10 Eylül 2012 Pazartesi

Yıkımlar ekimde başlayacak

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Kentsel dönüşüme ekimde start veriyoruz.
30 yerde aynı anda yıkım başlatacağız” diye konuştu. Yıkımlarda, ilk kez dinamitle patlatma yöntemi de kullanılacak.
Akşam gazetesine konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, afet riski altındaki kentsel alanların dönüşüm projesi için takvimin belli olduğunu açıkladı.
“Çok ses getirecek bir başlangıç yapacağız. Ekim ayında start veriyoruz. Türkiye’nin 30 ya da 40 değişik yerinde aynı anda yıkım başlatacağız” diyen Bayraktar, öncelikli illeri İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Konya, Bolu, Van şeklinde sıraladı.
Bayraktarın, “Toplumsal destekte sıkıntı yaşıyor musunuz?” sorusuna, kentsel dönüşüme karşı eylemler yapan, imza kampanyaları düzenleyen insanlara rağmen “İnsanlar çok hevesli. Gönüllülük boyutuna geldik” yanıtını verdi.
Yıkımda, iş makinaları ve Türkiye’nin henüz pek aşina olmadığı dinamitle patlatma yöntemleri birlikte kullanılacak. Patlatma yöntemiyle yıkımın felakete yol açması da olası sonuçlardan biri. Dinamitli yıkımın, ancak yapılaşma yoğunluğu düşük, çevresi müsait alanlarda gerçekleştirilebileceğine dikkat çekiliyor.
(HABER MERKEZİ)

8 Eylül 2012 Cumartesi

Film setine komedi filmi gibi baskın

Batman'da film setinde bir izleyicinin Arapça selamına Kürtçe karşılık veren oyuncu Kemal Ulusoy 'halkı kin ve düşmanlığa sevk'ten gözaltına alındı.

Batman ’ın Sason ilçesinde, 3 Eylül 2012 tarihinde yönetmenliğini Kazım Öz’ün yaptığı ‘Dayı ile Yeğen’ adlı filmin çekimleri sırasında bir vatandaş arabayla film ekibine yaklaşıp “Ne yapıyorsunuz” diye sordu. Töre cinayetiyle ilgili filmin ekibi “Kısa metrajlı film çekiyoruz” cevabını verdi. 
Meraklı izleyici rol icabı kafasında takke ile elinde tespih bulunan sinema ve 
İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncusu Kemal Ulusoy’a selam verdikten sonra Arapça konuşmaya başladı. Ulusoy ise Arapçaya Kürtçe ile karşılık verdi. “Türkçe bilmiyor musun, neden Türkçe konuşmuyorsun” diyen izleyiciye Kemal Ulusoy da “Sen neden Arapça konuşuyorsun” diye karşılık verdi. Tartışmanın ardından Sason polis merkez amirliğine giden izleyici, “Film ekibi beni yoldan çevirip Türkçe yerine Kürtçe konuşmaya zorladı” diyerek şikâyette bulundu. Olay yerine giden polis, film çekimi için gerekli izin kâğıtlarını yanlarında bulundurmayan set ekibiyle, cumhuriyet savcılığının talimatıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan Ulusoy’u Sason Polis Merkez Amirliği’ne götürdü. 

Karakolda ifade verdi 
Sinema kostümü ile emniyete götürülen Kemal Ulusoy, ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu şüphesiyle’ ifade verdi. İfadesinde kimseyi kin ve düşmanlığa sürüklemediğini dile getiren Ulusoy serbest bırakıldı. Ulusoy ‘‘Tanımadığım bir insan kendisi Arapça konuşmasına rağmen Türkçe konuşmadığım için hem bana kızıyor hem de beni emniyete şikâyet ediyor. Olacak iş mi? İşin garip tarafı ise böyle bir durumdan dolayı ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu şüphesiyle’ ifade veriyorum. Bir insanın anadilini savunması suç mu?’’ dedi. 
Senaryosunu öğrencilerin yazdığı ‘Dayı ile Yeğen’ filminin yönetmeni Kazım Öz ise daha önce de birçok kez bu tarz olaylara tanıklık ettiğini dile getirdi. Yönetmen Öz trajikomik olayı, “Herkesin anadilini konuşma hakkına sahip olduğu söylenen bir ülkede bu tarz olayların yaşanması üzücü bir olay. Birileri sizinle anadilinde yani Arapça konuşurken sizin ona başka bir dilde cevap vermesini istemesi ancak komedi filmlerinde olur. Bu olay bize komedi filmi için malzeme çıkardı” diye değerlendirdi. 

Emniyet: Savcılığın talimatını gerçekleştirdik 
Sason Polis Emniyet Amirliği ise olayla ilgi şu açıklamada bulundu: “Soruşturma bir vatandaşımızın bize şikâyet için başvuruda bulunması ile başlamıştır. Sason polis amirliği olarak savcılık kararı ile adı geçen şahsın ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır. Olayın ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu’ kapsamında değerlendirilmesi ise Sason Cumhuriyet Savcılığı’nın kararıdır.” 
Bu arada şikâyetçi şahsın adı ‘güvenlik’ gerekçesiyle ifade tutanağında yer almadı. 

Sahne kostümüyle tutuklanmıştı 

Fırtına, Press, 70. Gün gibi filmlerde de rol alan tiyatro ve sinema oyuncusu Kemal Ulusoy, 1996 yılında da Mersin ’de ‘film konusu’ olabilecek bir suçlama yaşamış: “ Mersin ’de sahnede bir tiyatro oyunu sergiliyorduk. Ben de ilginç kıyafetler giyen oportünist bir karakteri canlandırıyordum. Emniyete bağlı ekipler tiyatro salonuna gelip kamerayla oyunumuzu kayda aldıktan sonra bizi tutukladı. 1 ay boyuncaMersin Cezaevi’nde yattım. Tutuklandığım zaman üzerimde sahne kostümü olduğu için 1 hafta boyunca sahne kostümüyle cezaevinde yattım.’’

7 Eylül 2012 Cuma

Konut Değerini Düşük Gösterenleri Korku Sardı

Yüksek tapu harcını ödememek için konutun değerini düşük gösteren alıcıları ve inşaat firmalarını vergi cezası korkusu sardı.

Yüksek tapu harcını ödememek için konutun değerini düşük gösteren alıcıları ve inşaat firmalarını vergi cezası korkusu sardı. Emlakçılar, "gerçek beyan için düşük harç şart" dedi
Bugün'den Emine Açar'ın haberine göre, yüksek tapu harcını ödememek için çareyi konutun değerini düşük göstermekte bulan konut alıcıları ve bazı inşaat firmalarına emlakçılardan ve vergi uzmanlarından destek geldi. Özellikle 
İstanbul'da boğaza nazır yerlerde milyon dolarlık konutlar yapan bazı inşaat firmaları satışı düşük gösterme nedeni olarak birden fazla konut satışını ve bu satıştan dolayı ödenen yüksek vergiyi gerekçe gösterdi. İnşaat firmasının birden fazla konut satışı yapmasından dolayı izlediği bu yola konut alıcıları da bugüne kadar çok fazla ses çıkarmadı. Çünkü tapuda yüksek değer üzerinden gösterilen gayrimenkulün tapu harcı konut alıcısının da cebinden ekstra fazla para çıkması anlamına geliyordu.
Alıcı ve satıcı eşit ödüyor
Mevcut sistemde tapu harcı olarak talep edilen oran 
emlak değerinin yüzde 1,65'i olarak hesaplanıyor. 1 milyon liralık konutun gerçek beyan üzerinden gösterildiği taktirde tapu harcı bedeli 16 bin 500 lira olarak hesaplanıyor. Bu bedeli hem alıcının hem de satıcının eşit miktarlarda ödemesi gerekiyor.
Bu noktada 1 milyon liralık evin karşılığında devletin kasasına tapu harcı olarak 33 bin liranın girmesi gerekiyor. Ancak 1 milyon liralık evin değerinin 300 bin lira olarak gösterilmesi durumunda alıcının ve satıcının cebinden tapu harcı olarak 4 bin 950'şer lira para çıkıyor ve bu durumda devletin kasasına da 33 bin lira yerine 9 bin 900 lira girmiş oluyor.
Talep, harcın düşmesi
Ancak vergi uzmanları ve emlakçılar tapu harcı olarak alınan yüzde 1,65'lik değerin çok yüksek olduğunu dile getiriyor. Bugün Gazetesi Yazarı ve vergi uzmanı İsmail Kökbulut, "Devlet tapu harcını aşağıya çekerek gerçek beyanı özendirmeli. Tapu harcı olarak alınan rakam devletin verdiği hizmetin karşılığı olarak vatandaştan alınan paradır. 1 milyon liralık evi baz aldığımızda devlet tapu dairesinde vatandaşa ve inşaat firmasına bu alım satım için 33 bin liralık hizmet vermiyor. Devletin gelir kalemi 
KDV ve kurumlar vergisi olmalı. Tapu harç oranları aşağıya çekildiğinde tüm gayrimenkuller gerçek değerler üzerinden gösterilir" bilgisini verdi.
Devlet son 5 yıla gidecek
Bu tür işlemleri yapan kişilere yönelik başlatılan sıkı takip çapraz kontrolle yapılacak. Maliye Cihangir, 
Etiler ve Ulus'ta satılık ilanına çıkan gayrimenkulleri alıcı gibi arayarak satıcının kaç lira bedel isteyeceğini öğrenecek. Bunun üzerine tapuda belirtilen değerle karşılaştıracak ve bedel arasında ciddi farklılıklar varsa konut satıcısına neden tapuda gerçek değerini göstermediği sorulup ceza kesilecek. Aynı yöntem konut inşa edip satan inşaat firmasına yönelik de yapılacak. Cezalar ise son 5 yıl gözetilerek gecikme faiziyle birlikte talep edilecek.
milliyet

5 Eylül 2012 Çarşamba

Konut balonu patlıyor mu?

Adını 2008’de hayata geçirdiği Fiyaka Sancaktepe ile duyuran ve o günden sonra yükselen bir grafik sunan Fi Yapı uçurumun eşiğinde. 
Kendisine ait ödeme sistemiyle bankaları aradan çıkaran ve yurttaşlara senetle daire satan Fi Yapı, 4 bini aşkın dairenin inşaatını yarım bıraktı. Bugüne kadar 18 bin konutu satışa çıkaran Fi Yapı, bir de tüketicilerin imzaladıkları senetleri piyasaya sürünce on binlerce yurttaş, hem evlerini alamadıkları hem de üçüncü bir şahsa borçlu kaldıkları için iki kez mağdur oldu.  Fi Yapı’nın aleyhine icra takibi sayısının 90’ı bulduğu, bunun da parasal olarak 20 milyon liraya tekabül ettiği iddia ediliyor. Konutları alan orta gelirli yurttaşlar ise haklarını alabilmek için Tüketici Mahkemelerine başvurmaya hazırlanıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz ekonomistler, Türkiye’de inşaat sektöründe bir patlama yaşandığını belirterek, her an konut krizine bağlı bir ekonomik krizin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

KONUTTAN KAYNAKLI EKONOMİK KRİZ YAŞANACAK

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, genellikle kapitalizmin aşırı üretim ve aşırı birikim sorunlarının  konut sektöründe patladığına dikkat çekerek, Fi Yapı’da yaşanan krizin bunun ilk belirtileri olabileceğine vurgu yaptı.  Özellikle son on yıllarda finansallaşmanın derinleşmesiyle yani konut alıcılarına geniş olanaklar sağlanmasıyla  insanların alamayacakları konutlara yöneldiğini  belirten Kozanoğlu, Küresel Kapitalizmin son 20 yılına bakıldığında konut sektörüne bağlı olarak ekonomik krizlerin yaşandığının görülebileceğini söyledi. Kozanoğlu, “Örneğin 1997’de patlayan Asya krizi ilk olarak konut sektöründe baş göstermişti. Hatırlanacağı üzere kriz Tayland ulusal parası olan Baht’ın  çökmesiyle birlikte başladığı kabul edilir ki Tayland krizi büyük ölçekte lüks konutların özellikle de iş merkezlerinin satılamaması, elde kalması aşırı konut üretiminden doğmuştu. 2007’de patlayan ve hala devam eden küresel krizde bilindiği gibi ABD’deki mortgage piyasasından kaynaklandı. Özellikle düşük geliri olan bankacılık sistemi içersinde o ana kadar yer almamış yoksul, alt ve orta sınıf yurttaşlara alamayacakları konutların pazarlanması,  buradan doğan alacakların ise ikincil piyasada alınıp satılması giderek bir finansal labirentin ortaya çıkmasına neden oldu” diye konuştu.
Kozanoğlu Türkiye ile ilgili ise şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de de bunun işaretlerini yaşıyoruz. Özellikle İstanbul’da aşırı konut patlaması sade vatandaşın da gözüne çarpıyor.  Çok sayıda konut üretip alıcısının bulunabilmesi için toplumda gelir dağılımının düzenlenmesi,  ortalama vatandaşın alım gücünün artması gerekiyordu. Bu artmadığına göre iktisadi olarak iki durum ortaya çıkabilirdi: Biri aşırı üretilen konutların elde kalması,  ikincisi de konut alma gücüne sahip olmayan yurttaşlara finansal sistemi zorlaması ile konut alma taahhüdü  altına sokulmuş olması. Ben Türkiye’de makro olarak her ikisinin de var olduğunu düşünüyorum ve er geç konuttan kaynaklanan bir ekonomik sıkıntının  baş gösterecektir diyorum. Son dönemde özelikle de  Fi yapı üzerinde yaşanan tartışmalar  bunun ilk belirtileri olarak görülebilir.”
Ekonomist Mustafa Sönmez ise inşaat balonunun patladığını söylemek için henüz çok erken olduğunu belirterek, sadece Fi Yapı’da yaşanan sıkıntıya özgü olabileceğini söyledi.

YAKLAŞIK 40 BİN KİŞİ MAĞDUR

Fi Yapı’dan daire alan yurttaşlar ise Tüketici Mahkemelerine başvurmaya hazırlanıyor.
Mağdur olan yurttaşlardan avukat Orhan Boran,  daire alan çoğu ailenin  kıt kanaat geçindiğini belirterek, ailesinin desteği ile babasının emekli maaşıyla projeye giren insanların olduğunu söyledi. Yaklaşık 40 bin kişinin mağdur duruma düştüğünü kaydeden Boran, “Son derece iyi niyetli,  kibar bir şekilde davrandılar. Tabii onların bu davranışlarından etkileniyorsunuz. Sonuçta karşınızda kurumsal bir şirket var. Sonsuz bir güven içine sokuyor sizi. Fazla araştırma gereği duymadan talep ettiklerini hemen yerine getiriyorsunuz ve ödeme yapıyorsunuz. Bize senetten söz ettiler. Diyelim ki 60 bin TL’ye daire alacaksınız. ‘60 TL nakit veremiyorsan 30 bin TL nakit ver’ diyorlar. Geri kalanı da bir sene sonra ödemek  üzere senede bağlıyorlar. Bir sene sonra senedin günü geldiğinde sizi ödemeye davet ediyorlar. Fakat enteresan tarafı şu; senetlerin ödeme tarihlerini inşaatların teslim zamanına göre ayarlamışlar. Ancak inşaatlar bitmiş değil. Bitmemiş bir inşaat için neden senet ödeyeyim ki diye düşünüyorsunuz bu kez. Bu arada da senetler piyasaya ciro edilmiş. Fi Yapı’ya gittiğinizde diyorlar ki, ‘biz senetleri ciro ettik. Gidin ciro edilen kişiyle görüşün’ O kişiyle görüşüyorsun o da diyor ki, ‘biz hem Fi Yapı’dan hem de sizden alacaklıyız. Ödemezsen haciz işlemlerini başlatırım’ Mağdurlar olarak senetlerin iptali ya da tedbir koydurma hakkımız var.  Bugüne kadar bir muhatap bulmadık. Ancak Fi Yapı yetkilileri, Pazartesi günü bir basın toplantısı yapacakmış.Öncesinde bizlerle konuşmak istediğini söylediler” diye konuştu.
‘DAİRELERDE NE DOĞAL GAZ, NE SU NE ELEKTRİK VAR’
İsmini vermek istemeyen bir mağdur ise şunları söyledi:  “Gebze’den bir daire aldım. Peşin fiyatı 109 TL’ydi. Elimizde avucumuzda ne varsa sattık ve daireyi aldık. Malum  çalışan dar gelirli insanlarız. Bize 2011 Kasım ayında teslim edeceklerdi daireleri. Binada kullanılacak malzemelerin kaliteli olduğundan söz ettiler. Ancak birinci sınıf musluk bataryaları 350 TL iken dairlerde 30 TL’lik bir batarya kullanmışlar. Dairenin tapusunu aldık ama tam olarak benim değil elimde bir kağıt parçası var sadece. Ayrıca dairelerde  ne doğal gaz var, ne su, ne elektrik, çevre düzenlemesi bile yapılmamış. Satılsa satılmaz. Fi Yapı’yı aradık ama alay eder gibi  sürekli oradan oraya aktardılar bizi.”

16 yıl sonra gelen ceza

TRT’de yayınlanan Şaşıfelek Çıkmazı, ilk yayınının üzerinden tam 16 yıl geçtikten sonra ‘tekrar’ yayınları yüzünden RTÜK’ten ceza yedi.

Habertürk gazetesinden Saliha Çolak'ın haberine göre 1996-98 yılları arasında TRT’de yayınlanan ve televizyon dizileri arasında efsane olan, Zühal Gencer, Derya Alabora, Fikret Kuşkan, Füsun Demirel gibi çok sayıda ünlü oyuncunun rol üstlendiği mahalle dizisi Şaşıfelek Çıkmazı tam 16 yıl sonra tekrarı yayınlanırken RTÜK’e takıldı.

SİGARA İÇİLMESİ YÜZÜNDEN
Ekranda içki ve sigara yasağı bulunmayan yıllarda yayınlanan, aradan 16 yıl geçtikten sonra TRT’de yeniden yayınlanmaya başlanan Şaşıfelek Çıkmazı’nda bazı sahnelerde sigara içilmesi dikkat çekti. Şikâyetler üzerine RTÜK uzmanları, 22 Mayıs 2012 tarihinde TRT 1’de ekrana gelen tekrar bölümü inceledi ve rapor hazırladı.

Raporda, Derya Alabora’nın canlandırdığı karakterle ilgili olarak “Aysel’in masadaki çayı içerken masanın üzerindeki sigara paketinden bir adet sigara çıkararak ağzına götürüp çakmakla yakmaya çalışmasına ait görüntülerin hiçbiri flulaştırma yapılmadan verilmiştir” denildi. RTÜK, TRT’ye 50 bin lira ile 100 bin lira arasında ceza öngören yasa maddesine göre ceza verilmesini kararlaştırdı.

(gazetevatan)

3 Eylül 2012 Pazartesi

Linç edilmek istenen çocuk masum çıktı

Konya'da bir inşaatın bodrum katında demir çaldığı iddiasıyla çevredekiler tarafından dövülüp polise teslim edilen çocuğun suçsuz olduğu ortaya çıktı.

Tolga YANIK 
KONYA - Selçuklu İlçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana gelen olayda bir inşaatın bodrum katına giren İ.S.’yi fark eden mahalle sakinleri, çocuğun demirleri çalacağı şüphesiyle peşinden gitti. 
Kaçmaya çalışırken mahalle sakinleri tarafından yakalanıp dövülen İ.S., hırsızlık iddiasıyla polise teslim edildi. 
Başından darbe alan ve yüzü kanlar içinde kalan İ.S. yapılan tedavisinin ardından ifadesi alınmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. İnşaatın bodrum katına hırsızlık amaçlı girmediğini belirten İ.S. ifadesinde, "Çakmak gazını çekmek için bodrum katına girdim. Mahallenin geldiğini görünce, korkup kaçmaya çalıştığım sırada beni yakalayıp dövdüler" dedi. 
İfadesinin ardından serbest bırakılan İ.S., ailesine teslim edildi. (dha)

Dikkat kiralıklar takipte!

Maliye, kiralık ve satılık ilanlarını takibe aldı. İstanbul'daki pilot projeyle ilanda yer alan fiyat ve beyan edilen fiyat karşılaştırılacak.

ANKARA - Maliye gazetelerden, internet sitelerindeki ilanlardan gayrimenkullerin kiralama ve satış fiyatlarını toplamaya başladı. Vergi Denetim Kurulu’nun başlattığı proje ile pilot bölgeler seçildi. Bu çerçevede İstanbul ’da Cihangir , Etiler, Ulus gibi lüks semtlerde emlakçıların ya da müteahhitlerin verdikleri ilanlarla satış beyanları çapraz kontrole tabi tutulacak. İlanda yer alan fiyat ile beyan edilen rakam arasında ancak yüzde 20’lik bir farka müsamaha gösterilecek. Örneğin Maliye Etiler’de gazete ya da internette 1 milyon liraya ilana çıkılmış bir evi kimin satışa çıkardığını bulacak. Bunun satışı yapılmışsa hangi fiyat üzerinden satışının yapıldığını o kişinin beyannamesinden bulacak. Satış 300-400 bin lira gösterilmişse aradaki farkı tespit edecek. Ancak 800 bin liraya satılmışsa sorun olmayacak. 
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün katıldığı bir televizyon programında, şu anda bütün 
internet sitelerinden gayrimenkullerin kiralama ve satış fiyatlarını toparladıklarını ve onları bir veritabanına dönüştürdüklerini belirterek, şöyle konuştu: 
“Emlakçıların bütün gazetelerde, internette, mahalle mahalle, sokak sokak kiralık veya satılık ilanları var. Şimdi biz o verileri topluyoruz. Maliye Bakanlığı’nda veritabanına dönüştürüyoruz. Sonra vatandaşın da bir beyanı var. Onları karşılaştıracağız. Yüzde 20 müsamaha göstereceğiz, ama ondan sonra büyük bir farklılık varsa incelemeye alacağız. İncelemeye aldıktan sonra sonuçları çok ağırdır. Mesela biz 300 bin lüks araba satışını incelemeye aldık, şu anda bitmek üzere. Yani şunun bilinmesi lazım, vergi kaçırmak çok ciddi bir risk almak demektir.” 
Kat karşılığı satış pakette
Yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalışılan gelir vergisi reform paketi tamamlandı. Maliye Bakanı Şimşek, paketin bugün Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda ele alınacağını bildirdi. Pakette kat karşılığı konut için yeni bir vergilemenin olduğu belirtildi. Gelirin elde edildiği ile satışın yapıldığı zamanın birbirinden farklı olduğundan hareketle Maliye, müteahhit ile arsa sahibinin ne zaman vergi ödeyeceğine açıklık getiriyor. 
100 maddelik reform içinde yüzde 15 stopaj ödeyen futbolculara artan oranlı bir sistem gündeme gelecek. Alınan ücrete göre yüksek stopaj alınması gündemde. Bu oranın 15, 20, 27 ve son olarak yüzde 35’e kadar çıkan bir sistem şeklinde olması bekleniyor. Pakette ‘nereden buldun?’ ya da servet sorgulaması tarzı bir yöntemin düşünülmediği ancak harcama ile gelir arasındaki farkı kavrayacak yeni güvenlik önlemlerinin yer aldığı, bunun sistemi güvenliğe almak için getirilmek istendiği belirtildi. Ayrıca halen 15, 20, 27 ve 35 olan vergi dilimlerinden alt sınırın indirilip, çeşitlendirilmesine yönelik bir alternatifin de EKK’da tartışmaya açılacağı ifade ediliyor. 
Bütçe tutmayabilir
Şimşek, büyümede yüzde 4’lük hedefin belki tutturulamayacağını kaydederek, “Yüzde 4’ün altında bir büyüme söz konusu şu anda” dedi. Şimşek, bu sene bütçe hedeflerinin tutturulamayacağını belirtirken, “2013 yılı bütçesi üzerinde çalışıyoruz, tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin başarısı bütçe disiplinindedir, bütçe disiplinsizliğine izin veremeyiz” dedi. Şimşek, bütçenin neden tutmayacağının nedenlerini, memur maaş zamları, ulaştırma yatırımları, sağlık, sosyal güvenlik, özelleştirme gelirlerinin azlığı ve BOTAŞ’ın maliyetin altında doğalgaz satması olarak sıraladı. Memur maaş zamlarının bütçeye 4.5-5 milyar liralık ilave yük getirdiğini ifade eden Şimşek, büyük şehirlerin metro yatırımlarının Ulaştırma Bakanlığı ’na verilmesi gibi nedenlerle de ulaştırmadan çok ciddi bir yük geldiğini dile getirdi. 
Bakanlar beni dinlemiyor
Yılbaşından bu yana bütün bakanlıkları yazıyla uyardığını ve ‘bu sene bütçenin durumunun iyi olmayacağını’ söylediğini anlatan Şimşek, fakat birçok bakanlığın kendisini dinlemediğini de kaydetti. Şimşek, “Hâlâ bazı bakanlıkların yani bizimle görüşülmeden, tartışılmadan, kaynağı ortaya koymadan harcamayı genişletme söylemlerini duyuyoruz gazetelerden. Bütçe disiplininin korunmasına yönelik biz de çaba gösteriyoruz. Bu sene bütçe hedeflerini tutturamayacağız” diye konuştu.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var