3 Ekim 2012 Çarşamba

Anlatacak muhalefet isterim!

Anlatacak muhalefet isterim! PDF Yazdır e-Posta


Eksiksiz, kusursuz, çok çalışan, söylediğini dinleten “muhalefet olma” zamanı geldi, geçiyor.
Yapılanlar zam mıdır?
Deli Dumrul haracı mı?
İktidar riyakar.
İkiyüzlü. Murai.
Başbakan bilgi kirletiyor.
İşte tam muhalefet zamanı.
Halk kulağını açtı bekliyor.
Muhalefet anlatsın isterim.
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Bölge Başkanlığını 9 yıl (1980’de başlayıp 1989’a kadar) yaptı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1986’da  Dünya Enerji Kongresi için istatistikleri hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Ünal Erdoğan, “yapılanın zam değil halka bindirilmiş Deli Dumrul haracı” olduğunu hesapladı.


Xx

İşte hesap:
Doğal gaz:
İthal ediliyor.
(Yılda 46 milyar metreküp)
8 milyar TL’na mal ediliyor..
Halka 55 milyar TL’ye satılıyor.
Gazda Deli Dumrul Haracı:
47 milyar TL’ye ulaştı.
Petrol:
İthal ediliyor.
(Yılda 34 milyon Ton)
17 milyar TL’ye mal ediliyor.
Halka 93 milyar TL’ye satılıyor.
Petrolde Deli Dumrul Haracı:
76 milyar TL’ye ulaştı.
Elektrik:
İthal değil. Ülke üretiyor.
(Yılda 200 milyar kilovat saat)
17 milyar TL’ye mal ediyor.
Halka 76 milyar TL’ye satıyor.
Elektrikte Deli Dumrul Haracı:
59 Milyar TL’ye ulaştı.

Xxx

Üç kalem malda (doğal gaz, petrol yani akaryakıt, elektrik) mal oluş fiyatı ile halka satış fiyatı arasındaki fark (doğal gazda 47 milyar- petrolde  76 milyar- elektrikte 59 milyar TL) 182 milyar TL’ye çıkıyorsa bunun adı “zam değil” olsa olsa gizli, ikiyüzlü, riyakar ve sömürücü vergi olabilir.
Yukarda size yazdığım tabloyu çıkartıp bana gönderen enerji politikaları uzmanı yüksek elektrik mühendisi Ünal Erdoğan, “doğal gaz, petrol ve elektriğin halka satış fiyatları içine 20-25 ad altında (parakende satış hizmet bedeli, enerji fonu bedeli, tüketim vergisi, ileri kullanım vergisi, TRT payı gibi) vergi bindirildiğini” de söylüyor.

Xxx

Nisan ayından Eylül’e:
Doğal gaza yüzde 30 zam geldi.
Nisan’dan bugüne:
Elektriğe yüzde 19 zam yapıldı.
İthal edilen doğalgazın fiyatı mı artı ki, hem doğalgaza ve hem elektriğe bu yüksek zamlar (gizli sömürücü vergi- Deli Dumrul haracı) biniyor.
Hayır doğal gaz fiyatı artmadı.
Nisan’dan Eylül’e:
Doların değeri mi arttı?
Hayır dolar değeri artmadı.
Tersine: 1.87’den 1.79’a indi.
Nisan’dan Eylül’e:
Ham petrolün fiyatı mı arttı?
Hayır o da artmadı.

Xxx

Mal oluş fiyatları artmadığı halde satış fiyatları yükseltilerek, “gizli sömürücü vergilerle” toplanan paralar niçin? Nerede nasıl harcanıyor? Türkiye, 15-16 ailenin HES santrali sömürgesi haline neden getirildi? 1 kilovaat saat elektrik; su santralinden 1’e elde edilirken, doğal gaz santralinden 16’ya elde ediliyor. Türkiye kendi su kaynaklarından ucuz elektrik üretmek yerine pahalı ve dışa bağımlı ithal doğalgazdan elektrik üretmede niçin ısrar ediyor? Bu sömürücü yapıdan kimler yemleniyor?
Muhalefet anlatsın isterim.
Halk kulağını açtı bekliyor.

KUTU
(uyan borusu)

Alex dersi!

Türkiye’de herkes FB taraftarının son bir yıl içinde sergilediği “yüksek vicdanlı diklenmeyi” gösterebilse bütün kirlikleri aşarız. Ben FB taraftarı değilim. Bu taraftar son bir yıl içinde önce Başkanları Aziz Yıldırım’ın haksızca hapse konulduğuna inandı. Genci yaşlısı, erkeği, kadını ona hapishane kapısında, hapisten çıkışında, sokakta, stadyumda destek verdi, yalnız bırakmadı. Aynı taraftar, 9 yıldır FB’ye bitmez enerjisi ve profesyonel ahlakından beslenen futboluyla hizmet veren Alex’e haksızlık yaptığına inandığı için Aziz Yıldırım’ı protesto etti. Türkiye’ye FB taraftarı gibi “doğruya doğru” diyebilecek dün baş tacı ettiğini bugün eleştirebilecek halk bilinci lazım.   
Anlatacak muhalefet isterim! PDF Yazdır e-Posta


Eksiksiz, kusursuz, çok çalışan, söylediğini dinleten “muhalefet olma” zamanı geldi, geçiyor.
Yapılanlar zam mıdır?
Deli Dumrul haracı mı?
İktidar riyakar.
İkiyüzlü. Murai.
Başbakan bilgi kirletiyor.
İşte tam muhalefet zamanı.
Halk kulağını açtı bekliyor.
Muhalefet anlatsın isterim.
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Bölge Başkanlığını 9 yıl (1980’de başlayıp 1989’a kadar) yaptı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1986’da  Dünya Enerji Kongresi için istatistikleri hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Ünal Erdoğan, “yapılanın zam değil halka bindirilmiş Deli Dumrul haracı” olduğunu hesapladı.


Xx

İşte hesap:
Doğal gaz:
İthal ediliyor.
(Yılda 46 milyar metreküp)
8 milyar TL’na mal ediliyor..
Halka 55 milyar TL’ye satılıyor.
Gazda Deli Dumrul Haracı:
47 milyar TL’ye ulaştı.
Petrol:
İthal ediliyor.
(Yılda 34 milyon Ton)
17 milyar TL’ye mal ediliyor.
Halka 93 milyar TL’ye satılıyor.
Petrolde Deli Dumrul Haracı:
76 milyar TL’ye ulaştı.
Elektrik:
İthal değil. Ülke üretiyor.
(Yılda 200 milyar kilovat saat)
17 milyar TL’ye mal ediyor.
Halka 76 milyar TL’ye satıyor.
Elektrikte Deli Dumrul Haracı:
59 Milyar TL’ye ulaştı.

Xxx

Üç kalem malda (doğal gaz, petrol yani akaryakıt, elektrik) mal oluş fiyatı ile halka satış fiyatı arasındaki fark (doğal gazda 47 milyar- petrolde  76 milyar- elektrikte 59 milyar TL) 182 milyar TL’ye çıkıyorsa bunun adı “zam değil” olsa olsa gizli, ikiyüzlü, riyakar ve sömürücü vergi olabilir.
Yukarda size yazdığım tabloyu çıkartıp bana gönderen enerji politikaları uzmanı yüksek elektrik mühendisi Ünal Erdoğan, “doğal gaz, petrol ve elektriğin halka satış fiyatları içine 20-25 ad altında (parakende satış hizmet bedeli, enerji fonu bedeli, tüketim vergisi, ileri kullanım vergisi, TRT payı gibi) vergi bindirildiğini” de söylüyor.

Xxx

Nisan ayından Eylül’e:
Doğal gaza yüzde 30 zam geldi.
Nisan’dan bugüne:
Elektriğe yüzde 19 zam yapıldı.
İthal edilen doğalgazın fiyatı mı artı ki, hem doğalgaza ve hem elektriğe bu yüksek zamlar (gizli sömürücü vergi- Deli Dumrul haracı) biniyor.
Hayır doğal gaz fiyatı artmadı.
Nisan’dan Eylül’e:
Doların değeri mi arttı?
Hayır dolar değeri artmadı.
Tersine: 1.87’den 1.79’a indi.
Nisan’dan Eylül’e:
Ham petrolün fiyatı mı arttı?
Hayır o da artmadı.

Xxx

Mal oluş fiyatları artmadığı halde satış fiyatları yükseltilerek, “gizli sömürücü vergilerle” toplanan paralar niçin? Nerede nasıl harcanıyor? Türkiye, 15-16 ailenin HES santrali sömürgesi haline neden getirildi? 1 kilovaat saat elektrik; su santralinden 1’e elde edilirken, doğal gaz santralinden 16’ya elde ediliyor. Türkiye kendi su kaynaklarından ucuz elektrik üretmek yerine pahalı ve dışa bağımlı ithal doğalgazdan elektrik üretmede niçin ısrar ediyor? Bu sömürücü yapıdan kimler yemleniyor?
Muhalefet anlatsın isterim.
Halk kulağını açtı bekliyor.

KUTU
(uyan borusu)

Alex dersi!

Türkiye’de herkes FB taraftarının son bir yıl içinde sergilediği “yüksek vicdanlı diklenmeyi” gösterebilse bütün kirlikleri aşarız. Ben FB taraftarı değilim. Bu taraftar son bir yıl içinde önce Başkanları Aziz Yıldırım’ın haksızca hapse konulduğuna inandı. Genci yaşlısı, erkeği, kadını ona hapishane kapısında, hapisten çıkışında, sokakta, stadyumda destek verdi, yalnız bırakmadı. Aynı taraftar, 9 yıldır FB’ye bitmez enerjisi ve profesyonel ahlakından beslenen futboluyla hizmet veren Alex’e haksızlık yaptığına inandığı için Aziz Yıldırım’ı protesto etti. Türkiye’ye FB taraftarı gibi “doğruya doğru” diyebilecek dün baş tacı ettiğini bugün eleştirebilecek halk bilinci lazım.   

Eksiksiz, kusursuz, çok çalışan, söylediğini dinleten “muhalefet olma” zamanı geldi, geçiyor.
Yapılanlar zam mıdır?
Deli Dumrul haracı mı?
İktidar riyakar.
İkiyüzlü. Murai.
Başbakan bilgi kirletiyor.
İşte tam muhalefet zamanı.
Halk kulağını açtı bekliyor.
Muhalefet anlatsın isterim.
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Bölge Başkanlığını 9 yıl (1980’de başlayıp 1989’a kadar) yaptı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1986’da  Dünya Enerji Kongresi için istatistikleri hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Ünal Erdoğan, “yapılanın zam değil halka bindirilmiş Deli Dumrul haracı” olduğunu hesapladı.
Xx
İşte hesap:
Doğal gaz:
İthal ediliyor.
(Yılda 46 milyar metreküp)
8 milyar TL’na mal ediliyor..
Halka 55 milyar TL’ye satılıyor.
Gazda Deli Dumrul Haracı:
47 milyar TL’ye ulaştı.
Petrol:
İthal ediliyor.
(Yılda 34 milyon Ton)
17 milyar TL’ye mal ediliyor.
Halka 93 milyar TL’ye satılıyor.
Petrolde Deli Dumrul Haracı:
76 milyar TL’ye ulaştı.
Elektrik:
İthal değil. Ülke üretiyor.
(Yılda 200 milyar kilovat saat)
17 milyar TL’ye mal ediyor.
Halka 76 milyar TL’ye satıyor.
Elektrikte Deli Dumrul Haracı:
59 Milyar TL’ye ulaştı.
Xxx
 Üç kalem malda (doğal gaz, petrol yani akaryakıt, elektrik) mal oluş fiyatı ile halka satış fiyatı arasındaki fark (doğal gazda 47 milyar- petrolde  76 milyar- elektrikte 59 milyar TL) 182 milyar TL’ye çıkıyorsa bunun adı “zam değil” olsa olsa gizli, ikiyüzlü, riyakar ve sömürücü vergi olabilir.
Yukarda size yazdığım tabloyu çıkartıp bana gönderen enerji politikaları uzmanı yüksek elektrik mühendisi Ünal Erdoğan, “doğal gaz, petrol ve elektriğin halka satış fiyatları içine 20-25 ad altında (parakende satış hizmet bedeli, enerji fonu bedeli, tüketim vergisi, ileri kullanım vergisi, TRT payı gibi) vergi bindirildiğini” de söylüyor.
Xxx
Nisan ayından Eylül’e:
Doğal gaza yüzde 30 zam geldi.
Nisan’dan bugüne:
Elektriğe yüzde 19 zam yapıldı.
İthal edilen doğalgazın fiyatı mı artı ki, hem doğalgaza ve hem elektriğe bu yüksek zamlar (gizli sömürücü vergi- Deli Dumrul haracı) biniyor.
Hayır doğal gaz fiyatı artmadı.
Nisan’dan Eylül’e:
Doların değeri mi arttı?
Hayır dolar değeri artmadı.
Tersine: 1.87’den 1.79’a indi.
Nisan’dan Eylül’e:
Ham petrolün fiyatı mı arttı?
Hayır o da artmadı.
Xxx
 Mal oluş fiyatları artmadığı halde satış fiyatları yükseltilerek, “gizli sömürücü vergilerle” toplanan paralar niçin? Nerede nasıl harcanıyor? Türkiye, 15-16 ailenin HES santrali sömürgesi haline neden getirildi? 1 kilovaat saat elektrik; su santralinden 1’e elde edilirken, doğal gaz santralinden 16’ya elde ediliyor. Türkiye kendi su kaynaklarından ucuz elektrik üretmek yerine pahalı ve dışa bağımlı ithal doğalgazdan elektrik üretmede niçin ısrar ediyor? Bu sömürücü yapıdan kimler yemleniyor?
Muhalefet anlatsın isterim.
Halk kulağını açtı bekliyor.

KUTU
(uyan borusu)
Alex dersi!
 Türkiye’de herkes FB taraftarının son bir yıl içinde sergilediği “yüksek vicdanlı diklenmeyi” gösterebilse bütün kirlikleri aşarız. Ben FB taraftarı değilim. Bu taraftar son bir yıl içinde önce Başkanları Aziz Yıldırım’ın haksızca hapse konulduğuna inandı. Genci yaşlısı, erkeği, kadını ona hapishane kapısında, hapisten çıkışında, sokakta, stadyumda destek verdi, yalnız bırakmadı. Aynı taraftar, 9 yıldır FB’ye bitmez enerjisi ve profesyonel ahlakından beslenen futboluyla hizmet veren Alex’e haksızlık yaptığına inandığı için Aziz Yıldırım’ı protesto etti. Türkiye’ye FB taraftarı gibi “doğruya doğru” diyebilecek dün baş tacı ettiğini bugün eleştirebilecek halk bilinci lazım.  

2 Ekim 2012 Salı

Kredi kartı kullanırken bilmeniz gereken 10 şey!

Tüketiciler ile bankaların arasında soğuk rüzgarların esmesinin en önemli nedenlerinden biri kredi kartları.
THE LİRA

Tüketiciler ile bankaların arasında soğuk rüzgarların esmesinin en önemli nedenlerinden biri kredi kartları. Şikayetvar.com kart sahiplerinin yaşadıkları sorunlardan oluşturdukları şikayetlerke kredi kartı kullanırken tüketicilerin bilmesi gereken 10 kuralı çıkardı. İşte bu kurallar şöyle:

1-Bankalarla İmzaladığınız Sözleşmelere Dikkat: “İşyerimize gelen banka görevlisi tarafından neredeyse bıktıracak ısrarları sonucu talep formu doldurdum. Daha sonra sözleşmenin kredi kartı başvurusu olduğunu öğrendim. Bunun üzerine kredi kartını gelen kuryeden almadım. Defalarca gönderdiler banka ile iletişime de geçtim kart istemediğimi söyledim. Bana ‘Adresinize gönderdiğimiz kartı kabul etmeyin iptal olur’ dediler. Kartı her defasında iade ettim, hiçbir şekilde imzalamadım geri yolladım. Cep telefonuma 214. 29 TL borcum olduğunu mesajı geldi. Bu nasıl bankacılıktır? Almadığım kullanmadığım karta nasıl borç gelir?”

2- Kredi Kartınızın Peşine Düşün: “2006 yılında askerdeyken banka adıma talebim olmadan kart çıkarmış. Kartın başkasına teslim edildiğini 2011’de bankanın hukuk bürosundan gelen mesaj ile öğrendim. Kartın üzerimde gözüktüğünü ve yasal takibe girdiğini söylediler. Maaşıma da haciz geldi. Bende bu durumu görünce savcılığa banka hakkında dilekçe verdim. Savcılıktaki şikâyetim sonuçlanmadan önce 2012 yılının mayıs ayında icra müdürlüğünden maaşıma icra geldiğini duyunca üzerimde gözüken borcu yani 285 TL’yi bankaya yolu ile ödedim. Savcılığın verdiği kararı öğrenince şok oldum. Çünkü kovuşturmaya yer olmadığına dair karar alınmıştı. Karar ve sonucu aşağıda yer almaktadır. Kararda 2011 yılı ve öncesinde benim kredi kartı talebinde bulunmadığımı, 2006 yılında adıma kredi kartı düzenlendiğini fakat şahsıma teslim edilmediği, kart kapatılmadığından dolayı da yasal takibin başlatıldığı yer almaktadır.”

3- Kart Kefilliğine Dikkat: “Şimdiye kadar kimseye kefil olmadım ve kefil borcum yok. Fakat ödenmeyen kredi kartı borcu nedeni ile evime ihbarname geldi. Hiç tanımadığım bir kişiye kefil yapılmışım. İcra işlemlerinin durdurulması için dava açacağım. Nüfus cüzdanımın fotokopisi kullanılarak hiç tanımadığım kişiye kefil gösterilmişim. Çünkü ben nüfus cüzdanımı hiç kaybetmedim. Bir kişinin kullanması mümkün değil.Kredi formunda kefil bölümünde benim bilgilerim yanlış yazılmış. Sadece ismim tutuyor.”

4- Kalan Borçları Unutmayın: “Kredi kartımı kapatmaya karar verdim borcumu kapattım. Bir ay sonra bana faiz bedeli olarak 30 TL'den fazla bir rakam isteyen ekstre geldi. Bankayı aradığımda ise bunun gecikme değil alışveriş faizi olduğu söylendi ve bir önceki hesap kesiminden sonraki hesap kesimine kadar olan dönemin faizi alınıyor dendi. 3-5 kuruş için binlerce TL'lik harcama yapan müşterileri kaybetmeye mahkum olan bu banka sonradan da müşteri kazanmak için neredeyse sokakta kart dağıtıyor.”

5- Kartınız Kopyalanmış Olabilir: “Kartımı ATM'ye taktım ve bir anda ne olduğunu anlamadan ATM kartımı yuttu. Bir saat beklemeden sonra anlaşıldı ki, kartım Bulgaristan'da Plovdiv'de kullanılmış. Param çekilmiş ve kullanılmış. Ardından İstanbul’un değişik yerlerinde de. Kartımın kopyalandığını söylediler. Bir banka nasıl oluyor da kartın kopyalanmasına izin veriyor? Biz güvenip paramızı yatırıyoruz insanlar gelip rahatlıkla kopyalama yapıp bakiyemizi kullanabiliyorlar. Üstelik de ben bunu 1 hafta sonra öğreniyorum.”

6- Kredi Kartlarınızı Kırıp Atmayın: “Bankaya ait kredi kartım eksi bakiyeye düşmüştü. Tüm borcu 2 TL fazla ödeyip kapattım ve ‘Kartı iptal edin’ dedim. Cevap olarak ‘Kartınızı kırabilirsiniz’ yanıtını aldım ve çıktım. Yıllar sonra 500 TL’den fazla borcum olduğu gerekçesiyle bana haciz işlemi başladığını söylediler. Hesapları kontrol ettirdim para yatmış ama kartım iptal olmamıştı. Peşinden ekstre ücreti diye 2.5 TL para kesilmiş ve hesap tekrar eksiye düşürülmüş. Onun üzerinden yürüyen faiz avukat masraflarıyla beraber 500 TL'yi geçmiş.”

7- Habersiz Gelen Kartlara Dikkat!:
“Birkaç ay önce işe girince hesap açtırmam gerekmişti. Bankaya hesap açtırmak için gittim ve müşteri temsilcisine kredi kartı istemediğimi özellikle belirtmeme rağmen evime hesap kartı yanında kredi kartı da geldi. Ben önemsemeyerek bir kenara koydum ancak bugün telefonumda bir mesaj gördüm ve borcunuzu ödemediğinizden dolayı hesabınızdaki para kredi kartınıza aktarılmıştır yazıyordu ve bu ücret hizmet bedeli. Ben istemediğim bir kartın yollanarak hizmet bedelini ödemek zorunda bırakılıyorum.”

8- Kredi Kartlarına Habersiz Sigorta!:
“Kredi kartı kullanmaktayım gelecek dönem ekstreme baktığımda hesabıma sigorta 6 ay taksitlere bölünmüş (37, 35 tl ) Sigorta ödemesi olduğunu gördüm .Benim bu konuda talebim olmamasına rağmen hangi kanuna dayanarak beni sigortalamışlardır merak ediyorum .Ben sigorta istediğimde yaptıramayacak kadar aciz birimiyim size sormak istiyorum. Büyük bir firmanın bu tür küçük hesaplar yapmasını anlamış değilim.”

9- Kredi Kartınızdan Habersiz Harcama Yapılabilir: “Kredi kartımdan hiçbir şekilde benimle alakası olmadan 6 adet ödeme yapılmış durumda. Bu olaydan dolayı 1052 TL kredi kartımda borç gözükmekte. Bu harcamalardan son alışveriş yapıldı zaman haber aldım. Sms  telefonuma geldi(şans eseri), yoksa hiç farkında değilim. Bankaya arayıp kartımı kapattırdım ve  gerekli dilekçeyi yazdım.Her alışverişten sonra telefonuma bir sms gelsin istedim. Ama bankada böyle bir hizmet yok dediler!!Binlerce lira kartlarımdan para çalınıyor ve biz haber alamıyoruz.”

10- Ödemeleri Aksatmadan Yapın: “Bazı aylar kredi kart borcumu 2-3 parçada yatırdığım oluyor, tabi bu sefer bu 1.25 TL x 3 olarak ekstreme yansıyor. Bir kaç defa kartımı yatırmayı geciktirdim. Ekstrem 14' ünde ödenecekse ve ödememişsem, 15'inde direk mesaj geliyor. Ve bu mesaj bana 3 TL ile gecikme bildirim SMS ücreti adı altında mahsup ediliyor. Bir sms'i gsm şirketleri 0.40 kuruşa ücretlendirirken, aynı gsm şirketlerinin alt yapısıyla bizlere gönderdiğiniz sms'i bize 3 TL'ye faturalandırmanız son derece çirkindir.”

2/B’de afişli kredili satış dönemi!

Mayıs ayında başlayan 2/B arazilerine ilişkin başvuru süresi 30 Ekim’de sona eriyor. Türkiye’nin en fazla 2/B arazisine sahip olan Antalya’da 40 binin üzerinde başvuru yapıldığı belirtilirken, satışları cazip hale getirmeye çalışan Antalya Defterdarlığı afişli tanıtımlarla kredi kolaylığı sağlandığını duyuruyor.
Antalya Defterdarı Hidayet Mat, 2/B arazilerine ilişkin yaptığı açıklamada, başvuru sürecinin sonuna yaklaşıldığını belirterek bu nedenle oluşan yoğunluk nedeniyle Cumartesi günleri saat 09 ila 13 arasında da başvuru yapılabileceğini dile getirdi. Taksitli ve kredili satış olanaklarının ‘tarihi fırsat’ olarak duyurulduğu afişler il ve ilçelere dağıtılırken, Antalya Defterdarı Hidayet Mat, “2B arazilerinde haksahibi kullanıcıların satın alma başvuru son tarihi 30 Ekim 2012 dir. 2B arazisi kullanıcı vatandaşlarımızın, bu tarihi fırsatlardan yararlanmaları için kalan son 40 günün bitimini beklemeden bir an önce başvurularını yapmaları kendi menfaatlerinedir” açıklamasında bulundu.
Bankalardan 2/B kredisi, yaylalarda inşaat kaygısı
2/B için 120 aya kadar varan vade seçenekleriyle kredi vereceğini duyuran Vakıfbank’ın dışında bir çok özel banka da arazilerin ipotek edilmesi karşılığı kredi vermeye başlarken, başvuru süresinin dolmasına sayılı günler kala ülkenin bir çok bölgesinden 2/B arazilerde çarpık yapılaşma haberleri geliyor. 2/B’lere ilişkin yapılaşma baskısının özellikle yaylalarda kontrolsüz biçimde sürdüğünü dile getiren uzmanlar, bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğini söylüyorlar. 2/B yasası çıkmadan önce yapılaşma bulunmayan bir çok alanda, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından inşaat faaliyetleri başladığına dikkat çeken uzmanlar, ortaya çıkan manzaranın kaygı verici olduğuna işaret ediyor.
Bingöl'deki 2/B gğndeme gelmiyor, çünkü rantı yok!
2/B arazilerine ilişkin yaşanan süreç hakkında sorularımızı yanıtlayan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Emekli Hukuk Dairesi Başkanı ve Başmüfettiş Mustafa Kaya, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Konuyla ilgili gelişmeleri yakından izleyen Kaya, 2/B’nin yıllar içinde oluşan sosyal bir yara olduğunu belirterek mevcut yasanın bu yarayı iyileştirmekten çok daha da büyüteceğini öne sürdü. Türkiye’nin en çok 2/B arazisinin Antalya, Muğla ve İstanbul gibi illerde bulunduğunu anımsatan Kaya, “Ancak Bingöl’ün Karlıova ilçesinde de oldukça fazla 2/B arazisi bulunmasına rağmen buralar hiç gündeme gelmiyor. Çünkü buralardaki arazilerin rantı yok. Daha çok sahillerdeki arazilerin gündemde olmasının en önemli nedeni rantının çok yüksek olması” diye konuştu.
Başbakan'a 2/B raporu
2/B yasasının, Anayasa’nın 169 ve 170. maddelerine aykırı hükümler içerdiği görüşünü savunan Kaya, düzenlemenin geçmişte Anayasa Mahkemesi’ne görütülmesi durumunda iptal edilmesinin kesin olduğunu öne sürdü. Yıllar içinde kamu otoritesinin de göz yummasıyla oluşan ilçelerin bulunduğu dile getiren Kaya, İstanbul’daki Ümraniye ve Sultangazi gibi yerleşimleri örnek gösterdi. 2/B yasasını tasarı halindeyken inceleyip bununla ilgili doğabilecek hukuki ve sosyal sıkıntılar hakkında bir rapor hazırlayarak ilgili bakanlıklara ve Başbakanlığa ulaştırdıklarını kaydeden Kaya, “Türkiye’deki çarpık yapılaşma süreci yeni değil. 1997 yılında uygulamaya konulan Milli Emlak ve Gecekondu Islah Projesi (MEGİP) kapsamında da benzeri uygulamalara girişildi. Ümraniye bu açıdan pilot bölge seçildi. Daha sonra 2/B konusu gündeme geldiği dönemde özellikle Antalya bölgesinde yoğun bir karmaşanın yaşandığını gördük. Yasa taslağını incelediğimiz zaman bu düzenlemenin çok tehlikeli olduğunu dile getirdik. Ancak insanların bireysel çıkarlarının peşinde koşmasının yarattığı atmosferde bu yasa çıktı” dedi.
Köylünün alamadığı 2/B'ler turizme açılacak
Antalya’nın Aksu ve Serik ilçelerinde özellikle kıyıya yakın bölgelerde seracılıkla uğraşan halkın arazilerini kaybetme riskinin gündemde olduğunu keydeden Kaya, rayiç bedellerin yüksek oluşunun hak sahiplerinin bu arazileri satın almasını güçleştirdiğini belirterek, “Örneğin Aksu bölgesinde 2/B dışındaki bir dönüm ekilebilir arazinin fiyatı 30 bin lirayken, yanıbaşındaki 2/B arazisine 70 ila 75 bin lira gibi rayiç bedel tespit edildiği söyleniyor. Hatta 60 bin liralık arazilerin bitişiğindeki 2/B’lerin 200 bin lira rayiç bedelle satılacağı dile getiriliyor. Bu çarpıklığın en büyük nedeni bu bölgenin turizm bölgesi olması. Çünkü buralarda tarım yapan köylülerin bu fiyatlarla arazileri alması söz konusu değil. Yasa, öncelikli olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na veriyor yetkiyi. Daha sonra da TOKİ ve belediyelere. Bu bölgedeki arazilerin turizm amaçlı değerlendirileceğini düşünüyorum. Antalya’nın doğusundaki sahil bandında yeni turizm destinasyonları yaratma projeleri var. Antalya- Alanya arasındaki kıyı bandında batılı zenginlere yönelik konut projeleri var. Kısacası bu arazileri vatandaşın elinden alıp bu projeler için değerlendirecekler. Bu alanları kara para aklamak için kullanacaklar. Üstelik tapu kaydını ortaya koyunca bu talan yasal olarak ve meşrulaşarak gerçekleşecek. Yabancılara yönelik dolaylı satışlar yaşanacak. Bütün bu işler için TOKİ kullanılacak” diye konuştu.
Hükümet 2/B'leri para olarak görüyor
Afişler hazırlanarak 2/B arazilerin satışının teşvik edilmesini de değerlendiren Kaya, hükümetin bu arazileri para olarak gördüğünü ileri sürerek, “Hangi hükümet gelirse gelsin buna böyle bakacak ancak bir yandan bu arazileri gelir kapısı olarak görürken diğer yandan da ortaya çıkan sosyal yarayı iyileştirmenin de yolları bulunmalı. Ancak mevcut yasanın mantığı bu yaraya merhem olmaktan çok, yarayı daha da azdıracak nitelikte” görüşünü savundu.
2/B'ler havuç ve sopayla oy devşirme aracına dönecek
30 Ekim tarihinde başvuru süresi dolacak olan arazilerin, 2/B kadastrosu yapılarak işgalcileri tespit edilmiş olanları kapsadığını anımsatan Kaya, henüz kadastro çalışmaları tamamlanmamış olan 2/B’lerle ilgili başvuru süresinin sekiz ay sonra dolacağını belirterek, “Bu konudaki çalışmalar halen sürdürülüyor. Bu da önümüzdeki yıl yapılması planlanan yerel seçimlerin öncesine denk düşüyor. Bir nevi 2/B arazileri, havuc ve sopa taktiğiyle oy devşirme aracı olarak kullanılacak” iddiasında bulundu.
Kamu otoritesi çarpık yapılaşmaya göz yumuyor
2/B yasasının tartışmaya başlanmasından sonra yaylalarda ortaya çıkan yapılaşmanın, sürecin yarattığı bir hastalık olduğunu ifade eden Kaya, “İşgalci konumundaki vatandaşlar ‘bu arazinin benim olduğu belli olsun’ mantığı ile çarpık yapılaşma yoluna gidiyor. Kamu otoritesi de bu duruma çoğu zaman göz yumabiliyor” dedi.
Alanyalı yörükler Almanlara uzaktan bakıyor
2/B’lere ilişkin sürecin sosyo-kültürel açıdan büyük sıkıntılara neden olacağını ileri süren Kaya, “Alanya’nın Mahmutlar kasabasında yıllar önce arazisini satan Yörük’ler, şimdi yanıbaşındaki villaya yerleşen Alman’a ya da Hollandalı’ların kurduğu mahallelere uzaktan bakıyor. Yörük kadını hala ineğini sağıyor ama komşusuyla arasında duvar var. Yabancılar Türkiye’den arazi almayı seviyorlar. Çünkü Avrupa’da toprak çok kıymetli. Örneğin İngiltere’de toprak satın almanız mümkün değil, çünkü bütün topraklar kraliçenin mülkiyetinde. Bir çok ülkede de arazi satışı yapılmıyor. Ancak Türkiye bu konuda yaptığı düzenlemelerle kısıtlamaları da kaldırdı. Türkiye’de yaşanan süreç, kurbanlık koyunun kendisini kesen bıçağı yalamasına benziyor” değerlendirmesinde bulundu.
Yusuf Yavuz

Kentsel Dönüşümle Yağlar da Dönüşecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kentsel dönüşümle birlikte yeni kurulacak binalarda atık yağları ayrı toplayacak.

Türkiye de yaklaşık kişi başına ortalama 20 kg yağ tüketiliyor. Yıllık yaklaşık 1,5 milyon ton yağ gıda amaçlı piyasaya sürülüyor.2011 yılında Türkiye de kayıt altına alınan kullanılmış kızartmalık yağ miktarı 10 bin  ton civarında.  Bu yağlardan işletmelerde kullanılanların toplanmasında zorluk yaşanmazken, hanelerde oluşan yağların toplanmasında ise çok büyük zorluklar yaşanıyor.

YENİ BİNALARDA, ATIK YAĞ DEPOLARI OLACAK

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hanelerde oluşan kızartmalık yağların geri dönüşümünü sağlamak için harekete geçti. Kentsel dönüşümle birlikte kurulacak yeni binalarda özel sistemle atık yağlar depolarda birikecek. Binalara yerleştirilecek tahliye sistemiyle hane sakinleri kullanmış oldukları yağı depoda biriktirecek.
Bu şekilde kullanılmış yağlar ekonomiye geri kazandırılacak. Çevresel tahribatlar ve yüksek maliyetlerinde önüne geçilecek.
Bakanlık bu kapsamda pilot il olarak Tokat’ta çalışmalarına başladı.
Konuyla ilgili Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş Projenin Ülke geneline yaygınlaştırılmasının amaçlandığını, böylece elde edilecek ekonomik fayda ile sürdürülebilir bir çevre yönetiminin sağlanacağını söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Kentsel dönüşümün birçok yeniliği de beraberinde getireceğini söyledi. Bakan Bayraktar “ Kentsel dönüşüm ile birlikte biz örnek binalar, örnek şehirler kuracağız. Alt yapısından modern görünümüne varıncaya kadar her şeyi ile dört dörtlük şehirler olacak” dedi.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Türkiye'de hergün olan sıradan vaka tecavüze uğrayıp öldürülen kadın için 30 bin kişi gösteri yaptı

İrlanda asıllı Avustralyalı kadının Melbourne kentinde tecavüz edilerek öldürülmesi kentte düzenlenen gösterilerle protesto edildi. 30 bin kişi olayın meydana geldiği sokakta sessizce yürüdü. Akıllara ''hemen hemen her gün tecavüz ve cinayet olaylarının yaşandığı Türkiye'de aynı durum olsaydı binlerce insan sokağa çıkar mıydı'' sorusu geldi.

29 yaşındaki Jill Meagher için sokaklara dökülen 30 bin kadar kişi olayın meydana geldiği Sydney Road'da sessizce yürüyerek olayı protesto etti.
Sydney Road üzerinde yaklaşık 3 kilometre yürüyen aralarında Türklerin de bulunduğu Avustralyalılar, Meagher'in gittiği kilise ve canlı olarak son kez görüldüğü güvenlik kamerasının bulunduğu iş yerinin önünü çiçeklerle doldurdu.
Victoria eyaleti yönetiminden ve federal hükümetten sokaklara daha fazla güvenlik kamerası yerleştirilmesini ve güvenlik önlemi alınmasını talep eden göstericiler, kadına yönelik şiddetin bir an önce durdurulmasını istedi.

AVUSTRALYALI TÜRKLER DE DESTEK VERDİProtestoya katılan Avustralyalı Türkler olayın son derece üzücü olduğunu belirterek, “Umarız bu son olur bu gibi acı olaylar bir daha yaşanmaz” şeklinde tepkilerini dile getirdi.
Gösteriye katılan Türklerden Naime Çevik “Bilhassa kadın olarak hepimizi çok etkiledi, bugün binlerce kişi katıldı protestoya, önemli olan kadınlara yönelik şiddet olaylarının sona ermesini istiyoruz” dedi.
Meagher'in ailesine başsağlığı dileklerini de ileten Türkler, kadına şiddetin sadece Avustralya'da olmadığını hatırlatarak bütün dünyadaki kadına uygulanan şiddetin bir an önce durdurulmasını talep etti.
Öte yandan göstericilerin taleplerine ilk cevap Victoria eyalet Başbakanı Ted Baillieu'dan geldi. Baillieu, 3 milyon dolar harcayarak şehrin önemli noktalarına güvenlik kameraları yerleştireceklerini açıkladı.

OLAYMelbourne'ün Brunswick semtinde 21 Eylül Cuma akşamı, Sydney Road'daki bir barda arkadaşları ile eğlendikten sonra evine gitmek üzere ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Avustralya Yayın Kurumu (ABC) personeli 29 yaşındaki Meagher'ın cesedi, şehir merkezinden 50 kilometre uzaklıkta bulundu.
Meagher'ın cesedinin yeri, Avustralya polisinin, güvenlik kameralarının yardımıyla yakaladığı Adrian Ernest Bayley adlı zanlının itirafları sonucu belirlendi.
Polise verdiği ifadede Meagher'ı tecavüz ederek öldürdükten sonra gömdüğünü itiraf eden Bayley, tecavüz ve adam öldürme suçlarından mahkemeye sevk edildi.
Kefaletle serbest bırakılma talebi reddedilen Bayley'e verilecek ceza Ocak 2013'ta görülecek duruşmada ilan edilecek.
Hürriyet

KDV'yle İnşaat Maliyetleri Yükseliyor

Elektrik ve doğalgaza da zam gelmesi halinde inşaat maliyetleri yüzde 10 civarında artacak.

Yılın ilk yarısında yüzde 1,5 büyüyen İnşaat sektörünün yıl sonu büyüme tahmini yüzde sıfır. Zaman'ın haberine göre son zamanlarda TOKİşirketi Emlak Konut'un hasılat ortağı olduğuİstanbul'da Makro İnşaat'ın Bahçetepe ve Ağaoğlu İnşaat'ın Maslak projelerinin satışları çok iyi gitse de, sektördeki Yeni Konut stokları 800 bine ulaştı. üstelik yılda inşa edilen 430 bin civarındaki yeni konutun 130 bin adedi GYODER üyesi sosyal donatılı, nitelikli Konut üreticileri tarafından inşa edilen 'pahalı' evler.

Böyle bir ortamda konut üreticilerini korkutan ise 150 metrekare altı konutta yüzde 1 olan Kdv'nin yüzde 18'e çıkarılması. Tapu harcına ve akaryakıta gelen yüksek zamlar, Konutta KDV'nin de 'beklediklerinden hızlı' bir şekilde yürürlüğe girmesi ihtimali inşaatçıyı endişelendirdi. İstanbul Güneşli semtinde inşa edeceğiGüneşli Express Residence projesini dün açıklayan Babacan İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Babacan, soruları da cevapladı.

Konutta KDV artışının yüzde 5'in üzerine çıkmaması gerektiğini söyleyen Mehmet Babacan, "Kdv yüzde 5'i geçerse bizim satışlarımızın önü kesilir. Kdv sürprizi korkulu rüyamız." dedi. Babacan, son zam dalgasının inşaat maliyetlerini yüzde 10 artıracağını da kaydetti. Daha önce de Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas da, konutta Kdv artışının 5 yıllık süreye yayılmasını istemiş, durgunluk yaşayan sektörün şu anda Kdv artışını kaldıramayacağı uyarısında bulunmuştu. Konut üreticilerinin kurduğu Konut-Der de bu konuda bir basın toplantısı yapacak.


Kaynak:haberler.com

VENEZUELA'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM

ELİF GÖRGÜ/EVRENSEL
Saatlerce süren uçak yolculuğunun ardından yorgun argın Vargas kentindeki Simón Bolivar Havaalanına inilir.
Pasaport kontrolünde melez güzelliği ile Venezuela’ya vardığımızı yüzümüze yüzümüze vuran görevli genç kız bir benim pasaportuma bakar, bir arkadaşımınkine. Birinin süresi on yıl diğerinin bir yıldır çünkü, “Neden farklı?” diye sorar:
-Çok basit, biri ucuz diğeri pahalı.
-Nasıl yani siz pasaporta para mı veriyorsunuz?
-Nasıl yani siz vermiyor musunuz!

İşte böyle... Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’nin kapısından, büyük ihtimalle nasıl olup da isyan etmediğimize şaşan görevli arkada bırakılarak ve elde dünyanın en pahalı pasaportuyla boynu bükük giriyoruz. Neyse, diyoruz. En azından sağlık hizmetlerini sormadı!

‘SOSYALİZMDE ÜRETİLMİŞTİR’
Venezuela’da kaldığımız günler az, gördüğümüz yerler kısıtlıydı ama bir ülke nasıl temelden sarsılır tanık olma şansımız oldu. Baştan söyleyelim Venezuela’da sosyalizm yok, zenginler hâlâ zengin, yoksullar-sayıları azalmış da olsa- hâlâ yoksul. Yüzlerce devletleştirilmiş fabrika, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti, yoksullar için ücretsiz, durumu biraz daha iyi olanlar için ucuz konutlar var ama sosyalizm yok, ya da en azından Chávez’in de söylemeyi sevdiği gibi “şimdilik”...
Ama sosyalizm ve devrim sözcüklerini dilinden düşürmeyen koca bir halk var. “Hâlâ kapitalist bir ülkeyiz ama...” diye başlıyor cümleler, “Geçiş süreci ilerliyor, Bolivarcı devrim gelişiyor, sosyalizmin inşaası sürüyor” diye devam ediyor çoğunlukla. Chávez’in sosyalizm tanımı ile işçilerin sosyalizmden beklentisi; bir ev kadının sosyalizmden anladığı ile öğrencilerin sosyalizme dair hayalleri ne kadar birbirini tutuyor Venezuela’da bilmiyoruz, ama bir sosyalizmdir gidiyor, o kesin!
Devlete ait fabrikalarda üretilmiş tüm malların üzerinde yazan “hecho en socialismo” (sosyalizmde üretilmiştir) cümlesi her seferinde şaşırtıyor. 1.5 bolivara (60 kuruş) bindiğimiz kalabalık mı kalabalık Caracas metrosunun reklam panolarındaki “Ya vatan ya sosyalizm ya ölüm!” yazıları herhangi bir devrimci örgüte ait sanıyorsunuz misal, bir de bakıyorsunuz ki altında Venezuela hükümetinin imzası!

BOLİVARCI VENEZUELA CUMHURİYETİ
Adını, Latin Amerika halklarının İspanyol egemenliğine son vermesi için mücadele eden General Simón Bolivar’dan alan Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, Güney Amerika’nın Karayip denizi kıyısında 30 milyon nüfuslu bir ülke. “Dünyanın en zengin ama halkı en yoksul ülkesi” denilen Venezuela’nın temel ekonomik girdisi petrol. 1998’de Devlet Başkanı seçilerek neoliberal ve ABD güdümündeki hükümetler geleneğine son veren Kumandan Hugo Rafael Chávez Frías’ın 21. Yüzyıl Sosyalizmi diye adlandırdığı, temelde yoksullar için ciddi sosyal politikalar geliştirilmesi şeklinde ilerleyen, antiemperyalist ve antineoliberal süreç 13 yılda yoksulluğu ortadan kaldırmamış belki ama önemli değişiklikler yarattığı kesin.
Sadece 2003-2007 yılları arasında 4 bin 659 adet 1. ve 2. basamak sağlık kuruluşu açılmış ve bu merkezlerin hepsinde de hizmetler ücretsiz. En büyük sorunlarından biri olan okuma yazma bilmeyenler sorununu yüzde 95 oranında çözmüş bugün Venezuela. 1998 ile 2007 yılları arasında yüksek yoksulluk yüzde 20.6’dan yüzde 9.41’e düşmüş, çocuk ölümleri ise binde 21.3’ten binden 13’e... Eğitimin ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olduğu ülkede, özel üniversitelerin egemenliği kırılmış, yüksek öğretime devam eden öğrenci sayısı bugün yüzde 80’i aşarak sadece kıtanın değil dünyanın en yüksek oranlarından birine ulaşmış durumda...
Bu arada Venezuela’da pasaportun ücretsiz olmadığını öğrendik ama sevinemedik. Bizim 450 lira verdiğimiz pasaporta Venezuelalıların verdiği para 90 lira... Boynumuz hâlâ bükük anlayacağınız..

CARACAS’IN DUVARLARI
Bu arada belli ki bütün hükümetlerin ve yerel yönetimlerin çok kötü davrandığı Caracas, çirkin bir kent aslında. Ávila dağının eteklerindeki “cerro” denilen onlarca yoksul, ama çok yoksul mahallesinde, korkudan birbirine sokulmuş gibi görünen binlerce sefil gecekondu boşluksuz sıralanıyor. Merkezdeki kocaman binalar da cabası. Ama Caracas’ın “içinin güzelliği” duvarlarından yansıyor. Chávez resimleri zaten Allahın emri, istisnasız her yerdeler. Tuvalette ellerinizi yıkarken bile duvara iliştirilmiş Chávez yan yan sizi izliyor. Evet, tuvalette bile!...
Ama sadece o mu? Meksika devriminden, emekçi kadın portrelerine, Simón Bolivar’ın binbir çeşit çiziminden yüzlerce devrim sloganına kadar, kentin tüm geçmişi ve geleceği duvarlarından akıp gidiyor, öyle amatör çizimler sanmayın, neredeyse hepsi birer sanat eseri...

NEREDE BİZİM KENTSEL DÖNÜŞÜM NEREDE ONURLU KONUT HAKKI!
Havalanından tam çıkmak üzereyken “Merhaba, Türkiye’den mi?” diyerek yaklaşıyor biri. Evet, dünyanın öbür ucunda da ilk gördüğümüz bir Türk oluyor! Mühendismiş, konut inşaatlarında çalışmaya gelmiş. Bir yandan Caracas’ın “aman çok tehlikeli dikkat” bir kent olduğunu anlatırken diğer yandan çok yoğun bir inşaat faaliyeti olduğundan bahsediyor.
Hakikaten de kentin her yeri inşaat alanı! Büyük Konut Misyonu çalışmaları olduğunu öğreniyoruz bir süre sonra. Venezuela hükümetinin yoksullar için giriştiği “onurlu konut” projesi nedeniyle kent bir inşaat alanı... Ama şikayet eden yok. Konutlar biter bitmez dağıtılıyor, onbinlerce aile konut sahibi olmuş bu projeyle. Perşembe, “konut günü” Venezuela’da. Biten konutlar perşembe günleri dağıtılıyor. Önceki gün Chávez açıkladı, son bir buçuk yılda 253 bin yeni konut inşaa etmiş hükümet. Ödemeler ise bireylerin ya da ailelerin aldıkları maaşa göre hesaplanıyor. Asgari ücretten az kazananlara bedava veriliyor konutlar. Geliri asgari ücret olanların konut harcamalarının yüzde 80’ini hükümet karşılarken, konut alacak kişinin geliri yükseldikçe devletin payı azalıyor. Chávez hükümetinin planı 2017 yılına kadar 2 milyon “onurlu konut” üretmek. Aman TOKİ duymasın!

YARIN: Bu da mı bedava doktor hanım?

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var