10 Şubat 2020 Pazartesi

LA NE DEMEK?

La deyince neler aklıma geldi.

La gardaş!  
Sivas ve Adana yöresinin belki her cümlede ifadesini bulan bir sözcük. 
Sıcak,sevimli bir yan bulabilirsiniz.
Doğaldır,içtendir. 

Fransızcası La Gardache!
Buradaki La, dişi ve erkek isimlerin başına gelen bir isim tanımlaması.
Article... La dişi kelimelerin başına gelir ama... 
Kendisi erkek konusu olan ve erkeğe ait olan isimlerin de başına gelebilir.

La Gardache'ı ben sevdim, hatta bir ara isim hakkını almayı bile düşündüm.

Bir de la deyince aklıma La mekan gelir. Mekansız!
Buradaki La isme bir sınırsızlık,sonsuzluk,derinlik katar. -sız ekidir.

Bir de aklıma La notası gelir. Bu devletlerarası bir nota değildir 
ama bazen itirazı olanın notası olabilir.Bazen sevinçli bazen hüzünlü,kederli...

Yalnız bu La,Sol'a en yakın olanıdır. Sol, la ,si... Diye gider.

Bir de Los Angeles'in kısa adı L.A  var. Bu bize çok uzak bir yer.

Asıl sorun bu La dizisi değil tabi.
Bir de sağlık ilgili bir LA var ki; bizi çileden çıkaran da budur.
Sağlık üzerine söylenen bütün parlak sözlerin cilasını kazıyor.

LA deyince bir durmak gerekiyor.

Bir de Lan var, La'dan türemiş gibi ama... 
Hani şu Gezi'deki; 'Dağılın lan! Dağılın lan!Dağılın!'
Lan başka tabi.
Konumuzdan uzaklaşmayalım

Dur LA!
Sıradaki La bir arkadaşın bir arkadaşa içtenlikle söylediği söz değil.

On beş gün önce Cerrahpaşa'da muayene olduk. Elimize bir kağıt tutuşturdular.
Yapılşacak tahlillerin listesi...
-İlk dördünün tahlilini yapabilirsiniz? Gerisini 10 gün sonra...
-Neden? Geri kalana neden LA diye yazdınız?
-Limit Aşımı...
-Limit Aşımı?!
....
10 gün sonra tekrar hastanenin yolunu tuttuk.
-Sizinkinde yine Limit Aşımı var.
-Ne Limit Aşımı,10 gün sonra geleceksiniz. İsterseniz 15-20 gün sonra gelebilirsiniz.

İşte La böyle bir şey.
İşte LA bu demek!
Canınızı sıkan,sağlığın nerelere vardığını anlatan bir şey!

Eşeklik Üzerine...







Çocuk ile annesi arasında bayram arifesinde şu konuşma geçti.
-Anne bu erzakları sana patron mu verdi?
-Evet. Bayram hediyesi…
-Bu çikolatayı da mı?
-Evet.
-Patron ne iyi adammış anne.  Sana bunları vermiş…
- Eşşek gibi çalışıyoruz,niye vermesin? Çalışmadan kimse kimseye zırnık veriyor mu?
-Anne… O patron da bizim partiye oy veriyormuş, diye sen  söylemedin mi?
-Sen bu yaşta böyle şeylere kafa yorma,daha küçüksün,tamam mı? Sen dersine bak.
Annesi  çocuğu susturdu.
Bayramdan bir hafta sonra  annesi sabah işe geldiğinde eline bir kağıt tutuşturdular.
-Anne niye ağlıyorsun?
-İşten çıkardılar.
Çocuk  durgunlaştı. Bir süre sessiz kaldı.
-Sen de onun partisine oy verme anne.  Eşeklerin Partisi’ne oy ver…
Ağlayan anne  gülmekten kendini alamadı.
-Eşşekler mi?
-Hani sen demiştin ya,eşek gibi çalışıyoruz…
Yeri gelmişken eşeklik üzerine bir kaç söz edelim.
Krizde Çin’den sonra 2. büyüyen ekonomide ansızın işten atılanların çığ gibi büyüdüğü,işsizliğin kol gezdiği ama her nasılsa verilerin işsizliğin düşüşü yönünde seyir izlediği(!) bir noktadayız…Çelişik bir durum.
İşin ekonomik seyrini şimdilik bir tarafa bırakarak işi eşekliğe getirmek istiyoruz.
Eşek gibi çalışmak... Çalışanların durumunu ifade eden;çalışmayı ve emeği küçümseyen, aşağılayan,yok sayan bir bakış açısı toplumun geneline yayılmıştır. Ağır çalışma şekli eşekle özdeşleşmiş,temelinde çalışmaya karşı yukarıdan bir bakış,önemsizleştirme,basitleştirme, değersizleştirme,hatta hakaret olarak kullanılmaktadır. Öte yandan çalışma, iş görme,hayatın yükünü taşımanın sembolü bu hayvan da fedakarlığının karşılığını deyimlerde, atasözlerinde,fıkralarda aşağılanarak görmüştür: Eşşekoğlu eşşek! Eşek sudan gelinceye kadar dayak yemek... Fıkraları ise Hazreti Ademzade Sururi’den,bir fıkra da Neyzen Tevfik’ten aktaracağız.
Eşek sözcüğü eski dillerde ’eşgek’,’eşyek’,Halaçça’da ‘aşga’,Ermenice ‘eş’,Farsça’da ‘aşak, eşek’, Rusça ‘işak’,  Kıpçakçada da eşek’tir.
Eskiden eşekler, köylü toplum olmamızdan dolayı günlük hayatımızda önemli bir yer tutuyordu. Kimi yerlerde hala gözde olsa bile işlevselliğini yitirmiş gözden düşmüş görünüyor. Eşek feodalizmde hatırı sayılır bir üretim aracı idi. Eşek bizim eskiden yük arabamızdı, otomobilimiz idi; yedek parça sorunu olmayan,benzini bitti,parçası bozuldu diye yolda kalmayan,dışarıya bağımlılığımızı gerektirmeyen... Bizim fedakar,cefakar,akıllı bir arkadaşımızdı. Ama biz onu onore edemedik,hakettiği yere koyamadık.
Bu sadık hayvanların hamaliye işini üstlenmeleri onların gerçekten akılsız hayvanlar oldukları anlamına gelmez. Çünkü o çamura bir kere batar. Haddini bilir çizilen çizgiyi aşmaz,yolunu bulur. Aslında zeki ve uysal bir hayvandır. Yüzyıllardır bu hayvanlar büyük bir özveri ile insanlara hizmet etmiştir. İnsanlar da bu hayvanları pek sevdiği için değil ama işinin hatırı için sığınacak bir yer göstermiştir. Kimi yerlerde de bu ahırlara ‘eşşeklik’ denir. Evcilleştirip sırtına bir de semer vurulmuştur. Eşeğe altın semer vursan eşek yine eşektir,diye bir atasözümüz vardır. Bu söz beni eskiden beri düşündürmüştür. Bu semer eşeği değiştirmemekte ama insanı değiştirmektedir. Kafasının içinden çok biçime, şekle önem verenler bunun için akla gelmedik paralar harcayanlar Nasreddin Hoca’nın ‘ye kürküm ye’ fıkrasını iyi bilirler. Evet eşeğin altın semere değil ama bir heykele ihtiyacı olmuştur.
Bu yararlı hayvanları, insanların  pek onurlandırıldığı söylenemez. ‘Aslanım’ deriz de ‘Eşeğim’ diyerek kimseyi sevmeyiz... Ona hak ettiği değeri vermemişizdir. Kızdığımız ve öfkelendiğimiz zaman karşımızdakini hep ‘eşeklikle’ suçlamışızdır. Çocukları da ‘eşek sıpası’ olmakla... Bu yakıştırmaları çok yaygın kullanırız. Eşek şakası yaparız... Uzun eşek oyunu oynarız... Bu eşeklere yapılan tam bir saygısızlık,haksızlıktır. Eşekler hakkında duyduğum en iyi söz: Ağaç yaş iken eğilir eşek sıpa iken sevilir,idi. Gerisi insanların aptallığını v.s çağrıştıran atasözleri,deyimlerdir: `Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır.` Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek. Eşek bile çukura iki defa düşmez. Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye. Eşeğe gerdan kır demişler,zart diye ossurmuş. Eşeği düğüne çağırmışlar,’ya su lazımdır ya odun’ demiş. Adam ol baban gibi, eşek olma. Ölmüş eşşek kurttan korkmaz. Eşeklik bizde kalsın...v.s
Kişisel olarak eşeklere bir haksızlık yapıldığı kanaati bende eskiden beri  vardır. Eşek olmak, yararlı bir işi,bir görevi,hizmeti yerine getirmek demektir. Dünya da da ülkemizde çalışan, özellikle fizik gücüyle çalışanlar hep hor görülmüş,aşağılanmış,ayaktakımından sayılmış,insan yerine konulmamıştır,aynı eşek yerine konulmuştur. Çalışanlar arasında böyle  bir özdeşlik kurulmuştur. İnsanlar gibi hayvanların bu kısmı da; çalışan ve faydalı olanları aşağılanmış, horlanmıştır. Birine kızıyor ya da öfkeleniyorsak eşek sıfatıyla ya da eşeğe benzer hayvan sıfatlarını aklımıza getiririz. Koyun sürüsü olmakla suçlarız. Kara tavuk mantığı,deriz. Devede de boy var ama eşeğin arkasından gelir. Geyik muhabbeti. Sonra diğerleri gelir;inek,öküz,manda,geyik, keçi,koyun,horoz,civciv... Bunların hepsi çalışan insanlar gibi işgücünden yararlanılan, sağılan hayvanlardır. Hep fedakarlık,özveri istenen taraftır. Kısaca bu hayvanlar,eşekler de emekçi hayvanlardır. Aslında evcilleştirmeye yatkın,zeki hayvanlardır... Bir eşeğe istemediği işi kolay kolay yaptıramazsınız...
Eşek yerine konanların kafası çalışmaz kabul edilir,çalışsa elindekileri  tilkiye,kurda,kuşa, aslana, ayıya, sırtlana, çakala kaptırmaz,diye düşünülür. Doğrudur,çalışmayanlar için boş zaman çoktur ve bu boş zamanlarını çalışanların elindekini nasıl alacağını düşünmek ve planlamakla meşguldür. Bu onu tilkiye,çakala,kurda dönüştürür. Bu uyanıklık kabul edilir.
Bir tilki,bir ayı,bir çakal birine hediye edilmez,kurban kesilmez. Ama koyun,keçi,öküz,dana, manda,boğa kurban edilirler...Siz hiç ‘eşek,at,katır,öküz’ soyadında biri gördünüz mü? Ama ‘aslan,kurt,çakal...’ soyadı sayamayacağınız kadar çoktur.
Günlük hayatta tilki,aslan,çakal,kurt gibi bize faydası olmayan hatta zararı olan bu hayvanları övgülere boğuyoruz. Kurnazlığı ile göklere çıkardığımız tilki,gücünü kutsadığımız,her yerde sembollerine yer verdiğimiz aslan ve kurt günlük hayatımızın neresinde yerleri vardır? Neden bir kurt, bir çakal,bir sırtlan olmak bizi hiç rahatsız etmez? Hatta gururlanırız bile... Güce tapınmanın,güçlüye boyun eğmenin,önünde diz çökmenin,kendi gücüne ve haklılığına inanmamanın sembolleri olarak hayatımızın her alanında karşımıza çıkarlar. Oysa  birine eşek ya da öküz demek hakarettir. Toplumsal değerler de bunun üzerinden şekilleniyor. İkiyüzlülük,arkadan dolanma,arkadan vurma,kalleşlik,sahtekarlık, hilecilik, şarlatanlık zararlı bu  hayvanlar üzerinden aklanıyor,övülüyor,geçer akçe olarak bilinçaltına işleniyor. Çalışkanlık ve dürüstlük ise eşek,koyun,keçi,inek üzerinden suçlanıyor, bilinçaltında hesaplaşma bu şekilde yaşanıyor. Zaferle çıkan her zaman kötüler oluyor. Konuşmaya başladığımız da ise büyük bir ikiyüzlülük ve şarlatanlıkla dürüst olmaktan bahsediyoruz.
1910’lu yıllarda İstanbul’da Eşek Gazetesi yayınlanır. A.Rıfkı ‘Eşeğin Eşeği’ takma adıyla yazılar yayınlar.
100 yıl sonra…
2010 Haziran’ında Irak’ta Eşekleri Sevme ve Koruma Derneği üyeleri siyasallaşarak Eşek Partisi kurdular. Partideki hiyerarşi de eşek sıfatlarıyla tanımlanıyor.
Merzifon’da bir fabrikanın bahçesinde ya da Kırşehir’de Neşet Ertaş heykeli yanında bir de eşek heykeli vardır.
Hepsi bu kadar...
Çalışanlar yani eşeklik edenler ile çakallar,kurtlar,aslanlar çocuğun dediği gibi aynı partiye oy veririr mi? Ama veriyorlar... Çocuk bunun farkına varmış, istemiyor. Eşekler, Eşek Partisi’ne oy versin istiyor. Belki o zaman hem çalışanlar hem eşekler bu aşağılanmadan kurtulacaklardır,diye düşünüyorum.

Hazreti Ademzade Sururi’den bir fıkra ile devam edelim.
Kayseri’nin bazı köylüklerinde eşek koydukları ahırlara ‘eşşeklik’ derlermiş. Böyle bir ahıra ‘Eşşeklik’ denen bir köyde Bodos Ağa adında biri vefat eder. Mirası içinde bağ bahçe ile bir de eşek ahırı bırakmış. Malları üç çocuğa taksim edilirken eşek ahırının taksiminde anlaşmazlık çıkar.  Köy İhtiyar Heyeti meseleyi bir türlü çözemez. Nihayet şehre gidip mahkemeye başvururlar. Muhakeme sonunda bu eşşekliğin taksimi kaabil olmayıp izale-i şuyu ile satılmasına karar verilir. Evrak icraya havale edilir. İcra memuru efendi köye gelir. İmam, Papas, Muhtar ve İhtiyar Heyetini yanına alarak veresenin evine giderler. Çocuklar gelenleri saygı ile içeri alırlar. Yemek, kahve ve ayranlar içildikten sonra icra memuru efendi vereseye  hitaben:
-Çocuklar, eşek ahırının taksimi için mahkemeye başvurmuşsunuz. Taksimi kaabil olmadığından mahkeme satılmasına karar verdi. Ben de aldığım emir üzerine eşek ahırını satmağa geldim ise de size acıdığımdan dolayı vazifem olmadığı halde bir şey teklif edeceğim.  Geliniz şu ahırı aranızda hüsnü suretle hallediniz de nahak yere ucuza elden çıkmasın, ne dersiniz?
-Vereseden büyük çocuk:
-Yoh meymur ifendi,babamızdan yalnız bir eşşeklik galdı. Ben gardaşlarımdan büyüğümdür. Babamdan galan eşşehlik bana yahışır. Ben bu eşşekliği kimseye vermem.
Küçük çocuk:
-Niden vermiyon? Öte malların tahsiminde hep senin sözün üst oldu. Bu kez de benim sözüm olacah! Ben eşşekliği kimseye virmem. Sen büyüksük. Nirden olsa bir eşşehlik bulursun. Bu eşşehlik senden çok bağa yahışır.
Büyük çocuk:
-Eşşehliği kimseye virmem. Babam mezardan çıhsa ona da virmem. Eşşehlik benimdir.
Memur Efendi:
-Anladım. Siz uyuşamayacaksınız ve eşşekliği kimseye vermiyeceksiniz. Bir de kız kardeşinize soralım: Kızım babanızdan kalan bu eşşekliği ağabeylerin  taksim edemiyorlar. Bari eşşekliği sen üzerine al da mesele kalmasın!...
-Ben kızım. Bağa eşşeklik lazım değil. Varsın ne halleri varsan görsünler.
Papaz Efendi Memura:
-İfendi,şu eşşekliği harç, masraf yerine siz alınız da iş kapansın.
Memur Efendi:
-Terekeden mal almamız yasaktır. Papas efendi, eşşeklik size lazımsa siz alınız.
Papas Efendi:
-Ben nideceğim fazla eşşekliği...Benim kendi eşşekliğim bana yeter...
Memur Efendi köylüye döndü:
-Şu eşşekliği bari içinizden biri alsın.
-Köylü hep bir ağızdan:
-Öyle sahibine hayır etmeyen malı biz nişlerik. Bizim hepimizin kendine göre bir eşşekliği var. Bize yeter.
-Papas Efendi:
-Küçük...Yavrum...oğlum… Yordan sen gel küçüksün şu eşşeklikten vazgeç... Bu eşşekliği ağana bırakalım. Talt ossun, benim sana ileride bir eşşeklik borcum ossun. Eğerleyim bir başkacık eşşeklik bulamaz isen söz veriyorum sana yeniden bir eşşeklik iderim.
İhtiyar Heyeti:
-Hay hay... Biz de papasın her zaman eşşeklik yapacağına şahitiz. Bunun üzerine mesele hallolur. Eşşeklik büyük oğlanda kalır ve herkes onu tebrik eder.
-Eşşekliğinin hayrını gör ve eşşekliği hiç elden bırakma! der.

Bir fıkra da Neyzen Tevfik’ten dinleyelim.
Adamın biri at beslemeye meraklı imiş, günün birinde nasılsa en değerli atı kaybolmuş,aramış, taramıış bulamayınca kasabada dellal çıkartmış ‘filancanın şu renkte,şu vasıftaki atı kayboldu,bulup getirene yüz lira mükafat verilecek’ diye bir kaç gün sonra birisi yedeğinde kaybolan atla çiftliğe gelmiş. Ağa sevinç içinde atını alarak vaadettiği ikramiyeyi vermeye davranmış. Atı getiren:
-Yalnız,yüz lira yerine bana iki yüz lira vereceksiniz deyince,aralarında şöyle bir konuşma olmuş...
-Ben vereceğim ikramiyeyi ilan ettim;fazlasını istemeye hakkın var mı?...
-Eğer haklı bulmazsan vermezsin. Anlatayım da dinle: Ben bunu kırlarda başıboş dolaşırken bulmadım,eğer bir merada otlar görseydim fazla bir şey istemezdim.
-Ya nerede buldun?
-Kasabadaki medresenin önünde...Baktım bu güzel at medresenin kapısından bakıyor. Bir ayağını içeri attığını görünce koşup kuyruğuna yapıştım ve olanca kuvvetimle geri çekerek içeri girmesine mani oldum.
-Peki bundan ne çıkar?
-Ne mi çıkar? Bu güzel at medreseye girseydi eşek olurdu,bir ayağını içeri atmışken yetişip geri çektim ve sana yine at olarak getirdim,demiş...
27.11.2010


19 Eylül 2019 Perşembe

İpotekli bir evin satışı mümkün müdür?




İpotekli bir evin satışı mümkündür. Yapacağınız ilk iş bankanın yolunu tutmaktır.

1-Konut kredisi kullanarak satın aldığınız evin kredi taksitlerini ödemekte sıkıntı çekiyor olabilirsiniz. Bu durumda temerrüde düşmeden karar verip; yani iki taksitinizi üst üste ödemeden önce evi elden çıkarabilirsiniz.

2-Konut kredisi kullanarak satın alınan bir evi satın alabilirsiniz! Bu satış peşin olduğunda, banka borcunu ödeyerek fek yazısıyla tapuya gidip, ipoteği kaldırarak daireyi üzerinize devir edebilirsiniz. Bunun bir sakıncası yok.

Her iki durumda da yapmanız gereken evi satacak veya satın alacak kişiyle anlaşarak, öncelikle banka işlemlerini halletmelisiniz. Ayrıca bankanın onayı gerekir. Burada önünüze 2 ciddi sorun çıkacaktır. Buna dikkat etmenizde fayda var.


1-Konut kredisi kullanan kişinin ipotek borcunun yalnızca evle sınırlı olup olmadığıdır. Bundan emin olun!

2-Satıcı bankaya olan kredi borcunu erken kapatacağı için %2 erken ödeme cezası ödeyecektir.

Hayber Gürsoy

16 Ocak 2019 Çarşamba

Kentsel dönüşümde hangi harçlar muafiyet kapsamında!




Kentsel dönüşüm sürecinde riskli binası yıkılan maliklere bazı muafiyet hakları sunuluyor. İşte kentsel dönüşümde muaf olunan 7 harç ve vergi..
Kentsel dönüşüm kapsamında riskli olarak tespit edilen yapılar yıkılarak yerine, deprem yönetmeliğine uygun binalar inşa ediliyor.

Vatandaşlar yapılarını, Bakanlığa, belediyelere, il özel idarelerine, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerine, büyükşehir ilçe belediyelerine veya Bakanlıkça lisanslandırılacak kurum ve kuruluşlara tespit ettirebiliyor.

Riskli raporunun alınması halinde, kentsel dönüşüm süreci başlamış oluyor. Bu süreçte maliklere bazı muafiyet hakları sunuluyor. Söz konusu muafiyetler, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alıyor.
Kentsel dönüşümde muaf olunan 7 harç ve vergi

a) İlgili kurum veya gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alman harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf oluyor.
      
b) Riskli alanlarda gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerince, İlgili kurum adına değil de kendi adlarına uygulamada bulunulması halinde, riskli alanlardaki yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce alman harç ve ücretlere ilave olarak, sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farkları alınıyor.
      
c) Uygulama alanındaki mevcut yapıların İmar Mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanıyor.
      
Alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şu şekilde sıralanıyor:

1) Noter harçları.

2) Tapu ve kadastro harçları.

3) Belediyelerce alınan harçlar.

4) Damga vergisi.

5) Veraset ve intikal vergisi.

6)  Belediye meclisi kararı ile belirlenen ve alınan her türlü ücret.

7) Banka ve sigorta muameleleri vergisi.”

Alınan harçlar iade ediliyor
Kentsel dönüşümde yapılan binalardan alınan evler için ödenen tapu devir harçları ve müteahhitlerden daire satın alanların ödedikleri tapu harçları geri alınabiliyor. 

İstanbul'da yürütülen ve sonuçlanan mahkeme kararlarına göre, Kanun'daki harç muafiyetine rağmen, kentsel dönüşüm kapsamında yapılan inşaatlardan müteahhidin veya arsa sahibinin 27 Temmuz 2014 tarihinden sonra tapuda işlemi yapılan daire satışında (ilk satış) ödenen tapu harçları (yüzde2 müteahhit/arsa sahibi/satıcı ve yüzde 2 alıcı/müşteri/üçüncü kişi) geri alınabilecek.
emlakkulisi.com

Kentsel Dönüşüm Harç Muafiyetinden Kimler Yararlanıyor?



Yeni yasal düzenleme ile kentsel dönüşüme gelen yeni harç muafiyetinden kimler nasıl yararlanabilecek? İşte 5 soruda kentsel dönüşüme gelen yeni harç muafiyeti detayları...
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kentsel dönüşüm projeleri inşa eden ve kentsel dönüşümden ev alanlar hakkında önemli bir düzenleme de yürürlüğe girmiş oldu. Kentsel dönüşüme yeni harç muafiyeti geldi.

Peki, kimler hangi koşulda kentsel dönüşüm harç muafiyetinden faydalanabilecek? Hangi harçlar muaf olacak? Daha önce ödenen harçlar iade alınabilecek mi? İşte yanıtı..

1- Kentsel dönüşüm harç muafiyetinden kimler yararlanabilir?
Dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişiler kentsel dönüşüm harç muafiyetinden yararlanabiliyor.

2- Kentsel dönüşümde hangi harçlar muaf tutuluyor?
Tapu harçları, noter harçları, belediyelerce alınan ücret ve harçlar, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretler, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisi, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisi.

3- Kentsel dönüşümde harç muafiyeti nasıl uygulanıyor?
Kanun kapsamındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olacak.

Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanacak.

4- Kentsel dönüşümde belediyelerce harç alınmayacak işlemler nelerdir?
Riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması halinde, fonksiyon değişikliğine bakılmaksızın, mevcut inşaat alanının bir buçuk katına kadar olan yeni inşaat alanı için belediyelerce harç ve ücret alınmayacak.

5- Daha önce ödenen harçlar iade alınabilecek mi?
Kentsel dönüşüm kapsamında 25 Temmuz 2014 tarihinden bugüne kadar tapu harcını ödemiş inşaat şirketleri ve şahıslar, ödediği harçları geri almak için dava açabiliyor.
emlakkulisi.com

Kentsel dönüşüme tapu harcı muafiyeti geldi




Depreme dayanıksız konutların yenilenmesi ve modern şehirler inşa etmek için başlatılan kentsel dönüşüm kapsamında yeni düzenleme yapıldı. 
Kentsel dönüşüm yasası kapsamında satışı yapılan gayrimenkuller için  tapu harcı ödemeleri kalktı. Yeni düzenleme kapsamında, dönüşüm uygulamaları teşvik edilecek.

Kentsel dönüşümde yeni düzenlemeye gidildi. Depreme dayanıksız konutların yenilenmesi ve modern şehirler inşa etmek için başlatılan kentsel dönüşüm uygulamasında yeni teşvikler hayata geçiriliyor.

1- TAPU HARCI KALKTI
Daha önce, tapu harcı mülkün yüzde 4'ü kadar ödeniyordu, bunun yüzde 2'sini alıcı yüzde 2'sini satıcı ödüyordu. Yani 500 bin liralık bir ev için 10'ar bin lira harç ödemesi yapılıyordu. Yeni yasaya göre, artık bu ücretler alınmayacak.
2- BİNALAR SİGORTALANACAK
Kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilecek binalarda yapılarda müteahhitlere bina tamamlama sigortası yaptırması veya Bakanlık tarafından belirlenen teminat ve şartları sağlama zorunluluğu getirildi. Kanun ile kentsel dönüşümde meydana gelen sorunların çözülmesi planlanıyor. 

Tamamlanmayan projelerde para iade edilecek
Kentsel dönüşüm kapsamında bulunan konutların herhangi bir nedenle tamamlanamaması durumunda sigorta şirketi projeye devam edecek ya da projeden ev almış kişilerin şimdiye kadar ödediği paranın geri ödenmesini sağlayacak. Söz konusu bina tamamlama sigortasında prim olarak vatandaşın cebinden fazladan para çıkmıyor. Müşterisine güvence vermek isteyenler şirket ya da müteahhit, belirli tutar karşılığında bu sigortayı yapıyor.

3- KİRA YARDIMI KAPSAMI GENİŞLEYECEK 
Kentsel dönüşümde kira yardımı kapsamı genişleyecek. Dönüşüm alanlarında mağduriyetler önlenecek ve kira yardımlarında ikamet zorunluluğu kaldırılacak.

4- KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MALİ VE TEKNİK KRİTER
Kentsel dönüşüm tasarısıyla firmalara hem teknik hem de mali yeterlilikler getirilecek. Kentsel dönüşümde iş yapacak firmalar, Bakanlığın belirlediği teknik yeterlilik kriterlerine uyacak. 

5- ULUSAL VE YEREL DÜZEYDE ÖNCELİKLENDİRME
Kentsel dönüşüm kapsamında afet riski taşıyan alanların sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlar dikkate alınarak yenilenmesi, daha güçlü hale getirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması için çalışmalar başlatıldı. Buna göre, riskli alanlara yönelik kentsel dönüşüm uygulamaları için ulusal ve yerel düzeyde önceliklendirme yapılacak ve stratejiler üretilecek.

emlakkulisi.com

21 Aralık 2018 Cuma

GAYRİMENKUL DANIŞMANLARI NEYE, NEDEN İNANIR?






Gayrimenkul ile ilgili eğitimler teorik düzeyde sadece kulak dolgunluğu ile yetinilebilecek bir şekilde verilmektedir.

Bunun 2 sorunsalı vardır.
Birincisi sektör dışı eğitmenler ya da önerilenlerin yapılması halinde başarının garanti olduğunu ileri süren yaklaşımla hareket edenler.
Kişiler ilkokuldan üniversiteye kadar çeşitli dallarda eğitim almaktadır. Veya bir aşamada herhangi bir nedenle kesintiye uğramakta olabilir de. Bu süreçte artık belli bir yaşa gelmiş,  kişilikler oturmuş, kimlik ve karakterimiz doğru ya da yanlış kemikleşmiş, sabitlenmiştir. Okuyor, araştırıyor, sorguluyorsak daha esnek davranabilir, önerileni algılamada, kabul etmede, hazmetmede daha hızlı olabiliriz. Zira okumuyor, sürekli yenilenmiyor, hele bir de esnek bir yapı içinde değilsek, toplumun önyargılarını, ezberlerini kendimize fikir edinmiş isek durum oldukça zordur. Tam da bu  nedenle bir ciddi rehabilitasyona ihtiyacımız var demektir. Bu hiç de kolay bir şey değildir. Çünkü hiçbirimizde 'Geçmişnizi siliniz' diye bir buton yoktur.
Gayrimenkul Danışmanı satışçı okulunda akademik bir formasyondan geçerek bu işe başlamadığı için önce bu önyargı ve ezberlerle başa çıkmak zorundadır.

Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten daha kolaydır. / Dostoyevski

Sanırım bu sözden sonra demek istediğim daha iyi anlaşılıyordur.

Danışman durumunun farkına varması ve kendini rehabilte etmesi son derece zordur.

Bir de kişiliklerin farklı olması farklı alanlarda daha başarılı olmamızı gerektirdiği için hepsini başarma zorluğu çetin, imkansız bir görev olarak algılanmaktadır. Bu da bir fren mekanizmasını devreye sokmaktadır. Ya bu iş yükünü alacak bir ofis ile ortaklaşa çalışmak ya bir tim kurma şeklinde organize olaması daha faydalı olacak bir uzmanlaşmaya gidilmelidir.

İkincisi de Türkiye'de uygulamalara bakıp bu eğitimde anlatılanları gerçekçi bulmayan Gayrimenkul Danışmanlarının haklı itirazları, haklı bulsalar da uygulamama, uygulayamama nedenleri. 
Konuyu biraz açalım:
Pratikte, hayatın olağan koşullarında Türkiye gerçeği çok farklı cereyan etmektedir. Bir gayrimenkul danışmanının gözleri önünde alıcıya çalışman, boşuna yorulursunuz, açık portföy çalışmayın, yetkisiz çalışmayın, dedikten sonra; alıcıya çalışıp başarılı sonuçlar alanlar (Paylaşımlı işlemler yüzde 68), açık portföy, yetkisiz  çalışıp başarılı olanlar (yerelleri işin içine katarak daha yüksek bir yüzde) ve daha niceleri gerçekleşiyorken eğitimlerde önerilen olmazsa olmaz katı kurallar ne derece inandırıcı olabilmektedir. Master Cheff'den Brokırına kadar herkesin ısrar ettiği; Sadece yap, sorgulama! Bu nedenle onların gözüne çok gerçekçi görünmemektedir. Çünkü pratikte yapılanlarla söylenenler çok farklı olduğu için inandırıcılığı olmamaktadır. Hele bir de duyduklarınız, bunların üzerine tüy diken olaylar cereyan ettiğinde şok olabiliyorsunuz.
Danışmanı kontrol altında tutma çaba ve korkusu 'Bana yalan söyleme! Bana yalan söyleyeni sevmem. Yalandan nefret ederim! Ama ben herkese yalan söyleyebilirim! Bana kazık atma! Başkalarına serbest, ben de! ' bu derece bir iki yüzlülüktür.
İnsanlar birbirlerine neden bu kadar az güveniyorlar sanıyorsunuz? Söylenenlerle yapılanlar arasındaki uçurum korkunçtur. Bu yüzden eğitimcilerin söylediklerini, onların başarıya giden yolu işaret etmelerini danışmanlar yüzde yüz garanti kapsamında değerlendirmemektedir.


21 Aralık 2018

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var