4 Mayıs 2012 Cuma

90 dakikada kentsel dönüşüm

Ekümenopolis, bildiğiniz belgesellerden değil: Çok küçük bir bütçeyle çekildi, vizyona bağımsız girebilmek için gereken 20 bin lirayı internetten topladı. Belgesel, 90 dakikada trafik sorunundan TOKİ'lere kentsel dönüşümü özetliyor...

Önce ikametgâhı İstanbul’a kayıtlı olan herkese, sonra da tüm Türkiye’ye göz kapakları arasına kibrit çöpü koyularak ya da Clockwork Orange’daki gibi kelepçeli düzeneklerle bağlanıp zorla izletilmesi gereken belgesel” demiş Ekşisözlük’te bir yazar Ekümenopolis’i anlatırken. Yönetmen İmre Azem, belgeselini izletmek için daha yumuşak bir yol seçti: Vizyona sponsor desteği almadan, yani tam ‘bağımsız’ girebilmek için gereken parayı internetten topladı. Ekip, ‘Kitlesel fonlama’ (crowdsourcing) yöntemiyle yüzlerce kişinin desteğini aldı. Kısa sürede 19 bin 400 lira toplayarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Ekümenopolis bugün itibariyle vizyonda. Belgesel İstanbul’da Beyoğlu Majestik, Ankara’da Kızılırmak sinemalarında izlenebilecek.
İnternet sitesindeki çağrı metninde, “Ekümenopolis, bir filmden öte, yaşadığımız, sevdiğimiz İstanbul’un ıstıraba dönüşen haline karşı içimizde yeşeren aktivist bir duruş aslında. Politikacıların tartışmaktan özenle kaçındıkları bu konuların kamuoyunda tartışılmasını istiyoruz” yazılıydı. ‘Kamuoyu’, Ekümenopolis ekibi için belgesel meraklılarından ibaret olmadığından, kentsel dönüşüm mağduru mahallelerde gösterimler yapıldı önce, ‘yaşadıkları yıkımların aslında ne kadar büyük bir değişimin parçası olduğunu anlamaları, yalnız olmadıklarını görmeleri için.’ Bedrettin Mahallesi, Tozkoparan, Sarıyer, Tokludede’yi gezdi, yurtiçinde ve yurtdışında festivallerde, üniversitelerde gösterildi. 24 Nisan Pazar gecesi belgeselin sokak galasını Taksim Gezi Parkı’nda yapıldı.

‘Ucu olmayan şehir’
Şimdilik, Saraybosna Film Festivali’nde İnsan Hakları Ödülü, SİYAD’dan ‘En İyi Belgesel’, Documentarist’ten ‘Yeni Yetenek Ödülü’nü alan belgesel, kentsel dönüşümün 90 dakikalık bir zip dosyası gibi. Açıldığında üçüncü köprüden Sulukule’ye, trafik sorunundan TOKİ modelin su havzalarının kaybından yaklaşan emlak krizine kadar kentte yaşanan süreçleri uzmanlar, akademisyenler, yazarlar, mahalleliler, yatırımcılar ve kentlilerin gözünden anlatıyor.
‘Polis’ şehir demek. Biraz genişleyince ‘Metropolis’, daha büyüğü de ‘Megapolis’. Hepsinin üzerindeyse ‘Ekümenopolis’ yer alıyor. 1967’de Yunanlı şehir plancısı Constantinos Doxiadis’in yarattığı terim, gelecekte megapollerin kuşaklar halinde birleşeceği ve tek bir şehir oluşturacağı fikrini anlatıyor… Havası, suyu, yeşili kalmamış, betonlaşmış, ‘ucu olmayan’ bir global şehir Ekümenopolis.
Belgeselde, Londra Üniversite Koleji Kalkınma ve Planlama Bölümü’nden Yves Cabannes, ‘dünya kenti’ olma yolunda bir şehrin başına gelenlerin çok da farklı olmadığını anlatıyor: “Büyük yatırımlar, AVM’ler, uluslararası bankalar, Formula 1 pistleri, golf kulüpleri, yat limanları, belli kesimlerde yoğunlaşan zenginlik… Bunların bir bedeli var. Şehirleri inşa eden emekçiler, yeni sermaye ve yatırım güçleri tarafından kentten dışarı itiliyor, zorla yerlerinden ediliyorlar.” Ekümenopolis de yanı başında inşa edilen Olimpiyat Stadı nedeniyle değerlenerek kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Ayazma’da evleri yıkılan 18 ailenin hikâyesinin etrafında dönüyor. TOKİ’de hak sahibi olabilmek için gereken 15 bin liralık peşinatı ödeyemedikleri için üç sene boyunca çadırlarda, barakalarda yaşıyorlar.

‘Bezirgânbahçe neresi?’
“Hep hayal ederdim” diyor inşaatçı Ali Ağaoğlu; Ayazma’da yapılacak golf sahalı, havuzlu ‘My World Europe’ projesinin reklamında. “10’uncu kattaki evin bahçesi olur mu?.. Yaptım, olacak!” İmre Azem, reklamı izledikten sonra bir de ondan dinlemek istiyor Ayazma’da olan biteni. “Ayazma projemizde TOKİ bin küsur gecekonduyu boşalttı, herkes mutlu” diyor Ağaoğlu. “Yalnızca 10-15 kişi mevcutla yetinmeyip ‘Daha fazla ne alabiliriz?’ diye yaklaşıyor. Herkesi mutlu etmek mümkün değil.”
“Bence Bezirgânbahçe’yi konuşabiliriz, aslında herkes mutlu değil” diyor Azem. “Bezirgânbahçe neresi?” diye soruyor Ali Ağaoğlu, boş bakışlarla. Bezirgânbahçe, Ayazma’da evlerinden çıkartılan yüzlerce ailenin yerleştirildiği TOKİ konutlarının bulunduğu mahallenin adı...
İşte Azem’in anlatmak istediği bu: “Halkın, kentlinin istek ve ihtiyaçlarının kente dair verilen kararlara yansımasının mekanizmalarının kurulması gerekiyor.” Çünkü ne Ali Ağaoğlu ne de TOKİ, evlerinden zorla çıkartılan binlerce insanın sorumluluğunu üstleniyor. TOKİ’deki yeni evlerinin vadelerini ödeyemeyenlerin, şehre kilometrelerce uzak mahallelerde iş bulamayanların, sokakta kalanların hesabını kimse vermiyor.

‘Kolektif çektik, kolektif dağıtıyoruz’
Ekümenopolis’in çizdiği gelecek hayli karamsar olsa da görseller ve müzikler sayesinde 90 dakika su gibi akıyor. Belgesel altı dakikalık çarpıcı bir animasyonla açılıyor. Üzerinde 15 kişinin çalıştığı animasyon, Cumhuriyet’in ilanından bugüne Türkiye’nin kentsel politikalarını anlatıyor. Daha önce New York’ta görüntü yönetmeni ve kurgucu olarak çalışan İmre Azem, iki yıl süren çekimlerde yıkımların ortasına girdiği gibi gökdelenlerin tepesine çıkmış, helikopterlere binmiş kamerasıyla. İş makinelerinin, sıra sıra dizili gökdelenlerin, duble yolların ritmini yakalayan müzikler de Sarp Keskiner, Baba Zula ve Gaipten Sesler’in elinden çıkmış. Azem’in “Kolektif çektik, kolektif dağıtıyoruz” dediği belgeselin arkasında onlarca gönüllü var.

Koyverduk seni 'Gelivera'

Adı türkülerde geçen Gelivera Köyü baraj sularına gömüldü. Dava açan köylüler bir yandan eşyalarını yükseklere çıkarma derdinde.

İSTANBUL- “Koyverdun gittun beni Allahundan bulasun. Kimse almasun seni yine bana kalasun. Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar. Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar. Gelevera deresi iki dağun arasi...” Tarihi Cenevizliler'e dayanan ve türkülere konu olan ‘Gelivera’ artık yok. Gelivera Deresi üzerine yapılan Gökçebel Barajı nedeniyle havzada beş aydır su toplanıyor. Bahar yağışlarıyla birlikte Gelivera sular altında kaldı. Köylüler bir yandan evlerden eşyalarını kurtarmaya çalışırken, bir yandan da son umut açtıkları davanın sonuçlanmasını bekliyor.
Giresun ile Gümüşhane sınırlarında yer alan ve yeni adı ‘Sapmaz Köyü’ olan Gelivera şu sıralar tam bir afet bölgesi gibi. Evler su altında, insanlar eşyalarını sırtlayıp yükseklere çıkarmaya çalışıyor. Toprakları ‘acele kamulaştırılan’ köylülerin kimi Giresun merkeze kaçarken, kimileri de baraj yapımını üstlenen şirketin kurduğu konteynirlerde kalıyor. Barajın su toplaması tamamlandığında bin yıllık geçmişi olan 142 hanelik Gelivera sulara gömülecek.
Köyde 91 hane barajın yapımına karşı davacı oldu. ÇED olumlu kararının iptalini talep eden köylüler, aynı zamanda kamulaştırmanın iptali için de dava açtı. Yerel mahkeme, davalar iki ilin sınırında kaldığı gerekçesiye görevsizlik kararı vererek dosyayı Danıştay’a gönderdi. Davalar için henüz bir karar alınmadı. Müdahil avukat Alptekin Ocak, “Firmanın raporlarına göre barajın ömrü 20 yıl. Barajın kapasitesi biraz daha az olsa köy su altında kalmaktan kurtulur. Hâlâ geri dönüşü mümkün” dedi.
Avukat Ocak, ayrıca beş aydır dereye can suyu bırakılmadığını belirterek, “Köylüler Giresun Valiliği’ne şikâyete gitti. Valilik 30 bin TL ceza kesti. Dereyi kurutmanın tek karşılığı 30 bin TL ceza oldu” dedi.

Para verdiler ama...
Köyde en az 700 yıllık geçmişleri olduğunu belirten Fahri Kara, “Yükünü söken götürüyor” diyor:
“Köyümüz bir aydır su altında. Afet bölgesi gibi burası. Şirket insanlara verdiği sözün hiçbirini yerine getirmedi. Köyün yüzde 5’i dahi ev bulamadı. Paraları verdiler ama gitmek hemen mümkün mü? Başınızın çaresine bakın dediler. Yapılanları durdurma gücümüz olmadığı için şunu söyledik: ‘Yerimizi yurdumuzu aldınız. Bizi perişanlıktan kurtarın. Camimizi yapın, alt yapısını yapın’ dedik. ‘Yapacağız’ dediler. Ama yapmadılar. Evimizi söktürdük, suyun geleceği yerden 5 metre yukarıya eşyaları yığdım bekliyorum. Belki oraya da su gelecek. Ne yapacağımı bilmiyorum. Benim evim 70 yıllıktı. Köyümün 600-700 yıllık geçmişi var. Köyün gittiğine çok üzülüyorum. Cami minareye kadar sular altında. Yukarı köye gittim cumayı kılmaya. Ağladım durdum.”

Mezarlarımızı taşıdık
Hulusi Bilgin de doğma büyüme Gelivera’dan. Şimdi köyünün su altında kalmasına tanıklık ediyor:
“Köyümüzü teslim ettik. Manevi anlamda da fiziki anlamda da çöktük. Köy tamamen yok oldu. Evler, cami her şey sular altında. Kurtuluş Savaşı’nda anaların sırtında nasıl mermiler varsa şimdi de eşyaları var. Yukarılara doğru kaçıyoruz. Sanki köyümüzde afet var. Yapabilecek bir şeyimiz de yok. Muhtar da bizimle ilgilenmiyor. Daha önce şirket 50 konteynir verecekti. Birkaçını yaptı bazıları orada kalıyor. Evimdeki eşyaları da bıraktım. Tüm anılarım da sular altında kaldı. Yatak yorgan, bir şey almadım. Evin altında odunlar, kuzinem, karyolam hepsi su altında. Camiden de sadece avizelerini, halılarını aldık… Tarım da yapamıyoruz. Köyü nereye kuracakları da belli değil. Bir vahşet var köyde. 30 dönüm arazimiz gitti. Suyun altındaki yere keşfe geldiler. Ev su altında kalmış, keşif yaptılar. Harcırah almak için yaptılar. Suyun altındaki yerde nasıl keşif yapılacak? Mezarlarımızı dahi taşıdık.”

Enflasyon tavan yaptı: Yüzde 11.14

Nisan ayında enflasyon yıllık yüzde 11.14’e ulaştı. Enflasyon böylece son 3.5 yılın rekorunu kırdı. Nisan ayı enflasyonu ise yüzde 1.52 olarak gerçekleşti. Aylık enflasyon da son 11 ayın rekorunu kırdı.
Nisan ayında elektriğe yüzde 9.26, doğal gaza yüzde 18.72 oranında zam yapılmıştı. Merkez Bankası elektrik ve doğal gaz zamlarının enflasyonu yarım puan arttıracağını açıklamıştı.
2012 Nisanda ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 13.20 oranıyla giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre en yüksek artış yüzde 18.53 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti.
2012 yılı nisan ayında endekste kapsanan 444 maddeden; 85 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 263 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 96 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. (HABER MERKEZİ)
TAHMİN DEĞİL VERİYMİŞ
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, geçen gün Bakanlar Kuruluna yaptığı sunumda, enflasyondaki tepe noktanın nisan ayında görülmesinin beklendiğini, mayıs ayında ise enflasyonda önemli bir düşüşün gözleneceğini söylemişti. Başçı’nın açıklamasının doğru bir tahmin değil, kamuoyuna açıklanmayan enflasyon verileri olduğu böylece ortaya çıktı. Başçı enflasyonda mayıs ayında önemli bir düşüş yaşanacağını ileri sürmüştü.
ŞAMPİYON DOMATES
Nisan ayının zam şampiyonu domates oldu. Nisan ayında tüketici fiyatlarında en yüksek artış yüzde 44.06 ile domateste yaşandı. Domatesi yüzde 21.01 ile etek, yüzde 20.31 ile erkek gömleği, yüzde 19.14 ile erkek ayakkabısı, yüzde 18.76 ile kadın tişörtü, yüzde 17.43 ile çocuk gömleği, yüzde 16.67 ile doğalgaz, yüzde 15.95 ile erkek takım elbisesi, yüzde 13.51 ile limon, yüzde 9.27 ile elektrik ücreti, yüzde 4.69 ile uçak bileti izledi.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Ankara'nın en yüksek binası olacak

ATO Başkanı Bezci, 'Ankara'ya yapacağımız 70 katlı simge bina, Türkiye'de  birçok ilke imza atacak. Bina, yüksek performanslı, yeşil olacak ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanacak' dedi.

ntvmsnbc ve Ajanslar
Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci, Ankara'ya yapacakları 70 katlı simge binanın Türkiye'de birçok ilke imza atacağını ve 60 yeni teknoloji barındıracağını belirtti. Ankara'nın en yüksek binası olacak yapının en üst katına 360 derece panoramik Ankara manzaralı bir seyir terası yapılacak. Binada ticaret müzesi de kurulacak.
Yaptığı yazılı açıklama ile binanın özelliklerini açıklayan ATO Başkanı Bezci, petrol ve türevi enerji kaynakları rezervlerinde azalmayı dikkate alarak ATO'nun yeni binasını sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde tasarladıklarını kaydetti. Bezci, yeni binanın daha az enerji tüketeceğini, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanacağını ve yerküreye karbondioksit salınımını azaltacak şekilde inşa edileceğini söyledi.
Bezci, yüksek performanslı binanın çevreye duyarlı, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, yüksek performanslı bir bina olacağını ve çevre dostu bir gökdelen inşa edileceğini de açıkladı.
YÜKSEK PERFORMANS KRİTERLERİNE UYGUN
ATO binasının, Yüksek Performans (High Performance Buildings) kriterlerine uygun olarak tasarlanacağını belirten Bezci; bina yapı elemanlarının, ısı geçirgenlik direnci yüksek cam, duvar, yalıtım malzemesi, çift cidarlı yapı kabuğu gibi yüksek elemanlardan oluşturulacağını söyledi. Bezci, böylece, bina inşasında kullanılan yüksek performansın, mekanik ısıtma ve soğutmaya daha az ihtiyaç duyulmasına yol açacağını ifade etti.
Binanın dünyanın en geçerli yeşil sertifikasyon sistemi olan LEED Platin Sertifikalı olarak inşa edileceğini kaydeden Bezci; akıllı bina olarak tasarlanacak ATO binasında, kullanılmayan sistemlerin enerji tüketmeyeceğini söyledi. Bezci, binanın oksijen ve karbondioksit seviyesi ile havalandırma verimliliğini kendi kendine sürekli kontrol edeceğini, kullanıcıların enerji ve su tüketimlerini izleyeceğini ve enerjiyi verimli kullanacağını açıkladı.
OTOMATİK GÖLGELENDİRME
ATO'nun yeni binası yüzde 40 oranında daha az enerji tüketirken, kendi enerjisinin yüzde 15'ini de güneş panelleri aracılığıyla kendisinin üreteceğini kaydeden Bezci, gün ışığını yüzde 90 oranında kullanacak binada otomatik çalışan gölgelendirme elemanları olacağını söyledi.
Binanın su tasarrufu dikkate alınarak tasarlanacağını da belirten Bezci, şehri ısıtmayacak, etrafında ısı adası yapmayacak şekilde tasarlanacağını ve özel çatı malzemeleriyle kaplanacak olan binanın, küresel ısınmayı engellemek için yüzde 35 daha az karbon salınımı yapacağını kaydetti.
Açıklamaya göre; enerji verimliliği ilkesi baz alınarak inşa edilecek binaya elektrikli arabalar için şarj istasyonu yapılacak. Özel park yerleri ve bisiklet otoparkları bulunacak binanın dış yüzeyi aydınlatılarak, gece-gündüz ışık gösterileri yapılacak. Bina girişinde yer alacak havuzlarda da fıskiyelerle ışık gösterileri sürdürülecek.

Isı ölçmeyen apartmana ceza kesilecek

Makine Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Doç. Dr. Mete Kalyoncu, ısı ölçer sisteminin uygulanmasını sağlamayan bina yöneticileri ve kişiler hakkında cezai işlem uygulanacağını belirtti.
Konya- Kalyoncu, yaptığı açıklamada, 5 Aralık 2008'te ''Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği''nin yayımlandığını, bu yönetmeliğin 5 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdiğini vurguladı. Kalyoncu, şunları kaydetti:
''2 Mayıs 2007 tarihinde yayınlanan Enerji Verimliliği Kanunu gereği, merkezi ısıtma sistemine sahip binalarda, merkezi veya lokal ısı veya sıcaklık kontrol cihazları ile ısınma maliyetlerinin ısı kullanım miktarına bağlı olarak paylaşımını sağlayan sistemler kullanılmaya başlanmıştır. Bu uygulama 2 Mayıs 2012 tarihi itibariyle tüm merkezi sistemli binalarda zorunlu hale gelmiştir. Merkezi sistemlerde ısı ölçer cihazlarının kullanımıyla 'ısındığın kadar öde' sistemi başlamıştır. Böylece kim ne kadar ısı kullanıyorsa o kadar ödeme yapacak, ısı üretimi daha verimli hale gelecektir.
Bina yöneticilerinin bu sistemin uygulanmasıyla ilgili yönetim planlaması yapması, bu plan çerçevesinde kat maliklerini bilgilendirmesi gerekmektedir. Yönetmelik hükümlerine uygun hareket etmeyerek ısı ölçer sisteminin uygulanmasını sağlamayanlar sorumlu olacak ve bu kişiler hakkında ilgili kanuna muhalefet suçundan cezai işlem uygulaması yapılacaktır.''
Cumhuriyet

Eyüplüler Belediyeyi Mesken Tuttu

Kentsel dönüşüm kapsamında evleri yıkılmak istenen Eyüplüler, tapularını istemek için Belediye önünde Kadir Topbaş'a seslendi. Belediye yetkilileri mahalleliyle görüşmek zorunda kaldı.
Kentsel dönüşüm kapsamında evlerini yıktırmak istemeyen Eyüplüler, Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı.
Eyüp Belediyesi'ne bağlı Alibeyköy, Akşemsettin ve Yeşilpınar bölgesinde çıkarılan imar planında evleri yeşil alan, yol, park kapsamı içinde kalan mahalleli, evlerinin yıkılmak istenmesine karşı tapularını talep ediyor.
40 yıl önce Eyüp'ün farklı mahallelerine yerleşen halkın kimisinin tapu tahsisi var; bazısının ise hiçbir belgesi yok.
Kentsel dönüşüm çerçevesinde evlerinin yıkılacağı yıllardır söyleniyor. Ancak son imar planı Eyüp Belediyesi'nde kabul edilince, mahalleli çözümü son kararın verileceği yer olan Büyükşehir Belediyesi'nin önüne gelmekte bulmuş.

"Belediye görüşmeyi kabul etti"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan genç, yaşlı, çocuk yaklaşık 200 kişi Belediye Belediye Başkan Kadir Topbaş ile görüşmek istedi.
"Kentsel sürgüne son", dövizleri taşıyan grubun sloganlarla Topbaş'a seslenmesi üzerine Belediye yetkilileri, mahalleden bir heyetin görüşme talebini kabul etti.
Mahalle avukatı Oya Aslan, kendileriyle görüşen Mesken Daire Başkanı'nın imar planının henüz çıkmadığını söylediğini ancak kendilerinin imar planını gördüklerini ve plana itiraz dilekçesi verdiklerini belirtti.
"Görüşmede, mahallelinin ihtiyaçları sorulmadan, sanki boş bir arazi gibi imar planı yapıldığını söyledik. Kendileri bize çok vakitleri olmadığını ancak mahalleliyi mağdur etmeyeceklerini söyledi. Ancak bunun nasıl olacağına dair somut ve net hiçbir şey söylemediler."
Önümüzdeki perşembe günü, mahalle heyeti ile Belediye yetkilileri bir görüşme daha gerçekleştirecek.

"İşgalci değil, mahallenin kurucusuyuz"

Aslan, imar planında çok fazla yeşil alana yer bıraktıklarını bunun da afet yasasının çıkmasının ardından, o bölgelerde kapalı site yapacaklarının kanıtı olduğunu söylüyor.
bianet'e konuşan mahalleliler, hiçbir şekilde başka yerde yaşamak istemediklerini söylüyor ve işgalci değil mahallenin kurucuları olduklarını belirtiyor.
40 yıl önce Eyüp'teki mahallelerin "Köpek yaylası" diye tabir edilen çok kötü ve yaşanmaz halde olduğunu belirten mahalleliler şöyle diyor:
"Biz taşı, toprağı sırtımızda taşıyarak, orayı güzelleştirdik. Yıllardır vergimizi ödüyoruz. Madem bizi kovacaktınız neden su, elektrik, doğalgaz verdiniz. O zaman da yasalar vardı, imar planı vardı ama bize kimse işgalci demedi."

"Mahalleyi kendimiz dönüştürürüz"

Seçim dönemlerinde Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu'nun kendilerine tapu sözü verdiğini söyleyen mahalleli, "Oy vermeye gelince, bizi hatırlıyorlar; sonra unutuyorlar. Burası rant alanı oldu, villalar yapılacak ve bizi buradan sürmek istiyorlar" diyor.
Tapularını isteyen mahalleli, ille de mahallenin güzelleşmesi gerekiyorsa, "Biz mahallemizi kendimiz dönüştürürüz" diyor. (NV)

İnşaatta 'isteyen herkese ruhsat' dönemi

'Kentsel Dönüşüm'de geçen hafta hükümet tarafınca açıklanan "Anadolu'da da hızlanıyoruz" mesajının ardından, bu kez yapılacak inşaatlarda ruhsat almanın kolaylaştırılacağı haberi geldi, böylece artık "herkese ruhsat" dönemi başlıyor...
 
 
Yeni afet yasasının onaylanması sonrasında kentsel dönüşüm projeleri sadece İstanbul’da değil, tüm yurt genelinde hız kazanacak. Şehir turlarına başlayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar ve TOKİ yetkilileri de bu kapsamda şehirlerde kentsel dönüşüm projelerinden faydalanmak isteyen yatırımcılara çeşitli vaadlerde bulunarak, sermaye avına çıkıyor.  
 
Bu turların bir ayağı da Erzurum’da gerçekleşti. Erdoğan Bayraktar ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ, beraberlerinde TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel’i de alarak bir basın toplantısı düzenlediler. 
 
Toplantıda Bayraktar, Erzurum'un Türkiye ve İslam dünyası için önemli bir merkez olduğunu ve kentsel dönüşümün Erzurum’da da hız kazanmasını dilediklerini bildirerek, “Erzurum'da kentsel dönüşümü ayağı yere basacak şekilde yeni çıkacak yasanın avantajlarını kullanmak şekilde burada önemli adımlar atacağız'' dedi. 

“Herkese” Ruhsat
“Bundan sonra ruhsatları çok daha kolay vereceğiz” diyen Bayraktar, yaptıkları yeni düzenlemelerle yapıda, inşaatta ve tümüyle inşaat sektöründe ruhsat alımını çok daha basit hale getirmek istediklerini kaydetti.
 
Ülkede inşaat sektöründe oluşturulan büyük rant pazarı günden güne genişletilmek istenmektedir. Bu kapsamda daha fazla kaynak için sektörde çeşitli cazibeler yaratılmakta, bürokratik ve hukuki “engeller ve zoruluklar” AKP eli ile birer birer temzilenmektedir. Bu kapsamda atılan adımlardan biri de yapı denetimlerinde kota sınırlamasını kaldırıp, adeta “her isteyene” ruhsat vermeyi amaçlayan bu yeni düzenlemedir. 

Afetlerde, Yıkımlarda Hesabını Kim Verecek? 
Gerek kalitesiz yapıların önünü açan yeni düzenlemeler ile, gerekse de “yeni afet yasası” ile Türkiye bugün olduğundan daha fazla afetlere maruz kalabilecek bir hale getirilmektedir. 
 
TMMOB’un Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı'nın yasalaşması durumunda tüm alanların kentsel dönüşüm adı altında yıkıma uğrayabileceği ve yine tüm alanların tasfiye, dönüştürme, yeniden yerleştirme ve yıkım işlemlerine tabi tutulabileceği uyarısında bulunmuştur. 
 
"Tasarının uygulama hükümleri normal zamanların hukuk normlarından muaftır, yürütmeye olağanüstü yetkiler tanınmıştır" açıklamasında bulunan TMMOB, bu tasarının bir an önce geri çekilmesi talebinde bulunmuş, temel hak ve özgürlükleri gözeten, ülke kaynaklarını yok etmeyen, sosyal devlet ilkesini yadsımayan, oy ve kar kaygısı gütmeyen, bütünlükçü ve idareyi de bağlayan tutarlı bir düzenlemenin tüm ilgili tarafların katılımıyla hazırlanması gerektiğini savunmuştu.
 

(muhalefet.org)

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var