşın bariz şekilde aldatılması, insanın içini acıtıyor. Bu konuda bir yasal düzenleme şart. Üç kişiyi ilan etmekle bu iş bitmez. O çok uluslu, tüketiciye raflarında güven veren hipermarketler ve marketlerden tutun da, bu ürünlerin reklamlarını yayınlayan kuruluşlara kadar herkesin elini taşın altına koyması, sorumluluğu alması gerekiyor. Deşifre edilmesi, duyurulması çok yerinde bir uygulama ancak kalıcı çözüm için bu önerilerimiz hayata geçirilmeli. Marketler gerekirse laboratuvarda test etmeli, sertifika istemelidir."

TEK KRİTER UCUZLUK OLMAMALI
Tüketiciye ucuz ürüne şüpheyle bakmaları tavsiyesinde bulunan Çetin, yaşadığı bir olayı şöyle örnek verdi:

"Geçtiğimiz günlerde büyük bir marketin zeytinyağı rafını inceledim. 1 kilogramlık iki ürün yan yana duruyordu. Birinin fiyatı 7.5 TL, diğerinin ise 15 TL idi. Bir kere 7.5 TL’ye satabilmeniz için ambalajı, işçilik ve nakliye maliyetini de düşünürseniz yağı üreticiden 2.5 TL’ye almanız lazım. Öyle bir fiyat da yok. Üreticiden en az 5- 5.5 TL’ye alıyorsunuz. O yüzden tek kriter ucuzluk olmamalı. Taklit ve tağşiş olduğunu anlamak için illa uzman olmak gerekmiyor."

ZEYTİNYAĞINDA TAĞŞİŞ NEDİR?
Genelde sızma zeytinyağlarına belli ölçüde (genellikle yüzde 10) kanola, mısır veya ayçiçek yağı gibi daha ucuz yağlar karıştırılarak elde edilen yağdır. Tağşiş, yüksek teknolojik analizlerle tespit edilse de, tüketici de donma derecelerindeki farklılıklara bakarak yağın taklit ve tağşiş olduğunu anlayabilir. Derin dondurucuya 15 dakika bırakılan numune zeytinyağının bir kısmı donar, bir kısmı donmazsa tağşiş söz konusudur.

Bunun dışında farklı niteliklere sahip zeytinyağlarının karıştırılıp nitelikli zeytinyağı gibi satılması da tağşişe girerken; son yıllarda yapılan ’kolon sızması’ da yeni bir zeytinyağı sahtekarlığı olarak biliniyor. Bu yöntemde de asidi yüksek, kötü koku ve görüntüye sahip yağlar, ısıl işlemden geçirilerek sızma yağ standartlarına getiriliyor ve sızma zeytinyağı olarak satılıyor.

İngiliz istihbaratı her şeyi dinleyecek

İngiltere'de hükümet, istihbarat servislerinin, tüm vatandaşların telefon görüşmeleri, elektronik posta ve cep telefonu mesajlarını izlemesine imkan verecek bir yasa tasarısı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
İngiliz hükümeti, polis ve istihbarat servislerine interneti izleme imkanı verecek yasa tasarısı hazırlıyor. Yeni yasayla, telefon görüşmelerinin, elektronik postaların, Facebook, Twitter ve Skype gibi sosyal medya ve iletişim kanallarının yakından takip edilmesi amaçlanıyor.
Yasayla ayrıca, internet servis sağlayıcıları, polis ve istihbarat servislerinin istemesi halinde vatandaşların ziyaret ettiği siteleri anında bildirmekle yükümlü olacak.
İngiltere İçişleri Bakanlığı uygulamanın terörizm ve diğer suçlarla mücadele açısından yaşamsal önemde olduğunu bildirirken, sivil toplum kuruluşları plana tepki gösterdi. Yasa hazırlığına koalisyonun büyük ortağı Muhafazakar Parti'den bazı milletvekilleri de karşı çıktı.
Muhafazakar Parti milletvekili ve eski gölge İçişleri Bakanı David Davis yasa hazırlığına tepki göstererek, bu düzenlemenin hükümete çok sayıda kişiyi izleme imkanı vereceğini belirtti ve "Sadece teröristler ve suçluların değil, herkesin elektronik posta, telefon görüşmeleri ve internet erişiminin izlenebileceğini" söyledi.
'İNGİLTERE İRAN VE ÇİN'E BENZEYECEK'
Kraliçe 2. Elizabeth'in parlamentoda hükümet programını açıklayacağı geleneksel konuşmasında yer alacağı belirtilen yasal düzenleme uyarınca internet iletişimi, telefon görüşmeleri ve cep telefonu mesajlarının içeriğinin görülebilmesi için mahkeme emri gerekecek.
Ancak istihbarat servisleri bireylerin ya da grupların kiminle, ne kadar sıklıkla ve ne kadar süre iletişimde olduğunu izleyebilecek, ayrıca ziyaret edilen siteleri görebilecek.
Konu İngiliz basınında da geniş yer buldu. Independent gazetesi bugünkü sayısında, bazı sivil toplum kuruluşlarının, yasal düzenlemenin vatandaşların izlenmesinde İngiltere'yi İran ve Çin'le aynı seviyeye getireceğini savundu

Burası 'Türk St. Tropez'

Alman "Der Tagesspiegel" gazetesi, Bodrum'u, Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinden biri olarak tanıttı.

Gazetenin haberinde, Bodrum'un "Türk St. Tropez"i olarak ün salmak istediği, gerçekten de Bodrum limanında, St. Tropez'de olduğundan çok daha büyük yatların bulunduğu, ancak Bodrum'un fazla gösterişe mahal vermeden zengin ve aydın insanları çekmeye çalıştığı belirtildi.

Özellikle Göktürkbükü ve Gümüşlük'ün gittikçe daha büyük bir önem kazanmaya başladığı ifade edilen haberde, sosyetenin Göktürkbükü'nde her zaman sabahlara kadar eğlendiği, Bodrum sahilindeki birçok lokal, restoran ve barda oturan turistlerin hemen hemen her yerden Bodrum kalesini görebildiği kaydedildi.

Turistlere Bodrum-Milas havaalanında hemen bir araba kiralayarak çevreyi dolaşması tavsiye edilen haberde, sadece akşam saatlerinde yollarda dikkatli olunması, yolların yeterli derecede ışıklandırılmamış olduğu uyarısında bulunuldu.
Bölgedeki turizm yetkililerinin, otellerde Nisan ve Ekim ayları yerine tüm bir yıl programlar hazırlanması için çaba harcadığı belirtilen haberde, bölgedeki bazı otellerin de tanıtımı yapıldı.
Hürriyet

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var