24 Nisan 2012 Salı

'Buradaki binaların yüzde 90'ını yıkacağız!'

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında Kumburgaz sahil şeridinde bulunan binaların yüzde 90'ının yıkılacağını söyledi.

”Kentsel Dönüşüm Projesini” önemsediğini dile getiren Başkan Akgün, "Herkesin bildiği gibi 40-50 yılı doldurmuş, kumun üzerine gelişi güzel yapılmış bu binaların ayakta kalması mümkün değil, hepsi yıkılacak. Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında bu binaları yıkarak binlerce vatandaşın hayatını kurtaracağız" dedi.

Bilim adamlarının, belediye başkanlarının görevlerinin halka gerçekleri anlatmak ve onları doğru bilgilendirmek olduğunu söyleyen Akgün, "Bunu sadece belediye başkanları, hükümet düşünmeyecek, vatandaş da düşünecek. Gelip demirleri dahi çürümüş binaların içine sonunu düşünerek girmeyecek" şeklinde konuştu.

BAKAN BAYRAKTAR'LA SIK SIK GÖRÜŞÜYORUZ

12 km olan Kumburgaz Sahil şeridi üzerindeki olası bir depremde yıkılmaya mahkum olan bu yapıların tamamını kaldırmayı istediklerini söyleyen Akgün, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’la bu konuda sık sık görüştüklerini belirtti.

Akgün, "Bakan bu bölgeye ve bu projeye özel önem veriyor. Önümüzdeki hafta yeniden görüşerek gerekirse bölgeyi birlikte gezeceğiz ve projeyi hızlandıracağız" dedi.
Vatan

Ev sahibinden kiracıya...Yıllarca saklanan varilden ceset çıktı: 1 gözaltı

Ruhan YALÇIN/TEKİRDAĞ, (DHA) -
TEKİRDAĞ’da etrafı bakır saçla kaplanan ve ağır kokular gelen varili açan jandarma ekipleri, uzun süre önce öldüğü belirlenen bir kişinin cesedini buldu. Olayla ilgili asansör tamircisi 40 yaşındaki Hasan Cüneyöz gözaltına alındı.
Tekirdağ Değirmenaltı Mahallesi’ndeki Aydoğan Ermiş’in tek katlı müstakil evinde 17 yıl tek başına kiracı olarak oturan Hasan Cüneyöz, 2 yıl önce Çanakkale’nin Biga İlçesi’ne taşındı. Bir süre önce ev sahibi Aydoğar Ermiş, kiracısı Hasan Cüneyöz’ün taşınmadan önce bahçesine koyduğu yaklaşık 100 kilo ağırlığındaki etrafı bakır saçla kaplı varili hurdacıya 70 liraya sattı. Hurdacı, ertesi gün varilin kötü koktuğunu belirterek Aydoğan Ermiş’e iade etti. Ermiş bunun üzerine varili su deposu yapmak için Değirmenaltı Mahallesi’ndeki kiracısının oturduğu evden merkeze bağlı Barbaros Beldesi’ndeki yazlığına götürdü. Dışı saçlarla kaplı varilden gelen kötü kokuları kendisi de fark eden Ermiş, eski kiracısı Hasan Cüneyöz’ü aradı. Bunun üzerine Cüneyöz ev sahibine varile asla dokunmamasını, hemen gelip alacağını söyledi.
Durumdan şüphelenen ev sahibi Aydoğan Ermiş, durumu jandarmaya haber verdi. Gelen ekipler, kesilerek açılan varilin içerisinde ne kadar süre önce öldüğü ve cinsiyeti ve kimliği belirlenemeyen bir ceset buldu.
Bir süre sonra cinayet şüphelisi Hasan Cüneyöz, kiraladığı 17 KL 989 plakalı otomobille Çanakkale’den varili almak için Tekirdağ’a geldi. Ancak, yazlık çevresinde jandarmaları görünce kaçtı. Bunu fark eden jandarma ekipleri, plakası belirlenen otomobilin kiralık olduğunu belirledi ve kiralayan firma ile irtibata geçti. Otomobilde araç takip sistemi olduğu belirlenince, uydu verilerine göre otomobilin feribotla Gelibolu’dan Lapseki’ye geçtiği tespit edildi. Jandarma ekiplerinin verdiği bilgi üzerine Lapseki İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri Cüneyöz’ü sabaha karşı gözaltına aldı. Cüneyöz Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı ekiplerine teslim edilirken, ceset varille birlikte otopsi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Cüneyöz’ün jandarmadaki sorgusu sürüyor.
CESEDİ 8 YIL VARİLDE SAKLAMIŞ
Tekirdağ’da varilde bulunan cesedin 8 yıl önce ortadan kaybolan evli ve 2 çocuk babası 1972 doğumlu Hüseyin Özan’a ait olduğu belirlendi.
YUMRUKLA VURARAK ÖLDÜRMÜŞ
İfadesinde cinayeti kabul eden ve nasıl işlediğini anlatan asansör tamircisi Hasan Cüneyöz, cesedi kokmasın diye 8 yıl önce varile koyduğunu ve etrafını bakır saçla kaynattığını söyledi. Olayın yıllar sonra ortaya çıkmasına şaşırdığını anlatan Cüneyez ifadesinde şunları söyledi:
"Asansör işi yapan patronum biriken maaşımı vermedi. 2004 yılında evimde alkol alıyorduk. Paramı istedim vermedi. Ben de alkollü olan patronumu yumrukla vurarak öldürdüm. Daha sonra bahçedeki varile koydum. Varili de ceset kokmasın diye saçla kaynattım, etrafını köpük ve gazetelerle kapladım" dedi.
ALMANYA’YA KAÇTI DEMİŞ
Hasan Cüneyöz, Hüseyin Özan’ın eşi Zeynep Özan’a ise öldürdükten sonra "Yenge, patronumun çok borcu var. Almanya’ya kaçtı. Bir daha gelmeyecek. Ondan umudu kes" dediğini belirtildi.

Böylesi filmlerde olmaz :Emlak Dolandırıcılığı

İSTANBUL - İstanbul'da filmlere konu olacak dolandırıcılık...  Süper lüks yaşamıyla güven kazanan Osman G., ağına bir işadamını düşürdü. '75 konut karşılığı' 12 milyon lira çarptı. Bölgenin hafriyat alanı olduğunu öğrenen işadamı şokta...
İşte İstanbul'da toplam 15 milyon lirayı bulan vurgunun cezaevinde biten öyküsü.... İddialara göre Osman G. işe kardeşi İhsan G.'nin bilgileriyle, kendisine onun adına nüfus cüzdanı çıkartmakla başladı.

- 2011 yılında İstanbul'da bir gayrimenkul şirketi kurdu. Kendisine çok lüks bir ofis açtı. İşadamlarına kendisini Kervansaray Otel ve Ceylan Tekstil'in ortağıymış gibi tanıttı.

- 'İhsan G. adına çıkarttığı' kimlikle, toplam 3 milyon liralık 3 adet Mercedes, 2012 model Land Rover, 2012 model Ferrari, 2011 model bir Audi aldı. İlk kazığı da galericilere attı.

- Yavaş yavaş ünlü patronlarla tanışmaya başladı, yemekler yedi.

OTEL ÇALIŞANIYLA ANLAŞTI
- Bir işadamı ve beraberindeki grubu Antalya Lara'daki lüks bir otelde ağırladı. 'Buranın ortağıyım' dedi. Her şeyi ince ince düşünmüştü. Otel çalışanlarıyla önceden anlaşmış, kendisine 'patron' gibi davranılmasını sağlamıştı.

- Davetlileri 150 metrekarelik bir otelde ağırladı. Hizmetlerine özel şoförlü bir Mercedes verdi.

- İşadamlarına 'Esenyurt'ta konut projemiz var. Özyurtlar ve Fi-Yapı ile 300 konutluk proje yapıyoruz' dedi. Sahte projeleri gösterdi.

- İşadamını sözde inşaat alanına da götürdü. Güven kazanmak için ünlü işadamlarının yanına sızdığı fotoğraf karelerini gösterdi.

- İşadamını ağına düşüren Osman G., 75 konut karşılığı 12 milyon liralık protokole imza attı. Parayı alıp ortadan kayboldu.

- Durumdan şüphelenen patron, belediyeye gitti, inşaat alanıyla ilgili bilgi almak istediğini söyledi. Yetkililer ise gösterdiği alanın harfiyat alanı olduğunu, inşaat ruhsatı bulunmadığını belirtti. (Akşam)

- Dolandırıldığını anlayan işadamı adamı soluğu savcılıkta aldı, şikayetçi oldu.  Devreye Mali Şube girdi.

KARDEŞİNİ BİLE SUÇLADI
- Osman G. yakalandı ama ısrarla 'İhsan G.' olduğunu söyledi. Kardeşinin, kendi kimliğiyle suç işlediğini, çok mağdur olduğunu anlattı.

- İzmir'de de 8 ayrı suçtan İhsan G. adına arandığı ortaya çıktı. Mahkemede İhsan G. olduğunu yineledi, serbest kaldı.

- Polis peşini bırakmadı. İzmir Emniyeti, Karşıyaka Nüfus Müdürlüğü, Evlendirme Dairesi ve ÖSYM'den belgeleri istendi. ÖSYM'den gelen sınav giriş ve evlilik belgelerindeki fotoğraflar zanlıyı ele verdi. Osman G. tutuklandı.


Kaynak : http://www.gazeteport.com.tr/haber/91317/boylesi_filmlerde_olmaz#ixzz1swQGq9I4

Ekonomik kriz siyasi krize dönüşüyor

23 Nisan'da Türkiye tatildeyken Avrupa'da taşlar yerinden oynadı. Fransa ve Hollanda'dan gelen haberlerin etkisi ile endeksler alt üst oldu.

Haftanın ilk işlem gününde Türkiye 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlarken Fransa'da Sarkozy'nin koltuğu kaybedeceği daha da netleşti. Holland ilk seçimde beklentiler dahilinde Sarkozy'nin önüne geçti ve piyasalar Holland'ın Fransa'nın başına gelecek olmasından endişe duyuyor. 1958 yılındna beri ilk kez bir cumhurbaşkanı ilk turda elenmiş oldu. Fransa seçimlerine esas kazanan Marine Le Pen'in temsilciliğini yaptığı milliyetçi kanat oldu. Yüzde 20'ye yakın oy alan aşırı milliyetçi partinin lideri  Le Pen euroya hayır demesi ile dikkat çekiyor. Avrupa birliğinin tehdit altında olduğu algısını güçlenirken ekonomi boyutunda Holland Avrupa'nın Merkel dayatması ile başlayan kemer sıkmanın yanlış olduğunu büyüme odaklı politikaların tercih edilmesi gerektiğini savunuyor.

Bunun yanı sıra Hollanda'da bütçe kesintileri nedeniyle anlaşamayan hükümet Başbakan'ın kraliçeye istifasını sunmasıyla sonuçlandı. 9.5 milyar euroluk kemer sıkma pakatinin parlementodan geçmemesi sonrasında Kraliçe istifayı değerlendireceğini, şimdilik beklemeye aldığını söylemesi sonrasında AAA kredi notun sahip ülkenini CDS'leri ve faizleri yükseldi. 5 yıllık Alman tahvili yüzde 0.61 ile euronun kabulündne beri en düşük seviyelere geriledi.

Bu gelişmelerin hisse senetlerine yansımalarının bakıldığında yüzde 3 üzerine kayıplar gözlendi. Avrupa PMI 47.9 ile beklentilerin altında kalması ve 5 ayın en düşük seviyelerine gerilemesine, sabah saatlerinde Çin PMI verisi ile moralleri bozmuştu.

Avrupa borsalarının dün yaşanan sert düşüşlerin ardından bugün yönlerini yukarı çevirmeleri bekleniyor. Analistler, dün yaşanan düşüşlerin ardından ABD vadeli endekslerinde de bugün yönün yukarı olduğuna işaret ediyorlar. IG Markets, FTSE 100'ün 19, Dax'ın 45 ve Cac-40'ın 17 puan artıda açılacağını tanmin ediyor.

Avrupa'da bunlar yaşanırken ABD gün içinde yüzde 1'lere varan kayıplar sonrasında kapanışa doğru nagatif seyir devam etti. Dow Jones endeksi yüzde 0,72 kayıpla 12,934 puanda, S&P 500 endeksi yüzde 0,81 kayıpla 1,367 puanda, Nasdaq endeksi yüzde 0,94 kayıpla 2,972 puanda işlem gördü. Euro, günün ilerleyen saatlerinde dolara karşı değerlendi.  ABD'de Wal Mart'ın Meksika birimindeki rüşvet skandalı da endekslerdeki düşüşe destek verdi.  ABD'de dünkü kayıplar sonrasında hafif tepki alımları var.

Asya'da Çin'de bankaların karlılık rakamlarının 4 yılın zirvesinde olması bardağın dolu tarafı olurken genel itibariyle Asya'da görünüm karışık.

İMKB'de üç günlük tatilin ardından endeksler bugün işlem başlıyor. Geçen hafta İMKB 100 endeksi haftalık bazda % 0.76 değer kaybetmiş, endeks 60123 puan seviyesinden kapanmıştı.

Yeni günde para piyasalarında dolar TL 179 olurken euro TL 2.3621 sepet kur tarafında 2.0788. Euro Dolar paritesi ise yeni günde 1.3158.

Emtialar cephesinde altın 1.636 ABD ham petrolü 103.05 ve Brent Petrol 118.62 seviyesinde.

VERİ GÜNDEMİ
ABD'de bugün Fed Açık Piyasa Komitesi toplanıyor. Toplantı yarın son erecek. Fed Başkanı Bernanke yarın TSİ 19.30'da açıklanacak toplantı sonucunun ardından TSİ 21.15'te bir basın toplantısı düzenleyecek.
ABD veri gündeminde bugün Şubat ayı Case Shiller konut fiyatları endeksi, Mart ayı yeni konut satışları ve Nisan ayı Conference Board tüketici güven endeksi verileri beklenirken bilançolar tarafında ABD kapanışının ardından Apple ilk çeyrek sonuçlarını açıklayacak.
İçeride bugün Nisan ayı kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi açıklanacak. Bugün ayrıca Hazine'nin 2 ve 10 yıl vadeli devlet tahvilleri ile 11 ay vadeli hazine bonosunun yeniden ihracı için ihaleleri izlenecek.
Avrupa´da İtalya ve İspanya´nın borçlanma ihaleleri var.

Piyasalarda Mehter Marşı zamanı

Dünya ekonomileri yine kara bulutlar altında yön bulmaya çalışıyor. Ekonomilerde düzeltme hareketinin devam etmesi beklentisinin yanı sıra bu hareketin çok yavaş olacağı görüşü ortak.
THE LİRA/ÖZEL-2007 sonunda alarm veren ve 2008’de başlayan ekonomik kriz 2009’da zirve yapmış, 2010 nispeten toparlanma yılı olarak kayda geçmişti. 2011’e gelindiğinde ise Avrupa’nın borç krizi ayan beyan ortalığa döküldü ve inkar edilmeyecek bir şekilde boyutlara geldi.

Artık küresel ekonomide iyileşmede bahsetmek çok zor bir hale geldi. İki iler bir geri giderek akıllara ‘Mehter Marşı’nı getiren piyasa hareketleri ilkbaharda daha kötümser bir faza girdi.
Son haftalarda Avrupa’da bono faizlerinin tırmanması, ABD’de artan petrol fiyatlarının harcama gücünü sarsması ve buna bağlı olarak tüketici güveni alt üst etmesi işçi alma konusundaki ürkeklik daha belirgin hale gelirken endekslerde de bunun etkisi gözleniyor.
Son dönemde varlığının hissedilmediği ekonomideki düzeltme hissi bahar rüzgarları ile uçup gitti. Yeniden siyah bulutların geldiği en yetkin ağızlardan da doğrulandı. IMF Başkanı Lagarde'ın bile iş konusunda kendi oğlu için endişelendiğini açıklaması beklide son damla oldu.
Ekonomik düzelmenin bu yıl çok zayıflayacağını ama devam edeceğini öngörüsünü paylaşan piyasa uzmanları iyi gelen Ocak Şubat verileri sonrasında baharla birlikte havanın yeniden bozduğunu kaydediyorlar.
Finans dünyasındaki zayıflık büyüme tarafında beklentilerin altında kalan veriler ve geçtiğimiz hafta IMF’den gelen görünüm raporunda Euro bölgesi banklarının 2.6 trilyon dolarlık küçülme öngörüsü ile birlikte analistler düşük maliyetli ve uzun vadeli refinansman operasyonun etkisinin çok geçtiğini savunuyorlar. Avrupa ve ABD finans sisteminin birbirlerine göbekten bağlı olması ve geçtiğimiz hafta zarar yazan bilanço sonrasında krizde ilk gidecek olan Morgan Stanley olabilir mi sorularının yükselmesi düzelme için daha uzun bir yol olduğunu algısını güçlendirdi.
Mart ayında istihdam datası ile ilk hayal kırıklığını yaşayan piyasalar, petroldeki sert yükseliş ile sallanırken, üçüncü hayal kırıklığını seçim sürecinin yarattığı bilinmezlik oluşturdu.
Pek çok piyasa oyuncusu Avrupa’daki İspanya, İtalya gibi büyük ekonomilerin büyüme konusunda zorlukları ABD tarafında kötü gelen veriler ile birleşmesini bahar için daha fazla beklenmesi gerektiği yönünde yorumluyor. Tek bir doğrultuda gidemeyen ekonomini iki ileri bir geri teposunun devamı öngörülüyor.

Tehdit ikiye katladı...

Wall Street devleri krizle birlikte biraz silkelense de yeniden tehdit olmaya başladı. Bir dönem batmak için çok büyük denilen bankalar artık daha da büyük.
THELİRA/ÖZEL-ABD bankları yeniden gündemde. Küresel ekonominin krizle yüzleştiği dönemde ABD’de Lehman’ın batışı ile bankalar sorgulanmış pek çok bankada ya battı ya devletleştirildi ya da daha büyük bir balık tarafından yutuldu.
Sıkıntılar arttığı dönemde Wall Street’in bazı devleri için AIG gibi batmak için çok büyük kavramı ortaya atıldı. Bu süreç sonrasında bankaların küçüldüğünü gördük. Küresel krizin patlak vermesinin üzerinden neredeyse 4 yıl geçtikten sonra yeniden Wall Street’e dönüldüğünde artık bankaların batmak için daha da büyük olduğunu görülüyor.
Başkan Obama’nın finansal risk unsuru olan kuruluşların sistemden temizleneceği sözünü vermesinin üzerinden iki yıl geçtiğinde finansal erime sonrasında rakamlar artık daha da büyüdüğü ortaya çıktı.
ABD’nin beş büyük bankası JP Morgan, Bank of America, Citigroup, Wells Fargo ve Goldman Sachs rakamlarına bakıldığında 2011 sonunda bankaların varlıklarının 8.5 trilyon dolar daha arttırdığı görülüyor. FED verilerine göre bu rakam ABD ekonominsin yüzde 56’sını oluşturuyor. Krizden önceki dönem bakıldığında ise yani 5 yıl önceye dönüldüğünde rakamın ABD ekonomisinin yüzde 43’ünü denk geldiği görülüyor.
5 büyük bugün on yıl öncesine göre iki kat büyürken 2008’de yaşanan felaketin yeniden kapıda olduğunu ortaya çıkıyor. Batmak için çok büyük olduğu için korku yaratan bankalar artık daha da büyükler.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Hele bir de borcu olanların durumunu düşünemiyorum.Şu anda bir bankadan kredi alayım da bir evim olsun diye içinden geçirenleri de bu vesileyle uyarmış olayım...



Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran yazdıVefa Turhan'dan korkutan uyarı! 'Ne kadar dayanırız'a verilen şok yanıt
Ekonominin önemini maalesef CHP'ye anlatamadım

Dünyanın en önemli ekonomistleri arasında gösterilen Prof. Vefa Turhan'ın CHP'ye ekonomik danışmanlığı uzun sürmedi. İstifasının nedenini anlatan Prof. Turhan'ın Türkiye'ye dair çarpıcı uyarıları da var.

NEDEN


Prof. Vefa Tarhan, European Economic Association tarafından dünyanın en önemli 1000 ekonomisti arasında 107. sırada gösterilmiş bir bilim insanı. Northwestern ve Washington Üniversitelerinde yıllarca ders verdi, birkaç kez yılın en değerli profesörü seçildi. 2011’de Loyola üniversitesi’nde yılın en başarılı araştırmacısı ödülünü almıştı. Geçen yıl mayıs ayında ABD’deki işlerini yavaşlattı, danışmanlık yaptığı şirketlerden müsaade istedi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekonomi danışmanı oldu.


Pek önemli görülen bu birliktelik Prof. Tarhan’ın geçen haftaki istifasıyla son buldu. Niye? Hem istifanın sebebini hem de Türkiye ekonomisini konuştuk.


Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekonomi danışmanıydınız ama geçen hafta istifa ettiniz, neden?

Ben Türkiye’nin ekonomi politikalarıyla ilgili çok çarpıcı analiz ve eleştirilerde bulunuyordum. Bunların zamanında kullanılması gerekiyordu ama kullanılmadı.

Nasıl kullanılması gerekiyordu?

Bir muhalefet aracı olarak. Üstelik sadece eleştiri değil, çözüm önerileri de sunuyordum fakat dikkate alınmadı. Ben bu iş için hiçbir ücret talep etmediğim gibi masraflarımı da kendim karşıladım. ABD’den Türkiye’ye 9 kez geldim, ABD’de yaptığım danışmanlık görevimi bırakmak zorunda kaldım. Yani ciddi bir maddi kaybım oldu. Faydam dokunabilseydi bunların elbette hiçbir önemi olmayacaktı. Ama önerilerimin dikkate alınmadığını gördüm. Mesela Sayın Kılıçdaroğlu nasıl çeşitli davalarla ya da uzun tutukluluk süreleriyle ilgili çıkıp anında açıklama yapıyor, benim ekonomi eleştirilerimi de böyle kullanabilirdi. Yapmadı. Ki ben ona kamuoyuna anlatabileceği alternatifler de sunuyordum. Yani sadece AK Parti politikasını eleştirmeyecek, aynı zamanda çözümü de anlatacaktı. Bunu da yapmadı.

Bu yüzden mi bıraktınız?



Benim için önemli olan sabah kalktığımda aynaya bakarken rahat olmak. Ben CHP’ye ekonomi danışmanı olduğumda ciddi bir beklenti olmuştu. ıçimden düşündüm; birileri çıkıp diyebilir ki ‘Vefa Tarhan bu göreve geleli 10 ay oldu ama CHP hâlâ en zayıf olduğu konu olan ekonomide bir söz söyleyemedi. Vefa Tarhan hiçbir iş yapmıyor!’ ışte bu fikir beni çok üzdü ve bıraktım.

Peki neden sizin önerilerinizi kullanmadı CHP? Ekonomiye önem vermediği için mi, önerilerinizi beğenmediği için mi?


Keşke ikincisi olsaydı, beğenmeseydi ve böylece ekonomi üstüne yapıcı bir tartışma yapabilseydik… Hiç kimse bana bir karşı görüş sunmadı. Tam aksine Kemal Bey önerilerimi çok doğru bulduğunu söylüyordu. Ve okuyordu da raporlarımı. Çünkü örneğin bir konu üstünde konuşurken, bunu ikinci raporunuzda belirtmiştiniz derdi. Yani sebep görüş ayrılığı değildi. Öyleyse niçin böyle oldu? şu anda da biraz duygusalım. O bakımdan bunun nedenini bilimsel manada tahlil edemiyorum.

Sizin sözlerinizden, CHP’nin ekonomiyle ilgili bir politika veya muhalefet üretmek gibi bir derdi olmadığı sonucunu çıkarabilir miyim?


Evet belki de sebep budur. Yahut da benim danışman olmamla parti dengeleri içinde problem olmuş olabilir. Sonuç olarak ben partiye bir bakıma helikopterle inmiştim ve bu benim sahamda çalışan bazı partilileri rahatsız etmiş olabilir. Gerçekten bilmiyorum.

Peki siz ekonomiye olan bu ilgisizliği sorgulamadınız mı?


Elbette sorguladım. Cevap olarak, “Zamanı geldiğinde sizin fikirleriniz kullanılacak” denildi. Bir başka cevap da şuydu: Türkiye’nin gündeminde şu anda daha önemli konular var. Benim bunu anlamama imkân yok çünkü halk nezdinde CHP’nin en zayıf noktasının ekonomi politikaları olduğunu CHP’nin kendisi bilmiyor olamaz. Ki anketlerde de çıkıyor; insanlar “CHP’nin ekonomi alanında ne yapacağını bilmiyoruz” diyorlar.

Siz hangi saikle CHP’ye danışman olmuştunuz 10 ay önce?


Öncelikle onlar beni bulmadı, ben onlara gittim. Ben Merzifonlu, babasını erken yaşta kaybetmiş bir insanım. Kazandığım burslar sayesinde çok iyi bir eğitim aldım, önemli bir ekonomist oldum, bu seviyeye geldim. Son 4-5 yıldır ülkeme bir katkı yapmanın fırsatını kolluyordum. Bir bakıma isterdim ki, doktor olayım yılın çeşitli aylarında gelip memleketin yoksul hastanelerinde hasta bakayım. Bir faydam olsun… Kendi sahamda da bunu ancak bir tür ekonomi danışmanlığı şeklinde yapabilirdim. O nedenle CHP’ye gittim. Ama maalesef ekonominin önemini onlara anlatamadım.

AK Parti’ye gitseydiniz, belki daha mı faydalı olurdu?


Ama benim politik felsefem sosyal demokrat felsefedir. Yani sırf iktidarın, gücün yanında olmak için felsefemi yok sayamazdım. Ben size ekonomik olarak sosyal demokratlık nasıl olur anlatayım: Pazar ekonomisi dünyanın en randımanlı ekonomisidir. Yani devletin ekonomiye karışmamasını isterim. Fakat sistemin mağdur ettiği insanlar için devletin bir emniyet bağı oluşturması gerektiğini de düşünürüm. Devlet ekonomiye müdahale etmeyecek ama mağdurlara destek olacak. Benim felsefem bu.

Siz CHP’ye hangi konularda önerilerde bulunmuştunuz da dikkate alınmadı?



Örneğin hükümetin açıkladığı teşvik paketi, cari açık yahut da ekonominin sağlıksız büyümesi... Gerçekten bu büyümeyle ilgili ciddi endişelerim var.


Ne gibi?
Örneğin bir şirketiniz var. Bu şirketin büyümesi için satışlarınızın artması lazım. Tabii bir de satışlarınızı destekleyecek bir envanter… Envanter dediğim, birtakım ticari alacaklarınızın, fabrikalarınızın vesaire olması gerekli. Eğer satışlarınız 100 iken 150’ye çıktıysa harika, değil mi? Ama bu durumda elinizdeki envanter 150’ye yetmeyecek. Sağlıksızlık burada başlar. Örneğin ABD’de internet balonu böyle patladı, o şirketlerin yüzde 98’i iflas etti. ılk başta birçok kişi çılgınlar gibi bu şirketlere yatırım yapmıştı fakat sonradan anlaşıldı ki ufukta kâr yok. O zaman musluğu kıstılar ve şirketler battı. Öbür taraftan Microsoft 1986’dan beri büyüyor ve her ay şirketin kasasına 2 milyar dolar kâr giriyor. Yani büyüyor ama kârla. Biz ise Türkiye olarak büyüyoruz ama cari açıkla, yani zararla.

Çözüm öneriniz nedir cari açıkla ilgili?


Kısa vadede büyüme ivmesini azaltmak. Biliyorsunuz Türkiye cari açıkta yüzde 10.3 oranla geçen sene dünya birincisi oldu. 2003 yılında 1 dolarlık ihracat için, 1.47 dolar ithalat yapmamız gerekmiş. 2011 rakamı 1.79 dolara gelmiş. Yani kabaca baktığınızda ihracat da ithalat da artıyor ama asıl vahim olan aradaki uçurumun da aynı hızla büyümesi. Geometrik olarak hem de… Herkes sanıyor ki, cari açık tek problem. Hayır değil. Bir cari açığın kendisi var, bir de bu açığı kapatmak için nereden para bulduğunuz konusu. Türkiye bu açığın yüzde 60’ını çok uzun bir süre sıcak parayla, yani bugün var ama yarın kaçabilecek yabancıların getirdiği parayla kapatmaya çalıştı. Geçen yıl borsa oynadığında yabancı yatırımın bir kısmı kaçtı. Sayın Babacan o günlerde giden yatırımcının çok küçük bir miktar olduğundan söz etmişti. Halbuki önemli olan bu adamların kaçması değil, -ki zaten şu andaki kaçmama sebebi kaçamıyor olmasıdır- gelecek sene yeni yatırım yapıp yapmayacağıdır.

Siz ABD’li yatırımcılarla bu konuyu konuşuyor musunuz, onlar nasıl bakıyor?


Washington’da bir konferansta bazı yatırımcılarla görüşmüştüm. Sıcak para getiren portfolyo yatırımları konusunda çekingendiler. Nitekim son sekiz ay içerisinde bu yatırımlar da yüzde 50’den, yüzde 17’ye düştü. şimdi deniyor ki, biz en istikrarlı, en sağlıklı ekonomiyiz. Halbuki 2002-2010 arasında dünyada yapılan doğrudan yatırımın yüzde 1’i bile Türkiye’ye gelmemiş. Madem bu kadar sağlıklıyız, niye yabancı şirketler sana yatırım yapmıyor.

Yatırım yüzde 73 artmadı mı?


Bunun aldatıcı bir rakam olduğunu söyleyeyim. Tabii kulağa hoş geliyor yüzde 73. Halbuki 10 yıl önce de dünyadaki yatırımların Türkiye’ye gelen kısmı yüzde 1 değildi, yine yüzde 1 bile değil. Yani bize doğrudan yatırımdan para gelmiyor. Buna karşılık ne yapıyoruz? Cari açığımızı kapatmak için elimize güçlükle geçirdiğimiz dövizleri yiyoruz. Bu duruma düştük. Kimse bunun farkında değil.

Yeterince döviz rezervimiz var deniliyor?



Evet Merkez Bankası’nda 93 milyar dolar olduğu söyleniyor, halbuki o da gerçek bir rakam değil, yani o 93 milyarın içinde diğer bankaların Merkez Bankası’na yatırdıkları da var. Dolayısıyla 93 milyar net rakam değil çünkü o paranın tamamı Merkez Bankası’na ait değil. Net rakam, altın dahil, 36 milyardır. E bu rezerv daha ne kadar dayanır?

Ne kadar dayanır?



Böyle giderse, 1-2 sene içerisinde IMF’nin kapısındayız. Yani borç almak zorunda kalacağız. Bakın, başka yapısal sorunlarımız da var: Türkiye iç taleple yani tüketerek büyüyor. Çünkü tüketirken dünyanın vergisini ödüyoruz. Peki tüketim yavaşladığında ne olacak? Vergi tahsilatları azalacak, işsizlik artacak.

Hükümetin bunlara karşı emniyet subapları hazırlamadığını nereden biliyoruz?


Valla birisi bana göstersin o zaman, çünkü bakınca görünmüyor. Bugüne kadar en kolay yapısal reformlar bile yapılmadı. Gırtlağımıza kadar borç içindeyiz. şirketler, bireyler olarak… Yakında devlet de bu noktaya gelecek. Çünkü hükümetin adımları derinlikli ekonomik analizlere dayanmıyor. Bakın bu teşvik paketi de mali disiplini fena halde bozacak, göreceksiniz.

Tüm bunlar belirli bir maaşı olan biz sıradan vatandaşları nasıl etkiler?



Bir kere şirketler önümüzdeki 1 sene içinde çalışanların maaşına bugün yaptıkları kadar bile zam yapamayacak. Bu arada enflasyon artacak, herkesin yaşam standardı düşecek. Hele bir de borcu olanların durumunu düşünemiyorum. Şu anda bir bankadan kredi alayım da bir evim olsun diye içinden geçirenleri de bu vesileyle uyarmış olayım: Bu çılgınlık olur, kesinlikle yapmayın. Kredi kartı borçlarının da giderek ödenemez hale gelmesiyle, bankacılık sistemi de kötü etkilenecek. Maalesef durum bu ve ben ciddi biçimde endişeliyim.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var