1 Ekim 2012 Pazartesi

Türkiye'de hergün olan sıradan vaka tecavüze uğrayıp öldürülen kadın için 30 bin kişi gösteri yaptı

İrlanda asıllı Avustralyalı kadının Melbourne kentinde tecavüz edilerek öldürülmesi kentte düzenlenen gösterilerle protesto edildi. 30 bin kişi olayın meydana geldiği sokakta sessizce yürüdü. Akıllara ''hemen hemen her gün tecavüz ve cinayet olaylarının yaşandığı Türkiye'de aynı durum olsaydı binlerce insan sokağa çıkar mıydı'' sorusu geldi.

29 yaşındaki Jill Meagher için sokaklara dökülen 30 bin kadar kişi olayın meydana geldiği Sydney Road'da sessizce yürüyerek olayı protesto etti.
Sydney Road üzerinde yaklaşık 3 kilometre yürüyen aralarında Türklerin de bulunduğu Avustralyalılar, Meagher'in gittiği kilise ve canlı olarak son kez görüldüğü güvenlik kamerasının bulunduğu iş yerinin önünü çiçeklerle doldurdu.
Victoria eyaleti yönetiminden ve federal hükümetten sokaklara daha fazla güvenlik kamerası yerleştirilmesini ve güvenlik önlemi alınmasını talep eden göstericiler, kadına yönelik şiddetin bir an önce durdurulmasını istedi.

AVUSTRALYALI TÜRKLER DE DESTEK VERDİProtestoya katılan Avustralyalı Türkler olayın son derece üzücü olduğunu belirterek, “Umarız bu son olur bu gibi acı olaylar bir daha yaşanmaz” şeklinde tepkilerini dile getirdi.
Gösteriye katılan Türklerden Naime Çevik “Bilhassa kadın olarak hepimizi çok etkiledi, bugün binlerce kişi katıldı protestoya, önemli olan kadınlara yönelik şiddet olaylarının sona ermesini istiyoruz” dedi.
Meagher'in ailesine başsağlığı dileklerini de ileten Türkler, kadına şiddetin sadece Avustralya'da olmadığını hatırlatarak bütün dünyadaki kadına uygulanan şiddetin bir an önce durdurulmasını talep etti.
Öte yandan göstericilerin taleplerine ilk cevap Victoria eyalet Başbakanı Ted Baillieu'dan geldi. Baillieu, 3 milyon dolar harcayarak şehrin önemli noktalarına güvenlik kameraları yerleştireceklerini açıkladı.

OLAYMelbourne'ün Brunswick semtinde 21 Eylül Cuma akşamı, Sydney Road'daki bir barda arkadaşları ile eğlendikten sonra evine gitmek üzere ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Avustralya Yayın Kurumu (ABC) personeli 29 yaşındaki Meagher'ın cesedi, şehir merkezinden 50 kilometre uzaklıkta bulundu.
Meagher'ın cesedinin yeri, Avustralya polisinin, güvenlik kameralarının yardımıyla yakaladığı Adrian Ernest Bayley adlı zanlının itirafları sonucu belirlendi.
Polise verdiği ifadede Meagher'ı tecavüz ederek öldürdükten sonra gömdüğünü itiraf eden Bayley, tecavüz ve adam öldürme suçlarından mahkemeye sevk edildi.
Kefaletle serbest bırakılma talebi reddedilen Bayley'e verilecek ceza Ocak 2013'ta görülecek duruşmada ilan edilecek.
Hürriyet

KDV'yle İnşaat Maliyetleri Yükseliyor

Elektrik ve doğalgaza da zam gelmesi halinde inşaat maliyetleri yüzde 10 civarında artacak.

Yılın ilk yarısında yüzde 1,5 büyüyen İnşaat sektörünün yıl sonu büyüme tahmini yüzde sıfır. Zaman'ın haberine göre son zamanlarda TOKİşirketi Emlak Konut'un hasılat ortağı olduğuİstanbul'da Makro İnşaat'ın Bahçetepe ve Ağaoğlu İnşaat'ın Maslak projelerinin satışları çok iyi gitse de, sektördeki Yeni Konut stokları 800 bine ulaştı. üstelik yılda inşa edilen 430 bin civarındaki yeni konutun 130 bin adedi GYODER üyesi sosyal donatılı, nitelikli Konut üreticileri tarafından inşa edilen 'pahalı' evler.

Böyle bir ortamda konut üreticilerini korkutan ise 150 metrekare altı konutta yüzde 1 olan Kdv'nin yüzde 18'e çıkarılması. Tapu harcına ve akaryakıta gelen yüksek zamlar, Konutta KDV'nin de 'beklediklerinden hızlı' bir şekilde yürürlüğe girmesi ihtimali inşaatçıyı endişelendirdi. İstanbul Güneşli semtinde inşa edeceğiGüneşli Express Residence projesini dün açıklayan Babacan İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Babacan, soruları da cevapladı.

Konutta KDV artışının yüzde 5'in üzerine çıkmaması gerektiğini söyleyen Mehmet Babacan, "Kdv yüzde 5'i geçerse bizim satışlarımızın önü kesilir. Kdv sürprizi korkulu rüyamız." dedi. Babacan, son zam dalgasının inşaat maliyetlerini yüzde 10 artıracağını da kaydetti. Daha önce de Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas da, konutta Kdv artışının 5 yıllık süreye yayılmasını istemiş, durgunluk yaşayan sektörün şu anda Kdv artışını kaldıramayacağı uyarısında bulunmuştu. Konut üreticilerinin kurduğu Konut-Der de bu konuda bir basın toplantısı yapacak.


Kaynak:haberler.com

VENEZUELA'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM

ELİF GÖRGÜ/EVRENSEL
Saatlerce süren uçak yolculuğunun ardından yorgun argın Vargas kentindeki Simón Bolivar Havaalanına inilir.
Pasaport kontrolünde melez güzelliği ile Venezuela’ya vardığımızı yüzümüze yüzümüze vuran görevli genç kız bir benim pasaportuma bakar, bir arkadaşımınkine. Birinin süresi on yıl diğerinin bir yıldır çünkü, “Neden farklı?” diye sorar:
-Çok basit, biri ucuz diğeri pahalı.
-Nasıl yani siz pasaporta para mı veriyorsunuz?
-Nasıl yani siz vermiyor musunuz!

İşte böyle... Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’nin kapısından, büyük ihtimalle nasıl olup da isyan etmediğimize şaşan görevli arkada bırakılarak ve elde dünyanın en pahalı pasaportuyla boynu bükük giriyoruz. Neyse, diyoruz. En azından sağlık hizmetlerini sormadı!

‘SOSYALİZMDE ÜRETİLMİŞTİR’
Venezuela’da kaldığımız günler az, gördüğümüz yerler kısıtlıydı ama bir ülke nasıl temelden sarsılır tanık olma şansımız oldu. Baştan söyleyelim Venezuela’da sosyalizm yok, zenginler hâlâ zengin, yoksullar-sayıları azalmış da olsa- hâlâ yoksul. Yüzlerce devletleştirilmiş fabrika, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti, yoksullar için ücretsiz, durumu biraz daha iyi olanlar için ucuz konutlar var ama sosyalizm yok, ya da en azından Chávez’in de söylemeyi sevdiği gibi “şimdilik”...
Ama sosyalizm ve devrim sözcüklerini dilinden düşürmeyen koca bir halk var. “Hâlâ kapitalist bir ülkeyiz ama...” diye başlıyor cümleler, “Geçiş süreci ilerliyor, Bolivarcı devrim gelişiyor, sosyalizmin inşaası sürüyor” diye devam ediyor çoğunlukla. Chávez’in sosyalizm tanımı ile işçilerin sosyalizmden beklentisi; bir ev kadının sosyalizmden anladığı ile öğrencilerin sosyalizme dair hayalleri ne kadar birbirini tutuyor Venezuela’da bilmiyoruz, ama bir sosyalizmdir gidiyor, o kesin!
Devlete ait fabrikalarda üretilmiş tüm malların üzerinde yazan “hecho en socialismo” (sosyalizmde üretilmiştir) cümlesi her seferinde şaşırtıyor. 1.5 bolivara (60 kuruş) bindiğimiz kalabalık mı kalabalık Caracas metrosunun reklam panolarındaki “Ya vatan ya sosyalizm ya ölüm!” yazıları herhangi bir devrimci örgüte ait sanıyorsunuz misal, bir de bakıyorsunuz ki altında Venezuela hükümetinin imzası!

BOLİVARCI VENEZUELA CUMHURİYETİ
Adını, Latin Amerika halklarının İspanyol egemenliğine son vermesi için mücadele eden General Simón Bolivar’dan alan Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, Güney Amerika’nın Karayip denizi kıyısında 30 milyon nüfuslu bir ülke. “Dünyanın en zengin ama halkı en yoksul ülkesi” denilen Venezuela’nın temel ekonomik girdisi petrol. 1998’de Devlet Başkanı seçilerek neoliberal ve ABD güdümündeki hükümetler geleneğine son veren Kumandan Hugo Rafael Chávez Frías’ın 21. Yüzyıl Sosyalizmi diye adlandırdığı, temelde yoksullar için ciddi sosyal politikalar geliştirilmesi şeklinde ilerleyen, antiemperyalist ve antineoliberal süreç 13 yılda yoksulluğu ortadan kaldırmamış belki ama önemli değişiklikler yarattığı kesin.
Sadece 2003-2007 yılları arasında 4 bin 659 adet 1. ve 2. basamak sağlık kuruluşu açılmış ve bu merkezlerin hepsinde de hizmetler ücretsiz. En büyük sorunlarından biri olan okuma yazma bilmeyenler sorununu yüzde 95 oranında çözmüş bugün Venezuela. 1998 ile 2007 yılları arasında yüksek yoksulluk yüzde 20.6’dan yüzde 9.41’e düşmüş, çocuk ölümleri ise binde 21.3’ten binden 13’e... Eğitimin ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olduğu ülkede, özel üniversitelerin egemenliği kırılmış, yüksek öğretime devam eden öğrenci sayısı bugün yüzde 80’i aşarak sadece kıtanın değil dünyanın en yüksek oranlarından birine ulaşmış durumda...
Bu arada Venezuela’da pasaportun ücretsiz olmadığını öğrendik ama sevinemedik. Bizim 450 lira verdiğimiz pasaporta Venezuelalıların verdiği para 90 lira... Boynumuz hâlâ bükük anlayacağınız..

CARACAS’IN DUVARLARI
Bu arada belli ki bütün hükümetlerin ve yerel yönetimlerin çok kötü davrandığı Caracas, çirkin bir kent aslında. Ávila dağının eteklerindeki “cerro” denilen onlarca yoksul, ama çok yoksul mahallesinde, korkudan birbirine sokulmuş gibi görünen binlerce sefil gecekondu boşluksuz sıralanıyor. Merkezdeki kocaman binalar da cabası. Ama Caracas’ın “içinin güzelliği” duvarlarından yansıyor. Chávez resimleri zaten Allahın emri, istisnasız her yerdeler. Tuvalette ellerinizi yıkarken bile duvara iliştirilmiş Chávez yan yan sizi izliyor. Evet, tuvalette bile!...
Ama sadece o mu? Meksika devriminden, emekçi kadın portrelerine, Simón Bolivar’ın binbir çeşit çiziminden yüzlerce devrim sloganına kadar, kentin tüm geçmişi ve geleceği duvarlarından akıp gidiyor, öyle amatör çizimler sanmayın, neredeyse hepsi birer sanat eseri...

NEREDE BİZİM KENTSEL DÖNÜŞÜM NEREDE ONURLU KONUT HAKKI!
Havalanından tam çıkmak üzereyken “Merhaba, Türkiye’den mi?” diyerek yaklaşıyor biri. Evet, dünyanın öbür ucunda da ilk gördüğümüz bir Türk oluyor! Mühendismiş, konut inşaatlarında çalışmaya gelmiş. Bir yandan Caracas’ın “aman çok tehlikeli dikkat” bir kent olduğunu anlatırken diğer yandan çok yoğun bir inşaat faaliyeti olduğundan bahsediyor.
Hakikaten de kentin her yeri inşaat alanı! Büyük Konut Misyonu çalışmaları olduğunu öğreniyoruz bir süre sonra. Venezuela hükümetinin yoksullar için giriştiği “onurlu konut” projesi nedeniyle kent bir inşaat alanı... Ama şikayet eden yok. Konutlar biter bitmez dağıtılıyor, onbinlerce aile konut sahibi olmuş bu projeyle. Perşembe, “konut günü” Venezuela’da. Biten konutlar perşembe günleri dağıtılıyor. Önceki gün Chávez açıkladı, son bir buçuk yılda 253 bin yeni konut inşaa etmiş hükümet. Ödemeler ise bireylerin ya da ailelerin aldıkları maaşa göre hesaplanıyor. Asgari ücretten az kazananlara bedava veriliyor konutlar. Geliri asgari ücret olanların konut harcamalarının yüzde 80’ini hükümet karşılarken, konut alacak kişinin geliri yükseldikçe devletin payı azalıyor. Chávez hükümetinin planı 2017 yılına kadar 2 milyon “onurlu konut” üretmek. Aman TOKİ duymasın!

YARIN: Bu da mı bedava doktor hanım?

29 Eylül 2012 Cumartesi

Sıra Bayrampaşa 'ORA'daydı!

Bayrampaşa'daki dev eğlence ve alışveriş merkezi 'Ora' battı. Batık krediye düşen 'Ora'da ne bir mağaza kaldı ne de bir müşteri.

İSTANBUL - Bayrampaşa semalarında bir tarafı otogar, bir tarafı hal manzaralı 70 bin metrekarelik alana kurulmuş devasa bir eğlence merkezi. İçinde mağazaları, gösteri alanı, çocuk oyun parkları; çevresinde iki büyük otel zinciri. Çok eskinin Ferhatpaşa Çiftliği, bugünün ‘Ora’sı. Bugün gerçek bir ‘hayalet AVM’ orası. Son birkaç aydır ‘battı, batıyor’ iddiaları ile gündeme gelen, en son da projeye 285 milyon euro kredi veren Ziraat Bankası’nın, krediyi tahsil edememesi sonucu batık kredi olarak kayda geçen ‘Ora’ kapısına da kilidi vurmak üzere. Geçen yıl yılda 13.5 milyon ziyaretçi ve 60 milyon dolar ciro hedefiyle yola çıkan alışveriş merkezinde bugün ne bir müşteri ne de açık kalan tek bir mağaza var. Kimisi içinde ürünleriyle bırakıp giden, kimisi tamamen kepenk indiren boş mağazaların arasından geçerken bana da ‘tek kişilik AVM gezisi’ deneyimi yaşatan Ora’da son üç güvenlik görevlisi de neyi koruduğunu bilmeden gelecek son çağrıyı bekliyor. 

Bayrampaşa onlarındı! 

29 Ekim 2011’de görkemli bir açılışla kapılarını açan projenin yatırımcısı, Ferhatpaşa Çiftliği’nin vârislerinin kurduğu Ora İstanbul Gayrimenkul. Atelier d’Art Urbain Architects’ın konsept mimarlığını yaptığı Ora AVM’de farklı kategorilerde 235 mağaza yer alıyor. Ancak geçen bir yılda bu mağazaların yarısını bile zor dolduran AVM’den son mağaza da geçen hafta kaçtı. Kepenk indiren mağazalar arasında Darty, Vodafone , Beko, Mado, LC Waikiki, Batik gibi onlarca ünlü marka bulunuyor. AVM’de şu anda yetkili tek merci de güvenlik. 
Görevlilerden biri, lokasyon sorunu ve rüzgâr krizi yaşandığını, bu nedenle müşterinin bir türlü AVM’ye ısınamadığını söylüyor. Kapalı durumdaki AVM ile birlikte çocuk merkezi de kaderine terk edilmiş. Kısmen aktif olan tek alan ise çeşitli şovların yapıldığı Arena. Ora Otel konseptinde yer alan Crowne Plaza ve Holiday Inn Express de inşaatları tamamlanmasına rağmen kapalı. 
Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım AŞ, 2007’de Ora projesini geliştirmek üzere Duruhan ve Ağaçkakan Yatırım tarafından kuruldu. Ora Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Sabri Uluğ’un büyükannesinin babasının Ferhatpaşa’dan aldığı çiftlik o dönemde 6 milyon metrekareymiş. İstanbul Hali ve otogar için büyük bölümü kamulaştırıldıktan sonra Carrefoursa ve Bauhaus’un olduğu arazileri de aile kendisi satmış. Nihayetinde ailenin elindeki arsa miktarı 150 bin metrekareye kadar inmiş. Bunun bir bölümü de kentsel dönüşümkapsamında alınmış. 
Radikal

Kriz 2015 yılına kadar sürecek

Radikal PARİS - Otomotivciler, Avrupa’daki ekonomik krizin 2015’e kadar süreceğini öngörüyor. Önceki gün açılan Paris Otomobil Fuarı’nı bu yıl şova değil gerçeklere dayanan bir fuar olarak değerlendiren Peugeot Automobiles Genel Müdürü Maxime Picat, sert bir krizle karşı karşıya olduklarını ve şirket olarak zor bir dönemden geçtiklerini söyledi. 38 yaşında şirketin tepe yöneticisi olan Picat, krizin 2015’e kadar süreceğini belirterek, “Ancak otomotiv sektörü olarak iyi bildiğimiz bir konu var. Otomobil her zaman bir tutku, heyecan nesnesi olacak. Müşterileri araçlarımızla her zaman cezb etmemiz gerekiyor. Krizin sertliğine bağlı olarak birtakım kararlar almak zorunda kaldık. Aldığımız kararların sonuçlarına da katlanıyoruz. Ama yine de çok umutluyuz” dedi. 

Yerli otoda ilerleme yok 
Avrupa’daki krizin 3-5 yıl daha sürebileceğini söyleyen Renault Uluslararası Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Carlos Tavares, şirketlerin şu sıralar genellikle gelişmekte olan ülkelere yatırım yaptığını Renault’nun Türkiye ’nin yanı sıra Brezilya, Rusya , Hindistan gibi ülkelerdeki başarılarla varlığını güçlendirdiğini kaydetti. Fuarın en güçlü modellerinden biri olan ve Bursa’da üretilen Clio 4’le ilgili çok önemli tepkiler aldıklarını söyleyen Tavares, Renault’nun Türkiye ve dünya pazarlarındaki gücünü B ve C segmentinin oluşturduğunu dile getirdi. Tavares, yerli otomobil konusunda ise “Yerli otomobil konusunda Renault’nun niyeti hiç değişmedi.Türkiye’de endüstrinin çok önemli bir oyuncusu olmaya devam edeceğiz. Yerli oto konusunda bir ilerleme yok şu anda sanırım” diye konuştu. 
Citroen Automobiles Genel Müdürü Frederic Banzet, uluslararası gelişim konusunda önemli adımlar attıklarını kaydetti. Fuarda tanıtılan yeni C sınıfı sedan modeli C-Elysee’in Citroen’in gelecekteki en önemli global modeli olacağını anlatan Banzet, dünyada geçen yıl satılan her üç modelden birinin sedan olduğunu söyledi. Citroen kriz dönemini Avrupa dışı pazarlara ağırlık vererek geçirecek.

Benzine 1 haftada 45 kuruş zam

Pompaya 9 kuruş olarak yansıyan zamla birlikte son 1 hafta içerisinde benzin fiyatı 45 kuruş birden artmış oldu. 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4.81 liraya yükseldi. 
Zamlı tarife gece yarısından sonra geçerli olacak.(hurriyet.com.tr) 

Borç değil barınma hakkı istiyoruz

Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi, itirazlara rağmen belediye meclisinden geçti. Geçmesine geçti ama halk projeye güvenmiyor.  100 bin vatandaşı ilgilendiren projenin ucu açık. 
Okmeydanı Kentsel Dönüşüm Projesi, itirazlara rağmen belediye meclisinden geçti. Geçmesine geçti ama halk projeye güvenmiyor.  100 bin vatandaşı ilgilendiren projenin ucu açık. Belediye başkanı “Herkese ev vereceğiz” diye söz verse de, vatandaş kendi arsasını  rayiç bedel üzerinden yeniden satın almak durumunda. Ayrıca yapılacak konutların da halkı borçlandıracağı yönünde vatandaşların endişesi var.
1983 yılında para ödeyerek tapu tahsis belgesi alan vatandaşlar, arsalarını tekrar satın almak istemiyor. Halk borçlandırılmadan, konutlarına karşılık konut istiyor.
İstanbul Beyoğlu Belediye Meclisi, 2. olağanüstü toplantısı ile Okmeydanı’nın sokak sokak dönüşümünü sağlayacak olan 1/ 1000’lik  ve 1/5000’lik planı bütün tepkilere rağmen onayladı.
AKP’NİN OYLARIYLA PLAN ONAYLANDI
CHP’li Belediye Meclis üyeleri, “Bu neyin acelesi” diye sorarak ret oyu verdi. Planın belirsizliklerle dolu olduğunu söyleyen CHP, şu soruları sordu: “Hangi tarihte yıkım nasıl yapılacak, dönüşüm kim tarafından yapılacak, halkın müteahhidi kim olacak.”
AKP’li üyeler ise, Okmeydanı için tarihi bir gün yaşandığını söyleyerek, “Evet oyunu büyük bir onurla vereceğimizi ilan ederiz” dedi.
Mahalle halkının da katıldığı toplantıda tartışmalar yaşanırken, plana tepki gösteren vatandaşlar, güvenlik tarafından dışarı çıkarıldı.
Konuyla ilgili görüşütüğümüz Okmeydanı Çevre Koruma Derneği Başkanı Ali Çetkin itirazlarını şu şekilde sıraladı:
VATANDAŞ KENDİ ARSASINI ALACAK
* Halkın oturduğu binaların arsaları Hazineye ait. Halkın elinde sadece 83 yılında, 2 bin lira ödeyerek aldığı tapu tahsis belgeleri var. Bu durumda vatandaş, işgalci konumuna düşüyor. Yani arsalarını 4706 sayılı yasa gereği  Hazineden satın almaları gerekiyor. Bu ödemenin de yüzde 10’u peşin, kalanı da taksitlendirilecek. Üst üste iki taksit ödenmediği taktirde de, ihale usulü ile arsa satışa çıkarılabilecek.
* Kendi arsamızı, tekrar bize satmak istiyorlar. Geçimini zor sağlayan Okmeydanı halkı bu paraları nasıl ödeyecek? Kendi arsaları üzerinde pazarlık hakkı yok. Pazara bile gitsen domates iyi mi değil mi bakarsın, fiyatını sorarsın. Burada öyle bir durum yok.
* Planda 2 milyon metre kare olan inşaat alanı, 3 milyon metre kareye çıkarılacak. Ancak burada müteahhit payı hesaba katılmıyor. Okul, yeşil alan gibi sosyal donatı alanlarını da çıkarınca, 100 binin üzerinde olan nüfus yerleştirilemez. Bir kuzudan iki post çıkar mı? Başkan çıkaracağını söylüyor. “Nasıl çıkaracaksın” diye sorduğumuzda da “Bana güvenin” diyor. Biz sana nasıl güvenelim ki?
‘BORÇLANDIRILMADAN DAİRE İSTİYORUZ’
Çetkin, hak kaybına uğramadan yine Okmeydanı’da yaşamak istediklerini dile getirerek, “Biz dairemize karşılık borçlandırılmadan daire istiyoruz. Bunun da protokol yapılarak güvence altına alınmasını istiyoruz” diye konuştu.
Belediye Meclisinden geçen proje, Büyükşehir Belediyesinde görüşülecek. Kuruldan geçmesi durumunda kentsel dönüşüm projesine başlanacak. (İstanbul/EVRENSEL)

‘PLANDA SIKINTILAR VAR’
CHP Belediye Meclis Üyesi (İmar Komisyonundan) İbrahim Bozkurt: Planı inceledik ve bazı sıkıntılar gördük. Buradaki insanlara 60 yıldır her gelen siyasetçi tapu sözü veriyor. Ancak şimdiye kadar hiç biri sözünü tutmadı. Biz kentsel dönüşüme karşı bir parti değiliz. Ancak buradaki insanlar mağdur edilmeyecek, bir karınca dahi incinmeyecekse olmasını isteriz. Ama daha önceki kentsel dönüşüm örnekleri bizi tedirgin ediyor.

Ekrem Dümbül (Esnaf): Buradaki halk faturasını bile ödeyemiyor. Çocuğunu dershaneye mi göndersin, gırtlağına mı yetiştirsin, bu borçları mı ödesin? Buralardan kovulmak istemiyoruz. Vatandaşını depremden koruma adı altında bu dönüşümü yapıyorsa gelsin herkesin binasını tespit etsin, dairesine karşı daire versin.

OKMEYDANI HALKI PROJEYE ÖFKELİ
Kararın onaylandığı meclis toplantısının çıkışında görüştüğümüz öfkeli vatandaşlar ise tepkilerini dile getirdi.
Hayat Canbulat: Söylediklerini hiç onaylamıyorum. Ne projeden ne plandan kimsenin haberi yok. Şimdi konuştular ben şaşırdım. Ben Okmeydanı’da senelerce oturdum. Biz kazanmışız oraları.
Hilal Yılmaz: Hakkımızı verecekler mi? Sırf ben değilim, orada bir sürü mağdur olmuş insan var. Gelip imza versinler ‘Biz size buradan bir daire veriyoruz’ diye. Ben buraya geldim dinlemek için, doğru dürüst bir yanıt alamadım. Böyle olmaz. İnsanları çok yanıltıyorlar. Böyle kandırmasınlar insanları.

NE OLACAK?
* 5 bin 603 bina olmak üzere toplamda 26 bin bağımsız daire kentsel dönüşüme uğrayacak.
* 100 binin üzerinde kişi etkilenecek.
* 4 mahalle bulunuyor: Piyalepaşa, Fetihtepe, Kaptanpaşa, Keçecipiri
* Dönüşüm 1 milyon 650 bin metre karelik alanı kapsıyor.
* 8-9 katlı binalar yapılacak.
* 4 bin 500 dükkan bulunuyor. Yeni planda kiracıların, tekstil atölyelerinde çalışanların ve dükkanların durumunun ne olacağı belirsiz.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var