Sayfalar
- Ana Sayfa
- Mortgage
- Konut Kredisi
- Refinansman Nedir?
- Kira Nedir?
- Sigorta
- Faiz Nedir?
- Fıkralar
- Kefillik Nedir?
- Arsa Payı Nedir, Nasıl Hesaplanır?
- Gayrimenkul Satış Vaadi Nedir?
- Tahliye Taahhütnamesi nedir?
- DEĞER ARTIŞ KAZANCI NEDİR?
- DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) NEDİR?
- EMLAK-EMLAKÇILIK NEDİR?
- HACİZ YOLU İLE TAKİP NASIL YAPILIR?
- TAPU NEDİR ?
- Emlak Vergisi
- Sözleşme ve Şekil Şartı Nedir?
- ÖRNEK DANIŞMANLIK VE KOMİSYON SÖZLEŞMESİ
- Emlak Terimler Sözlüğü
Hakkımda
2 Mayıs 2012 Çarşamba
5300 yıllık cesette inanılmaz bulgu
İstanbul- Kan hücreleri çok kolay bozulduğu için bu denli eski örneklerde normalde kan örneği bulmak mümkün olmuyordu. Otzi üzerinde yapılan ilk incelemelerde de kan kalıntısına rastlanmamıştı.Royal Society Interface adlı dergide yayınlanan araştıma Otzi'yi mükemmel bir biçimde muhafaza eden koşullar sayesinde ölümünden kısa bir süre önce akan kanının da korunmuş olduğunu ortaya çıkardı.Otzi'nin kanı şimdiye dek elde edilmiş en eski kan örneği. Ve bu bulgu dünyanın en eski cinayeti olarak adlandırılan hikayede yeni bir ipucu.Otzi bir kaç doğa yürüyüşçüsü tarafından sırtına bir ok saplı şekilde bulunduğundan beri bilim adamları mağara adamının ölümünün detaylarını ortaya çıkartmaya çalışıyor.
Otzi'nin ölmeden önce yediği son yemek de tespit edildi.BBC Türkçe'nin haberine göre mağara adamının ölümüyle ilgili en önemli tartışmalardan biri de cesedin keşfedildiği noktada mı öldüğü. Bazı uzmanlar Otzi'nin bulunduğu yere başkaları tarafından gömüldüğüne inanıyor. Şubat ayında Eurac Mumya Enstitüsü'nden Albert Zink ve ekibi Otzi'nin gen haritasının tamamını yayınladı. Daha önce Lancet'de yayınlanan bir araştırma Otzi'nin elinde hemoglobin bulunduğunu ortaya koymuştu.Hemoglobin alyuvar hücrelerinde bulunan bir protein.Ancak bilim adamları kan hücrelerinin bozulduğuna ve hemoglobinden öte bir bulguya ulaşamayacaklarına inanıyorlardı.
Prof Zink ve meslekdaşları Almanya'daki Darmstadt Üniversitesi'nden bilim adamlarıyla ortaklaşa gerçekleştirdikleri çalışmada Otzi'nin yarasının çevresindeki dokuyu atomik güç mikroskopisi adlı teknikle inceledi. İnceleme sonucunda bilim adamları Otzi'nin yarasında bulunan hücrelerin halka şeklinde olduğunu gördü.Alyuvar hücreleri mikroskop altında halka şeklinde görülüyor. Araştırmayı gerçekleştiren bilim adamları kan hücrelerini bulmakta kullandıkları tekniklerin gelecekte çağraş cinayetlerin aydınlatılmasında da kullanılabileceğini düşünüyor.
Cumhuriyet
2B tamam, sırada daha yıkıcı 2A var

2A ile bütün ormanlar iktidarın keyfine teslim edilecek
AKP iktidarının 2003 yılından bu yana 2B yasası için çabaladığını ve bu amaçla Anayasa değişikliğine bile kalkıştığını söyleyen Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, ancak o yıllarda ‘ormanlardan’ ve ülkeden yana bir Cumhurbaşkanı olduğunun altını çizdiği değerlendirmesinde, 2B’nin yasalaşmasıyla birlikte sorunun ‘çözümlendiğini’ ifade etti. Bunun birileri için ‘hayırlara vesile’ olacağına vurgu yapan Çağlar, “bu sonuç, konuyu orman ve kısmen de ‘orman köylüsü’ popülizmine, 2B arazilerinin satılıp satılmamasına indirgeyenler için uyarıcı oldu mu, olabilecek mi, doğrusu bilemiyorum. Ama bu aymazlık bundan sonra başlatılacak ve çok daha orman yıkıcı gelişmelere yol açabilecek olan ‘2A’ yağması sürecinde de sergilenilirse eğer işte o zaman siyasal iktidar yalnızca ‘orman vasfını yitirmiştir’ gerekçesiyle ‘orman’ sayılmayan yerleri değil, 21,2 milyon hektar ‘ormanı’ sayılan ve üzerinde orman ekosistemleri bulunan yerleri de kendince uygun amaçlarla değerlendirebilecektir” görüşünü savundu.
6292 sayılı yasa iktidara yaşamsal olanaklar sundu
6292 Sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”un, siyasal iktidara bu doğrultuda kullanabileceği yaşamsal önemde olanaklar sunduğunun altını çizen Çağlar, şimdilik bu yasanın yalnızca Anayasaya aykırı olan düzenlemelerinin sergilenmesiyle yetinildiğine işaret etti.
Antalya en çok 2B araziye sahip il olarak biliniyor
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde “orman sınırları dışına çıkarılacak yerler” ile ilgili iki temel kurala yer verildiğini anımsatan Çağlar, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerler” ile “bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler”in “orman” sayılmayabileceğini vurgulayarak, 6292 sayılı yasanın bu anayasal kurallara aykırı yanlarının iki boyutlu olduğu görüşünü savundu.
2B gelirinin yüzde doksanı Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı'na
Anayasanın 170. maddesine göre “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin” ancak ve yalnızca “Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından” değerlendirilmesinin olanaklı olduğuna atıfta bulundu. Çağlar, söz konusu alanların, 31. 12. 2011 tarihinden önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilere satışını düzenleyen 6292 sayılı yasanın ilgili maddelerinin ise satışlardan elde edilecek gelirlerin yüzde üçünü geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek miktarının yatırım amacıyla kullanılmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün hesabına ödeneceğini, kalan tutarın yüzde doksanını geçmemek koşuluyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde afet riski altındaki alanların dönüştürülmesinde kullanılmak üzere özel ödenek olarak veya genel bütçeye gelir olarak kaydedileceğini söyledi.
Harcama konuları da anayasaya aykırı
Söz konusu tutarın, orman köylülerine ait taşınmazların kamulaştırılmasının yanı sıra 2/A alanlarının ıslah, imar ve iskânı ile 2/A ve 2/B alanlarının en az iki katı verimsiz orman alanlarının ıslahı ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılmak üzere bakanlığa aktarılacağını kaydeden Çağlar, “görüldüğü gibi, ‘orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi’ dışındaki bu harcama konuları, Anayasanın 170. maddesindeki ‘Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması’ kuralıyla bağdaştırılamaz” dedi.
2A ile ormanların amaç dışı kullanılmasının yolu açılıyor
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin ‘a’ bendinde, ülkedeki tüm ‘orman’ sayılan yerlerin ormancılık dışı amaçlarla kullanılabilmesine ve ‘toprak reformu’ gibi dağıtılabilmesine yol açabilecek kurallara yer verildiğini anımsatan Çağlar, “siyasal iktidar 6292 sayılı yasayla, bugüne değin hemen hemen hiç uygulanmayan bu anayasal ve yasal kuralları da akıl almaz bir kargaşa içinde, dilediğince ve daha da önemlisi Anayasanın bu kurallarına bile aykırı olarak yaşamaya geçirebilecektir. Bilindiği gibi, Anayasanın 170. maddesine göre; ‘bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin’ yani ‘2A arazilerinin’ ancak ve yalnızca ‘orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için’ kullanılması ve bu amaçla da gerektiğinde ‘Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi’ kuralına yer verilmiştir. 6292 sayılı yasayla yapılan ilgili düzenlemeler Anayasanın söz konusu kuralına da tümüyle aykırıdır” diye konuştu.
Köylü sayısı 7 milyondan 19 milyona çıkarıldı
Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen köylülerin yalnızca ‘orman içindeki köyler halkı’ olduğunu, belirten Çağlar, Anayasanın 170. maddesinin ‘orman kenarı köylerini’ kapsamadığına işaret ederek, “2000 yılı verilerine göre ‘orman içi’ sayılan köylerin sayısı 2529 ve toplam nüfusları 7,3 milyondur. Buna karşılık orman kenarı sayılan köylerin sayısı ise 4850 ve toplam nüfusları ise 12,3 milyondur. Başka bir söyleyişle; 6292 sayılı yasayla ‘2A arazilerine’ yerleştirilebilecek ve/veya bu arazilerin yararlanmalarına tahsis edilebileceği köylü sayısı, 2000 yılı verilerine göre 7,3 milyondan 19,6 milyona çıkarılmaktadır. Oysa 'orman kenarı köy' tanımı 'orman içi köy' tanımına göre son derece esnektir ve gerektiğinde kapsamı daha da genişletilebilecektir” dedi.
Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen işlemin, ‘2A arazilerinin’, yalnızca ‘orman içi köyler halkının yararlanmalarına tahsisi’ olduğunu kaydeden Çağlar, 6292 sayılı yasanın 7. maddesine göre bu arazilerdeki ‘taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın” geçerli sayılmasını, bir başka deyişle mülk edinilmesini olanaklı kıldığını söyledi.
Anayasa mahkemesinin iptal kararı yok sayıldı
2B arazilerinin herkese, daha açık ifadeyle işgalcilerine satılması yoluyla ‘değerlendirilmesi’ konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iki iptal kararı bulunduğunu da anımsatan Çağlar, “siyasal iktidar, 6292 sayılı yasayla, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını da, deyiş yerindeyse ‘arkadan dolaşmakta’, daha doğru bir söyleyişle yok saymaktadır. Oysa 6292 sayılı yasayla Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararlarına konu olan yasalarla aynı içerikte düzenlemeler yapılmıştır. Siyasal iktidar en ilgili ve de bilgili görünen kamuoyunun bile sığ bir orman popülizmiyle ‘2B arazilerinin’ satışına indirgediği duyarlılığı kendince bir fırsat olarak akılcı (!) biçimde değerlendirebilmiştir: 6292 Sayılı ‘Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’la yaptığı düzenlemeler, yalnızca ‘2B arazilerinin’ Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen amaçlarla ‘değerlendirmemekte’, aksine bu maddedeki kurallara aykırı amaçlarla ve herkese satışını öngörmektedir” dedi.
2B için iptal başvurusu olanağı kısıtlı
Öte yandan, 6292 sayılı yasayla siyasal iktidara yalnızca ‘2B arazilerinin’ satılması değil, ‘orman’ sayılan 21,2 milyon hektarı da dileğince değerlendirebilme olanağı sağlandığına işaret eden Çağlar,“Ana muhalefet partisi tarafından da büyük ölçüde desteklenen bu düzenlemeler, beklendiği gibi Cumhurbaşkanı tarafından hemen onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, 6292 sayılı yasayla yapılan düzenlemelerin çoğu 1982 Anayasasının 170. maddesine açıkça aykırıdır. Ne var ki, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilme olanağı artık son derece kısıtlıdır; vurulması durumunda ise Anayasa Mahkemesi’nin verebileceği kararı kestirmek de güç değildir. Şaşırtıcı ve bir o denli de yadırgatıcı olan, en ilgili ve de bilgili oldukları sanılanların 6292 sayılı yasa karşısında bile sığ orman popülizmiyle yetinmeleridir” görüşünü savundu.
Birlik, dayanışma, mücadele için yüz binler toplandı
Türk-İş konfederasyonunun merkezi olarak Bursa’da miting yapma kararına uymayan Harb-İş İstanbul Şubeleri kitlesel bir şekilde alanda yerini aldı. Karar uymayan Selüloz-İş İstanbul Şubesi, Yol-İş 1 No’lu şube de diğer kitlesel katılımı sağlayan sendikalar oldular. Liman-İş, BASS da İstanbul’da mitinge katıldı. Konfederasyonlarının kararı doğru bulmayan işçiler, Türk-İş’e tepki de gösterdiler. SGBP ve Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu kitlesel olarak 1 Mayıs’a katılsa da konfederasyon düzeyinde katılma kararı olmaması nedeniyle Türk-İş korteji geçmiş yıllara oranla daha az oldu.
Oyuncular Sendikası ve DİSK’e bağlı Sine-Sen sendikalarının kitlesel katılımı da son günlerde Başbakanın tiyatroculara yönelik açıklamalarına bağlı olarak yüksekti. Oyuncular, tiyatroların özelleştirilmesine ve çalışma saatlerine ilişkin tepkilerini alana yansıttılar.
(İstanbul/EVRENSEL)
Galatasaray taraftar grubu Tek Yumruk grubundakiler, Che Guavara’nın “Hasta La Victoria Siempre (Kurtuluşa Kadar Savaş)” sözünün yazılı olduğu dev pankart ile “Endüstriel Futbola Karşı Yaşasın 1 Mayıs” yazılı döviz taşıdı. Galatasaray taraftar grubundan doktor lakaplı Alpay Genç, 1 Mayıs’a ülkenin sorunlarına karşı duyarsız olmadıklarını göstermek için katıldıklarını belirtti. Genç, Fenerbahçe taraflarıyla yürümelerini de renklerin kardeşliği olarak yorumladı. Fenerbahçe Sol Açık taraftar grubundan Zafer Abravci, 1 Mayıs’ta halkın yanında oldukları için geldiklerini söyledi. Abravci, temiz ve güzel bir futbol istediklerini de anlattı.
Beşiktaş Çarşı Grubu’ndan Cem Yakışkan, her yıl 1 Mayıs’a geldiklerini belirtti. Tepkilerini dile getirmek için alanda olduklarını anlatan Yakışkan, Fenerbahçe ve Galatasaray taraftar gruplarının da alana gelmesinden dolayı mutlu olduklarını söyledi. Son yaşanan şike gelişmelerine de değinen Yakışkan, bu tartışmaların futbolun güzelliğini gölgelediğini dile getirdi.
Adana'da sütlerin son kullanma tarihi 2005!
Milli Eğitim'in sütü yüzlerce öğrenciyi zehirledi
VALİDEN İLGİNÇ SAVUNMA
Konya Valisi Aydın Nezih Doğan ise, Konya'da saat 13.00 itibariyle kendisine verilen bilgi dahilinde sadece Selçuklu TOKİ Mustafa Çetin İlköğretim Okulu'nda 18 öğrencinin sütten etkilendiğini savunarak, "Bu duruma zehirlenmeden çok etkilenme diyelim. Etkilenme dediğimiz şey, çocukların sütü içtikten sonra buna tepki vermesi diyelim. Bize şu ana kadar 18 öğrencinin etkilendiği bilgisi geldi. Öğrenciler çeşitli hastanelere kaldırıldı. Bu etkilenme UHT sütü daha önce kullanmayan öğrencilerde rastlanması anormal değil. Çocuklar bir süre sonra bu süte alışacaklar" iddiasında bulundu.
Okullardaki süt zehirlenmesi Mardin ve ilçelerinde de yaşandı. Mardin merkez ve Mardin'in Yalım Beldesi'nde bulunan ilköğretimdeki yaklaşık 90 çocuğun verilen sütlerden zehirlendiği öğrenildi. Zehirlenen çocuklar Mardin Devlet Hastanesi çocuk bölümüne kaldırıldı. Kızıltepe'de de yaklaşık 20 öğrencinin sütten zehirlendiği bildirilirken, çocukların Kızıltepe Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığı bildirildi. Mardin ve ilçelerinde süttün zehirlenen çocuk sayısının artabileceği tahmin ediliyor. Öte yandan, birçok okulda süt dağıtımının durdurulduğu bildirildi.
Sivas’ın İmranlı ilçesinde Atatürk İlköğretim Okulunda 165 öğrenciden 100’ü zehirlendi. 80 öğrenci İmranlı Devlet Hastanesinde tedavi edildi. Cumhuriyet İlköğretim Okulundan da 5 öğrenci zehirlenerek hastaneye kaldırıldı. Sivas merkez ve Zara ilçelerindeki okullarda da birçok öğrencinin zehirlendiği öğrenildi. (HABER MERKEZİ)
Devletin koruyamadığını ‘Yaban Keçileri’ koruyacak
Antalya'nın Kumluca ilçesi sınırlarındaki Alakır Vadisi bölgesinde yaşayan halk, hayvanlar ve doğa yıllardır HES kıskacında. Vadiyi tehdit eden HES'lere karşı hukuk mücadelesi yürüten Alakır Nehri Kardeşliği ve köylüler, Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin bölgenin doğal sit alanı ilan edilmesi kararıyla sevinmişlerdi. Hukuk mücadelesinin bir diğer sonucu da Alakır'daki HES'ler için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi’nin (ÇED) gerekli olmadığı yönündeki kararının yürütmesinin durdurulmasıydı.
Ancak yargı kararlarının uygulanmamasıyla mücadele farklı bir evreye girdi. Bu süreçte vadiyi korumak için mücadele veren Alakır Nehri Kardeşliği'ne Antalyalı doğa sporcularından anlamlı bir destek geldi.
'Yaban Keçileri' Alakır’ı korumaya kararlı
Antalya Doğa Sporları ve Sanat Topluluğu (ANDOST) ve kendilerine ‘Yaban Keçileri’ adını veren yürüyüş grubu üyeleri, hafta sonu bölgede yaptıkları eşzamanlı etkinlikle Alakır'ı koruma altına aldılar.
Yaban Keçileri grubu, vadinin Kumluca Ovasına açıldığı bölgede gerçekleştirdiği yürüyüşün ardından 'Alakır Nehri Özgür Aksın' yazılı pankart açtı. ANDOST üyeleri de Alakır II. HES Projesinin hattı üzerinden Karaağaç su kaynağına yürüyerek burada Alakır Nehri Kardeşliği üyeleri tarafından gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına katıldı.
“Su topraktan ayrılırsa vadi yok olur”
Yaban Keçileri grubu adına burada bir açıklama yapan Turan Güvenç, Alakır'da yapımı planlanan HES'leri protesto etmek amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Alakır'daki HES projelerinden ikisinin tamamlanmış olduğunu kaydeden Güvenç, diğer HES'lerin de hayata geçmesi durumunda Alakır sularının kanal ve borular içerisine hapsedilerek toprakla olan bağının kesileceğini belirterek, "suyun topraktan ayrılması bu vadinin yok olması demektir" diye konuştu.
Yusuf Yavuz
Bakanlık’tan köylülere 2B kazığı!
Antalya’nın turizm cenneti Çıralı’da yaşayan köylüler, 2B yasasının yürürlüğe girmesi ile yıllardır üzerinde oturdukları arazilerin sahibi olmayı beklerken, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından dava edildi.
112 köylüye dava
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Ulupınar köyünün sahili konumundaki Çıralı'da 397 nolu parsel üzerindeki köylülere açılan dava hakkında tebligat gönderdi. Bakanlık, köylülere, üzerinde oturdukları arazinin orman statüsünde olduğunu bildirdi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Çıralı’daki toplam 124 dönüm arazi için 112 köylüye dava açarak, arazilerin orman statünde olduğunu iddia etti. Köylüler ise Çıralı sahilini korumak için yaptıkları eylemler yüzünden cezalandırıldıkları kanısında.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın dava ettiği köylüler karara tepkili. Söz konusu alanın 1989 yılında 2B kapsamında hazineye devredildiğini belirten Çıralılı Mustafa Köylüoğlu, "eğer böyle bir durum varsa bunca yıl neden beklenildiğini, daha önce neden dava açılmadığını bilmek istiyoruz” dedi.
Çıralı'da Ormanspor'a yönelik kiralamaya köylülerin büyük çoğunluğunun karşı çıktığını anlatan Köylüoğlu, Antalya'da bu kapsamda açılmış başka bir davaya rastlamadıklarını belirterek Çıralı köylüsünün yaptığı eylemler yüzünden cezalandırıldığını savundu. Bazı bürokratlardan “yukarıdan bu yönde talimat ve baskı var” duyumları aldıklarını öne süren Köylüoğlu, bunca yıl sonra Çıralı eylemlerinin ardından dava açılmasında bir art niyet olduğunu düşündüklerini iddia ederek "yoruma göre hukuk olur mu?" diye sordu.
“Köylü rayiç bedeli nasıl ödesin?”
Arazilere karşı dava açıldığı için köylüye 2B satışının durdurulduğunu anlatan Köylüoğlu, kendilerine yapılan bu uygulamanın halkın Çıralı'yı korumak için ayağa kalkmasına bağladıklarını öne sürerek, “bize neden uslu durmadınız diyorlar. Antalya Aksu'da rayiç bedel 290 bin lira. 10 dönüm arazisi olan köylü yüzde yetmişin tutarı olan 2 milyon lirayı nasıl bulacak. Dışarıdan gelen birisi dededen kalma arazisini satın alırsa bu köylü eline silah alıp dağa mı çıkmalı, yoksa geleni vurmalı mı? Bunun vebalini kimse ödeyemez. 2B denilince orman köylüsünün ormanları yakıp yıktığını ve işgal ettiğini düşünüyor, ancak yanılıyorlar. Oysa Osmanlı döneminden bu yana bu araziler bizim atalarımızın malı. Rayiç bedel Ulupınar'da 90 bin, Çıralı’da ise 130 bin. Bu rakamlar çok yüksek, köylü nasıl alacak?” diye konuştu.
Çıralı’da yaşayan emekli Şükrü Kaya Ölçen ise 2B yasası ile orman köylüsünün kalkındırılmasının amaçlandığını ancak uygulamanın öyle olmadığını savundu. İşletmeler ile tarım arazisi sahiplerine yönelik ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini söyleyen Ölçen, tarımla uğraşan köylünün rayiç bedeli ödemesinin mümkün olmadığını ve bunun büyük bir haksızlık olduğunu savunurken Çıralı köylüleri söz konusu arazilerin kullanıcılarına yönelik asılsız şikâyetler sonucu böyle bir uygulamanın başladığı görüşünde.
“Bu araziler bizim”
70 yaşında olduğunu söyleyen bir başka Çıralı köylüsü de, yaşananlara tepki göstererek, “bizim arazilerimizi elimizden alıyorlar. Gelip bizim mezarlıklarımıza baksınlar. Diktiğimiz meyve ağaçlarının yaşına baksınlar. Ben 70 yaşındayım bir karış orman açmadım. Bu araziler atalarımızdan kaldı. Ancak 2B'yi tartışanlar konunun ne olduğunu bilmiyorlar. Bu işler tepeden bakmakla olmaz. Tepedekiler gelip halkın içinde ne yaşandığını görsünler. Biz bu devlete askerlik yapmadık mı? Biz devlet değil miyiz? Ben burada doğup burada büyüdüm. Buranın meltemini, buranın havasını bilirim, başka bir yerde yaşayamam. Bu köydeki adamın arazisini elinden aldığında bu adam nereye gidecek? Ya mezarlığa ya da hapishaneye” diye konuştu.
Yusuf Yavuz
İki güzellik bir arada
Ya üçüde olmasaydı
Mehmet Akif Ersoy'dan
Gezi Parkı
Ne Denilebilir!...
Gezi
Günün Fıkrası
1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.
Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...
Avukat 1
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Avukat 2
George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:
"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.
"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".
Avukat 3
Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
“İki kere iki kaç eder?”
Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''
Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş
En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
''Kaç olmasını istersiniz?''
Avukat 4
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.
Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.
Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''
Avukat 5
Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat açtı ağzını:
“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti.
Sadece:
“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.
Avukat onun sözünü keserek devam etti:
“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”
Günün Sözü
İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.
Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...
Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var




