26 Haziran 2021 Cumartesi

Uslup, Esas, Biçim, Öz


Hatırımda ayrıntısı kalmamış, yıllar önce okumuştum, ama hangi ülke olduğunu hatırlamıyorum. İşçiler için modern çok katlı binalar, konutlar yapılmış, dışarıdan bakılınca çok güzel ama işçiler içine oturduklarında bir çok nedenden dolayı mutlu olamamışlar. 

Bu bana kentsel dönüşüm operasyonlarına uğrayan mutsuz insanları hatırlattı. Geçenlerde Eyüp Topçular Mahallesi’nde bir nedenle gezinirken geniş, ferah, her iki tarafı boydan boya yeşil ve ağaçlar içinde, 2-3 katlı evlerin olduğu şirin sokaklara daldım. Kent merkezinde hayretle böyle bir yer olduğunu, talan edilmediğini gördüm. 1960 yılında Sümer Fabrikası işçileri için yapılmış, 4o m2 ‘konserve kutusu’ gibi evler… Peki bu 40 metrekarelik evlerde bir işçi ailesinin mutlu olması mümkün mü? 

   Yaşlı anneleri hala bu evlerden birinde oturan ama kendileri Etiler’de yaşayan kızlarından dinleyelim:

’Biz burada doğup büyüdük. Hepsi hepsi 40 m2 bir yerde, bir yatak odası, bir salon, daracık bir mutfağı olan yerde yaşadık. Her yer yemyeşil. Bahçemizde ağaçlar var. Her taraf mis gibi kokuyor. Komşularımız çok iyi. Herkes birbirini tanıyor. Acayip bir dayanışma var. Evimiz küçük ama mutluyduk. Şimdi insanları ruhsuz binalara hapsedip esir ediyorlar. 

İşin özü mutlu olmakta! 40 metrekarelik bir evde yaşamak değil!

Biz de 40 metrekarelik işçi evlerinde yaşadık, dolayısıyla onları çok iyi anlıyorum.

Edebiyatta ve sanatta eskiden beri süregelen bir tartışma vardır. Bu tartışmalar sadece edebiyat ve sanatla sınırlı kalmaz. Mimariden tutunda peyzaja, futboldan İllüzyona, endüstriyel tasarımdan, otomobil tasarımından inşaata kadar…

Tartışılan ise öz ve biçimdir. Öz mü yoksa biçim mi öncelik taşır? Buna ‘öz’ diyenler olduğu gibi ‘biçim’ diyenler de, her ikisinin uyum içinde olduğunu söyleyenler de vardır.

Öz’ün biçimi, biçimin özü yansıtmadığı, ıskaladığı durumlar vardır. Zaten tartışma da bu nedenle ortaya çıkmaktadır.

Dervişin fikri neyse zikri de odur.

-Adamsın, Adamın hasısın! Gibi laflar ederiz. 

Öz biçimi, biçimin de öze denk düştüğü durumlar için ‘mükemmel’ sözünü kullanırız.

Belki de öz ve biçim arasındaki ilişkiyi en güzel açıklayan kişi Aşık Veysel’dir; ‘Güzelliğin on para etmez/ Şu bendeki aşk olmasa’ dizeleridir. Burada aşk, huy, mizaç, karakter, özü, güzellik ise biçimi ifade eder. Belki güzel olana hayran hayran bakarız… Elde etmek istiyorsak, seviyorsak, aşık isek bu güzelliğin bir anlamı vardır. O zaman biçim ile öz birbirine denktir. Birbirini tamamlamıştır. Yoksa özü olmayan bir güzelliğin hiç bir değeri olmadığı gibi hayran olduğumuz güzelliğin altındakini gördüğümüzde uzaklaşırız..

Mevlana’da bu konuya kafa yormuş olsa gerektir. ‘Testinin içinde ne varsa dışına o sızar’ sözü tam da öz ve biçim ilişkisine işaret eder.

Biçim her zaman sorun olagelmiştir. Hep yanıltıcı ve aldatıcı olmuştur. Toplum olarak da biçim öncelik vermiş, biçime, şekle itibar atfedilmiştir. Nasreddin Hoca’nın ‘Ye kürküm ye!’ fıkrası bu anlamda hayatın bu gerçeğini onaylar.

Güzel olan şeylere kanar aldanırız. Parlak sözlere… Güzel olana bakmak sevaptır, deriz.

Şeklin sırlarına devam… Şekil olan her şey gözümüze güzel görünüyor. Bu güzel görünmenin de ‘iyi olan’ ile bir ilişkisini kuruyoruz. Güzel olan iyidir. Yani her şey şekil için.

Şekil edinmek, şekle bürünmek kolaydır. Her şekli kolayca alabilirsiniz, her kabın şeklini alabilirsiniz. Ama muhteva, öz, içerik söz konusu olunca… Orada bir durup düşünmek gerekir. İnsanlar için bu eğitim demektir. Eğitim yalnızca bunu okul olarak da düşünmemek gerekir. ‘Hamdım piştim’ sözü tam da bunu anlatır. Pişmek! İşte bu pişmiş, akil insanlar için biçim, şekil öncelik taşımaz, ikinci sırada kalır.

Kişilik mi tarz mı? Dendiğinde çoğu insan buna ‘tarz’ diye yanıt verecektir. ‘Tarzım farkımdır’ algısıyla bir ayrıcalığa sahip olduğunu ve dikkat çektiğini düşünmektedir. Öz önemsenmediği gibi, ‘entel’ diye alaya alındığı dönemler olmuştur.

Öz neden göz ardı edilmektedir?

Biçim ile öz tartışması çok eskilere dayanmaktadır. Özdeki değişiklik biçime yansır. Şekildeki değişiklikte öze yansır. Madde form ilişkisidir.

Biçim varlığa temel özelliklerini veren, varlığın özünü belirleyen ilkedir, diye bakanlar olduğu gibi,

Şeref-ül mekan bil mekin: Bir yerin şerefi içindekiler ile ölçülür, diyerek biçimi belirleyenin öz olduğu söylenir.

Usul esastan önce gelir. Usul esasa mukaddemdir(önce gelir). Usul esasa tekaddüm (önce gelir)eder, gibi içeriğe ulaşmanın önüne engel olan bir taraf olarak biçim

bana İngiliz küçük burjuvalarının yemek yeme kültürünü hatırlatır. İngilizler yemek tabaklarına koyacak yemek bulamasalar dahi masada tabak, çatal, kaşık… Kısaca servis takımı olmaksızın masaya oturmazlarmış!

Hukukta usul esastan önce gelir. Yöntem ve sunum yönünden yapılan itiraz, bildirim kabul görmeyebilir.

Tersi içinde şöyle deriz: Zarfa değil mazrufa bak!

Olayları yüzeysel, dış görünüşe bakarak değerlendirmek değil olayların içine, arka yüzüne, ne demek istediğine, iç dünyasına, kişiliğe önem vermek. Zarf söylenir mazruf anlaşılır. Kent söylenir kent halkı anlaşılır.

Kısaca içi beni dışı seni yakar, halidir.

Uslub-u beyan aynıyla insandır, diyerek tam da ortayı buluruz.

Ama her durumda biz biçime, şekle daha çok önem veririz.

‘Hoş olana eğilim’ mevcut olduğundan biçim özün önüne geçmektedir.

Gördüklerine inananlar, görmediklerine yem olurlar, sözüyle kast edilen şeklin insanı tavladığı, aldattığıdır.

Yukarıda birbiri ile çelişiyor gibi görünen öz ve biçim arasındaki öne çıkışların yerine göreliliği vardır.  

Uslubu bir konuşmacının belagati olarak kabul edersek, kitleleri etkileyen, kitleleri ajite eden bir de gücünü iktidardan alan bir siyasetçinin edebi görünen veya içi boş parlak nutukları, güzel olan her şeye olan ilgiden dolayı biçim özün önüne geçmektedir.

İnsanlar hatibin yürüyüşüne, konuşmasına, fizikselliğine, mimiklerine bile hasta olabiliyorlar.

Bunun en iyi örneklerinden biri Hitler’dir.

Bir yazar, meydanda ateşli konuşmalar yaparak kitleleri coşturan, etkileyen Hitler’i bir de evinde sakin kafa ile dinlemiş ve hayretler içinde kalmıştır. Hitler’in bu konuşması kendisine içi boş, tutarsız ve anlamsız gelmiştir. Bunun bence asıl nedeni kalabalığın önünde konuşmasıdır. Kalabalıklar korku gibi coşkuyu da bulaşıcı bir etkiyle misli misli, kelebek etkisiyle artırarak sözün içeriğinden çok şekle bağlanırlar. Zaten kalabalıklar önceden hazırlanmış, bu duygu ile motive olmuşlardır. Bu saatten sonra her yağmur damlası gibi her anahtar sözcük duyulduğunda korkunç bir etki yapmaktadır.


 

28 Aralık 2020 Pazartesi

EMLAKÇILIKTA YETKİ BELGESİ, YETKİ BELGESİ OLMAYAN EMLAKÇILIK YAPAMAYACAK

                                             EMLAKÇILIKTA YETKİ BELGESİ


                               YETKİ BELGESİ OLMAYAN EMLAKÇILIK YAPAMAYACAK


14 Aralık 2020 Pazartesi

Kentsel Dönüşümde SPK lisanslı bir firmadan değerleme raporu alınmalı mıdır?

 


Kentsel dönüşüm sürecinde değerleme raporu ne zaman gerekiyor ?

6306 sayılı yasa kapsamında riskli yapı statüsünde olan yapılar için apartman toplantısı ne zaman yapılmalı ve prosedürleri nelerdir? SPK lisanslı bir firmadan değerleme raporu alınmalı mıdır?  

Risk analizi yapılıp riskli yapı ilan edilen her taşınmaz için uygulanacak olan prosedür 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm yasasıdır.

1-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında maliklerin 6306 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğinin 15/2.maddesinde ki toplantıyı yapma zamanı riskli yapı statüsünün kesinleşme anıdır. Riskli yapı kesinleşmeden bu toplantı yapılamaz. Öncesinde yapılan toplantılarda oy birliği sağlanamamış ise geçerli değildir. Apartman malikleri binanın yıkılması konusunda heyet oluşturma, teklif toplamak gibi konular için kat mülkiyeti kanunu olağanüstü toplantı yöntemini kullanabilirler ancak 6306 sayılı yasa kapsamında karar almak için mecburen 6306 sayılı yasanın belirlediği toplantı usulüne uymak zorundadırlar ve bu toplantı riskli yapı kesinleştikten sonra yapılabilir. Riskli yapı tapudan gelen riskli yapı yazısına 15 gün içinde itiraz edilmişse itirazın reddinden sonra, itiraz edilmemişse 15.günün sonunda kesinleşir ve bu toplantı yapılabilir.

2-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantılarda gündemin önceden bildirilmesi ve tebligatın belli bir süre önce yapılması zorunluluğu yoktur. Yani kat maliklerine tebligatın yapılması şartı ile (tebligatın elden, iadeli taahhütlü, noter marifeti vb. ile yapılması halinde) toplantı her zaman yapılabilir.

3-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantı öncesinde SPK lisanslı değerleme şirketleri tarafından hazırlanan değerleme raporu alınmak zorundadır. Değerleme raporlarında binanın mevcut durumu ve değeri ile arsa payı değerleri yer almak zorundadır.

4-Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantı bina arsa malikleri/hak sahipleri toplantısıdır. Bir dairede %1 veya daha az hissesi olanlar da toplantıya davet edilmek zorundadır. Karar alırken de bu hissedarların hepsi farklı istikamette oy kullanabilirler. Yani bir dairede hissedarların bir kısmı bir projeye bir kısmı başka bir projeye oy verebilirler.

5- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında yapılacak olan toplantıda alınan kararlar Bina Ortak Karar Protokolü adı verilen bir metne yazılacaktır.

6- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında riskli yapı ilan edilen taşınmaz için yapılacak olan genel kurulda 

a)    Divan heyeti seçilir

b)    Genel kurulda verilecek olan teklifler (inşaat şirketi, yapım şekli, proje ve detayları içeren) sunulur

c)    SPK lisanslı değerleme raporu okunur. İsteyen arsa payı sahibi /hak sahibine bu rapor verilir

d)    Teklifler ve değerleme raporu okunduktan sonra oy birliği ile anlaşmaya çalışılır, sağlanamazsa arsa payı çoğunluğunun 2/3’ü ile karar alınır. (Kanunun geçen 2/3 çoğunluk, malik sayısının 2/3 çoğunluğu değil, sahip olunan hisseler oranında maliklerin 2/3 çoğunluğudur) Alınan karar inşaat firmasına, yapım şekline ve projeye yöneliktir. 

e)    Karara katılmayan veya toplantıya gelmeyen 1/3 azınlığa 15 günlük uyarı ihtarnamesi gönderilmesine karar verilir.

7- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında karara katılmayan 1/3’e toplantı sonrasında noterden ihtarname gönderilerek 15 günlük süre içerisinde alınan karara katılım istenmek zorundadır.  Bu ihtarname ekine genel kurulda alınan bina ortak karar protokolü, değerlendirme raporu sonuç kısmı, kabul edilen kat planlarını da içerir proje ve maliklerce imzalanmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi örneği eklenmelidir. Karara katılmamaları halinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm İl Müdürlüğüne Değerleme raporu ile başvuru yapılarak itiraz eden hisselerin satışı yoluna gidilir.

8- Kentsel dönüşüm yasası kapsamında mevcut süreçlere uyulmadan yapılacak olan toplantılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edilerek yenilenmesi istenebilecektir.

19 Temmuz 2020 Pazar

TAPUDAN HACİZ NASIL KALKAR?






İcra ve İflas Kanunu’nda alacaklının haczettiği menkuller için 6 ay, gayrimenkuller için 1 yıl içerisinde satış talep etme süresi öngörülmüştür. Gayrimenkul üzerine haciz konduktan sonra 6 ay içerisinde alacaklı satış talep etmezse gayrimenkul üzerindeki haciz düşer ve tapu müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile tapu üzerindeki haciz şerhi kaldırılır.

Haczin kalkması:
Madde 110 – (Değişik: 2/7/2012-6352/22 md.)
Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek
karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep
bir defa geri alınabilir.
Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda
haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve
işlem ilgili icra dairesine bildirilir.
Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak,

haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.

GECE HACİZ İŞLEMİ YAPILIR MI?



İCRA İFLAS KANUNU'NUN 


Madde 51 – (Değişik: 18/2/1965-538/24 md.)
Güneşin batmasından bir saat sonra ile güneşin doğmasından bir saat önceye kadarki devrede (Gece vakti) ve tatil günlerinde takip muameleleri yapılamaz. Ancak, gece iş görülen yerlerde gece vakti hasılat haczi mümkündür. Tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabileceği gibi
muhafaza tedbirleri de alınabilir. Borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa gece vakti dahi haciz yapılması caizdir.
Bir borçlu hakkında kanunda gösterilen sebeplerden dolayı icra talik edilmiş veya konkordato için mühlet verilmiş ise, o borçluya karşı takip muamelesi yapılamaz

7 Haziran 2020 Pazar





ENTROPİ YASASI NEDİR? 

Kökeni Yunanca olan bir sözcüktür.  En ve tropos kelimelerinden oluşur. En eki Yunanca da de\da anlamı verir. Tropos ise (yol kelimesinin çoğulu olan tropoi'den –tropi- şeklinde türemiştir) yollar demektir. Bir sistemdeki düzensizliği ifade eder. Termodinamikten, istatistike, teolojiye kadar birçok alanda kullanılır.  Termodinamiğin ikinci yasası ile ilişkili olarak daha çok gündeme gelmiştir.  Termodinamiğin ikinci yasası yani  entropi, termal işlemlerde yönü belirler, yönü tayin eder. Su yukarıdan aşağı akar. Isı az yoğun ortamdan çok yoğun ortama yani sıcaktan soğuğa akar. Bunu belirleyen tek şey entropinin kendisidir.


KENDİLİĞİNDENCİLİĞİN ADI ENTROPİ

Kendiliğindencilik; dışarıdan bilinç verilmeden bir sistemin ya da bireyin kendiliğinden düşünüp harekete geçmesi demektir. Liderliğe ihtiyaç duyulmaz,birey ya da iş oluruna bırakılır. Olayın akışı seyri gelişigüzeldir ve bir düzensizlik içinde sürer. Planlı olmayan, sonuçlarının nereye varacağı kestirilemeyen, etkiyen, düzene sokularak yüksek verim alınamayan bir süreç izler. Kendiliğinden olan her türlü hata ve zaafları potansiyelini içinde taşır. Kontrolsüz sonuçlara yol açar. 
Kendiliğindenlik kendisine etkiyen kuvvete izin vermez, direnç gösterir. Bir olaya bir etkiyen olumlu yönde, düzene sokmaya çalışan bir güç kullanıldığında, o güç olası olumsuz etkiyecek, olumsuz müdahale edecek gücü de kontrol altına alır.
Gayrimenkul Danışmanları ofislerde kendiliğindenciliğe teslim olmalarının altında yatan şey ofisin liderlikten yoksun oluşudur. Zevahiri, görüntüyü kurtarma çabasıdır.

'Termodinamiğin Birinci Yasası, “Evrendeki tüm madde ve enerjinin toplamı sabittir ve o ne yaratılabilir ne de yokedilebilir,” der. Özünü, aslını değiştiremez ancak şekil değiştirebilir. Termodinamiğin İkinci Yasası, diğer adıyla Entropi Yasası, “Madde ve enerjinin sadece bir yöne doğru değişebileceğini, bu yönün ise ‘kullanılabilirden kullanılamaza, elde edilebilirden elde edilemeze, düzenliden düzensize’ doğru olduğu”nu söyler.  Evrendeki her şey belirli bir yapıya ve değere sahip olarak başladı, fakat geri dönülemez şekilde, gelişigüzel kaosa, ve ıskarta, ziyan veya atığa gidiyor. Entropi, evrenin bir altsistemindeki elde edilebilir enerjinin, elde edilemez enerjiye, veya kullanılabilir enerjinin kullanılamaz enerjiye ne ölçüde dönüşmüş olduğunu belirtir. Yine Entropi Yasası uyarınca - ki bu nokta çok önemli - ne zaman dünyada ya da evrende düzenli bir durum oluşsa, bu, yakın çevresinde daha büyük bir düzensizliğin oluşması pahasına gerçekleşir. Satır aralarını dikkatle okursak, Entropi Yasası, tarihin ilerleme demek olduğu fikrini yıkar. Bunun yanında, bilim ve teknolojinin daha düzenli bir dünya yarattığı fikrini de reddeder' 

Einstein’a göre bilimin birinci yasası kuşkusuz Entropi Yasası yasasıdır. Öyle ki Entropi Yasasını, Yerçekimi Yasası’ndan ve kendi buluşu olan Görecelilik Kuramı’ndan bile daha kalıcı ve önemli olduğunu söylüyor. 
 Ünlü İngiliz fizikçi Paul Davies: 'Evrende nereye bakarsak bakalım, en uzaktaki galaksilerden atomun derinliklerine kadar, bir düzenle karşılaşırız.' demektedir.

Evren sürekli düzenini yitirmektedir. Düzenden düzensizliğe, organizasyondan kargaşaya yolculuk 

Sorun başlangıçtaki enerjinin süreç içinde ne kadar dağıldığıdır.
Varlığın ve yokluğun yasası olarak da bilinen ve ayrıca doğanın kendiliğinden istediği düzensizlik diye de tanımlanan Entropi bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal enerjisi aynı zamanda iş yapma yeteneği olmayan enerji olarak tanımlanır. Entropiye göre evren, doğanın kendisi, topluluklar kendi haline bırakıldığında bu sistemlerin hepsi zamanla doğru orantılı süreçlerde düzensizliğe, kargaşaya, başıbozukluğa, eskimeye, bozulmaya, dağınıklığa savrulur, neden olur. Kısaca her şeyin yaşlanma, paslanma, yıpranma ve bozulması entropi yasası ile ilgilidir. Bu yıpranma, bu düzensizlik arttıkça entropi de artar. 

Düzen için yüksek enerji, düzensizlik için düşük enerji gerekir. Doğa ve toplumlar da böyledir. Doğayı ve toplumları düzenli, kararlı bir hale getirmek için bir baskı, büyük bir çaba, büyük bir enerji harcamak gerekir. Selin önüne set çekmek veya suyun önüne baraj yapmak için muazzam bir yatırım enerji harcamak gerekir. Oysa bu enerji düzensizlik için geçerli değilidir. Sel önüne kattığı her şeyi sürükleyerek götürmesi için bizim çaba ve enerji harcamamız gerekmiyor. Bu olay faydalı enerjiyi azaltır, faydasız enerjiyi, entropiyi artırır.
'Ayrı duran maddeler bir arada olandan daha düzenlidir ve kendiliğinden karışmış sıcak ve soğuk sudan olmuşmuş ılık suyun, bir daha sıcak ve soğuk diye ayrılması imkânsızdır. Eskime, yaşlanma, yıllanma gibi eylemlerin nedenidir. En düzensiz enerji ısıdır.'
Dün Antik Yunan ve Latin dünyasının bilim insanları evreni 'düzenden kaosa' savrulduğuna inanırken bugün evrenin kaosla başlayıp düzene dönüştüğü gibi bir fikir geçerlidir. Belki bunun nedeni bugüne kadar bilinen her şeyin başından beri, doğuştan bir düzen içinde olduğu anlayışına sahip olmamızdır. Oysa bilinenlerin çoğu başında bizim sandığımız ya da bildiğimiz gibi olmadığı ya da olmayacağıdır.

Mikro ölçekten makro ölçeğe kadar 'Kainatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek ister.' 
Burada 'maksimum düzensizlik' kavramı 'düşük enerji' eğilimini açıklar. 'Kainatta her şey kendini minimum enerjiye çekmek ister.' Kayalar kuma, kum denizdeki tuza dönüşür. Su aşağı akar, taş aşağı doğru düşer. Düdüklü tencerede ısınan hava dışarı çıkmak ister. Toplumlar da öyledir. Baskı uygulanan her şey özgürlük ister. Düzen kurma ihtiyacı yoğun bir çaba ve enerji gerektirir. Baskı uygulanan sistemler ise düzen kurma isteğine ve baskıya karşı tepki verirler. Sistemlerdeki bu düzeni sağlamak için maksimum enerji harcamak gerekir. Oysa düzene sokulmak istenen her şey düzensizlik ister. Çünkü düzensizlik düşük-miniimum enerji ile olur.


Gündelik hayatımızda Entropinin düşük ya da yüksek olması bir Ofis ya da Gayrimenkul Danışmanı için bu ne anlam ifade eder?

Kendi haline bırakılan her şey düzensizliğe gider. Bunun içinde düşük bir enerjiye ihtiyaç vardır. Düzensizlik arttıkça entropi de artar. Kullanılamayan, faydası bir enerji meydana gelir, demiştik. Düzen isteyen yüksek bir enerjiye ihtiyaç duyar. Kural, kanun, yasa ile sınırlanan, baskı altına alınan ve duyulan düzen ihtiyacı aynı zamanda bir baskı da oluşturur.

Düzen kaostan doğar. Düzensizlikten doğan düzen. Düzensizliğin de kuralı vardır. Bir yere kadar. 

Bu denge sözkonusu Ofis ya da Gayrimenkul danışmanı olduğunda nasıl sağlanmalıdır? Doğal olan nedir? Doğal olanda bir düzen var mıdır? Amaç ve bir hedefin olduğu yerde yüksek enerji ve bir düzen gerekiyorsa, entropinin yüksekliği bir laçkalık mı, yaratıcılık mı getirir? Bu soru daha çok günümüzde büyük şirketlerde yaratıcılık yönünde kullanılmaktadır. Yüksek entropiyi tümüyle düzensizlik, kaos olarak algılamamak gerkir. Kaosda da bir düzen olduğunu, entropinin düzensizliğin bir düzeni olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. 

Sıcak su ile soğuk suyun karışımı ortam sıcaklığına eşitleninceye kadar düzesiz bir şekilde hareket ederler. İki farklı boya bir birine karıştırıldığında ortaya yeni bir renk çıkıncaya kadar düzensiz, rastgele moleküller yani maksimum entropi sağlanıncaya kadar karışmaya devam ederler. Düzensizlik, erişebileceği en son denge ile kararlı hale gelecektir. Yeni bir karışım yeni bir düzensizlik. Döngü sürekli düzensizlik yönünde çalışır.


Ofisin veya Gayrimenkul Danışmanlarının önyargıları, alışkanlıkları yeni ofis düzenine, eğitimine, anlayışına, teorisine direnç gösterecektir. Bu teori, bu anlayış doğru mudur? Uygulacak olan yeni bir sistem yeni bir düzen için önce bir teori  arkasından da bunu Ofiste, Gayrimenkul Danışmanı nezdinde bu direnci yenecek bir uygulama enerjisi gerekir. Düzen ve düzensizliği, eski ile yeni arasındaki direnç beler. 
Ofisteki ve Gayrimenkul Danışmanındaki entropi düzensizliğe doğru yıpranma, yorgunluk, başıbozukluk, alışkanlıklar, körleşme, muhafazakarlaşma, kargaşa yönünde artarken, entropinin düşük olması sağlanacak düzen için yüksek enerji gerektiğini gösterir. Bir dengeye oturduğunda istikrar için gereken enerji sarf edilmediğinde, korunamadığnda yeni bir düzensizliğe yönelecektir.

Sizin düzen ile düzensizlik arasında denge kurmanızı sağlayacak olan piyasanın ihtiyacıdır. Katı bir eğitimle Gayrimenkul Danışmanlarını şartlandırdığınızda esnekliğini, yaratıcılığını, koşullara adapte olması ve uyum sağlamasını, yeni fikirlere yelken açmasını engellemiş olursunuz.
Entropinin ne yüksek ne de düşük değil dengeli olması gerekir. Düzen ve düzensizlik arasında bir yerde.

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var