Sayfalar
- Ana Sayfa
- Mortgage
- Konut Kredisi
- Refinansman Nedir?
- Kira Nedir?
- Sigorta
- Faiz Nedir?
- Fıkralar
- Kefillik Nedir?
- Arsa Payı Nedir, Nasıl Hesaplanır?
- Gayrimenkul Satış Vaadi Nedir?
- Tahliye Taahhütnamesi nedir?
- DEĞER ARTIŞ KAZANCI NEDİR?
- DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) NEDİR?
- EMLAK-EMLAKÇILIK NEDİR?
- HACİZ YOLU İLE TAKİP NASIL YAPILIR?
- TAPU NEDİR ?
- Emlak Vergisi
- Sözleşme ve Şekil Şartı Nedir?
- ÖRNEK DANIŞMANLIK VE KOMİSYON SÖZLEŞMESİ
- Emlak Terimler Sözlüğü
Hakkımda
7 Temmuz 2012 Cumartesi
5 Temmuz 2012 Perşembe
Kentsel Dönüşümün yol haritası!
ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı’nın riskli alanların daha hızlı belirlenmesi için birinci deprem bölgesinde yer alan kentlerdeki ilçe belediyelerine yetki devri yapmasının ardından İstanbul’daki ilçe belediyeleri de kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verdi. İşte kentsel dönüşümde öncelik verilen ilçelerin yol haritaları
KADIKÖY
Kadıköy Belediyesi, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu ile ilgili özel bir büro kuruyor. Büro, riskli yapıların belirlenmesi görevini üstlenecek, eski ve riskli yapıların olduğu yerlerde plan çalışmaları gerçekleştirilecek. Plan çalışması yapan belediye, riskli alan değil, deprem yönünden riskli binaların bulunduğu ilçede, daha önce risk taşıyan binaların yenilenmesi için öneriler hazırlayarak, Meclis’ten geçirdi. Riskli olarak bilinen Fikirtepe ve çevresi için hazırlanan imar planı da uygulamaya girdi.
ESENLER
Esenler Belediye Meclisi, Havaalanı ve Tuna mahallelerini afet riski taşıyan alan olarak belirledi. Bu durum, Bakanlar Kurulu’nun onayıyla kesinlik kazanacak. Onaylanması durumunda 1500 konutluk alan kentsel dönüşüme tabi tutulacak. Esenler Belediyesi yetkilileri, bugüne kadar bu mahallelerde malik tespiti ve mülkiyet analizleri tespitleri yapıldığını belirterek, riskli alanların tespitini kimin yapacağı konusunun henüz netlik kazanmadığını söylüyor.
FATİH
Yasanın çıkmasından çok önce kentsel dönüşüm çalışmalarına başlayan Fatih Belediyesi, bu kapsamda çalışmalarına devam ediyor. Yapı stoku çok eski ve tarihi olan ilçede yapıların kimlikleri internet üzerinden görülebiliyor. Fatih’te yaşayan vatandaşlardan binalarının dönüşümü için belediyeye talepler de gidiyor. İlçede Sulukule’nin yanı sıra Ayvansaray, Fener-Balat, Süleymaniye, Kapalıçarşı ve Yalı Mahallesi’nde de kentsel yenileme çalışmaları devam ediyor.
MALTEPE
Başıbüyük Mahallesi dönüşüm projesi çerçevesinde, Başıbüyük Mahallesi’nde yaşayan gecekondu sahiplerine TOKİ tarafından Keçi Yatağı Mevkii’ndeki toplu konut alanında yapılacak sosyal konutlar temin edilerek, gecekondu ve kaçak yapılaşma alanlarının tasfiye edilmesi hedefleniyor. Kentsel dönüşüm kapsamında ilçe sınırları içinde 170 gecekondunun tespiti yapılırken, Başıbüyük, Gülsuyu ve Gülensu mahalleleri dönüşüm bölgesi olarak tanımlandı.
ZEYTİNBURNU
İstanbul’da deprem referanslı kentsel dönüşüm çalışmasının ilk uygulamaya konulduğu ilçe Zeytinburnu oldu. İBB öncülüğünde ODTÜ, İTÜ, Yıldız Teknik ve Boğaziçi üniversitelerinden uzmanlar, ilçedeki 16 bin binanın tamamını inceledi, risk envanterini çıkardı. Çalışmalar sonunda Zeytinburnu’nda olası büyük bir depremde, o dönemin mevcut yasaları dikkate alındığında, 2295 binanın risk taşıdığı belirlendi. Risk oranının ilçenin diğer noktalarına göre daha yüksek olması nedeniyle ilk kazma Sümer Mahallesi’nde 2009 yılında vuruldu. Toplamda 1260 bağımsız birimi içine alan projenin ilk etabını kapsayan 452 bağımsız birim, bu yılın sonlarına doğru hak sahiplerine teslim edilecek. 1999’dan bu yana Zeytinburnu’nda 1310 bina yıkılıp deprem yönetmeliklerine uygun olarak yeniden inşa edildi.
ÇEKMEKÖY
Çekmeköy’de de “gönüllü kentsel dönüşüm’’ kapsamında evini yenilemek isteyen vatandaşların müteahhitlerle çalışması sonucu yaşanan bir oluşum bulunuyor.
PENDİK
5 BÖLGEYE ÖNCELİKERTUĞRULGAZİ Mahallesi, Taşlıbayır Bölgesi (Orta Mahalle ile Dumlupınar Mahallesi’nin bir kısmı), Kavakpınar ve Çamçeşme Mahallesi, havaalanı yolu kısmı, Çınardere Mahallesi Ayazma Caddesi’nin güneyi ile E-5 Karayolu güneyi olmak üzere 5 bölgede büyük ölçekli dönüşüm alanları bulunuyor. Zemin riski açısından en öncelikli dönüşüm alanı E-5 Karayolu güneyi bölümü, buranın da eski Pendik diye tabir edilen demiryolunun güney kısmını oluşturuyor.
BEYKOZ
'DOĞAL SİT DEĞİŞMELİ'
BEYKOZ Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz’un en önemli sorununun ‘doğal sit’ kanunu olduğunu, bu kanun değişmeden dönüşüm yapamayacaklarını belirtti. Çelikbilek, kentsel dönüşümde öncelikle Rüzgarlıbahçe ve Çubuklu mahallelerindeki belli alanların tespit edildiğini, bunlarla ilgili çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
BAYRAMPAŞA
SİSMİK ARAŞTIRMA
1999 depreminden sonra ilçenin tamamında sondaj ve sismik araştırma yapıldı, zemin etütlerine göre ilçenin yer bilimleri haritası çıkarıldı. 2001 yılından itibaren 21 bin 432 binanın 3 bini (yüzde 14) yenilendi. Kentsel dönüşüm için çalışma başlatılan eski Bayrampaşa Cezaevi alanının avan projeleri tamamlanarak 1/5000 ve 1/1000 imar planları yapıldı. 1 yıl içinde inşaatlara başlanılması planlanıyor.
NYT: Tarlabaşı orta sınıf için ıslah ediliyor
Tarlabaşı sakinleriyle yapılan röportajları, mimar ve kent uzmanlarının görüşlerini yansıtan gazete, bölgede göç, uyuşturucu gibi problemlerin altını çizerek, Tarlabaşı'ndaki tüm evlerin "ıslah edilmediğini" ancak bazı sakinlerin hala gelecekleri konusunda endişeli olduklarını kaydetti.
NYT, "Yeni Tarlabaşı'nın reklamı, Tarlabaşı Bulvarı boyunca yıkık binaları saklayan billboardla yapılıyor. Billboard, açık tenli iş kıyafeti giyen ve bir alışveriş merkezinde gezen kadınları gösteriyor. Bu görüntü, buradaki gerçekten uzak" diye yazdı.
Cumhuriyet
İnsan evrimini rastlantılara borçlu
Kaynak: New Scientist, 9 Haziran 2012
Bilim Teknik- New Scientist dergisi kilometre taşı niteliğindeki bu mutasyonları ve doğurduğu sonuçları 6 madde altında topluyor:
1- ÇENEYİ ZAYIFLATAN, KAFATASINI BÜYÜTEN MUTASYON
2-BEYNİ BÜYÜTEN MUTASYON
3-BÜYÜK BEYNE ENERJİ SAĞLAYAN MUTASYON
4-KONUŞMA BECERİSİ SAĞLAYAN MUTASYON
5-EL BECERİSİ SAĞLAYAN MUTASYON
6-NİŞASTALI YİYECEKLERİN SİNDİRİLMESİNİ SAĞLAYAN MUTASYON
Perde açıldığında ortaya şöyle bir sahne çıkar: Birkaç milyon yıl önce Yeryüzü. Kozmik bir ışın, ışık hızına yakın bir süratle atmosfere çarpar. Işın, oksijen atomu ile çarpışınca enerjik parçacıklar şiddetli bir sağanak oluşturur. Parçacıklardan biri rastlantısal olarak bir canlının içindeki DNA molekülüne çarpar.
Bu DNA molekülü, Afrika’da yaşamakta olan maymuna benzer bir yaratığın içindeki gelişmekte olan bir yumurtanın içindedir. DNA bu çarpışma sonucunda değişime uğrar; mutasyon geçirir ve doğan yavru az da olsa annesinden farklı bir yapıdadır. Bu mutasyon sayesinde yeni doğan yavru benzerlerine göre yiyecek ve eş bulma yarışında daha avantajlı bir konuma sahip olur. Böylece bu avantaj kuşaktan kuşağa geçerek popülasyon içinde çoğalır. Zaman içinde herkes bu mutasyona sahip olduğu için DNA artık mutasyon olarak değerlendirilmez; yalnızca insan genomunu oluşturan 23.000 civarındaki genlerden biri haline gelir.
Mutasyonlara yol açan nedenler
Mutasyon kaynaklarından biri kozmik ışınlardır; ancak daha yaygın bir neden, yumurta ve sperm üretimi sırasındaki DNA kopyalama hatalarıdır. Kaynağı/nedeni ne olursa olsun bu evrimsel kazalar, bizleri büyük maymundan Homo sapiens’e uzanan 6 milyon yıllık bir yolculuğa çıkartır.
Bu inanılmaz dönüşümleri sağlayan en önemli mutasyonların hangileri olduğu ancak son yıllardaki bilimsel gelişmelerin sayesinde yeni yeni saptanabiliyor. Tam bir mutasyon listesini ayrıntılarıyla çıkartmak bugünkü verilerle mümkün olmasa da, insanın bugünkü haline gelmesinde belirleyici rol oynayan, kilometre taşı niteliğinde altı adet mutasyon üzerinde duruluyor. Wisconsin Üniversitesi’nden paleoantropolog John Hawks, “Bu belirleyici mutasyonların saptanması insanı neyin insan yaptığı ile ilgili yepyeni bir bakış açısı getiriyor” diyor.
Bu noktaya nasıl gelindi? İnsan evrimine ilişkin ilk bilgiler kazılardan çıkartılan kemik parçalarına dayanıyordu. Ancak bu, pek çok parçası kayıp bir yapbozda, eldeki parçaları doğru yerlerine yerleştirmeye benziyordu.
Gen teknolojisindeki gelişmeler
Son yıllarda canlıların genetik haritalarının çıkartılmasında kullanılan teknolojilerin gelişmesiyle paleoantropoloji bilimi çok büyük bir ilerleme kaydetti. 2003 yılında insan genomunun çözülmesinden sonra hızla şempanze, goril, orangutan genomunun yanı sıra Denizovanların ve Neanderthal insanının da gen haritası gün yüzüne çıkartıldı.
Bu genomların karşılaştırılması müthiş bir bilgi patlamasına yol açtı. Örneğin beyinde aktif durumda olan bir gen, insan ve şempanzede farklı bir özellik taşıyorsa, bu insanın daha zeki olmasına yol açan bir mutasyonu işaret ediyor olabilirdi. Aslında şempanze ve insan genomlarının karşılaştırılması sonucu genetik kodu oluşturan “harfler”de 15 milyon farklılık olduğu ortaya çıktı. Ayrıca DNA veya kopyalarında toptan silinmeler olduğu da anlaşıldı. DNA’lar hakkında bugün bildiklerimize dayanarak, bu değişikliklerin büyük çoğunluğunun fiziksel özelliklerimizde bir değişiklik yaratmadığını söyleyebiliriz. Bunun nedenlerinden biri DNA üzerindeki değişikliğin çok önemsiz olması ve dolayısıyla genin işlevini etkilememesi veya mutasyonun “çöp DNA” denilen kısımda meydana gelmesidir.
15 milyon farklılığın içinde yalnızca 10 bini önemli
Bu 15 milyon civarındaki farklılığın içinden belki de yalnızca 10 bini vücudumuzda değişime yol açan genetik değişikliklerdir. Dolayısıyla bunlar doğal seçilime maruz kalmışlardır.
Bütün bu bulgular ne yazık ki her şeyi tam olarak açıklamaya yetmiyor. Kaldı ki bütün bu süreçte DNA’nın düzenleyici bölgelerindeki mutasyonlar henüz dikkate alınmış değil. Bu ne anlama geliyor? Bunun anlamı şu:Genlerin açma/kapama düğmeleriyle ilgili bilgimiz yetersiz. Şimdilik insan türünde bu tür mutasyonları tespit etmek mümkün değil. Oysa bunların insanın evriminde çok önemli bir rol oynadığı biliniyor.
Şimdiye kadar insanlarda değişiklik yaratan yalnızca birkaç yüz mutasyonun saptandı. Ufukta yeni keşifler beliriyor olsa da DNA değişikliklerini saptamak, bu değişikliklerin ne işe yaradığını keşfetmekten çok daha kolaydır. Hawks bu konuda şöyle konuşuyor: “Bu değişikliklerin ne gibi etkiler yarattığını öğrenmek için adamakıllı kapsamlı deneyler yapmak gerekir. Hatta transgenik hayvanlar (kabaca genleriyle oynanmış hayvan. Yani kendi genomunda başka bir organizmaya ait rekombinant bir geni taşıyan hayvan). Bu zor bir bilimdir; bu alanda henüz yolun başındayız.” Yolun daha başında olsak bile insan evriminin kilit noktalarını saptayabilecek bilgiye sahibiz. Örneğin insan beyninin hızla büyümesi, konuşma yeteneğinin ortaya çıkması, el becerilerinin gelişmesi gibi.. Şimdi insanı insan yapan belli başlı evrimsel kazalara kısaca bir göz atalım:
Çeneyi zayıflatan, kafatasını büyüten mutasyon
Şempanzelerin çeneleri o kadar güçlüdür ki insanın parmağını bir ısırışta kopartabilir. Oysa insanın çene kasları şempanzenin yanında çok zayıf kalır.Bu da MYH16 adı verilen genin üzerindeki tek bir mutasyondan kaynaklanıyor olabilir. Bu mutasyon, geni işlevsiz hale getirmiş ve çene kaslarımızın farklı bir protein tipinden yapılmasına yol açmış olabilir. Sonuç olarak insan çenesi maymun çenesinden çok daha küçüktür. 2004 yılında Nature dergisinde yayımlanan bu buluş, bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Bilim insanları bu sayede daha küçük çenenin kafatasının biraz daha büyümesinin yolunu açtığını öne sürdü. Çene kasları büyük olan primatların kafataslarının arkasında, bunu destekleyecek bir güçlü bir kemik bulunur. Bunun da kafatasının büyümesini engellediği düşünülüyor. Buna bağlı olarak beyin de daha küçük kalıyor.
Pennsylvania Üniversitesi’nden Hansell Stedman liderliğindeki bilim ekibi, bu mutasyonun 2.4 milyon yıl önce meydana gelmiş olabileceğini tahmin ediyor. Bu tarihten sonra beyin büyük bir hızla gelişti. Ancak başka bir ekip bu mutasyonun yaşını 5.3 milyon yıl olarak hesapladı (Molecular Biology and Evolution, vol 22, p 379).
Hangi tarih doğru olursa olsun, bu mutasyonun şempanzelerle ortak atalarımızdan ayrıldıktan sonra meydana gelmiş olduğu kesin. Atalarımızın daha zayıf bir çeneye sahip olmasının nedeni ne olabilir? Stedman, sosyal organizasyon yeteneği gelişen atalarımızın, saldırı sırasında, çenelerini, dolayısıyla ısırma silahını kullanmaya gerek görmediğini ve zaman içinde çenedeki bu değişikliğin oluşmuş olabileceğini düşünüyor.
Beyni büyüten mutasyon
Türümüzün en belirgin özelliği büyük bir beyne sahip olmamızdır. 1.200-1.500 cm3 hacmindeki beynimiz en yakın akrabamız olan şempanzelerden 3 misli büyüktür. Bu genişleme kartopu etkisiyle oluşmuş olabilir. Başka bir deyişle ilk mutasyon, beyni daha da geliştiren başka mutasyonlara zemin hazırlamış olabilir.
Şempanze beyni ile karşılaştırıldığında insan beyninin büyük ve gelişmiş bir korteks (serebral korteks veya beyin kabuğu olarak da bilinir) tabakası vardır. Korteks en üstteki kıvrımlı kısımdır ve zihinsel süreçlerin pek çoğu bu tabakada işlenir. Bu tabakanın genişlemesine yol açan mutasyonu keşfetmek için bilim insanları, primer mikrosefali denilen ve bebek beyninin normalden üç kat küçük olduğu vakaları incelediler ve bu süreçte 7 genin etkin olduğunu keşfettiler. İlginç olan bu 7 genin de hücre bölünmesiyle ilgili olmasıydı.
Bugüne dek bu konuda yapılan araştırmalardan ASPM diziliminin, HAR1 (Human Accelerated Region-1) ve SRGAP2 geninin kopyalanmasının bu süreçte rolü olduğu anlaşıldı. Bu konuda araştırmalarını sürdüren Seattle’daki Washington Üniversitesi’nden genetik bilimci Evan Eichler, “Bu değişiklikler beyin fonksiyonlarında köklü değişiklikler yaratmış olabilir” diyor.
Büyük beyne enerji sağlayan mutasyon
Beynimizin nasıl olup da bu kadar büyüdüğünü incelerken, bu kadar büyük bir beynin ilave enerjiye ihtiyacı olacağını da unutmamak gerekiyor. Beynimiz dinlenme sırasında enerjimizin %20’sini kullanır. Oysa diğer primatlarda bu oran %8 civarındadır.
Geçen yıl bu talebi karşılamak üzere evrilen üç mutasyon keşfedildi. Nature’da yayımlanan bir araştırmaya göre 15 ile 10 milyon yıl önce insanlarda , şempanzelerde ve gorillerde ortak olan bir DNA bölgesi hızlı bir evrime maruz kalmış olabilir.
Bu bölge RNF213 adı verilen bir genin bulunduğu yerdedir. Bu genin beyne giden kan miktarının artmasında önemli bir rol oynadığı düşünülüyor.Cambridge Üniversitesi Sanger Enstitüsü’nden evrim biyoloğu Chris Tyler-Smith, “Bu genin hasar görmesi durumunda kan akışı azalır. Dolayısıyla diğer değişikliklerin buna yarar sağlayacak şekilde etkilediğini düşünebiliriz” diyor.
Beynin enerji ihtiyacı yalnızca kan damarlarındaki akışın artmasıyla sağlanmaz. Organın temel yiyecek kaynağı glikozdur. Glikozun beyne çekilmesi, kan damarlarının duvarlarındaki glikoz-ulaşım molekülleri ile gerçekleşir.
Şempanze, orangutan ve makaklarla karşılaştırıldığı zaman insanlarda bulunan iki genin açma/kapama düğmesinin farklı olduğu görülüyor. Bu iki düğme glikoz ulaşımının beyne ve kaslara iletimi ile ilgilidir (Brain, Behaviour and Evolution, vol 78, p 315).
Konuşma beceresini sağlayan mutasyonBir şempanzeyi insanmış gibi büyütün. İnsan gibi giydirin, hatta yemek yerken çatal ve kaşık kullanmasını öğretin. Şempanze pek çok şeyi öğrenir ama konuşmayı öğrenemez.
Aslında burun boşluğu ve ses tellerindeki değişikliklere bağlı olarak bir şempanzenin bizim gibi konuşmasını bekleyemeyiz. Ayrıca nörolojik değişiklikler de vardır. Bütün bu değişiklikler “lisan geni” olarak isimlendirilen değişikliklerden kaynaklanır.
2001 yılında bu süreçte FOXP2 geninin etkin olduğu ortaya çıktı. Bu genin diğer genlerin faaliyetini düzenlediği anlaşıldı. Ne yazık ki FOXP2 geninin hangi genleri kontrol ettiğini bilmiyoruz. Sıçan çalışmalarından gördüğümüze göre bu gen embriyonik gelişim sırasında da faal durumda.
İlginç olan şempanze, fare ve diğer pek çok türde de insanlardaki FOXP2 gen tipine çok benzeyen bir genin bulunuyor olması. Fakat şempanzelerden koptuktan sonra insanlarda bulunan versiyonda iki farklı mutasyon daha meydana gelmiş. Bu iki mutasyon FOXP2’yi oluşturan çok sayıda amino asidin iki tanesini değiştirmiş.
Bu nedenle FOXP2 geninin insan versiyonunu şempanzelere yerleştirerek neler olacağına bakmak ilginç olabilir. Ancak hem ahlaksal hem de teknik açıdan bu imkansızdır.
Geçen yıl ayrıca Cortico-basal-ganglia devreleri adı verilen bölgedeki nöronların yapısının ve davranışlarının farklı olduğu görüldü (Neuroscience, vol 175, p 75). Bu bölge ayrıca beynin ödül devreleri olarak isimlendiriliyor ve öğrenme ve zihinsel görevlerle ilgili olduğu düşünülüyor.
Bu devrelerle ilgili bilinenlere dayanarak FOXP2 geninin konuşma kurallarının öğrenilmesinde çok önemli bir rol oynadığı neredeyse kesin. Leipzig’deki Max Planck Ensitüsü’nden evrim biyoloğu Wolfi Enard, bu mutasyonun insanı insanlaştıran en önemli değişiklik olduğunu söylüyor.
El becerisini sağlayan mutasyon
İlk basit aletlerden, ateşin kontrolüne ve yazı yazma becerisine kadar insanın gelişimi büyük ölçüde el becerisine dayanıyor.
HACNS1 (Human-accelerated conserved non-coding sequence 1) adı verilen bir DNA bölgesinin şempanzelerden koptuktan sonra 16 kez mutasyon geçindiği biliniyor. Bu bir açma/kapatma düğmesidir ve embriyonun birkaç yerinde bir genin faal hale gelmesinde önemli bir rol oynar. Örneğin kol ve bacakların gelişiminde..
HACNS1’in insan versiyonundaki mutasyonların el başparmağının gelişiminde çok önemli bir rol oynadığı öne sürülüyor. Başparmak özellikle alet kullanımında kritik bir işleve sahiptir
İşin ilginci şempanzelerin de el başparmakları oldukça gelişmiştir. Bu bölgeyi inceleyen San Francisco’daki Gladstone Enstitüsü’nden Katherine Pollard, şempanze insan farkı ile şunları söylüyor: “İnsanlar kalem tutabilir ancak şempanzenin yaptığı gibi dallara tutunup sallanamayız.”
Nişastalı yiyeceklerin sindirilmesini sağlayan mutasyon
Şempanze ve diğer büyük primatlar çoğunlukla yaprak ve meyvelerle beslenirler. Ancak bu yiyeceklerin kalorisi düşük olduğu için hayvanların uyumadıkları zamanlarda sürekli olarak yiyecek peşinde koşması gerekir. Modern insanların ise enerjilerinin büyük bir kısmını nişastalı tahıllardan veya bitki köklerinden sağlar. 6 milyon yıl boyunca insanların yedikleri gıdalar büyük değişikliklere uğradı. Bunun tetikleyicileri alet kullanmamız, ateşte yemek pişirmemiz ve çiftçilik yapmaya başlamamızdır.
Bu değişikliklerin ne zaman başladığını tespit etmek zor. İlk ocağın ne zaman kullanıldığını, insanların kök çıkartmak için ne gibi aletlerden yararlandığını bilmiyoruz ama yiyecek alışkanlıklarındaki değişiklikleri tespit etmenin bir diğer yolu da sindirimi sağlayan genleri incelemektir.
Tükürük amilazı denilen sindirim enzimi, nişastayı basit şekere dönüştürerek bağırsaklardan emilimini sağlar. İnsan tükürüğünde bu amilazın düzeyi şempanzelerden çok daha fazladır. Son yıllarda bu farkın nasıl ortaya çıktığı keşfedildi.
Şempanzelerde tükürük amilazı geninin iki kopyası bulunurken, insanlarda ortalama olarak 6, hatta bazılarında 15 kopya bulunur (Nature Genetics, vol 39, p 1256). Sperm ve yumurtanın üretimi sırasında ortaya çıkan DNA kopyalama hatalarına bağlı olarak bu genin sürekli olarak kopyalanmasının devam ettiği düşünülüyor.
New Hampshire’daki Dartmouth College’dan biyoloji antropoloğu Nathaniel Dominy bunun 2 milyon yıl önce meydana gelmiş olabileceğine işaret ediyor. Bu insan beyninin çok büyük bir değişim geçirdiği dönemdir. Bir iddiaya göre beynin büyümesinde nişastalı gıdalara geçişin büyük etkisi vardır.
Ancak Dominy ve ekibi daha yakın bir zamanda, yaklaşık 100.000 yıl önce meydana gelen bir gen kopyalama işleminin de etkili olduğunu öne sürüyor. Bu dönemdeki en büyük değişiklik tarımın başlamasıdır. Dominy, insanların tahıl ekimine başlamasından sonra bu mutasyonun hız kazandığını düşünüyor: “Tarım, insan evriminde bir dönüm noktasıdır. Amilazın da buna katkısı olduğunu düşünüyorum.”
“İnsan tümüyle inanılmaz rastlantıların eseri”
Tarımın gelişmesi insanların ortak yerleşim alanlarında yaşamalarına yol açtı. Bu da inovasyonu ve kültürel patlamayı tetikledi ve nihayetinde modern yaşam ortaya çıktı. İnsan evrimindeki belli başlı mutasyonları toptan ele alırsak, insanın bir takım rastlantıların sonucunda bugünkü haline gelmiş olduğunu görürüz. Ancak Wisconsin Üniversitesi’nden John Hawks, bizi bu şekilde düşünmeye iten faktörün, zaman içinde ayıklanan zararlı mutasyonları görmezden gelmemizden kaynaklandığını söylüyor: “İnsanlarda yalnızca avantaj sağlayan mutasyonlar kalmıştır. Bugünün bakış açısıyla baktığımız zaman halihazırdaki fiziksel şeklimizi veren mutasyonların doğru olduğunu düşünüyoruz. Tüm sürece bütün olarak bakarsak, insan aklının almayacağı kadar çok sayıda kazanın eseri olduğumuzu görüyoruz”
Türkçesi: Reyhan Oksay
KENTSEL DÖNÜŞÜM İLE İLGİLİ SORULAR CEVAPLAR
Çark kendisi dönecek
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, dönüşüm için bir ateşleme kredisine ihtiyaç olduğunu belirterek, “Mekanizmayı çevirecek bir para bulduktan sonra sistem kendi kendini döndürsün şeklinde bir yaklaşım var. Çarkı nasıl kendi içinde döndürürüz, onun hesaplarını yapıyoruz. 2B’den gelecek kaynak gecikecek. Bütçeden hatırı sayılır bir miktar istedik. Çevre fonundan da para aktarılacak. Nasıl TOKİ devletten para almadan kaynağını kendisi buldu, 500 bin konut üretti, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bunu yapacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak bunu başarabilirsek vatana millete hayırlı bir iş yaparız. Brezilya’nın kasasında 92 milyar dolar vardı. Onların parayla yapamadığını, biz parasız yapacağız” diye konuştu.
Dönüşümün kaynakları
Kamuoyunda “2B Yasası” olarak bilinen “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca 2B satışlarından elde edilen gelirlerin yüzde 90’ına kadar Bakanlar Kurulu kararı ile dönüşüm projesine aktarılacak.
Bunun dışında 2872 sayılı Çevre Kanunu gereğince, çevre katkı payı ve idari para cezası tahsilatının yüzde 50’si,
İller Bankası’nın banka faaliyetleri ile gelir getirici faaliyetlerden elde edeceği kârın yüzde 50’si aktarılacak.
Genel bütçeden gerektiğinde projeye kaynak aktarılması söz konusu olacak.
Bu kaynaklar projenin başlaması, çarkların harekete geçmesi için bir anlamda can suyu olacak. Proje uygulamaya başlanınca daha farklı kaynaklar da ortaya çıkacak.
Vergi öngörülmüyor
Özellikle uygulamalar sonucunda elde edilecek gelir ve hasılat ile bakanlığa tahsis veya devredilen taşınmazlardan imar uygulamasına tabi tutulması sonucunda tapuda Hazine adına tescil edilenlerin satışından elde edilecek gelirler, proje döngüsünü sağlamak açısından yeterli olacak.
Bugün itibari ile 6306 sayılı kanunun uygulanabilmesi için öngörülen kaynakların içerisinde herhangi bir yeni vergi kalemi yoktur.
Tasarım belediyelerden
TASARIM projelerini belediyeler ve TOKİ hazırlarken, bakanlığın onayına sunulacak. Hak sahipleri ve kiracılara konut, işyeri, arsa, krediveya konut sertifikası verilecek. Riskli alanlar haricinde kalan riskli binalarda ise vatandaşın isteği üzerine yıkım, güçlendirme ya da yeniden inşa için düşük faizli, uzun vadeli, sabit taksitli kredi verilecek.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorularınızı yanıtladı
* Kentsel dönüşüm için kaynak oluşturması için vergi ödeyecek miyiz?
- Bu kanun ilave vergiler getirmiyor. Mevcut vergi düzenlemelerine de istisnalar getiriyor. Kanun uyarınca; yapılacak işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf olacak.
* Ne tür masraflar olacak, ne için para ödeyeceğiz?- Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi projesinin maliyeti yüksek. Maliyetin tamamını devletimizin karşılaması gibi bir uygulama olamaz. Buna vatandaşlarımızın da katkı sağlamaları gerek. Vatandaşlarımız ellerini taşın altına sokacaklar ancak devletimizin de vatandaşlarımıza bir takım destekleri olacak. Örneğin uzun vadeli krediler, faiz destekleri, kira yardımı gibi enstrümanları kullanarak yükleri paylaşacağız.
* Kentsel dönüşüme katılmak istiyorum ama hiç param yok. Zaten güçlükle geçiniyoruz. Evimi yıkacaklarsa ben nerede hangi şartlarla oturacağım?- 6306 sayılı kanun vatandaşı odağına alan bir kanun. Bu çerçevede bakanlığımızca uygulamanın her aşamasında tespit, yıkım, yapım aşamalarında kredi imkânları sağlanacak. Konutların yıkım ve yapım aşamalarında hak sahiplerine kira yardımı yapılacak. Bunun yanında yoksul veya dar gelirli kabul edilenlere verilecek konut veya işyerleri; Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından borçlandırma suretiyle verilebilecek. Bu, iki yılı geri ödemesiz olmak üzere 20 yıl vadeli faizsiz kredi anlamına geliyor. Bunun dışında, yapımı gerçekleştirilen konutların bedelleri, gerekli görüldüğünde, proje uygulamalarının yapıldığı illerdeki mevcut ekonomik durum, afetin ortaya çıkardığı durumlar, konut rayiç ve enkaz bedelleri ile uygulama alanındaki kişilerin mal varlığı ve geliri göz önünde bulundurularak Bakanlar Kurulu kararı ile yapım maliyetlerinin altında tespit edilebilir ve sosyal donatı ve altyapı harcamaları uygulama maliyetine dâhil edilmeyebilir.
* Dönüştürülen bir yerde daha yüksek maliyetle ev almak istersem kredi imkanı, kolaylık sağlanacak mı?- Anlaşma ile tahliye edilen, yıktırılan veya kamulaştırılan yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere kredi verilebilecek. Bunlardan konutunu ve işyerini kendi imkânları ile yapmak veya edinmek isteyenlere de kredi verilebilecek. Bunun dışında dönüşüm faaliyetleri kapsamında yapılacak konutlara ilişkin, hak sahiplerince bankalardan kullanılacak kredilere dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere faizdesteği de verilebilecek.
* Binalar yeşil bina olarak mı dönüştürülecek? - Sadece dönüşüm projelerinde değil bundan sonra yapılacak tüm binalar yeşil bina olacak, izolasyonlu olacak ve enerjiyi savurmayan bina olacak. Binalarımız yüzde 38-40 oranında enerjiyi emiyor. Ülkemizde fosil yakıtlara ödediğimiz para 55 milyar dolar. Türkiye’nin şöyle bir sorumluluğu var; yeşil binalar üreterek, çok daha iyi yalıtımla binalarda yüzde 50’ye varan bir enerji tasarrufu sağlayabiliriz. Yeni yapılan binalarda eskiye göre enerji tasarrufu yüzde 20 ile yüzde 80 arasında artırılabiliyor. Bu kapsamda yeşil binaların yapımı ve doğa dostu malzemelerin üretilmesi konusunda teşvikler gelecek. Hem vergi yönünden, hem kredi yönünden, bir takım kolaylıklar ve bir takım teşvikler de getiriyoruz. Enerjiyi üretmek, temin etmek kadar enerjiyi savurmamak, karbondioksit salınımını azaltmak da o derece önemlidir. Dolayısı yeni yapılacak binalarımızın ekonomimize ve çevremize de önemli katkısı olacaktır.
* Arsam tapulu ve üzerine çocuklarım için 5 kat yaptım. Şimdi kaç daire verecekler?- Binanız riskli ise ve yıkıp yeniden yapmanız gerekiyorsa mevcut yapılaşma koşullarında ne kadar konut çıkıyorsa o kadar yapabilirsiniz. Bakanlığımızca size kredi ve yapım süresince kira yardımı yapılır. Ancak, ada ve mahalle bazında projelere katılım halinde avantajlar olacak. Onları değerlendirmek daha da kârlı olabilir.
* Daha az daire vereceklerse değeri ne olacak? Zarar ediyorsam nasıl tazmin edeceğim?- Bu projeden elde edeceğimiz en büyük kâr kurtaracağımız canlardır. Daha az daire sahibi olmak zarar etmek anlamına da gelmiyor. Bugün elinizdeki mevcut sağlıksız, güvensiz binanız karşılığında alacağınız yapının değeri de önemli. Her şartta anlaşma yolunu tercih edecek vatandaşlarımıza kredi desteği de verilecek.
İSTANBUL’DA DÖNÜŞECEK ALANLAR BELLİ OLUYOR
‘Mega kent’ İstanbul’un belediyeleri, kısa bir süre sonra başlaması beklenen dönüşüm süreciyle ilgili çalışmalarını tamamlarken, birçok belediye riskli alanları belirlemeye başladı
Kadıköy’de özel büro
Kadıköy Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan belediyelere gönderilen yazının ardından, yasanın gereklerini yerine getirmek için belediye içinde özel bir büro kurulmasına ve bütün işlerin bu büroda toplanarak yapılmasına karar verdi. Özel büro, ilçedeki riskli yapıların belirlenmesi ve yasa gereği zorunlu işlerin yapılması görevini üstlenecek, eski ve riskli yapıların olduğu yerlerde plan çalışmaları gerçekleştirilecek.
İlçede, Fikirtepe dışında riskli bölge bulunmuyor. Fakat bazı binaların riskli olduğu ifade ediliyor. Belediye, Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi için belediyeye gelenlere proje hakkında danışmanlık hizmeti veriyor.
1999’da yaşanan Marmara Depremi’nin hemen ardından İstanbul’da deprem referanslı kentsel dönüşüm çalışmasının ilk uygulamaya konulduğu ilçe Zeytinburnu oldu. 1999’dan bu yana Zeytinburnu’nda 1310 bina yıkılıp deprem yönetmeliklerine uygun olarak yeniden inşa edildi.
Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz’un en önemli sorunlarının başında ”doğal sit” geldiğini, kanun değişmeden asla kentsel dönüşüm yapamayacaklarını belirtti. İlçede toplam 46 bin bina, 105 bin bağımsız bölüm (daire) bulunduğunu, bunların tamamının kentsel dönüşüm sağlanarak yenilenmesinin 10 yılda mümkün görüldüğüne işaret eden Çelikbilek, kentsel dönüşümde öncelikle Rüzgârlıbahçe ve Çubuklu mahallelerindeki belli alanların tespit edildiğini, bunlarla ilgili çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
Yasanın çıkmasından çok önce kentsel dönüşüm çalışmalarına başlayan Fatih Belediyesi, bu kapsamda çalışmalarına devam ediyor. Fatih’te yaşayan vatandaşlardan binalarının dönüşümü için belediyeye talepler de gidiyor. İlçede Sulukule’nin yanı sıra Ayvansaray, Fener-Balat,Süleymaniye, Kapalıçarşı ve Yalı Mahallesi’nde de kentsel yenileme çalışmaları devam ediyor.
Esenler Belediye Meclisi, Havaalanı ve Tuna mahallelerini afet riski taşıyan alan olarak belirledi. Bu durum, Bakanlar Kurulu’nun onayıyla kesinlik kazanacak. Onaylanması durumunda toplam 1500 konutluk alan kentsel dönüşüme tabi tutulacak. İlçedeki kentsel yenileme çalışmalarının,TOKİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla hızlı şekilde devam ettiğini ifade eden yetkililer, şu anda fiili çalışmanın 3 alanda yürütüldüğünü bildirdi.
2001 yılından itibaren zemin yapısına göre bina temel ve taşıyıcı sistemi seçilerek depreme dayanıklı bina yapımına başlandı ve ilçe bina stoku olan 21 bin 432 binanın 3 bini (yüzde 14) yenilendi. Yetkililer, kentsel dönüşüm için ilçede çok sayıda duyarlı vatandaşın başvurusu olduğunu ifade etti.
Çekmeköy’de de ”gönüllü kentsel dönüşüm” kapsamında evini yenilemek isteyen vatandaşların müteahhitlerle çalışması sonucu yaşanan bir oluşum bulunuyor.
Ertuğrulgazi Mahallesi, Taşlıbayır Bölgesi (Orta Mahalle ile Dumlupınar Mahallesinin bir kısmı), Kavakpınar ve Çamçeşme Mahallesi, havaalanı yolu kısmı, Çınardere Mahallesi Ayazma Caddesi’nin güneyi ile E-5 Karayolu güneyi olmak üzere Pendik’te 5 bölgede büyük ölçekli dönüşüm alanları bulunuyor. Büyük ölçekli alanların yanında, 50’ye yakın siteden de belediyeye binalarını yıkıp yeniden yapma istemi ve bu konuda yardım talebi geliyor.
24 ayda tamamlanması planlanan Referans Bakırköy, toplamda 256 konuttan oluşuyor.
Teslim tarihinin Nisan 2014 olarak belirtildiği projede, 1+0 ve 4+1+1 arasında farklı daire seçenekleri sunuluyor. 8 katlı 4 blok olarak tasarlanan proje, 13 bin73 metrekarelik alan üzerinde kuruluyor. Konutların dışında 70 adet ticari birime de yer veriliyor.
İstanbul’un merkezi lokasyonlarından biri olan Bakırköy’de gerçekleştirilen projenin sosyal donatıları arasında çocuk havuzu, sauna, fitness center, kreş, kapalı ve açık yüzme havuzu yer alıyor. Teraslara da yer verilen proje, Deniz Otobüsü İskelesi’ne 2,7, Atatürk Havalimanı’na 8,9 km ve Bakırköy Adliye Sarayı’na 500 metre mesafede konumlanıyor.
Yerİ: Bakırköy
Yapımcı fİrma: Biskon Yapı
Teslİm tarİhİ: Nisan 2014
Toplam konut sayısı: 256
Konut tİPLERİ: 1+0 ile 4+1+1 arasında
Tipi Başlangıç fiyatı
1+0 258.000
1+1 453.000
2+1 690.000
3+1 702.000
4+1 875.000
4+1+1 1.240.000
Yenibiris.com verilerine göre sektörde şu dönemde bin 500 kişi aranıyor. Bunun yanı sıra teknik ara eleman sıkıntısı gayrimenkulde de var. Üst düzey yönetici, mimar ve mühendislerden oluşan taraf ile işçi kesimi arasında köprü görevi yapacak teknikerlere ihtiyaç duyuluyor.
En çok danışman aranıyor
Sektörde en çok gayrimenkul satış danışmanına ihtiyaç duyuluyor. Bu kişilerde aranan başlıca kriterler ise etkili insan ilişkileri kurabilmek ve bunu ilerletebilmek, teknolojiyi sevmek, kurumsal yapıya bürünebilmek, dış görünüşüne önem vermek ve ekip çalışmasına uyumlu olmak. Satış danışmanlarının en büyük sıkıntısı ise sadece prim sistemiyle çalışmaları. Sektörün uzmanlarına göre ilk 6 ay kendini idare edecek sermayesi olanlar ileride çok yüksek kazanç elde edebiliyor.
Kentsel dönüşüm projesinin Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendiren İntegral Menkul Değerler Analisti Yeliz Karabulut da, kentsel dönüşümün yeni iş kollarının ortaya çıkmasına neden olacağını söyledi. Yıkım firmaları, yıkım müteahhitliği, teknik müşavirlik lisans belgeli kurumlar ve yapı denetim gibi iş kollarının öne çıkacağını anlatan Karabulut, “Riskli binaların tespitinde bu iş kolları rol oynayacak. Yıkım sırasında yapılardan çıkan malzemelerin geri dönüşümünün yapılması da planlanıyor. Geri dönüşümü yapılan malzemelerin yeni yapılarda kullanılabilmesi de önemli bir husus” dedi.
Dönüşümün sermaye ve para piyasalarına da önemli katkı sağlayacağını söyleyen Karabulut, “İnşaat, çimento, demir-çelik sektöründeki firmaların kârlılıkları artacağından, yabancı yatırımlarının bu hisselere yoğunlaşacağını öngörmekteyiz. Özellikle bu sektördeki firmaların kârlılıklarının olumlu etkilenmesiyle şirketlerin temettü verimliliği de yüksek olacaktır. Türkiye’ye direkt yabancı sermaye girişi, ekonomik parametreleri de olumlu etkileyecektir” diye konuştu.
Dönüşümün bir etkisinin de halka arzlarda görüleceğini belirten Karabulut, halka arz olmayan firmaların gelişmelerle birlikte halka arzlarında artış görüleceğini vurguladı.
İstanbul Gayrimenkul Değerleme Şirketi (İGD) Yönetici Ortağı Celal Erdoğdu, evlenmeden önce yapılan evlilik sözleşmesinin özellikle genç çiftler tarafından giderek daha fazla tercih edildiğini belirterek, “Evlenmeden önce yapılan evlilik sözleşmeleri Türkiye’de genç çiftler arasında yaygınlaştı. Ama bu konuda asıl önemli olan evlilik sözleşmesi yapmak değil. Evlenmeden önce edinilen mal varlıklarının değerinde hesaplanıp, sözleşmede gerçek değerleriyle belirtilmesi gerekiyor” dedi.
Evlilik Sözleşmesi öncesi yapılan gayrimenkul değerleme işlerinin de geçmiş yıllara oranla daha fazla olduğunu vurgulayan Erdoğdu, “Evlilik sözleşmesi öncesi yapılan mal değerlemelerinin sorunu çözdüğünü ve ileride yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçtiğini söyledi.
Taşınmazların terkinin gerekmesi halinde, bu kısımlarının yüzölçümüne bakılmaksızın terkinini yapmaya ve satış bedelini terk edilen kısım da dikkate alarak uyarlamaya defterdarlıklar yetkili kılınacak. Başvuru sahiplerinden satış bedellerine mahsup edilmek üzere; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan taşınmazlar için 2 bin lira, dışında olan taşınmazlar için ise bin lira başvuru bedeli alınacak.
İTÜ de dönüşüyor
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) Ayağazağa yerleşkesinde kentsel dönüşüm için start verildi. Gökdelen ve rezidans bölgesi olarak bilinen Büyükdere Caddesi üzerindeki 247 hektarlık alana sahip İTÜ yerleşkesi artan öğrenci ve akademik birim sayısı ile yapılarının deprem riski nedeniyle düzenlenen ‘Sürdürülebilir İTÜ Yerleşkeleri Master Plan Yarışması’nda Banu ve Ervin Garip’in projesi birinci oldu. 15 bin öğrenci ile 3 bin akademik kadronun görev yaptığı, 1 milyon m2 akademik ve 600 bin m2’lik teknokent alanına sahip Ayazağa kampüsü için arazi ve çevrenin sahip olduğu nitelik ve potansiyelin gözönünde bulundurularak, hazırlanan projenin detayları şöyle:
Yeni yerleşkede yeşil ve çevre öne çıkıyor. Mevcut yeşil dokuya yoğun ağaç grupları eklenecek. Gölet çevresindeki zengin bitki türlerine sahip alan korunacak. Projede, araç trafiği yerine yaya ulaşımı öne çıkıyor. Otoparklar yeraltına alınarak, ulaşım bağlantıları zemin altından sağlanacak. Kampüse bisiklet yolları yapılacak. Ayrıca kampüs içindeki ulaşım güneş enerjisi ile çalışan İTÜ-BÜS’lerle sağlanacak. Kampüs içinde bireysel taşıt kullanımı da en aza indirgenecek. Dönüşümle, fiziki eskime ve deprem riski taşıyan bazı fakülte, enstitülerin de yer aldığı 350 bin metrekarelik yapı stoku yani 20 bina yeniden yapılacak. 1990’lı yıllarda yapılan Rektörlük, Süleyman Demirel Kültür Merkezi, Merkezi Derslik, 75. Yıl Öğrenci Sosyal Merkezi, Mustafa İnan Kütüphanesi gibi 16 bina ise korunacak.
Üniversitenin yeni yüzü
Projenin prestij kısmı, üniversitenin rezidans ve gökdelenlerle karşı karşıya baktığı Büyükdere Caddesi bölümünde yer alıyor. Bu kısımdaki yapılar, üniversitenin dış yüzünü yansıtacak. Belli aralıklarla yapılacak binalarda kafeteryalar, konaklama birimleri ve mağazalar yer alacak. Dönüşümle birlikte enstitüler, dekanlıklar, uygulama-araştırma merkezleri, kültür, sanat ve kongre merkezi, spor merkezi, ilave 500 lojman ile bin öğrencilik ek yurdun da içinde olduğu yeni binalar yapılacak.
İki güzellik bir arada
Ya üçüde olmasaydı
Mehmet Akif Ersoy'dan
Gezi Parkı
Ne Denilebilir!...
Gezi
Günün Fıkrası
1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.
Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...
Avukat 1
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Avukat 2
George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:
"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.
"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".
Avukat 3
Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
“İki kere iki kaç eder?”
Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''
Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş
En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
''Kaç olmasını istersiniz?''
Avukat 4
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.
Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.
Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''
Avukat 5
Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat açtı ağzını:
“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti.
Sadece:
“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.
Avukat onun sözünü keserek devam etti:
“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”
Günün Sözü
İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.
Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...
Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var

