15 Mart 2024 Cuma

Emlak Danışmanlığında Rakiplerden Bir Adım Öne Geçmenin Stratejileri

 

"Gayrimenkul Arenasında Rakipleri Mat Eden Stratejiler: Emlak Ustalarının Kazanma Taktikleri!"

 

Emlak Danışmanlığında Rakiplerden Bir Adım Öne Geçmenin Stratejileri

 

Rekabetin yoğun olduğu emlak piyasasında öne çıkabilmek, emlak danışmanları için hayati önem taşır. Rakipleri izlemek ve analiz etmek, başarılı bir emlak danışmanının strateji geliştirme sürecinde kritik bir rol oynar. İşte emlak piyasasında rekabet avantajı sağlayacak stratejik yaklaşımları nasıl uygulayabileceğiniz hakkında bazı öneriler.

Öncelikle pazar analizinizin güçlü olduğundan emin olun. Rakiplerinizin hangi bölgelerde aktif olduğunu, hangi tür gayrimenkulleri tercih ettiğini ve sundukları hizmetin özelliklerini anlamak, sizin müşterilere daha özelleştirilmiş ve kişiye özel hizmetler sunmanızı sağlayacaktır. Pazarın ihtiyaç ve eğilimlerini iyi anlamak da kendinizi doğru konumlandırmanıza ve pazarlama faaliyetlerinizi daha etkin yapmanıza olanak tanır.

İkincisi, inovasyon ve teknolojiyi kullanarak fark yaratabilirsiniz. Gelişen teknolojiyi emlak işlemlerine entegre ederek müşteri deneyimini geliştirebilir, sanal turlar ve dijital sözleşmeler gibi özelliklerle zamandan ve mekândan bağımsız hizmet sunabilirsiniz. Diğer emlak danışmanlarından farklı olarak, dijital pazarlama ve sosyal medya reklamcılığında yetenekli olduğunuzu göstermek, geniş bir müşteri kitlesini etkileyebilir.

Üçüncü olarak, kişisel markanızı güçlendirmek, uzun vadeli başarı için kritiktir. Profesyonel bir imaj ve güçlü bir kişisel marka yaratmak, müşterilerin sizi hatırlamasını ve sizinle çalışmayı tercih etmesini sağlar. Bu, içerik pazarlaması, ağ kurma etkinlikleri ve yerel topluluktaki aktivitelerle desteklenebilir.

Son olarak, müşteri hizmetlerine odaklanmak kalıcı bir rekabet avantajı sağlar. Müşterilerinize sunduğunuz hizmetin kalitesini her zaman en üst düzeyde tutmaya özen gösterin. Hızlı geri dönüşler, dikkatli dinleme ve müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmak sizi rakiplerinizden ayrı bir noktaya taşıyacak ve müşteri sadakatini artıracaktır.

Bu stratejileri kullanarak, emlak danışmanı olarak rekabetçi piyasada bir adım öne geçebilir ve müşterilerinizin güvenini kazanarak, başarılarınızı artırabilirsiniz. Rakiplerinizin de sürekli kendini geliştirdiğini unutmamak ve sürekli bir gelişim içinde olmak, sizi sektör içerisinde her zaman güncel ve tercih edilen bir profesyonel yapacaktır.


14 Mart 2024 Perşembe

Emlak Danışmanları İçin Durgun Piyasa Rehberi: Satışları Canlandıracak İnovatif Stratejiler!


 Emlak Sektöründe Fark Yaratan Danışmanlık Taktikleri

 

Emlak danışmanları, alıcıların nadir olduğu bir pazarda, işlerini canlı tutmak ve fark yaratmak için çeşitli stratejiler geliştirirler. Geleneksel yöntemlerin dışında, yenilikçi fikirler ve pazarlama teknikleri kullanmak, potansiyel alıcıların ilgisini çekmede ve piyasada öne çıkmada büyük önem taşır.


Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde, danışmanlar gezi videoları, artırılmış gerçeklik gösterimleri veya interaktif çevrim içi turlar sunarak gayrimenkulleri sergileyebilirler. Böylelikle, alıcılar evleri kendi programlarına göre, rahat bir şekilde keşfedebilir. Avrupa'daki emlak profesyonelleri ise, özellikle sosyal medyanın gücünden yararlanarak, hedef kitleye özel içerikler üretirler. Instagram ve Facebook gibi platformlarda canlı yayınlar düzenleyip, gayrimenkuller hakkında hikayeler anlatarak potansiyel alıcılarla etkileşimde bulunurlar.


Bu dönemde, alıcıların ilgisini artırmak için gayrimenkulün sunduğu ekstra özellikleri öne çıkarmak da önemlidir. Örneğin, çalışma odaları, geniş bahçeler veya enerji verimli ev aletleri gibi özellikler, pandemi sonrası dönemde alıcılar için daha cazip hale gelmiştir. Emlak danışmanları, bu gibi özelliklerin pazarlamasını yaparak, mülklerinin diğerlerinden ayırt edilmesine katkı sağlarlar.


Birebir ilişkilerin gücü de unutulmamalıdır. Amerika ve Avrupa'da emlak danışmanları, kişisel ilişkilerini güçlendirmek ve referans ağlarını genişletmek için çaba gösterirler. Müşterilerle düzenli olarak iletişimde kalarak ve onlara değer verdiklerini hissettirerek, uzun vadede güvenilir ilişkiler geliştirirler. Böylelikle, mevcut müşterilerden gelecek olan yönlendirmelerle yeni alıcılar bulabilirler.


Son olarak, bazı emlak danışmanları, özelleştirilmiş e-posta bültenleri, bilgilendirici blog yazıları ve yerel pazar analizleri gibi değerli bilgiler sağlayarak, kendilerini sektördeki diğer profesyonellerden ayırırlar. Bu tür içerikler, müşterilere piyasadaki eğilimler ve yatırım fırsatları hakkında bilgi vererek, danışmanların uzmanlık alanını gösterebilir ve müşteri ilişkilerini güçlendirebilir.


Gayrimenkul Geleceği Şekillendiriyor: Türkiye ve Dünya Emlak Eğitim Standartlarına Yeni Bakış!

 

"Gayrimenkul Geleceği Şekillendiriyor: Türkiye ve Dünya Emlak Eğitim Standartlarına Yeni Bakış!"

 

Eğitimli Emlakçılar Piyasada Fark Yaratıyor

 

Emlak sektörü, dünya genelinde sürekli büyüyen, değişen ve gelişen bir alan olarak ön plana çıkmaktadır. Bu sektörde faaliyet göstermek isteyen kişilerin ise belirli bir eğitim seviyesine ulaşmaları beklenir. Kaliteli bir eğitim almak, bu rekabetçi alanda başarılı olmanın temel taşlarından biridir.

 

Emlakçılıkta Eğitimin Önemi

 

Emlakçılıkta eğitim, bireylerin hem teorik bilgi edinmelerini hem de pratik tecrübe kazanmalarını sağlar. Bu eğitimler, emlak piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanır ve katılımcılara, gayrimenkul hukuku, pazarlama stratejileri, müşteri ilişkileri yönetimi gibi konularda derinlemesine bilgi verir. Emlakçılığa giriş yapacak kişiler başta olmak üzere, sektördeki tecrübesini artırmak isteyen herkes bu eğitimlere katılabilir.

 

Eğitimler Kimler İçin Gerekli?

 

Emlak eğitimleri, sektöre yeni adım atacak olanlar için olduğu kadar, mevcut emlak profesyonellerinin de bilgilerini tazelemesi ve güncel bilgilere hâkim olması için büyük önem taşır. Dolayısıyla, her kariyer seviyesinden emlakçı, bu eğitimlerden faydalanabilir. Kimi bölgelerde, emlak danışmanı olabilmek için yasal eğitim gereklilikleri de bulunur.

 

Dünya Çapında Emlak Eğitimi

 

Dünya genelinde emlak eğitimleri, farklı format ve içeriklerle sunulur. Bazı ülkelerde lisans derecesi ve sertifika programları mevcutken, bazıları kısa süreli seminer ve çalıştaylar düzenleyerek eğitim sağlar. Ayrıca, online eğitim platformları sayesinde, herhangi bir yerdeki bireyler, dünya standartlarında eğitim alabilme imkânı bulabilirler.

 

Türkiye'de Emlak Eğitim Kalitesi ve Sektör Durumu

 

Türkiye'de emlak sektörü de oldukça canlı ve gelişmekte olan bir alan olup, eğitim kalitesinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Ancak, sektörde yer alan bazı oyuncuların halen yeterli eğitime sahip olmadıkları göze çarpar. Eğitim standartları ve sürekliliğin sağlanmasında, odalar ve dernekler tarafından düzenlenen profesyonel akreditasyon programları önemli bir role sahiptir. Emlak danışmanlarının bu tür programlara katılımlarının teşvik edilmesi, sektördeki kaliteyi artırma yönünde atılmış önemli adımlardan biridir.

 

Emlak eğitimlerinin genel standartları ve içerikleri üzerine yapılan iyileştirmeler, Türkiye'de de sektör kalitesini dünya standartlarına yaklaştırmada kilit rol oynar. Dolayısıyla, eğitimli emlakçılar, sektörde daha profesyonel hizmet sağlama ve müşteri memnuniyetini yükseltme açısından vazgeçilmez bir unsur haline gelir.


26 Haziran 2021 Cumartesi

Uslup, Esas, Biçim, Öz


Hatırımda ayrıntısı kalmamış, yıllar önce okumuştum, ama hangi ülke olduğunu hatırlamıyorum. İşçiler için modern çok katlı binalar, konutlar yapılmış, dışarıdan bakılınca çok güzel ama işçiler içine oturduklarında bir çok nedenden dolayı mutlu olamamışlar. 

Bu bana kentsel dönüşüm operasyonlarına uğrayan mutsuz insanları hatırlattı. Geçenlerde Eyüp Topçular Mahallesi’nde bir nedenle gezinirken geniş, ferah, her iki tarafı boydan boya yeşil ve ağaçlar içinde, 2-3 katlı evlerin olduğu şirin sokaklara daldım. Kent merkezinde hayretle böyle bir yer olduğunu, talan edilmediğini gördüm. 1960 yılında Sümer Fabrikası işçileri için yapılmış, 4o m2 ‘konserve kutusu’ gibi evler… Peki bu 40 metrekarelik evlerde bir işçi ailesinin mutlu olması mümkün mü? 

   Yaşlı anneleri hala bu evlerden birinde oturan ama kendileri Etiler’de yaşayan kızlarından dinleyelim:

’Biz burada doğup büyüdük. Hepsi hepsi 40 m2 bir yerde, bir yatak odası, bir salon, daracık bir mutfağı olan yerde yaşadık. Her yer yemyeşil. Bahçemizde ağaçlar var. Her taraf mis gibi kokuyor. Komşularımız çok iyi. Herkes birbirini tanıyor. Acayip bir dayanışma var. Evimiz küçük ama mutluyduk. Şimdi insanları ruhsuz binalara hapsedip esir ediyorlar. 

İşin özü mutlu olmakta! 40 metrekarelik bir evde yaşamak değil!

Biz de 40 metrekarelik işçi evlerinde yaşadık, dolayısıyla onları çok iyi anlıyorum.

Edebiyatta ve sanatta eskiden beri süregelen bir tartışma vardır. Bu tartışmalar sadece edebiyat ve sanatla sınırlı kalmaz. Mimariden tutunda peyzaja, futboldan İllüzyona, endüstriyel tasarımdan, otomobil tasarımından inşaata kadar…

Tartışılan ise öz ve biçimdir. Öz mü yoksa biçim mi öncelik taşır? Buna ‘öz’ diyenler olduğu gibi ‘biçim’ diyenler de, her ikisinin uyum içinde olduğunu söyleyenler de vardır.

Öz’ün biçimi, biçimin özü yansıtmadığı, ıskaladığı durumlar vardır. Zaten tartışma da bu nedenle ortaya çıkmaktadır.

Dervişin fikri neyse zikri de odur.

-Adamsın, Adamın hasısın! Gibi laflar ederiz. 

Öz biçimi, biçimin de öze denk düştüğü durumlar için ‘mükemmel’ sözünü kullanırız.

Belki de öz ve biçim arasındaki ilişkiyi en güzel açıklayan kişi Aşık Veysel’dir; ‘Güzelliğin on para etmez/ Şu bendeki aşk olmasa’ dizeleridir. Burada aşk, huy, mizaç, karakter, özü, güzellik ise biçimi ifade eder. Belki güzel olana hayran hayran bakarız… Elde etmek istiyorsak, seviyorsak, aşık isek bu güzelliğin bir anlamı vardır. O zaman biçim ile öz birbirine denktir. Birbirini tamamlamıştır. Yoksa özü olmayan bir güzelliğin hiç bir değeri olmadığı gibi hayran olduğumuz güzelliğin altındakini gördüğümüzde uzaklaşırız..

Mevlana’da bu konuya kafa yormuş olsa gerektir. ‘Testinin içinde ne varsa dışına o sızar’ sözü tam da öz ve biçim ilişkisine işaret eder.

Biçim her zaman sorun olagelmiştir. Hep yanıltıcı ve aldatıcı olmuştur. Toplum olarak da biçim öncelik vermiş, biçime, şekle itibar atfedilmiştir. Nasreddin Hoca’nın ‘Ye kürküm ye!’ fıkrası bu anlamda hayatın bu gerçeğini onaylar.

Güzel olan şeylere kanar aldanırız. Parlak sözlere… Güzel olana bakmak sevaptır, deriz.

Şeklin sırlarına devam… Şekil olan her şey gözümüze güzel görünüyor. Bu güzel görünmenin de ‘iyi olan’ ile bir ilişkisini kuruyoruz. Güzel olan iyidir. Yani her şey şekil için.

Şekil edinmek, şekle bürünmek kolaydır. Her şekli kolayca alabilirsiniz, her kabın şeklini alabilirsiniz. Ama muhteva, öz, içerik söz konusu olunca… Orada bir durup düşünmek gerekir. İnsanlar için bu eğitim demektir. Eğitim yalnızca bunu okul olarak da düşünmemek gerekir. ‘Hamdım piştim’ sözü tam da bunu anlatır. Pişmek! İşte bu pişmiş, akil insanlar için biçim, şekil öncelik taşımaz, ikinci sırada kalır.

Kişilik mi tarz mı? Dendiğinde çoğu insan buna ‘tarz’ diye yanıt verecektir. ‘Tarzım farkımdır’ algısıyla bir ayrıcalığa sahip olduğunu ve dikkat çektiğini düşünmektedir. Öz önemsenmediği gibi, ‘entel’ diye alaya alındığı dönemler olmuştur.

Öz neden göz ardı edilmektedir?

Biçim ile öz tartışması çok eskilere dayanmaktadır. Özdeki değişiklik biçime yansır. Şekildeki değişiklikte öze yansır. Madde form ilişkisidir.

Biçim varlığa temel özelliklerini veren, varlığın özünü belirleyen ilkedir, diye bakanlar olduğu gibi,

Şeref-ül mekan bil mekin: Bir yerin şerefi içindekiler ile ölçülür, diyerek biçimi belirleyenin öz olduğu söylenir.

Usul esastan önce gelir. Usul esasa mukaddemdir(önce gelir). Usul esasa tekaddüm (önce gelir)eder, gibi içeriğe ulaşmanın önüne engel olan bir taraf olarak biçim

bana İngiliz küçük burjuvalarının yemek yeme kültürünü hatırlatır. İngilizler yemek tabaklarına koyacak yemek bulamasalar dahi masada tabak, çatal, kaşık… Kısaca servis takımı olmaksızın masaya oturmazlarmış!

Hukukta usul esastan önce gelir. Yöntem ve sunum yönünden yapılan itiraz, bildirim kabul görmeyebilir.

Tersi içinde şöyle deriz: Zarfa değil mazrufa bak!

Olayları yüzeysel, dış görünüşe bakarak değerlendirmek değil olayların içine, arka yüzüne, ne demek istediğine, iç dünyasına, kişiliğe önem vermek. Zarf söylenir mazruf anlaşılır. Kent söylenir kent halkı anlaşılır.

Kısaca içi beni dışı seni yakar, halidir.

Uslub-u beyan aynıyla insandır, diyerek tam da ortayı buluruz.

Ama her durumda biz biçime, şekle daha çok önem veririz.

‘Hoş olana eğilim’ mevcut olduğundan biçim özün önüne geçmektedir.

Gördüklerine inananlar, görmediklerine yem olurlar, sözüyle kast edilen şeklin insanı tavladığı, aldattığıdır.

Yukarıda birbiri ile çelişiyor gibi görünen öz ve biçim arasındaki öne çıkışların yerine göreliliği vardır.  

Uslubu bir konuşmacının belagati olarak kabul edersek, kitleleri etkileyen, kitleleri ajite eden bir de gücünü iktidardan alan bir siyasetçinin edebi görünen veya içi boş parlak nutukları, güzel olan her şeye olan ilgiden dolayı biçim özün önüne geçmektedir.

İnsanlar hatibin yürüyüşüne, konuşmasına, fizikselliğine, mimiklerine bile hasta olabiliyorlar.

Bunun en iyi örneklerinden biri Hitler’dir.

Bir yazar, meydanda ateşli konuşmalar yaparak kitleleri coşturan, etkileyen Hitler’i bir de evinde sakin kafa ile dinlemiş ve hayretler içinde kalmıştır. Hitler’in bu konuşması kendisine içi boş, tutarsız ve anlamsız gelmiştir. Bunun bence asıl nedeni kalabalığın önünde konuşmasıdır. Kalabalıklar korku gibi coşkuyu da bulaşıcı bir etkiyle misli misli, kelebek etkisiyle artırarak sözün içeriğinden çok şekle bağlanırlar. Zaten kalabalıklar önceden hazırlanmış, bu duygu ile motive olmuşlardır. Bu saatten sonra her yağmur damlası gibi her anahtar sözcük duyulduğunda korkunç bir etki yapmaktadır.


 

28 Aralık 2020 Pazartesi

EMLAKÇILIKTA YETKİ BELGESİ, YETKİ BELGESİ OLMAYAN EMLAKÇILIK YAPAMAYACAK

                                             EMLAKÇILIKTA YETKİ BELGESİ


                               YETKİ BELGESİ OLMAYAN EMLAKÇILIK YAPAMAYACAK


14 Aralık 2020 Pazartesi

Kentsel Dönüşümde SPK lisanslı bir firmadan değerleme raporu alınmalı mıdır?

 


Kentsel dönüşüm sürecinde değerleme raporu ne zaman gerekiyor ?

6306 sayılı yasa kapsamında riskli yapı statüsünde olan yapılar için apartman toplantısı ne zaman yapılmalı ve prosedürleri nelerdir? SPK lisanslı bir firmadan değerleme raporu alınmalı mıdır?  

Risk analizi yapılıp riskli yapı ilan edilen her taşınmaz için uygulanacak olan prosedür 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm yasasıdır.

1-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında maliklerin 6306 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğinin 15/2.maddesinde ki toplantıyı yapma zamanı riskli yapı statüsünün kesinleşme anıdır. Riskli yapı kesinleşmeden bu toplantı yapılamaz. Öncesinde yapılan toplantılarda oy birliği sağlanamamış ise geçerli değildir. Apartman malikleri binanın yıkılması konusunda heyet oluşturma, teklif toplamak gibi konular için kat mülkiyeti kanunu olağanüstü toplantı yöntemini kullanabilirler ancak 6306 sayılı yasa kapsamında karar almak için mecburen 6306 sayılı yasanın belirlediği toplantı usulüne uymak zorundadırlar ve bu toplantı riskli yapı kesinleştikten sonra yapılabilir. Riskli yapı tapudan gelen riskli yapı yazısına 15 gün içinde itiraz edilmişse itirazın reddinden sonra, itiraz edilmemişse 15.günün sonunda kesinleşir ve bu toplantı yapılabilir.

2-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantılarda gündemin önceden bildirilmesi ve tebligatın belli bir süre önce yapılması zorunluluğu yoktur. Yani kat maliklerine tebligatın yapılması şartı ile (tebligatın elden, iadeli taahhütlü, noter marifeti vb. ile yapılması halinde) toplantı her zaman yapılabilir.

3-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantı öncesinde SPK lisanslı değerleme şirketleri tarafından hazırlanan değerleme raporu alınmak zorundadır. Değerleme raporlarında binanın mevcut durumu ve değeri ile arsa payı değerleri yer almak zorundadır.

4-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantı bina arsa malikleri/hak sahipleri toplantısıdır. Bir dairede %1 veya daha az hissesi olanlar da toplantıya davet edilmek zorundadır. Karar alırken de bu hissedarların hepsi farklı istikamette oy kullanabilirler. Yani bir dairede hissedarların bir kısmı bir projeye bir kısmı başka bir projeye oy verebilirler.

5- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantıda alınan kararlar Bina Ortak Karar Protokolü adı verilen bir metne yazılacaktır.

6- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında riskli yapı ilan edilen taşınmaz için yapılacak olan genel kurulda 

a)    Divan heyeti seçilir

b)    Genel kurulda verilecek olan teklifler (inşaat şirketi, yapım şekli, proje ve detayları içeren) sunulur

c)    SPK lisanslı değerleme raporu okunur. İsteyen arsa payı sahibi /hak sahibine bu rapor verilir

d)    Teklifler ve değerleme raporu okunduktan sonra oy birliği ile anlaşmaya çalışılır, sağlanamazsa arsa payı çoğunluğunun 2/3’ü ile karar alınır. (Kanunun geçen 2/3 çoğunluk, malik sayısının 2/3 çoğunluğu değil, sahip olunan hisseler oranında maliklerin 2/3 çoğunluğudur) Alınan karar inşaat firmasına, yapım şekline ve projeye yöneliktir. 

e)    Karara katılmayan veya toplantıya gelmeyen 1/3 azınlığa 15 günlük uyarı ihtarnamesi gönderilmesine karar verilir.

7- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında karara katılmayan 1/3’e toplantı sonrasında noterden ihtarname gönderilerek 15 günlük süre içerisinde alınan karara katılım istenmek zorundadır.  Bu ihtarname ekine genel kurulda alınan bina ortak karar protokolü, değerlendirme raporu sonuç kısmı, kabul edilen kat planlarını da içerir proje ve maliklerce imzalanmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi örneği eklenmelidir. Karara katılmamaları halinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm İl Müdürlüğüne Değerleme raporu ile başvuru yapılarak itiraz eden hisselerin satışı yoluna gidilir.

8- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında mevcut süreçlere uyulmadan yapılacak olan toplantılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edilerek yenilenmesi istenebilecektir.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var