23 Haziran 2012 Cumartesi

Kiracının saltanatı başlamadan bitti

1 Temmuz’da yürürlüğe girecek Borçlar Kanunu’nda kiracılar lehine 10 kritik madde bulunuyordu

Gülümhan GÜLTEN
1 Temmuz’da yürürlüğe girecek Borçlar Kanunu’nda kiracılar lehine 10 kritik madde bulunuyordu. TBMM kapanmasına 1 hafta kala bu kanunda kiracıları koruyan 10 maddenin yürürlüğünü 2020’ye erteledi.
ANKARA - Kapanmasına bir hafta kala Meclis’ten, kiracılara kötü haber geldi. 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan Borçlar Kanunu’nda kiracıları koruyan 10 kritik düzenleme, 8 yıl ertelendi. Böylece Hükümet, 1 hafta sonra uygulamaya girecek koruyucu düzenlemelerle ilgili, kiracılara son dakika golü atmış oldu. 
Geçen yıl çıkarılan Borçlar Kanunu sayesinde mevzuat tamemen kiracıyı koruyan bir hale getirilmiş, yasanın 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştı. Yasa, “Kiracılar yaşadı” yorumlarına neden olmuş ve kamuoyundan büyük destek görmüştü. Ancak son dakikada bu düzenlemeler, 2020 yılına ertelendi. 
Borçlar Kanunu’nda gece yapılan değişiklik, önceki akşam Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gündeme geldi. AKP Manisa Milletvekili Recai Berber ve arkadaşları tarafından TBMM’ye sunulan ve önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kabul edilen torba yasa teklifinde, geçen yıl çıkarılan 11 Ocak 2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kiracılarla ilgili toplam 10 maddesinin 8 yıl süreyle ertelenmesi öngörüldü. Ertelenen hükümlerin yerine ise mevcut kira sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler uygulanacak. Erteleme, vatandaşların yanı sıra şirketlerin yaptığı sözleşmeleri de kapsayacak.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nda hızla kabul edilen torba teklifte 
8 yıl sonra uygulanmasına karar verilen hükümlerin tamamı kiracıların lehine yapılmış düzenlemelerdi. Buna göre, kiranın döviz cinsinden belirlenmesi durumunda 5 yıl süreyle hiçbir şekilde kira artışının söz konusu olamayacak, evsahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacak, depozito veya güvence parası vadeli bir tasarruf hesabına yatırılacak, güvence senetlerinin ise bankaya depo edilecekti. Banka güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesi ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilecekti. Ayrıca kira artışlarının ÜFE’yi geçemeyeceği de hüküm altına alınmıştı. Ancak bu hükümlerin uygulaması 1 Temmuz 2020’ye kaldı. 
Geçtiğimiz yıl, 649 maddeden oluşan ve 22 bölüm halinde ‘temel kanun’ olarak görüşülen Borçlar Yasası, partilerin vardığı mutabakat doğrultusunda Genel Kurul’da 
‘jet’ hızıyla yasalaşmıştı. 30’ar maddeden oluşan her bölüm 3 dakikada geçmiş, tasarı, yaklaşık 2.5 saatte yasalaşmıştı. Meclis, Adalet Komisyonu’nda ilk kez 2008’de kabul edilen tasarının görüşmelerine, 2009 yılında TBMM Genel Kurulu’nda başlanmış ve ilk 2 bölümünün kabul edilmesinin ardından yarım kalmıştı. Nihayetinde yasa geçen yıl yasalaşmış ve 
1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştı.

Neler getirecekti?
- Yasaya göre, kiranın döviz cinsinden belirlenmesi durumunda 5 yıl süreyle hiçbir şekilde kira artışı söz konusu olamayacaktı.
- Ev sahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacaktı.
- Depozito veya güvence parası mutlaka vadeli bir tasarruf 
hesabına yatırılacak böylece enflasyon kaybı kaşanmayacaktı.
- Kira artışlarının ÜFE’yi geçemeyeceği hüküm altına alınmıştı.

10 milyar dolara 'Sevda'ya 4 villa!

Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın 28 yıl önce satın aldığı İstanbul Boğazı'na hakim Sevda Tepesi'nin akıbeti belli oldu. Çevre Bakanı Bayraktar, tepeye Kral'ın 4 villa yapacağını açıkladı. Bayraktar, Kral ailesinin Türkiye'ye 10 milyar dolarlık hibede bulunduğunu açıkladı.

İSTANBUL - Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Sevda Tepesi'yle ilgili son durumu Akşam Gazetesi'ne açıkladı.  Bayraktar, imar değişikliği yapılan Suudi Kral'ın arazisiyle ilgili şunları söyledi: "Kral ailesi oraya otel yapmayacak. Ailesi için villa inşa edecek, belki 4 tane. Kendisi oturacak. İmar değişikliği, orada sadece turizm amaçlı yapılabilir. Sonuçta bu da turizm yatırımı. Adam 20 küsur yıl önce satın almış, yazıktır. İmarı da çok verilmedi. Arazisi 57 dönüm, imar bin 700 metrekareden iki kat, yani 3 bin 400 metrekareye verildi. Tek bir ağaç bile kesemez. Bence oraları da korur, güzelleştirir. Süreç daha bitmedi. Büyükşehir onayladı şimdi 6 bakan ile Başbakan'ın onayından geçecek. 25 yıllık sorun çözülmüş olacak." 

10 MİLYAR DOLARLIK YARDIMIN SIRRI 

Bakan Bayraktar, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında siyasi yakınlaşma yaşandığını belirterek, bunun bölge dengeleri açısından Türkiye 'nin lehine bir durum oluşturduğunu söyledi.
Bayraktar, "Kral ailesi Türkiye 'ye yardımcı oluyor. 10 milyar dolar tutarında bir yardımı oldu" dedi. Bu rakamın hibe olduğunu belirten Bayraktar, "Dünya piyasaları krizde ve nakit darlığı var. Şimdi Suudi devleti yeni bir yardım yapabilecek" diye konuştu. 

BELEDİYE MECLİSİ'NİN KARARI
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, 07.06.2012 tarihinde, Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın Sevda Tepesi'yle ilgili mağduriyetinin giderilmesine ilişkin talebi görüşmüş ve şu kararları almıştı:  Koruya katılacak alanda Boğaziçi silüetini bozmayacak çevre ile uyumlu konaklamaya yönelik turizm tesisleri yapılabilir. 

Planlama alanı içerisindeki bitki varlıkları peyzaj değeri yüksek nitelikli ağaçlarla geliştirilerek muhafaza edilecektir. Bu alanlarda ağaç röleve projesi yapılmadan uygulama yapılamaz.

Parsel koruya katılacak alan kullanımında olup TAKS:0.06 Hmaks:7.50 m. irtifasını geçmemek kaydıyla uygulama yapılacaktır. 

Çekme mesafeleri mimari avan projede belirlenecek olup bina konturları dışında bodrum kat yapılamaz. 

Uygulama projeleri için Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu kararı alınacaktır. (akşam)

Dayakçı polislerden suçlama: Asıl biz dayak yedik

Radikal, altısı üniversite mezunu olan dokuz polisin 'savunma'sına ulaştı: Küfredip yumruk savurdu, yaralandık.

İSTANBUL - Fatih’te, hamile yakınını hastaneye yetiştirmek isteyen Ahmet Koca’yı topluca dövdükleri an görüntülenen polis memurlarının ertesi gün savcılığa giderek, Koca aleyhine ‘memura mukavemet’ iddiasıyla şikâyetçi oldukları ortaya çıktı. Dayak olayına adı karışan dokuz polisten altısı üniversite mezunu. 
Radikal , İstanbul Savcılığı’nca yürütülen, Ahmet Koca adlı erin polislerce dövülmesine ilişkin soruşturma dosyasını ele geçirdi. Açığa alınan polis memurlarından Muhammet Mustafa Gülcan, Seyit Ali Aktaş, Ahmet Gülen, Ahmet Özdemir ve Can Ahmet Akgün’ün şikâyetçi oldukları anlaşıldı. Aksaray ’daki Şehit Vedat Ulusoy Polis Merkezi Amiri Hasan Fehmi Talay’ın 18 Haziran’da savcılığa gönderdiği fezlekede, beş polis şikâyetçi, dördü de ‘tanık’. Evrakta, ‘şüpheli’ denilen Ahmet Koca’nın da ‘görevli memura mukavemet’ ettiği ileri sürüldü. Polislerin ifadeleri ile ‘Olay Yeri Tutanağı’ ve savcılığa gönderilen fezlekenin de bire bir aynı olduğu görüldü. Polislerden bazılarının ifadeleri özetle şöyle: 
Muhammet Mustafa Gülcan, Setit Ali Aktaş, Ahmet Gülen: Ahmet Gülen isimli amir vekilimiz Ahmet Koca’dan araçtan inmesini istedi. ‘Sen kimsin, kimlik vermiyorum’ dedi. Araçtan inip bizi itmeye başladı. Bağırarak, ‘Devlet benim, ben asteğmenim’ deyince askeri kimliğini istedim. Bizi itekleyerek, telefonla birilerini arayarak, Kürtçe konuşmalar yaptı. Yumruklar savurdu. Birkaç tanesi benim kafama, Ahmet Gülen’in yüzüne ve koluna isabet etti. Ekip otomuza aldık. Şehremini Polis Merkezi’ne intikal edildiği sırada fenalaştığını söyleyerek araç içerisindeki demirlere kafasını vurması üzerine kendisine daha fazla zarar vermesi engellendi. Su verdiğimiz esnada kaçmaya başladı. Yakalamak için koşmaya başladık. Polis Ahmet Özdemir’i itmesi üzerine Özdemir yere düşerek, kolundan ve bacağından yaralandı. 
Ahmet Özdemir: Meslektaşlarıma ağır küfürler edip vurduğunu görerek, müdahil olduk. Ekip aracına bindirdik. Kaçınca yaya olarak peşinden koştum. Tam yakalayacağım sırada beni itekledi ve ben yere kapaklandım. Sağ bileğimde incinme, ellerimde ve dizlerimde sıyrıklar oluştu. 
Polis Can Ahmet Akgün de takipte aracın kaza yaptığını anlattı. 

Hamile kadın da gaz yedi 
Olayla ilgili ifadesine başvurulanlar arasında Koca’nın hamile olan yakını Gurbet Arık, eşi Özgür ve Özgür’ün kardeşi Özlem ile Dilan da var. 
Gurbet Arık: Misafirlikten dönerken sancılarım oluştu. Ahmet panik halde hastane ararken polisler durdurdu, kimlik istedi. Ahmet kimliğini verdi ve asker olduğunu söyledi. Polislerden biri Ahmet’in eline vurarak, ‘Bana ne askersen’ dedi. Ardından Ahmet ve eşim Özgür araçtan indi. Polisler Ahmet’e copla vurmaya başladılar. Ahmet sadece kendini koruyordu. Eşim araya girdi. Bu sırada eşim de birkaç cop yedi. 
Özgür Arık: Aracı Ahmet kullanıyordu. Polisler yol vermemizi istedi. Ahmet elini sallayıp geç manasında hareket yaptı. Polisler yanımıza geldiler. Ahmet’ten ehliyetini istediler. Ahmet ‘Ben askerim’ dedi. Fakat asker kimliği yanında olmadığından ibraz etmedi. Polisler de ‘Bana ne senin asker olmandan’ dedi. Tartışma çıkınca Ahmet bir yerleri aradı ve Kürtçe konuştu. Polisler biber gazı kullanınca Ahmet yere düştü. Araçtan inen kardeşlerim ve eşim de biber gazından etkilendiler. 
Dilan Arık: Özgür arabadan inince yengem de indi. Bu esnada polislerin sıktığı biber gazından biz de etkilendik.

22 Haziran 2012 Cuma

Kentsel rant başlıyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 81 il valiliğinden ve belediyelerinden riskli alan ve yapıların belirlenmesini istedi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın talimatıyla gönderilen yazıyla, 81 ilin valilik ve belediyelerinden riskli alan ve yapıların tespitine başlamaları istendi. Bakanlık’tan yapılan açıklamaya göre riskli alanların belirlenmesi çalışmalarına, öncelikle birinci derecede deprem bölgelerinde yer alan illerden başlayacak.
İlk tespiti bina sahipleri yapacak
Afet riski altındaki alanların dönüşümü konusunda gönderilen yazıya göre, riskli yapıların tespiti, öncelikle yapı malikleri ve kanuni temsilcileri tarafından yaptırılacak. Riskli olduğu bilimsel raporla tespit edilen, idareye veya Bakanlığa bildirilen yapılar üzerinde 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile ilgili diğer maddeleri çerçevesinde yenileme ve dönüşüm faaliyetlerini kendileri yapabilecek. İhtiyaç duyulması halinde Bakanlık ve idare gerekli desteği sağlayacak.
Bakanlık süre vererek, hak sahipleri veya kanuni temsilcilerinden riskli yapıların tespitini isteyecek. Verilen sürede yaptırılmaması durumunda tespitler Bakanlıkça veya idarece yapılacak. Acil olan gerektiren riskli yapıların belirlenmesi, yapı maliklerince yapılabileceği gibi idarelerce maliklerin tasarrufu beklenilmeden de gerçekleştirilecek.
Riskli bina tespitine itiraz edilebilecek
Bakanlıkça veya idarece yaptırılan riskli yapı tespitlerinde, karşı malikler veya kanuni temsilcilerince 15 gün içinde çevre ve şehircilik il müdürlüklerine itiraz edebilecek. İl müdürlükleri tarafından Bakanlığa iletilecek itirazlar, Bakanlık tarafından kanun kapsamında belirlenen teknik heyet tarafından değerlendirilecek.
Risk tespitini belediyeler, il özel idareleri ve şehircilik il müdürlükleri yapacak
Riskli yapılar kanundaki yetki çerçevesinde belediyeler, il özel idareleri, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir ilçe belediyeleri ile çevre şehircilik il müdürlükleri tarafından tespit edilecek.
Müracaatları halinde, tecrübeli en az iki inşaat mühendisi ile bir jeoloji veya jeofizik mühendisi istihdam eden üniversiteler, inşaat, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odaları ve belediye şirketleri de lisanslandırılacak. Ayrıca sivil toplum kuruluşları ve diğer gerçek ve tüzel kişiler de en az iki inşaat mühendisi ile bir jeoloji ve jeofizik mühendisi bulunması halinde teknik ve mali şartları taşımaları halinde lisanslandırılacak.
Tespitler, uygulama yönetmelikleri hazırlanıncaya kadar 6 Mart 2007 tarihinde 26454 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik’teki “Mevcut Binaların Değerlendirilmesi ve Güçlendirilmesi” hükümleri kapsamında yapılacak.
Risk tespit yetkisi 1. Deprem bölgesinde belediyelere devredildi
Riskli yapıları belirleyen belediyelerin ve il özel idarelerinin ekipmanları ve kadro yetersizliği durumunda riskli yapıları valilikler belirleyecek. Belirlenen riskli alan ve yapıların imar ve kentsel tasarım projelerini belediye ve il özel idareleri kendileri yapacak, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayına sunacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı riskli alanların daha çabuk belirlenmesi için 1. deprem bölgesinde yer alan İstanbul, İzmir, Bursa, Sakarya ve Kocaeli’nin ilçe belediyelerine yetki devri yaptı.

Şiddet tapu memurlarına da yayılıyor


  • Devlet memurlarına yönelik şiddet olayları, sağlık çalışanlarından sonra tapu kadastro çalışanlarına da yayılmaya başladı.
    Bornova Tapu Müdürlüğünde çalışan bir memur ölümle tehdit edilerek fiziki ve sözlü saldırıya maruz kaldı. Tapu ve Kadastro 3. Bölge Müdürlüğüne bağlı Bornova Tapu Müdürlüğü önünde bir araya gelen tapu emekçileri, ellerinde “Tapu çalışanları olarak magandalara karşı can güvenliği istiyoruz” dövizi taşıdılar.Basın açıklamasına Memur-Sen’e bağlı Bayındır-Sen üyeleri de destek verdi.
    Burada konuşan Şube Başkanı Reşat Taş, Bornova Tapu Müdürlüğünde 18 Haziran günü meydana gelen olayın konunun ciddiyetini ortaya koyduğunu ifade etti. Görevi başındaki tapu emekçilerinin fiziki ve sözlü saldırıya maruz kalıp, ölümle tehdit edildiğini ifade eden Taş, “Tapu müdürlüklerinde yıllardır az personele çok iş yaptırılmaktadır. Öyle ki bazen mesai bitiminden sonra bile çalışanlar 3-4 saat fazla çalışmak zorunda kalıyor” diye konuştu. (İzmir/EVRENSEL)

Ev ve arsa fiyatları katlanıyor

Çeşme’de yıl içinde konut fiyatları talepteki düzenli artış nedeniyle yüzde 20 oranında arttı. Önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında yüzde 45 arsa fiyatlarının ise yüzde 20 ile 50 oranında artması bekleniyor.

Milliyet-Yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Ege’nin popüler turizm lokasyonu olan Çeşme, gayrimenkulde yatırım fırsatları sunuyor.Bir yıl içinde konut fiyatlarının yüzde 20 oranında arttığı ilçede yabancılara mülk satışının ayrıntılarının netleşmesi ile beraber konut fiyatlarında ortalama yüzde 45 seviyelerinde artış bekleniyor. Yabancıya satışın yanı sıra Çeşme’de imar aksaklıklarının düzelmesi ile arsa fiyatlarının ise yüzde 20 ila 50 oranında artacağı kaydediliyor.
Koyları, berrak denizi, deniz içinde kaynayan kükürtlü suları, yarımadanın 29 kilometreyi bulan
kıyıları boyunca dağılırken, 20’ye yakın kumsalın yer aldığı ilçede, sağlık turizmi, yat turizmi, golf turizmi gibi alternatif turizm olanakları ve turizm potansiyelinin geliştirilmesiyle ön plana çıkarılıyor.Çeşme ilçesindeki yatırımların artması ve plan değişikliği ile ilgili süreçlerin netleşmesiyle beraber konut ve arsa fiyatlarında artışlar gözlemlendiğini aktaran TSKB Gayrimenkul Değerleme AŞ İzmirŞubesi Kıdemli Değerleme Uzmanı Selda Ulaşır, Çeşme ilçesinde arsa yatırımlarına olan talebin her yıl düzenli olarak artığına dikkat çekti.
“Çeşme’de yer alan imarlı arsaların değerleri her yıl artmakta. Arsaların konut arsası, turizm arsası ve lokasyonuna bağlı olarak değer artış yüzdeleri farklılık göstermekte” diyen Ulaşır, “Genel ortalama olarak, lokasyon ve denize yakınlığı da düşünüldüğünde arsa fiyatlarındaki yüzdelik artış aralığı yüzde 20 yüzde 40 aralığında değişiyor” dedi.
İmar aksaklıkları çözüldü arsa arayışı arttı Çeşme’de yaşanan imar planı aksaklıklarının çözüme ulaşmasıyla yatırımcıların arsa arayışlarını artırdı.Ayrıca yabancıların da bölgeye talep göstermesiyle beraber Çeşme genelinde arsa fiyatlarının artış oranın minimum yüzde 50 seviyesinde olmasının beklendiğini söyleyen Ulaşır, konut imarlı arsa fiyatlarının 2012 yılı ortalamasına göre, konumuna da bağlı olarak metrekare fiyatlarının 200-500 TL aralığında değiştiğini anlattı. Ulaşır, turizm arsalarının metrekare fiyatlarının ise 700-1.200 TL aralığında değişiklik gösterdiğini söyledi.
Konutların metrekare fiyatları 3 bin TL’ye çıktı Son bir yıl içinde Çeşme’de yer alan konutların fiyatları yıllık ortalama yüzde 20 oranında artış gösterdi. “Çeşme yıllar içinde popülaritesini koruyup, artan ivmeyle gelişimini sürdüren bir ilçe oldu” diyen Ulaşır, “2012 yılı, son üç aylık ortalamaya bakıldığında konut fiyatlarında yaklaşık yüzde 15 oranında artış gözleniyor” dedi. Son bir yıl içinde ilçedeki genel ortalamaya göre konut metrekare birim fiyatlarının yaklaşık 2 bin 500 TL’den, 3 bin TL’ye yükseldiğini söyleyen Ulaşır, “Çeşme’de mevcut durumda konut stoğu bulunmakta. Çeşme ilçesindeki yatırımcıların ve mevcut nüfusun, gelecek yıllardaki ilçenin gelişiminden beklentisi yüksek. Yabancılara mülk satışının kesinleşmesi ile beraber konut fiyatlarında ortalama yüzde 45 seviyelerinde artış bekleniyor. Mevcut durumda var olan konut stoğunun, yabancılara satışların artmasıyla değişeceği ve yeni konut projelerine talep olabileceği öngörülüyor” yorumunu yaptı.
Çeşme İlçesi’nde kimler hangi yatırımı yapıyor Prohorov, Nazif Zorlu, Dilek Sabancı ve İzmirli Özkardeş Ailesi gibi dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen işadamlarının otel kurduğu Çeşme’ye, yeni yatırımlarla 3 bin 680 yatak ekleneceği düşünülüyor. Tek-Art İnşaat AŞ, Alaçatı’da 5 yıldızlı otel yatırımı yapıyor, ruhsat işlemlerinin tamamlandığı belirtilmiş. Otel, 100 dönüm arazi üzerinde inşa edilecek, yatırım maliyetinin 65 milyon dolarolacağı belirtiliyor. Otelde odalara termal su olması, özel bir kür merkezi, çamur banyoları vegüzellik merkezleri olması planlanıyor.Dilek Sabancı kuruluşundaki Dilek Gayrimenkul’ün de Çeşme’de yatırım planları bulunuyor. Yaklaşık 120 dönüm arazi üzerinde otel yatırımı planlanlamakta olup, 200 yatak kapasiteli olacağı belirtiliyor. Otelin, Four Seasons Otel grubu tarafından işletileceği belirtiliyor.
Zorlu Grubu ise Alaçatı’daki mevcut potansiyelden faydalanarak golf turizmine yöneldi ve golf oteli
kurmak için hazırlıklarına başladı. Yaşar Ambalaj da Çeşme’de yatırım planları olan şirketlerden biri. 270 yatak kapasiteli olan otel projesini, 11 bin 930 metrekare arazi üzerinde liman oteli olarak planlıyor. Polimeks ise yaklaşık 29 bin 575 metrekarelik arazi üzerinde 600 yatak kapasiteli otel projesi planlamakta olup, otel arazinin 49 yıllığına kiralandığını belirtiliyor. Solto Otel’in kurucularından Akdede Grubu ise 300 yataklı iki adet otel projesi olduğunu belirtiliyor. Ayasandra şirketi de Çeşme Tekke Plajı’nın otel, kür merkezi, termal havuz, plaj, yelken kulübü, hamam,fitness, sağlıklı yaşam aktivite alanları, restoran, mahalle bakkalı, kahve, fırın gibi yerlerin içinde olacağı proje planlıyor. İzmirli Özkardeş Grubu ise, önceki yıl satın aldığı Boyalık’taki Fram Otel’i yeniden inşa etmiştir. Otel, 450 yatak kapasiteli olup, Movenpick Grubu’nun işletmesi bekleniyor.Çeşme Ayasaranda Koyu’nda ise Sesan Şirketler Grubu tarafından butik otel yapılması planlanıyor. Otelin 60 odalı, 80 aparttan oluşması ve 300 yataklı olması planlanıyor.
EN ÇOK BOYALIK, ALAÇATI VE DALYAN TERCİH EDİLİYOR İlçenin Ayasaranda, Dalyanköy, Çiftlikköy, Altınkum ve Pırlanta bölgelerine yatırımcılar rağbet göstermekte olup, ilk tercih edilen bölgeler Boyalık, Alaçatı ve Dalyan olarak göze çarpmakta. Bölgenin turizm sektörü açısından gelişiminin etkin olması mevcut yatımlarda alternatif yatırımların yer alması gerekliliğini doğuruyor. Bu açıdan tüm dünyada önemli turizm getirilerinden biri olan golf turizminin de Çeşme’de gelişime açık olması öngörülüyor. Ancak bu yatırımlar için karşılaşılan en büyük engel arazi. Bölgede golf sahasına uygun birçok arazinin maliye hazinesi mülkiyetinde olması sebebi ile yatırımcılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın golf sahaları için yer belirlemesi ve tahsise çıkılmasını bekliyor.
Kaynak: Dünya

Polis dayağı şoku sürüyor! Kara mizah!

Polis dayağı şoku devam ediyor! Tüm Türkiye'nin tepkisini çeken 'öldüresiye dayak' gerekçesiyle açığa alınan polisler kendilerini savundu...

Milliyet/İSTANBUL’da, askerden izinli gelen Ahmet Koca’yı öldüresiye dövdükleri gerekçesiyle açığa alınan polisler kendilerini savundu. Polis memurları, olay gecesi tuttukları tutanakta, Koca’nın kendilerine yumruk attığını, tartakladığını öne sürdü. Araçtan şüphelenerek “Dur” ihtarında bulunduklarını belirten polisler, olayı şöyle anlattı: “Sürücü Ahmet Koca, ‘Ben teğmenim araçtan inmem, size kimlik göstermem’ dedi. Subay kimliğini istedik. Bu sırada cep telefonunu çıkardı ve aradığı kişilere ‘Polisler artistik yapıyor, hemen buraya gelin, ağızlarına s..., acele gelin’ dedi. 
İŞTE O DEHŞET ANLARI!
Oynat

Telefonu kapatıp belgeleri göstermesini istedik. Dinlemedi. Kürtçe konuşarak bize yumruk attı. Savurduğu yumruklardan birkaç tanesi görevli polislere isabet etti.” Telsizle takviye ekip istediklerini ve Koca’yı “zorkullanarak” etkisiz hale getirdiklerini belirten polisler, “Ekip otomuza aldık. Hepimizin anasına, bacısına küfür etti. ‘Hepinizin yüzünü aklıma yazdım, ya beni burada öldürün ya da ben sizi tek tek buldurup öldürteceğim’ diye tehdit etti” ifadesini kullandı. 
 
Koca’yı Aksaray Polis Merkezi’ne götürmek istediklerini belirten polisler, devamını şöyle anlattı: “Ancak polis merkezindeki arkadaşların arayarak karakol önünde muhtemelen Ahmet Koca’nın akrabalarından oluşan 40-50 kişilik kalabalık bir grup olduğunu söylemesi üzerine, Şehremini Polis Merkezi’ne yöneldik. Koca, araç içindeki demirlere kafasını vurarak kendisine zarar verdi. Fenalaştığını söyleyince aracı durdurup hava almasını sağladık ama kaçmaya başladı. Bu sırada ittirmesi sonucu bir polis memuru yere düşerek kolundan ve bacağından yaralandı. Tekrar zor kullanarak etkisiz hale getirdik.” 
 
 
‘Polisin vatandaşa karşı tutumu önemli’
Ankara Gölbaşı’nda Polis Akademisi’nin mezuniyet törenine katılan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, isim vermeden olaya gönderme yaparak “Polislerin vatandaşlara karşı tutumları ve davranışları çok önemli. Polislerin yarısına hizmet içi eğitim veriyoruz. Ancak bütün bu eğitimlere rağmen bireysel olarak hata yapanlara da gereken tedbirleri ve cezaları uyguluyoruz” dedi. 
 
VALİ: TEŞKİLAT, O TABLODAN ÇOK ÜZÜLDÜ 
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da darp olayına ilişkin olarak “İstanbul’un huzuru için 24 saat canlabaşla görev yapan bir teşkilatın mensupları, böyle bir olaydan, arkadaşlarının yaratmış olduğu böyle bir tablodan üzüntü duymuştur’’ diye konuştu.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var