10 Haziran 2017 Cumartesi

İstanbul'un en ünlü perakende caddeleri boşaldı.





Caddelerdeki boş dükkan sayısı artıyor

JLL Türkiye’nin ‘Perakende Caddeleri’ Raporu’na göre, bu yılın ilk çeyreğinde İstiklal Caddesi’ndeki boş dükkanların sayısı 32 oldu. Bu rakam Bağdat Caddesi’nde 51, Nişantaşı’nda ise 25 olarak hesaplandı. İstanbul’un bu üç ana akım perakende caddelerindeki sirkülasyonda kentsel dönüşümün ve turist sayısındaki dalgalanmanın büyük etkisi var. JLL’ye göre bu etkiyi en aza indirmenin yolu ‘AVM gibi yönetilen caddeler’den geçiyor.





Caddelerdeki boş dükkan sayısı artıyor


Ticari gayrimenkulde profesyonel ve finansal hizmetler sunan JLL Türkiye’nin İstanbul’daki ana akım perakende caddeleri için referans niteliği taşıyan raporu yayınlandı. Bağdat Caddesi, İstiklal Caddesi ve Nişantaşı’nın mercek altına alındığı raporda, bu yılın ilk çeyreğindeki doluluk-boşluk oranları, marka yapısı ve kentsel dönüşüm süreçleri irdelendi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİ BAĞDAT CADDESİ

JLL’nin raporunda Bağdat Caddesi’ndeki dolu olan perakende mağazası 2017’nin ilk çeyreğinde 350 olarak hesaplandı. Bu rakam bir yıl öncesinde 427 olarak belirlenmişti. Anadolu yakasının ana akım perakende caddesinde boş dükkan sayısı 51. 2016’nın ilk çeyreğinde ise bu rakam 8 olarak hesaplanmıştı. Bağdat Caddesi’nde son bir yılda boş dükkan sayısındaki keskin artışta kentsel dönüşüm sürecinin büyük etkisi var. İnşaat halindeki yapıların sayısı ilk çeyrekte 43 olarak belirlendi. Bu rakam, bir yıl öncesinde 9 olarak karşımıza çıkıyor. Söz konusu bölgede 2017’nin ilk çeyreği itibariyle kozmetik sektörü yabancı markalar arasında en fazla pay alan sektör olurken; yerli markalarda ise hazır giyim, kadın giyim ve deri ürünleri, ayakkabı ve çanta sektörlerinde 2016 yılının aynı çeyreğine kıyasla önemli bir düşüş görüldü.

GÖRÜNTÜ VE GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ İSTİKLAL’İ OLUMSUZ ETKİLEDİ


İstanbul’un yabancı ziyaretçiler tarafından en çok ziyaret edilen perakende caddesi olarak bilinen İstiklal Caddesi eski günlerini arıyor. Bu yılın ilk çeyreğinde dolu olan mağaza sayısı 234 olarak belirlendi. Bu rakam bir yıl öncesinde 263 olarak hesaplanmıştı. Kozmopolit bir yapıya sahip olan caddede boş dükkan sayısı bir yıl önce 3 iken, bu yılın ilk çeyreğinde 32 oldu. İnşaat halindeki yapıların sayısı ise bir yıl içinde değişiklik göstermedi ve 13 olarak hesaplandı. JLL Türkiye uzmanlarına göre İstiklal’deki mevcut durumun başlıca nedenleri turist sayısındaki keskin düşüş ve caddede uzun zamandır devam eden altyapı çalışmaları. Bankalar, restoranlar, pastaneler ve kuruyemişçilerin yanı sıra hazır giyim, deri, ayakkabı ve çanta sektörlerinde faaliyet gösteren markalar İstiklal Caddesi'ndeki arzda en yüksek paya sahip perakende grupları.

NİŞANTAŞI’NI YEME-İÇME VE LÜKS TÜKETİM TAŞIYOR

Küresel ve yerli lüks markaların İstanbul’daki merkezi olarak kabul edilen Nişantaşı’ndaki durum, İstanbul’un diğer iki ana akım perakende caddesinde kıyasla görece daha iyi. Nişantaşı’nda boş dükkan ve mağaza sayısı 2016’nın ilk çeyreğinde 19 iken; bu yılın ilk çeyreğinde 25 olarak belirlendi. Geçtiğimiz yıl 519 dolu olan mağaza varken, bu yıl bu rakam 498 olarak hesaplandı. Nişantaşı’nda inşaat halinde olan yapı sayısı ise 13’ten 28’e çıktı. Kadın giyim markaları Nişantaşı'ndaki toplam ünitelerin yüzde 19'u ile bölgedeki en yüksek orana sahip perakendeciler. Deri ürünleri, ayakkabı, çanta ve hazır giyim gibi diğer tekstil perakendecileri ve gastronomi mekanları da bölgedeki varlığı en yüksek diğer sektörler olarak öne çıkıyor.



CADDELER DE AVM’LER GİBİ YÖNETİLMELİ

JLL’ye göre perakendeciler ve mülk sahipleri gittikçe zorlaşan cadde perakende ekosisteminin izlerini görmeye başladı. Ekonomik ve politik koşulların etkisiyle caddelerdeki yaya trafiği ve ciro rakamları azalırken, boşluk oranlarında artış görülüyor. Geldiğimiz noktada cadde perakendenin sadece perakende merkezi olarak değil; ekonomik konuların ötesinde pek çok faktöre dayanan yaşayan ekosistemler olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

JLL Türkiye Ülke Başkanı Avi Alkaş, “Cadde perakendeciliği yeniden ele alınmalıdır. Finansal iklim ve tüketici davranışındaki değişimlere uyum sağlamak için çok merkezli bir yaklaşım benimsenmelidir. Bu yaklaşım ayrıca perakende caddelerine yerel ve küresel ölçekte rekabet gücü sağlayacaktır. Alışveriş merkezi gibi profesyonel bir anlayışla yönetilen perakende caddeleri İstanbul’un gündeminin en üst sıralarında kendine yer bulmalıdır. Yerel yönetimlerin planlama ve koordinasyon yeteneği, mal sahiplerinin ortak vizyonu ve profesyonel danışmanlık şirketlerinin teknik bilgi birikimi ile caddeler eski günlerine geri dönecektir” dedi.
Hürriyet 


1 Haziran 2017 Perşembe

EYÜPLÜ HALİT MUSSOLİNİ'Yİ NASIL DOLANDIRDI?





Diktatör Mussolini’yi Bile Dolandıran Türk Dolandırıcı Eyüplü Halit ve Garip Yaşamı


Yine tarihimizin gizli kalmış sayfalarından tutup çıkardığımız bir karakter ile karşı karşıyayız. İsmi Halit. Herkes onu Eyüplü Halit olarak biliyor. Türkiye’nin illegal saflarında kendine epeyce yer bulmuş bir abimiz! Böyle bir giriş yaptığımıza göre ilginç bir hayat hikayesi olduğunu az çok tahmin ediyorsunuzdur. İşte başlıyoruz…


1. Girit kökenli olan Eyüplü Halit aynı zamanda çok güzel Rumca da konuşur. Ayrıca anadili gibi Fransızca bilir.


Yararlandığımız kaynaklarda ise giyimine, kuşamına çok dikkat ettiği, hep “jilet” diye tabir edilen, şık bir tarzı olduğu söylenir.

2. İstanbul’un işgal altındaki son günlerinde, Türk ordusunun şehre girmesine üç-dört gün kala Eyüplü Halit arkadaşı ile birlikte bir ev kiralar.





Bu evi arkadaşı Arap Abdullah ile Feridiye semtinde kiralayan Halit, evi karakola dönüştürür.

3. Kentteki otorite boşluğunu kullanan Halit, “komiser”, Abdullah ise “bekçi” rolündedir.


Eyüplü Halit Arap Abdullah’ı bölgede oturan paralı Rumlara gönderir ve ‘karakola’ çağırtır. Arka odayı da nezarethane dekorunda süsleyen ikili, Rumları nezarete attırıp, hatrı sayılır bir para karşılığı tekrar serbest bırakır. Bu numarayla ikili, neredeyse oradaki tüm zengin Rumları soyar, Türk ordusu şehre girmeden bir gün önce de karakolu kapatıp oracıktan tüyerler…

4. Peki, Mussolini’yi nasıl dolandırıyor sorusuna gelecek olursak…O dönemde sık sık cezaevine düşen Halit hep bir şekilde cezaevinden çıkar…

5. Yine cezaevine düştüğü günlerden birinde 1935 yılında hapishanede kasa hırsızı bir İtalyan ile tanışır.
Eyüplü Halit, İtalyanı çok çabuk kafaya alır.
6. Bu İtalyan hırsız sayesinde Mussolini’ye İtalyanca bir mektup yazar ve yollatır.

“Sayın Mussolini ben sizi çok seven, fikirlerinizi çok takdir eden bir Türk’üm. Antalya’nın sizin hakkınız olduğunu savunduğum için hapis yatıyorum. Yardımınıza muhtacım…”

7. Mektubu yolladıktan bir ay kadar sonra İtalyan Başkonsolosu, İstanbul Valisine müracaat eder ve Halit ile görüşmek ister.

Güvenlik müdürünün “O dolandırıcının teki” ısrarlarına rağmen buna inanmayan başkonsolos Eyüplü Halit’e yüklüce bir para bırakarak, hapisten çıkmasını sağlar ve oradan ayrılır…
8. Daha bitmedi! Eyüplü Halit, hapisten çıktıktan sonra 68 genç kadını evlenme vaadiyle kandırır ve paralarını alır.

Sonrasında kayıplara karışan Eyüplü Halit, bir şekilde yakayı ele verir ve yakalanır.

9. Ne zaman ve nasıl öldüğü ise bir muamma olarak kalır. Ama akıl hocası Rahmi Kırbağ’ın dediklerine göre Eyüplü Halit’in 50’li yıllardan önce öldüğü anlaşılmaktadır.

10. Yıllar sonra hayatı “Öz Hakiki Karakol” filmine ilham bile olmuştur.

30 Mayıs 2017 Salı

Dünyanın hiç futbol oynamamış en büyük futbolcusu




Dünyanın hiç futbol oynamamış en büyük futbolcusu, unutulmuş efsane Carlos Kaiser: 20 yıl hiç futbol oynamadan Brezilya'nın en ünlü futbolcusu oldu
Brezilyalı "futbolcu" Carlos Kaiser, 1980'ler ve 1990'lar boyunca hiç futbol oynamamasına karşın, pek çok kulüple anlaşma yaparak, futbol tarihinin en büyük dolandırıcısı oldu.
Teoride santrofor iken pratikte sahte bir dokuz olup işin içinden sıyrılmasını bilidi.


Carlos Henrique Raposo adıyla doğan Carlos Kaiser, 1980'ler 1990'lar boyunca aralarında Rio de Janeiro'nun büyük kulüpleri olan Flamengo, Fluminense, Botafogo ve Vasco da Gama'nın da bulunduğu pek çok kulüpte "oynadı".

Bangu, América ve başka takımlarla da anlaşmalar yapan "Kaiser", gerçekteyse 20 yılı aşan kariyeri boyunca neredeyse hiç futbol oynamayarak, futbol tarihinin en büyük dolandırıcılarından sayılmaya başlandı.

'İSA BİLE HERKESİ MEMNUN EDEMEDİ'

The Guardian'ın haberine göre "ben öteki oyunculardan olmak istedim" diyen Kaiser, "sadece oynamak istemiyordum, eğer benim futbolcu olmamı istiyorlarsa bu onların sorunu.
 İsa bile herkesi memnun edemedi. Ben nasıl edeyim?" diye konuşuyor.

Brezilyalı futbolcu Renato Gaúcho ise Kaiser'i "hiç futbol oynamamış en büyük futbolcu" diye tanımlıyor.

Habere göre Carlos Kaiser'in ilginç hikayesi, 2015 yılında belgesel yapılmak üzere İngiliz bir şirket tarafından satın alındı. Belgeselde Carlos Alberto, Zico, Júnior, Bebeto ve 
Renato Gaúcho gibi futbolcular, Kaiser ile yaşadıkları deneyimleri aktarıyor.

'ETKİLİ İNSANLARLA ARKADAŞLIK KURUYORDU'

Carlos Kaiser'in, en sık kullandığı yöntemin, futbol kulüplerinden etkili insanlarla arkadaşlık kurup, onlara "etkileyici" futbol kariyerini 
anlatmak olduğu kaydediliyor. 

Kaiser'in "eğer modundaysa", gazetecilere, futbolculara ve kulüp sahiplerine giderek, yalanlar ağı oluşturduğu ve kimsenin kendisini kulübe 
kimin önerdiğini hatırlayamaz hale geldiği belirtliyor. Girdiği ortamda kendisini çok iyi futbolcu olarak tanıtıyor, kulüplere çok yakın nüfuzlu insanlarla ilişki kuruyor,
güçlü çenesini kullanarak kendisini kulüplere tavsiye ettiriyor, bazen bu yalanların içine referans olabilecek gazeteci ve yönetcilerin isimlerini de katıyordu.

O yıllarda internet olmaması sebebiyle de, Kaiser'in yalanlarının kontrol edilemediği söyleniyor.


'AĞZINI AÇMASINA İZİN VERİRSENİZ BU YETERLİ OLURDU'

1994 yılında Dünya Kupası kazanan futbolcu Bebeto, Carlos Kaiser için "konuşması o kadar iyiydi ki, eğer ağzını açmasına izin verirseniz bu yeterli olurdu. 
Sizi etkilerdi. Bundan kaçınamazdınız. Bu yeterli olurdu" diyor.

Kaiser'e göreyse "hayat pazarlamadan ibaret".

'İLK İDMANDA SAKATLANIRDI'

Kaiser'in, genellikle bir kulüpte "futbol oynamaya" başladıktan sonra ilk idmanda sakatlandığı, sonrasında "süresiz bir dönem" boyunca futbol oynayamadığı kaydediliyor.

Carlos Kaiser'in, geçirdiği "sakatlık" sonrası, kulüpte herkesin dostluğunu kazandığı belirtiliyor.

Alexandre Torres, Kaiser'in "neşeli, mutlu ve hafif bir atmosfer yarattığını", "hikayeler anlatıp insanlara hayaller kurdurduğunu" söylüyor. 
Torres, Kaiser için "sanrım herkesin onu sevmesinin sebebi buydu" diyor.

'İYİLEŞSİN DİYE BÜYÜCÜ ÇAĞIRMIŞLARDI'

Kaiser'in "oynadığı" kulüplerden birinin, "futbolcunun" bitmeyen sakatlıkları sebebiyle büyücü çağırdığı, ancak Kaiser'in çağrılan büyücünün "tedavisine" izin 
vermeden onu gönderdiği kaydediliyor.

Carlos Kaiser'in, büyükannesinin sürekli "öldüğü" ve bu sebeple de maçlara çıkamadığı kaydediliyor.

Kimilerine göreyse Kaiser, "yetenek sahibiydi" fakat bu yeteneğini "kullanmamayı seçmişti". Habere göre Atletico Madrid'in eski koçu Jair Pereira da bu yönde iddiada
 bulunurken, çoğu kişi bu iddia ortaya atıldığında gülmekle yetiniyor.

Kaiser'in, kulüp yöneticileri idmanlara geldiğinde seyircilere para vererek kendisi için tezahürat yaptırttığı da aktarılıyor.

'KRAL BANGU'YA GELDİ'  'BANGU KRALINI BULDU

Kaiser'in en tehlikeli dolandırıcılıklarından birini Bangu isimli küçük bir futbol kulübünde yaptığı söyleniyor. Castor de Andrade isimli yasadışı bahisler yöneten bir mafya liderinin
 Kaiser'i Bangu'ya aldığı, olayın "Kral Bangu'ya geldi" manşetiyle gazetelerde duyurulduğu belirtiliyor.

Kaiser'in sonrasında dolandırıcılıklarında bu manşeti kullandığı, ancak manşetin Kaiser'in Bangu'nun hiçbir maçına çıkmaması sebebiyle ünlendiği kaydediliyor.

Bir keresinde maça çıkmak zorunda kalan Kaiser'in, bunu yapmamak için rakip takım taraftarıyla kavga çıkarttığı, sonrasında kulüp sahibine konuyla ilgili etkileyici bir hikaye 
anlatarak bir sezon için daha anlaşma yaptığı belirtiliyor.
Klasik sakatlık planını devreye sokup başkanın sabrını taşırması ve onu ölümle tehdit etmesi üzerine  maçta yedek oyuncu olarak sahaya çıkıyor. Teknik drektör ısınması için saha kenarına yollayınca 
foyası ortaya çıkmasın diye bir taraftarla düzmece bir kavga ediyor. Oyuna girmeden kırmızı kart görmeyi başarıyor.

TARAFTARLA DÜZMECE BİR KAVGA ÇIKARTIYOR.
Maç sonrasında ona silahını göstererek hesap soran klüp yöneticisi mafya başkanına:
-Ben ailemi, babamı küçük yaşta kaybettim. Sizi babam gibi görüyorum. tribünden aileme küfredilince sizi korumak için tepki verdim, bağlamış. Bunun üzerine yeni bir sözleşme imzalanmış.

The Guardian, Carlos Kaiser için, "yarını düşünerek yaşamıyordu, hatta günün ilerleyen saatlerini bile düşünmüyordu" diyor. Carlos Kaiser'in hayatını, anlık "içgüdüsel" 
dolandırıcılıklarla geçirdiği kaydediliyor.
SOL

1 Nisan 2017 Cumartesi

Karabağların 101 Hektarlık Kentsel Dönüşüm Kaderi






Karabağlar'da 101 hektarlık kentsel dönüşüm


İZMİR Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, Türkiye'nin hala bir hikayesi olduğuna yürekten inandığını belirterek, "Sanayi üretimindeki canlanma, İhracattaki tırmanış, Güven endekslerindeki artış, Ticari kredilerde yüzde 20'ye varan yükseliş ve ekonomi yönetiminin aldığı önlemlerin de etkisiyle kurda yaşanan gerileme, ilerisi için umut veren gelişmeler" dedi. Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürü Selahattin Varan ise 5 Nisan'da Karabağlar'da 101 hektarlık alanda kentsel dönüşümü başlatacaklarını açıkladı.



İzmir Ticaret Borsası Mart ayı meclis toplantısı Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürü Selahattin Varan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli "Türkiye'nin hala bir hikayesi olduğuna yürekten inanıyorum. Yapacak çok işimiz olmasına, aşmamız gereken pek çok sorun bulunmasına rağmen, yarınlara bir iz bırakma idealinin güçlü bir şekilde devam ettiğini düşünüyorum. Türkiye, bu coğrafyanın geleceğine maya koyacak en önemli güç. Ve bu gücün en önemli kaynaklarından biri insan kaynağı ve üretim gücümüz. Kur, faiz, enflasyon ve işsizlik gibi temel göstergelerde yaşadığımız bozulmaya karşılık ekonomide son dönemde bir canlanma emaresi yaşadığımız ortada. Sanayi üretimindeki canlanma, İhracattaki tırmanış, Güven endekslerindeki artış, Ticari kredilerde yüzde 20'ye varan yükseliş ve ekonomi yönetiminin aldığı önlemlerin de etkisiyle kurda yaşanan gerileme, ilerisi için umut veren gelişmeler" dedi.



2010 yılından bu yana ilk kez hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerde aynı anda beklenen büyüme, kara bulutları nispeten dağıttığını vurgulayan Kestelli "Görünen o ki dünyanın, ekonomiden daha büyük dertleri var. Ülke olarak biz de 16 Nisan'da hükümet etme sistemini oylayacağız. Sonuç ne olursa olsun, 17 Nisan sabahından itibaren daha büyük bir şevkle reform gündemine sarılmamız gerektiğine inanıyoruz" dedi.



KENTSEL DÖNÜŞÜM KARABAĞLAR'DA BAŞLIYOR



Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Selahattin Varan ise özelikle tarım arazilerinin korunması konusunda hem bakanlık hem de müdürlük olarak son derece hassas davrandıklarını belirtti. İzmir'de kentsel dönüşüm konusuna değinen Varan, "İzmir'i saran gece kondu bölgelerinde hemen dönüştürülmesi gereken 51 milyon metrekare alan var. Hangi belediye talep ederse yetki devrini bakanlık veriyor ve masraflarını da karşılıyor. 5 Nisan'da Başbakan Binali Yıldırım ve Bakan Mehmet Özhaseki'nin katılımıyla Karabağlar'da 101 hektarlık alanda kentsel dönüşüm çalışmasının startını vereceğiz" dedi.

Hürriyet

Yeni bir kentsel dönüşüm yasası geliyor






Bakan Özhaseki: (Kentsel dönüşüm) 16 Nisan'dan sonra bir yasa hazırlığımız var


 ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki,“İnşallah 16 Nisan'dan sonra bir yasa hazırlığımız var. Onu geçirebilirsek kentsel dönüşümde yerinde dönüşüm yaparak, vatandaşların evlerini çok hızlı bir şekilde dönüştürüp, onlara fazla bir maliyet getirmeden doğru bir mantıkla işi çözmeye çalışıyoruz" dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, Sultanbeyli'de iş adamları, müteahhitler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan  Özhaseki burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Japonya'daki gibi binalarımız yok, deprem geldiğinde insanların içinde rahatça oturup, ninni gibi o sarsıntıda uyudukları bir bina stlimiz yok bizim. Topraklarımızın zaten yüzde 42'si deprem bölgesinde. İstanbul için düşünecek olursak, hem deprem riski her an olan bir şehirdeyiz, hem de kaçak yapılar, gecekondular, kötü yapılar… 
Artık geriye doğru suçlu aramıyoruz. Hepimizde suç var, onu yaptıranda da suç var, yapan da da suç var, yapılırken göz yumanda da suç var, var oğlu var. Ama geçti buralar. Şimdi ya yapmamız gereken doğru dönüşüm. Depreme hazırlıklı olmalıyız. İnşallah 16 Nisan'dan sonra bir yasa hazırlığımız var. Onu geçirebilirsek kentsel dönüşümde yerinde dönüşüm yaparak, vatandaşların evlerini çok hızlı bir şekilde dönüştürüp, onlara fazla bir maliyet getirmeden doğru bir mantıkla işi çözmeye çalışıyoruz. Gerek finans noktasında, gerekse rezerv alan noktasında çalışmalarımız var, yeni formüllerimiz var. Bir çok belediye başkanıyla paylaştığımız zaman da, bu işin çok hızlı bir şekilde yapılabileceğinden bahsediyorlar. İnşallah bunları biz yapacağız."


“YENİ YÖNETMELİĞE GÖRE YAPACAKSINIZ"

Bakan Özhaseki salonda bulunanlara hitaben, “Yani inşaat sektörü olarak sizlere çok iş düşüyor. Bu inşaatları, bu evleri devlet gelip yapmayacak veya kendi kuruluşlar vasıtasıyla yapmayacak. Biz programlayacağız, belediyeler hazırlayacaklar ama siz yapacaksınız nihayetinde bu evleri. Yeni yönetmeliğe göre yapacaksınız. 

Türkiye çapında beklide 7-7.5 milyon bağımsız birimden bahsediyoruz. Bunun 2.5-3 milyonu İstanbul'da. Eğer biz bunu yapmazsak Allah korusun, kötü bir şey söylemek doğru değil, ağızdan çıkacak kelama dikkat etmek lazım ama deprem geldiğinde epeyice binayı alır götürür. Bunu içinde de canlarımızı, mallarımızı, sevdiklerimiz alır götürür. Bu sağcı, solcu dinlemez, ab partili, b partili dinlemez, aman bizim mezhepten, falan mezhepten dinlemez" şeklinde konuştu.

“KILIÇDAROĞLU GİTTİ BEŞİKTEKİ TORUNUNU ÇIKAN YASADAN İSTİFADE EDEREK SİGORTALI YAPTI"

Bakan Özhaseki, yeni anayasa konusunda da açıklamalarda bulunarak, “22-23 yaşında iki tane kızımı veya delikanlı girse meclise ne var bunda ya, gariplik bunun neresinde. 'Erkenden emekli edeceksiniz biz biliyoruz zaten' diyorlar. Bu ülkede 23-25 sene prim ödemeden nasıl emekli olunuyor bu memlekette? Birisi bana anlatsa da öğrensem. Bu kadar yalan olur mu? Çirkinleştirmek istemiyorum sohbeti ama zamanında Kılıçdaroğlu gitti beşikteki torununu çıkan yasadan istifade ederek sigortalı yaptı. Bizim valla biran önce oraya sokup da emekli edeceğimiz çoluğumuz çocuğumuz yok" dedi.


Hürriyet

27 Mart 2017 Pazartesi

Sertifika geliyor, Tapu Güvencesi kalkıyor





Torba yasa taslağı ile kentsel dönüşüm alanlarında imar hakları menkul değere dönüştürülerek imar borsasında şirketlerce alınıp satılabilecek. Mimarlar Odası Başkanı Muhcu Tapu yurttaş için güvence olmaktan çıktı, diyor
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan 67 maddelik torba yasa taslağı imar hakları ve kentsel dönüşüm alanlarında önemli değişiklikler getiriyor. Yeni düzenlemeye göre 6306 sayılı yasa kapsamında afet riski altındaki alanlar, kentsel dönüşüm alanları, jeolojik açıdan sakıncalı bölgelerdeki gayrimenkuller sertifikalandırılarak menkul değere dönüştürülecek ve bu sertifikalar oluşturulacak imar borsasında alınıp satılabilecek. Yine imar planı kararlarıyla yurttaşların gayrimenkul hisselerindeki değer artışı menkule dönüştürülerek transfer edilebilecek. Torba yasa taslağındaki düzenlemeleri konuştuğumuz Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, düzenlemenin yurttaşların mağduriyetine yol açacağını söylüyor. Muhcu, Tekelleşmiş gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve inşaat şirketleri lehine zorla el koyma süreçleri kolaylaşırken, vatandaşların tapu ile güvence altında olan barınma hakları ortadan kaldırılıyor” dedi.
SERTİFİKA VERİLECEK
Düzenlemenin bir imar borsası oluşturulması ve bu borsanın piyasa kurallarına göre işletilmesi esasına dayandığını belirten Muhcu, Kentsel dönüşüm uygulamalarında yapılan kamulaştırmalarda kamu idareleri vatandaşlara tapu niteliğinde olmayan sertifikalar vererek gayrimenkul haklarını menkule dönüştürecek. Yasa taslağında belirtilmemiş olsa da gayrimenkul hakları yerine verilen bu sertifikaların uluslararası piyasaya sürülmesi dahi söz konusu olabilecek. Vatandaşların haklarının riske atılması, dava açma ve haklarını takip etme olanaklarının zayıflatılması söz konusu” dedi.
TAPU GÜVENCESİ KALKTI
Yasa taslağına göre kamu idareleri bir alan için imar planı veya plan tadilatı yaptığında oluşan değer artışının yüzde 40'ının kamuya aktarılması öngörülüyor. Bu payın ödenmesi için yurttaşların tapusu ipotek altına alınacak. Muhcu, Vatandaşın mali durumunun bu payı karşılamaya uygun olmaması halinde, vatandaşın mülkiyet haklarını yine bir sertifika haline getirip imar borsasına aktarabilecek. Kamu idaresi imar planı yaptığında, bir alanı kamulaştırdığında, bir binayı riskli yapı ilan edip yıktığında vatandaşların hakkını menkule dönüştürebilecek. Dolayısıyla tapu güvence olmaktan tamamıyla çıkıyor. Vatandaşın hakları imar borsasında risk altına giriyor, dedi.

***

BAKANLIĞIN YETKİLERİ GÜÇLENDİRİLDİ
Torba yasa taslağının kentsel dönüşüm karar ve projelerini hızlandırmak ve merkezileştirmek amacıyla gündeme getirildiğini belirten Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, torba yasa taslağındaki pek çok düzenlemenin yerel yönetimlerin yetkilerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı lehine gasp ettiğini belirtti. Muhcu, taslaktaki diğer düzenlemeleri ise şöyle yorumladı:
>>Torba yasa taslağına giren Bakanlık tarafından yapılacak mekansal strateji planları ile yerel yönetimlerin planlama sürecinin dışına atılması taslakta güçlendirildi. Türkiye'nin imza attığı AB kentsel şartı ve AB yerel yönetim şartı ile devlet tarafından güvence altına alınacağı taahhüt edilen yerinde yönetim ilkesine aykırı bir düzenleme getiriliyor.
>>Yerel yönetimler planlama sürecine bağlı olarak 30 gün içerisinde yapılara ruhsat ve iskan vermemesi halinde bu belgeler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlükleri trafından verilebilecek. Daha önce afet riski altındaki alanlar ile kentsel dönüşüm alanı kararlarıyla ruhsat ve iskan haklarına müdahale edilmişti. Bu taslakla bütün alanlarda Bakanlık yetki sahibi oldu. Muhalefet belediyelerinin merkezi hükümetin plan ve ruhsat kararlarını hukuka, yerel koşullara aykırı görerek ruhsat vermemesinin önüne geçildi.
>>Plan yapma yetkileri Bakanlığa bağlandı. Bakanlık isterse yerel yönetimlerin yaptığı planları yok sayarak başka plan yapıp yürürlğe sokabilecek.

>>İmar planları yapıldığında oluşan değer artışının yüzde 40'ının kamuya aktarılması öngörülüyor. Bu yüzde 40'lık payın yüzde 70'i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na kalan yüzde 30'u ise Büyükşehir Belediyesi kapsamındaysa ilçe ve büyükşehir belediyesi tarafından bölüşülecek. Ancak imar planı Bakanlık tarafından yapılmışsa bu değer artışının tamamı Bakanlığa kalacak. AKP yerel yönetimleri söz konusuysa yüzde 30’luk pay yerel yönetimlere aktarılırken, muhalefet partilerinin belediyesiyse Bakanlık isterse değer artışının tamamına el koyabilecek.
>>Yapı denetimi kuruluşları yerine, kadrosu mimar ve mühendislerden oluşan bir sermaye kuruluşu olarak tariflenen teknik müşavirlik kuruluşları kurulacak. Bu kuruluşlar yıkım işleri, proje denetimi ve yapı denetiminden sorumlu olacak; riskli yapı tespiti ve yıkım raporu hazırlanması işlerini üstlenecek. 2001’de çıkarılan kanunla yapı denetimi özel kuruluşlara verilmişti. Geçmişte zaafa uğratılan kamu denetimi şimdi tamamen ortadan kaldırılıyor. Yapı denetimi hem özelleştiriliyor hem tekelleştiriliyor.
>>Mimar, mühendis ve plancıların telif ve müelliflik hakları ortadan kaldırılıyor. Bina cepheleri mimarın onayı olmadan değiştirilebilecek. Cephede yerel malzemelerin kullanılmasına ya da Osmanlı Selçuklu taklidi yapı ve sokak siluetleri oluşturulmasına karar verilebilecek.
ensonhabertürkiye.com

1 Ağustos 2016 Pazartesi

19 lirayı ödemeyen tüketici ile inatlaşmada banka 12 bin lira zarar etti!







Banka, müşterisine konut kredisi kullandırdı. Kredi ödendi; ancak ipotek kaldırılmadı. Banka, ipoteğin kaldırılması için, müşteriden 19 lira daha ödenmesini istedi. Müşteri, tutar küçük olsa da, bu parayı ödemedi; açtığı davayı ise kazandı. İpoteğin kaldırılması için 19 lira daha isteyen banka ise 12 bin lira zarara girmekten kurtulamadı.

Bankaların önemli gelir kalemleri arasında, çeşitli gerçeklerle aldıkları ücretler yer alıyor. Bu ücretlerden biri de, ipoteğin kaldırılması için alınıyor. Sibel'Bilinçli tüketici' 19 lirayı ödemedi bankayı 12 bin lira zarara soktu!
Özçakıcı, 6 yıl önce özel bir bankadan 140 bin liralık konut kredisi kullandı. Özçakıcı taksit ödemlerini 8 Mart 2014’te tamamladı. Banka, kredi ile birlikte evin üzerine ipotek de koymuştu.

ÖDEME BİTTİ İPOTEK KALKMADI
Özçakıcı, kredi ödemesinin tamamlandığını hatırlatarak, şube görevlilerine ipoteği kaldırmalarını söyledi. Bu talep, sözlü olarak bir kaç kez tekrarlandı. Ancak ipotek kaldırılmadı. Özçakıcı bu kez, evin üzerinde duran banka ipoteğinin kaldırılmasını noter yolu ile gönderdiği ihtarname ile istedi. 3 Haziran 2015 tarihli ihtarname ilgili şubeye ulaştı.

19 LİRA DAHA ÖDEYİN
Özçakıcı, bankadan ipoteğin kaldırıldığı yanıtını beklerken, eline dikkat çekici bir yazı ulaştı. Bankadan gelen 12 Haziran tarihli yazıda, Özçakıcı’nın 19,20 TL daha yatırması halinde ipoteğin kaldırılacağı bildirildi.

SON ÇARE DAVA AÇMAK OLDU
Özçakıcı, bankadan gelen yazıdan 5 gün sonra dava açma yoluna gitti. Dava İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açıldı. Ancak bu mahkeme,  görevsizlik kararı vererek dosyayı tüketici mahkemesine gönderdi. Davaya, İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi baktı. Özçakıcı anılan davada, kredi ödemesini yaptığı halde bankanın ipoteği kaldırmadığını kaydetti.

DAVAYI AÇILMAMIŞ SAYIN!
Davalı banka adına yapılan savunmada ise özetle "İhtarname bize 3 Haziran’da tebliğ edildi. 26 Ekim’de ipoteğin kaldırılması yazısını tapuya gönderdik. İlgili tapu müdürlüğü de 2 Kasım’da ipoteği kaldırdı. Böylece dava konusuz kalmış oluyor. Davanın açılmamış sayılması gerekir. Harçtan ve dava masraflarından sorumlu tutulmamamız gerekir" denildi.

KATBE KAT ZARARA GİRDİ 
Tüketici mahkemesi yaptığı yargılama sonrası kararını geçtiğimiz günlerde verdi. Mahkeme, davanın açılması yönünde karar verdi. Mahkeme, 3 bin 187 liralık harcın bankadan alınarak Hazine’ye yatırılmasına, 52 liralık yargılama gideri ve 6 bin 975 liralık vekâlet ücretinin de bankanın üzerine bırakılmasına hükmetti. Böylece, ipoteğin kaldırılması için 19 lira daha isteyen banka yüklü bir zarara girdi.  Özçakıcı’nın avukatı ise, vekalet ücretinin ödenme için banka aleyhine icra takibi başlattı.

TUTAR KÜÇÜK DE OLSA ÖDEMEYİN
Avukat Şenol Özçakıcı, kararı icraya koyduklarını belirterek, bu işlem için yatırılacak bin 225 liranın da bankandan çıkacağını hatırlatarak “Böylece, banka 11 bin 500 liraya yakın zarara girmiş olacak. 19 lira gibi küçük bir tutar olsa da, bu haksız talebi ödeyip, 'işimizi çözdürmek' yerine, yasal yollara başvurmayı doğru bulduk. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun, tüketicilere sağladığı haklara, bankaların gösterdiği direncin kırılması için, küçük de olsa, bu tarz haksız talepler karşısında yasal yollardan hak aranması gerekiyor. İki yıl gecikmeyle olsa da istediğimiz sonucu almak önemli” dedi.

Dinçer GÖKÇE   
Hürriyet

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var