4 Nisan 2012 Çarşamba

Gayrimenkul Zirvesi Mayıs'ta

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açılışını yapacağı Zirve’de gerçekleştirilecek 8 ayrı oturum ve birçok önemli başlık altında; ulusal ve uluslararası boyutlarıyla gayrimenkul sektörü, tüm açılardan ele alınacak.

Sektörde her zaman ilkleri gerçekleştirmeyi hedefleyen ve Türkiye’nin Gayrimenkul Platformu olan GYODER tarafından, yine bir ilk gerçekleştirilerek bu yıl 12. Gayrimenkul Zirvesi ve ISTANBUL REstate Gayrimenkul Fuarı, farklı bir konsept doğrultusunda “DEĞİŞİM – DÖNÜŞÜM – DEVAMLILIK” teması ile Hasköy İplik Fabrikası’nda düzenlenecek.


Gayrimenkul sektörü, bu zirvede buluşacak

2000 yılından bu yana GYODER (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği) tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve uluslararası bir markaya dönüşen Gayrimenkul Zirvesi’nde, bu yıl yine uluslararası katılımlı bir gayrimenkul buluşması yaşanacak. Türkiye ve dünyanın önde gelen gayrimenkul şirketlerinin üst düzey yöneticileri, sektör temsilcileri, kamu yetkilileri ve uzmanlar bir araya gelerek, gayrimenkul sektöründeki önemli gelişmeleri değerlendirecek.



ISTANBUL REstate 2012, eşsiz fırsatlar sunacak

Küresel ekonomik türbülansa karşın halen en çekici yatırım alanları olan; Doğu
Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Rusya ve CIS ülkelerinin oluşturduğu EMEA bölgesi başta olmak üzere uluslararası pazarlara hitap eden ISTANBUL REstate 2012, gayrimenkul sektörünün tüm alanlarını kapsayacak. ISTANBUL REstate Gayrimenkul Fuarı 2012, ticari ve endüstriyel gayrimenkul, proje yatırımı ve tüm gayrimenkul sektörü alanları üzerinde odaklanarak, eşsiz işbirliği fırsatları da sunacak.



20’ye yakın ülkeden, 1.000’i aşkın katılımcı

İki gün süre ile gayrimenkul sektörünün nabzının atacağı Gayrimenkul Zirvesi 12 ve ISTANBUL REstate 2012’ye, 20’ye yakın ülkeden, 1000’i aşkın katılımcının ilgi göstermesi bekleniyor.  Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar’ın açılışını yapacağı Zirve’de gerçekleştirilecek 8 ayrı oturum ve birçok önemli başlık altında; ulusal ve uluslararası boyutlarıyla gayrimenkul sektörü, tüm açılardan ele alınacak.

3 Nisan 2012 Salı

Telegraph, en çirkin 21 binayı sıraladıSonraki reklam

En çirkin binalar
Telegraph, şimdiye kadar inşa edilen en çirkin 21 binayı sıraladı. İşte yaratıcılığın ve mimarlığın sınırlarını zorlayan 21 bina
Londra 2012 Olimpiyat Parkı'nda yer alan ArcelorMittal Orbit gözlem kulesi. Cecil Balmond ile Anish Kapoor tarafından tasarlanan yapı bu yıl açılacak.
New York'ta bulunan Verizon binası. Beaton & Rose şirketi tarafından tasarlanan bina 1975'te açıldı.
Abu Dabi'de yer alan dünyanın ilk yuvarlak gökdeleni. MZ Architects tarafından tasarlanan bina 2010 yılında açıldı.
The Longaberger Basket Company binası, Ohio. 1997 yılında kullanıma açıldı.
Prag'da yer alan The Zizkov Televizyon Kulesi. Vaclav Aulicky ve Jirí Kozak tarafından tasarlanan yapı 1992'de tamamlandı.
Ponte City Apartmanı, Johannesburg. Dünyanın en uzun rezidans gökdeleni olma özelliğini taşıyan bu bina, Manfred Harmer tarafından tasarlandı ve 1975 yılında tamamlandı.

BFLS tarafından tasarlanan 2010 yılında tamamlanan Strata SE1 rezidansı, Elephant & Castle, Londra.

Belarus Milli Kütüphanesi, Minsk. Mihail Vinogradov ve Viktor Kramarenko tasarlanan bina 2006 yılında kullanıma açıldı.

Hong Kong'lu mimarlar Dennis Lau ve Ng Chun Man tarafından tasarlanan Grand Lisbao Otel, 2007 yılında Macau'da açıldı.

Slovak Radyo Binası, Bratislava. Stefan Svetko, Stefan Durkovic ve Barnabas Kissling tarafından ters piramit şeklinde tasarlanan bu bina 1983 yılında kullanıma açıldı.
Fil binası, Bangkok, Tayland. Sumet Jumsai tarafından tasarlanan bu bina 1997 yılında kullanıma açıldı.
Terry Farrel tarafından tasarlanan İngiliz Gizli Servisi Merkezi 1994 yılında Londra'da açıldı
Mirador Binası, Madrid. Hollanda'lı ve İspanyol mimarların ortak çalışmasıyla tasarlanan bu bina 2005 yılında kullanıma açıldı.
Federasyon meydanı, Melbourne, Avustralya. Lab Architecture Studio ve Bates Smart tarafından tasarlanan yapı 2002 yılında açıldı.
The Metropolitan Katedral Kilisesi, Liverpool. Frederick Gibberd tarafından tasarlanan yapı 1967 yılında kullanıma açıldı.
Rus Büyükelçiliği, Havana, Küba. Alexander G Rochegov tarafından tasarlanan bina 1985 yılından beri kullanılıyor.
The Tours Aillaud, Paris, Fransa. Emile Aillaud tarafından tasarlanan bina 1977 yılında kullanıma açıldı.
Fang Yuan binası, Shenyang, Çin. CY Lee'nin tasarlarken eski Çin madeni parasından esinlendiği bu modern ofis, 2001 yılında açıldı.
Milli Kütüphane, Priştine, Kosova. Hırvat mimar Andrija Mutnjakovic tarafından tasarlanan yapı 1982 yılında kullanıma açıldı.
Ryugyong hotel,Pyongyang, Kuzey Kore. 105 katlı bu yapı, Baikdoosan Mimarlık ve Mühendislik şirketi tarafından yapıldı. 1987 yılında başlayan inşaat, 1992 ile 2008 yılları arasında kesintiye uğradı. Dış yapımı biten binanın kullanıma açılıp açılmayacağı bilinmiyor.
Torre Velasca, Milan, İtalya. BBPR mimari ortaklık tarafından tasarlanan yapı, 1950'li yıllarda kullanıma açıldı.

Dünyanın en yüksek ağaç evi

Amerika Birleşik Devletleri'nde yer alan dünyanın en yüksek ağaç evi, 11 yılda inşa edildi. Sayısız odası olan evde, basketbol sahası da yer alıyor.

ntvmsnbc
03 Nisan. 2012
Crossville, Tennessee'de yer alan 10 katlı ağaç ev, bugüne kadar yapılmış en yüksek ağaç ev olarak görülüyor.
Daily Mail'den Tammy Hughes imzalı habere göre; inşası 11 yıl süren evin tamamında geri dönüştürülebilir malzeme kullanıldı. Sayısız odası bulunan evde basketbol sahası, balkonlar, yürüme yolları yer alıyor.
Evin fotoğraflarını çeken Tom Whetton, "Bu ev çok etkileyici, yanına yaklaşana kadar ne kadar büyük olduğunu tam olarak anlayamıyorsunuz. Gerçekten çok büyük. Her çocuğun hayali" dedi.

Şişli'de bir avize mimarı,sanat mühendisi Hayrabet usta…İşçiliğiyle harikalar yaratıyor…


Hayatı boyunca tek bildiği iş olan,yaşamını avizecilikten kazanan,mesleğine aşık Hayrabet usta anlatıyor... 
                                                                                                                               


‘Babam Narbey,1952-3 senesinde Sivas’ın Kangal ilçesinden İstanbul’a gelmiş. Geldiğinde Amerikan arabalarının kapı kolu imalatında çalışmaya başlamış. Sürekli tesviye işi yapıldığı için bu iş ona sıkıcı gelmiş.13-14 yaşlarında iken 6 ay sonra işten çıkıp Avizeci Garbis ustanın yanına girmiş. Askere gidene kadar burada çalışmış,asker dönüşü Garbis ustadan izin isteyerek kendi yerini açmış. Önce Gönül Sokakta,yani Tünel’de,arkasından Asmalımescit’te,Harbiye,Şair Nigar Sokak derken Çağlayan’a geçti.

‘Dükkan Harbiye’de iken 1976 yılıydı,babamın yanına çırak olarak girdim. Hafta tatillerinde,yaz tatillerinde babamın yanına gidip çalışırdım ama 1985’ten sonra tam zamanlı olarak çalışmaya başladım.Kendimi bu işin içinde buldum. Bizim işyerimiz değil de bir yabancı işyeri imiş gibi çalıştım. Çırak olarak girdim,kendimi yetiştirdim. El becerim vardı,yeteneğim vardı,işi sevdim,gönül verdim. Sonra kendi işim,düzenimi kurdum. 11 yaşında karşıya Feneryolu’na geçtik,evlendikten sonra  tekrar Şişli’ye döndüm.








‘Bir müşteri geldi. ‘Yap görelim.’ ‘Tamam,dedim. Beğenirsen alırsın,beğenmezsen almazsın.’  Ben de yaptım ama bir yandan da endişe ediyorum. Şimdi müşteriye götüreceğim. Ya almazsa…Para verir mi vermez mi,az mı verir,değerini bilmez mi? Malı alıp gelmeyelim,yeter ki beğensin,diye içimden geçiriyorum. Götürdüm,adam öve öve bitiremedi.  Bana bir zarf verdi açtım baktım,benim düşündüğümün tam iki katı. Senin için az bile,bu sanatın hakkı daha fazla eder,dedi. Mutlu oldum.
‘Müşteri bize hayal ettiğini söylemiş,hayalini satın alıp gitmiş!
‘Bazı müşteriler ne isteyeceğini bilir,bazıları bilemezler. Biz de derdini anlatamayan müşterinin evine,mekanına gider,yaşam tarzına bakarız,mobilyasından eşyasına kadar inceleriz,ondan sonra karar verir,fikrine yakın olanı tespit ederiz, çıkan sonuç genelde müşteriyi memnun eder.
 ‘Standart ürünlerin yanı sıra resim ya da proje ile gelen metal,bronz,paslanmaz demir ile ilgili bu konuda her işe cevap veririz. Bir ürün kağıt üzerinden çıkıp cisimleştiği zaman müthiş bir keyif ve zevk alıyorum. Bitmiş halini gördüğümde o gece sabaha kadar uyuyamam.
‘Severek yapmazsan bu işi yapamazsın.
 ‘Bir avizenin A’dan Z’ye her şeyini yapıyoruz. En az işçilikli olan 110 günde yapılıyor. Biz el işçiliğiyle sanat harikaları yaratıyoruz. Fabrikalarda yapılanlarla bizi bir tutuyorlar. Bu işe ilgi duyan,sanata saygı gösteren yok. Çocukluğumda sık sık duyuyordum: İyi ki varsınız,iyi ki bu işi yapıyorsunuz. Artık bu cümleler kurulmaz oldu. Bu yok oldu. Para sahipleri el değiştirdi. Eski İstanbul’da yaşayanlar kalmadı.
‘Yeni yetişen kimse yok.Daha kolay para kazanma yolları olduğu için emek vererek çalışmak insanlara zor geliyor.
‘Zamanın nasıl geçtiğini bilemezsiniz. Bir mola vereyim derseniz aklınızdakini unutur,bir daha toplayamazsınız.  Aklınızdakini yapana kadar açlığınız bile aklınıza gelmez. Bize,siz delisiniz,bu işle niye uğraşıyorsunuz,bu işten para kazanılmaz gibi laflar ediyorlar. İnatçıyım,inat ediyorum. Bunu yapamazsın diyen müşteri ya da kim olursa olsun inatlaşır,o işi yaparım.  Yapamazsın,dediklerinde daha çok azimle çalışırım. Bugüne kadar altından kalkamadığım bir iş olmadı.

Hayber Gürsoy
03.03.2012

KANARYA MAHALLESİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM Kanaryalılar 1 Nisan Dedi

Tapularının hazineye ait olduğunu öğrenen Kanarya sakinleri, kendilerinden ecrimsil adı verilen işgaliye bedellerini ödeyebilmek için börek ve poğaça sattarak eylem yaptı. Bu bir 1 Nisan eylemiydi, tezgahlarda para değil ecrimsil belgelerinin yırtık parçaları geçiyordu. Ne de olsa devlete borçlarını ödemek için milyonlarca poğaça satmaları gerekiyor.
Börek, poğaça, simit var tezgahlarda. İstediğinizi alabilirsiniz. Ödemeyi tezgahta fotokopisi duran ecrimsil belgelerinin yırtıp, bağış kutusuna atarak yapıyorsunuz. Yani aslında hepsi ücretsiz. Günlerden 1 Nisan. Şaka gibi... El emeği göznuruyla yapılmış tüm yiyecekler ecrimsil kağıtlarıyla ödeniyor.
Burası Kanarya mahallesi.  Küçükçekmece gölü kenarında İstanbul'un sakin, huzurlu köşelerinden biri. Daha doğrusu 2006 yılına kadar huzurluydu kanarya mahallesi.
O yıla kadar tapuları var sanıyorlardı. Ama evlerinin bulunduğu arazinin hazineye ait olduğunu öğrendiler. Devletin verdiği ve yıllardır sahibi oldukları tapular anlamadıkları yöntemle iptal edildi.
Yaklaşık 380 hane işgalci sayıldı ve ecrimisil yani işgal tazminatı ödemeye zorlandılar. Çoğu emekli ve asgari ücretle geçiniyor. Böyle birden bire çıkan bir gideri karşılamaları mümkün değil. Sonuçta üzerlerine kayıtlı menkul ve gayrimenkullere de haciz işlemleri uygulanmaya başlandı. Ardından semtin kentsel dönüşüm alanı ilan edildiğini ve mahalleye TOKİ'nin geleceğini öğrendiler.
Evlerinden çıkarılma korkusu yaşayan halk, devlete göre işgalci. 2006 yılında ilk ecrimisil kararı geldiğinde belediye başkanı "Korkmayın bir şey olmaz" diyerek güvence vermiş ama bugün konuyla ilgilenmiyor.

Karikatürize eylem


İşgal bedeli 33 ile 250 bin arasında değişiyor.  İşgalci bedellerini ödeyemez durumda olan Kanarya Mahallesi halkı, karşılaştıkları şaka gibi durum karşısında 1 Nisan'a uygun bir eylem gerçekleştirdi. Onlar bizlerle dalga geçiyor biz de bu şekilde dalga geçiyoruz diyorlar. Para yerine ecrimsil kağıtlarını fotokopilerinin kullanılmasını istediler; borçlarını karikatürize ettiler böylece.
Mahalleli,yaptıkları eylemle isteklerinin ecrismisillerin iptali ve tabularının geri verilmesi ile barınma ve yaşam haklarına saygı gösterilmesi istediler.

Ya kurtulacağız, ya batacağız



Kanarya halkına destek olmak için gelen Bedrettin Mahallesi sakini, Süleyman Songur, birlikte mücadele etmenin önemine vurgu yaparak, şöyle dedi "Bu evler elimizden çeşitli yasalarla alınmak isteniyor. Biz kendi içimizde bütünleşmeliyiz. Bölünürsek yem oluruz. Ya beraber kurtulacağız, ya beraber batacağız"
Geceleri rahat uyuyamıyoruz diyen mahalleli Tahsin Ateş, belediye başkanı bizim oylarımızla koltuğunda rahatça oturuyorsa buradaki vatandaşı da mağdur etmemeli" dedi.


Her iki İstanbulludan biri evinden olacak



Çıkarılan deprem yasası ile bir çok kişinin mağdur olacağını belirten Fener-Balat-Ayvansaray Derneği'nden Çiğdem Şahin, her iki İstanbulludan biri evinden olacak, mahallesinden kovulacak" dedi.
"Eve dokunmak, kutsallığa dokunmaktır. Bu insanlarımız mağdur edilmeli. Devlet vatandaşının can, mal ve barınma hakkının güvencesini vermelidir. Devlet barınma sorununu çözemiyorsa, halk kendi çözer. Her yeni gelen iktidar daha öncekinin sözünü yok sayıyor. Olan halka oluyor"

Emeklinin parasına el konuluyor

Belediye başkanını sözünde durmamasına ve yanlarında olmamasına tepki gösteren Zarife Alp, "Oy toplarken bizden yardım bekliyorsa, şimdide bize yardım edmeli. Sürekli haciz geliyor. Emekli insanın parasına izni olmadan ecrimisil karşılığı olarak el konuluyor. Başbakanın ve belediye başkanının halkın yanında olması gerekiyor" dedi.
73 yaşındaki Mehmet Demir ise gözyaşlarını tutamayarak, "Vekiller, mecliste halkın refahı için çalışacağına yemin ediyor. Bu mu halkın refahı?" diyerek tepki gösterdi. (RDY/HK)

5 ilçede oturanlar yaşadı

İstanbul'un Avrupa ve Anadolu Yakası'nı birleştirecek olan 3. Köprü projesinin arsa fiyatlarına etkisi yüksek oldu.

2011 yılı verilerine göre, Türkiye genelindeki arsa satışları adet bazında 2010 yılına göre yüzde 123 oranında arttı. 3. Köprü güzergâhında yer alan ilçeler ise İstanbul'da arsa satışlarının en çok arttığı alanlar oldu.

İlişkili fotoğrafları göster ntvmsnbc Güncelleme: 15:55 TSİ 02 Nisan.
2012 Pazartesi 2011 yılı verilerine göre,Türkiye genelindeki arsa satışları adet bazında 2010 yılına göre yüzde 123 oranında artış gösterdi. Türkiye genelinde metrekare bazında satışların yüzde 35 arttığı sahibinden.com verilerine göre, arsaların ortalama fiyatları yüzde 6 oranında azalarak 90 bin TL'den 85 bin TL'ye geriledi.

Üç büyük şehirde gerçekleşen arsa satışlarında, adet bazında en çok arsanın satıldığı il, İstanbul oldu. 2011 yılında bir önceki seneye oranla satışların yüzde 87 arttığı İstanbul'da, metrekare bazında yüzde 59 oranında yükseliş yaşandı. Ortalama fiyat ise yüzde 9'luk düşüşle 110 bin TL'den 100 bin TL'ye geriledi.
BEYKOZ İLK SIRADA
Arsa satışları, en çok beş ilçede artış gösterdi. Satışların en çok arttığı ilçelerin başında yüzde bin 919 değişimle Beykoz yer aldı. Yüzde 687 artış ile ikinci sırada yer alan Pendik'i, Sultanbeyli yüzde 515, Tuzla yüzde 338, Arnavutköy yüzde 228 ile takip etti. Satışların düştüğü ilçelerde ise Esenyurt ve Küçükçekmece başı çekti.
Milliyet

Isparta’dan ‘su savaşları’ uyarısı

Isparta Türkiye’nin en önemli su kaynaklarını barındıran kentlerinden biri. Ancak bu içilebilir su kaynakları HES’ler ve taş ocakları eliyle yok ediliyor.
Yusuf Yavuz
Sütçüler ilçesi sınırındaki Yukarı Köprüçay Havzası’nda, Kasımlar Barajı ile Başak ve Bora HES’leri başta olmak üzere Kartoz Çayı, Isparta Çayı, Ağlasun Çayı, Çukur Çayı, Gökbel, Kovada Çayı ve Aksu Çayı gibi bölgenin belli başlı su kaynakları üzerinde çok sayıda proje bulunuyor.
Bölgedeki HES’lere karşı mücadele etmek amacıyla kurulan Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu önceki gün bir açıklama yaparak Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada yakın gelecekte su savaşlarının beklendiği uyarısında bulundu ve bölgedeki önemli su kaynakları üzerinde planlanan bu HES projelerinin iptal edilmesini istedi.
Platformdan yapılan yazılı açıklamada, bölgede projelendirilen HES’lerin tamamının üretime geçmesiyle birlikte  içilebilir su kaynaklarının yok edileceği belirtilerek; “Enerji bahanesiyle bölgenin ve halkın geleceğiyle oynamayın” uyarısı yapıldı.
‘SU, SAVAŞ NEDENİ OLACAK’
ABD istihbarat birimlerinin hazırladığı ve geçtiğimiz hafta dünya basınında geniş yer bulan bir raporda, dünyayı “su savaşları”nın beklediği; kuraklık, seller ve taze su eksikliğinin önümüzdeki yıllarda önemli bir küresel istikrarsızlık ve çatışmalara yol açacağı belirtildi.  Su ve su kaynaklarının önümüzdeki 10 yıl içinde devletler arasında gerilimler yaratabileceği, ulusal ve küresel gıda piyasalarını bozacak tehditler oluşturabileceği belirtildi.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı bekleyen su savaşları tehdidine dikkat çeken Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu açıklamasında, “UNICEF’in açıkladığı verilere göre yaklaşık 1 milyar insanın bir damla suya muhtaç olarak yaşamını sürdürdüğü belirtiliyor.
Dünyayı bekleyen su krizinden ülkemiz ve bölgemizin de derinden etkileneceği bilimsel verilerle de ortaya konulmakta. Nehirler, göller ve yeraltı su kaynakları açısından kendine yetebilecek potansiyele sahip olan Isparta ve çevresinde projelendirilen HES’ler su kaynaklarımızı tehdit etmektedir” denildi. (Isparta/EVRENSEL)

ÜNİVERSİTE’NİN DİBİNDE TAŞ OCAĞI AYIBI
Öte yandan Isparta’da faaliyetine izin verilen onlarca taş ocağının, dinamitli çalışmalar nedeniyle yeraltı suyu dengesini, bozduğuna da dikkat çekilen açıklamada, “Kentin her yerinde gelişigüzel dağıtılan taş ocağı ruhsatlarının en çarpısı örneklerinden biri de, bir bilim yuvası olması beklenen Süleyman Demirel Üniversitesinin yerleşkesinin hemen yanı başında verilmiştir. Kentine ve doğasına karşı sorumlu olan bir üniversitenin burnunun dibinde yürütülen taş ocağı faaliyeti o üniversitenin yetiştireceği bireylerin vicdanlarında derin yaralar açmaktadır. Bu ayıp, sektördeki plansızlığın en somut göstergesidir” denildi.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var