15 Aralık 2012 Cumartesi

Deniz olmaktan çıkıyor!

Marmara Denizi için korkutan açıklama geldi. Durum ciddi anlamda vahim!

Meltem GÜNAY İSTİHBARAT
Dünya genelinde bir deniz için yapılmış en uzun soluklu izleme projelerinden biri olan MAREM Projesi’nin sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre Marmara Denizi’nde geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla oksijensiz alana rastlanırken su kalitesinin artarak bozulduğu gözlemlendi. Uzmanlar, Marmara Denizi’nin bu haliyle bir deniz özelliği taşımadığını belirtiyor.

Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi (MAREM) Projesi’nin sonuçlarına göre Marmara Denizi’nde oksijen bitti, su kalitesi bozuldu, tür çeşitliliği ve miktarlarında ciddi düşüşler saptandı. 2006 yılından beri Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde ve iki yıldır Akkim Kimya ana sponsorluğunda sürdürülen projenin sonuçları açıklandı. Sevinç İnönü’nün de katıldığı toplantıda Marmara Denizi’ndeki vahim tablo gözler önüne serildi. Proje Lideri Levent Artüz, Türkiye nüfusunun yüzde 30’unu barındınan Marmara havzasında Çanakkale Boğazı’ndan Ege Denizi’ne uzanan 150’yi aşkın istasyonda ölçümler yaptıklarını belirterek, “Geçmiş senelere kıyasla çok daha fazla alanda oksijensiz bölgelere rastlandı. Çok büyük risk altında. Su kalitesi kademeli olarak devamlı bozulmaktadır” dedi. Artüz, “Su kalitesindeki bozulmanın Marmara Denizi’nin anahtar fonksiyonları olan balıkçılık, ekosistem ve turizmini de olumsuz etkilediği, özellikle Marmara’nın doğu kesiminde hayvansal plakton tür çeşitliliği ve miktarlarında ciddi düşüşler tespit edildi” diye konuştu.

Adalar’da canlı adedi 10’u geçmez

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Gülen ise “İlk kez bin 200 metre derinlikten örnek aldık. Faylar üzerindek gaz ya da su fışkıran yerlerden örnekler aldık. Ve yeni türler ortaya çıktı. 16 bin yıllık formlara rasladır” dedi. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim Üyesi Dr. Hatice Eser Ökten de, “Bazı noktalarda bakteri kolonilerininin yönetmelikte verilen limit değerlerinin çok üzerine çıktığını saptadık” dedi.

'Deyyus' diyen müftü hala görevde

4 ay önce ‘’Düğünlerde, karısının, kızının oynamasına ses çıkarmayan deyyustur’’ diyen Yozgat Müftü yardımcısı görevini sürdürüyor. 
muhalif gazete
‘’Düğünlerde, karısının, kızının oynamasına ses çıkarmayan deyyustur’’ diyen Yozgat Müftü yardımcısı Nasuf Yaylagül’ün aradan geçen 4 aya rağmen halen görevine devam ettiği bildirildi. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ‘’ Hakkında resen soruşturma açıldı, devam ediyor. Gerekli disiplin işlemleri uygulanacaktır’’ dedi.

CHP İstanbul milletvekili ve eski Beyoğlu Müftüsü İhsan Özkes ise, ‘’Diyanetten sorumlu bakanın memleketinde bu sözleri söyleyen hala görevdeyse, cüreti kimlerden aldığı da açıktır’’’ dedi. 18 Ağustos günü Çapanoğlu camiinde cuma vaazı veren müfto yardımcısı Yaylagül, ‘’ Düğünlerde, eğlencelerde karısının, kızının oyun oynamasına susan erkekler, deyyustur. Başbakanın kızı, Cumhurbaşkanının eşi başörtülü. Sen de eşinin başınıı örttüreceksin" demişti.

Özkes, TBMM’de yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığının faaliyetlerine de sert eleştiriler yönelttti ve ‘’Sipariş üzerine iktidara uygun kürtaj fetvası veren Diyanet Başkanı Başbakanın gözlerine değil Kur’an’a bakarak fetva vermelidir. AKP’ye değil Allah’a yakın olmaya çalışmalıdır’’ dedi.

Camilerin alt ve bodrum katlarının iş yeri olduğunu da hatırlatan Özkesi, ‘’AKP’li kaç milletvekili ve belediye başkanının camili iş yerleri var?’’ diye sordu. Özkes, Diyanet İşleri Başkanının lojman tamiratına da 400 bin lira harcandığını savundu ve Devlet Denetleme Kurulunun Diyanette inceleme yapmasını istedi.

Evler borca dönüştü!

İnanç Yıldız
GAZİANTEP Şahinbey Belediyesi Nuripazarbaşı Mahallesinde ‘kentsel dönüşüm’ Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın katılımıyla yapılan törenle başladı.
Gazetemize konuşan mahalleliler ise kendilerin verilen sözlerin tutulmadığını, altından kalmayacakları borçların sırtlarına yüklendiğini anlattılar. Temel atma töreninden önce sohbet ettiğimiz vatandaşlandandan Cahit Büyüktaş, 45 bin lira fiyat biçilen ev için TOKİ’den 70 bin liraya ev aldığını, 25 bin lira borçlandığını söyledi. Asgari ücretle çalıştığını aktaran Büyüktaş, borcu nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor. Durumu yetkililere anlattığını belirten Büyüktaş, kendisine “Paranın yettiği kadar bir yerden ev al dediklerini” söyledi.
‘GİT KREDİ ÇEK BORCUNU ÖDE!’
YAKUP Bozkurt, gece uykularının kaçtığını söyleyerek, “Dükkânımızın hali, şartları ortada. Yer göstereceğiz dediler, temel atacaklar daha göstermediler. Ben buradan dükkânı başka bir yere taşısam dünyanın masrafı” diyerek dert yandı. Nusret Demirkıran da, 280 metrekarelik evine karşın 2 daire sözü verildiğini ancak daha sonra kendisinden 24 bin lira istendiğini anlattı. Demirkıran’ın parasının olmadığını söylemesine üzerine yetkililerin kendisine “git kredi çek” dediklerini söyledi. Temel atma töreninde yapılan konuşmalarda ise tam tersi bir tablo çizildi. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, kentsel dönüşümle dar gelirli ailelere uygun fiyatlarla, banka kredisi kullandırmadan ev sahibi yaptığını savundu. Bakan Erdoğan Bayraktar da  her konuda vatandaşa yardımcı olduklarını iddia etti. Anca tüm bu konuşmalar vatandaşı ikna etmedi. Hamiyet Dündar,  “Bakan konuşma yaptı. Evimizi aldı başımıza yıkıyor haberi yok. 55 bin lira nerden gidip daire alayım? Her şeyi tozpembe gösteriyorlar. Görüşmek için çok çabaladım,izin vermediler. Ev veriyorum diyor ama borca” sözleriyle tepki gösterdi. (Gaziantep/EVRENSEL)

14 Aralık 2012 Cuma

Ahmet Özal'dan bomba iddia

13 Aralık 2012 Perşembe

'Ağır Roman' dizisinde 'kentsel dönüşüm' krizi

Bu gece son bölümü yayımlanacak 'Ağır Roman'da meğer kentsel dönüşüm krizi yaşanıyormuş. Dizinin yönetmenlerinden Metin Balekoğlu, kentsel dönüşüm ifadelerinin montajda ayıklandığını söyledi.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi
Yayından kaldırıldığı açıklanan ve bu akşam son bölümü ekrana gelecek olan ‘Ağır Roman Yeni Dünya’da kentsel dönüşüm krizi yaşandığı iddia ediliyor. Çekimleri Balat’ta yapılan; arka planda kentsel dönüşüm içinde sıkışmış insanların hayatlarını ve rant kavgasını anlatan dizide, kanalın ‘kentsel dönüşüm’ ifadesinin kullanılmamasını istediği öne sürüldü. İddiayı, diziyi sekizinci bölüme kadar yöneten Metin Balekoğlu ile başrol oyuncularından Nesrin Cavadzade ve Erkan Bektaş’a sorduk. 
Dizide Leyla isimli bir karakteri canlandıran Nesrin Cavadzade, iddiayı doğrulayarak “‘Kentsel dönüşüm’ lafının kullanılmasının engellendiği doğrudur. Büyük ihtimalle birtakım kâr odaklarını rahatsız etti çünkü dizimiz bu meseleyi eleştirel bir dille ele alıyordu. Bu birilerinin hoşuna gitmedi. Bunun yerine şehr-i nizamiye türünden muğlak bir ifade önerildi fakat dizide bunu kullandığımızı hatırlamıyorum. Biz aynı eleştirellikle fakat kentsel dönüşüm lafını kullanmadan devam ettik” dedi. 
Dizinin bir diğer oyuncusu Erkan Bektaş da yasağı onaylıyor: “İlk bölümde, Salih cezaevinden dönüyor, nedir mahalledeki durum diye soruyor, evleri parselliyorlar, kentsel dönüşüm lafı ediliyor... Ve o kentsel dönüşüm lafı yayında biplenmişti. Kanal bir sansür mü uyguladı yoksa daha mı ilerisi var bunun bilemiyorum. Muhtemelen birilerinin gazabından korkan kanal otosansür uygulamıştır diye düşünüyorum ama emin değilim bundan. Ondan sonra zaten kentsel dönüşüm lafı söylenmedi. Diyaloglarda yoktu... Kentsel dönüşümü eleştiren bir TV dizisinde o lafı biplemek, yok saymak hiçbir şeye tahammülün olmadığı anlamına geliyor. Fazla totaliter bir durum.” 

‘Böylesi daha uygun’ 
Diziyi yedinci bölüm sonuna kadar yöneten; sekizinci bölüm itibariyle koltuğunu Çağatay Tosun’a devreden Metin Balekoğlu ise senaryoyu çektikten sonra, kentsel dönüşüm ifadelerinin montajda yapım tarafından çıkarıldığını söylüyor. Balekoğlu ‘kentsel dönüşüm’ ifadesinin senaryoda olduğu halde, dördüncü bölüm itibariyle montajda çıkarıldığını anlatıyor: “Çekilenler sözleşme gereği yapımcıya ait. Bana ‘Şunu çekeceksin, bunu çekmeyeceksin’ diye bir şey denmedi. Ben senaryoyu alıp çekiyordum, ondan sonra kendileri montajda çıkarıyordu ama bu bana sorulmuyordu tabii.” Projede kentsel dönüşümü daha fazla kullanabileceklerini söyleyince, yapımdan kendisine “Bu şekilde de kullanmış oluyoruz, böyle de ifade etmiş oluyoruz” yanıtı verildiğini anlatıyor: “Böyle yapmanızın bir sebebi var mı diye sorduğumuzda ise bize ‘Böylesi daha uygun’ denildi. Projenin yola çıkış aşamasında daha sert cümleler vardı, ‘Ağır Roman Yeni Dünya’, orijinal hikâyenin 30 yıl sonrası diye başladı, daha sert daha keskin cümlelerle gelecektik. Benzer şeyler bu dönem de yaşanıyor ama bunlar bir emirle mi geliyor ondan emin değilim.” 

Son bölüm bu akşam 
Dizinin yapımcısı (Star Yapım) Kemal Can ise yazılı yaptığı açıklamada iddiaları kabul etmiyor: “Ana hikâyesi, ‘kentsel dönüşüm’ üzerine kurulmuş olan bir dizide bu kavramın gizlendiğini söylemek saçma ve dayanaksız bir iddiadır. Kaldı ki, diziyle ilgili pek çok makale, tanıtım ve eleştiri yazısında dizinin konusu, ‘kentsel dönüşüm’ olarak yazılmış, yine dizinin birçok bölümünde ‘kentsel dönüşüm’ kavram olarak da yer almıştır.” 
‘Ağır Roman Yeni Dünya’, son yıllarda epey tartışılan kentsel dönüşüm politikalarına da değindiği için dikkat çekmişti. Zira kentsel dönüşüm, hükümetin en çok önem verdiği konulardan biri ama Sulukule ya da Tarlabaşı’nda olduğu gibi süreç hayli sancılı ilerliyor. 
Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve romandan farklı olarak seneler sonrasında geçen dizide, romandaki karakterlerin çocuklarının hikâyesi ele alınıyordu. Başrolü ise Taner Tıraşoğlu, Onur Saylak , Begüm Birgören, Murat Daltaban, Erkan Bektaş, Özge Özpirinçci ve Sumru Yavrucuk paylaşıyordu. ‘Ağır Roman’, bu akşam 22.30’da son kez soracak: “Bu dozer de ne?!”

Kredi kullananlara önemli uyarı!

Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Dinç, 10 yıl geriye dönük olarak bankadan kredi çekerken kesilen sigorta, dosya ve diğer masrafların geri alınabildiğini söyledi.
Dinç, bankaların yaptıkları işlemlerden 30 kalemden fazla tahsilat gerçekleştirdiğini belirtti.
Bunların büyük kısmının hizmet karşılığı alınan paralar olmadığını savunan Dinç, “Örneğin krediyi çeken vatandaşın talebi olmadan sigorta adı altında meblağlar kesiliyor. Zatenkredi alırken güvence olarak birçok şey isteniyor. Bunlara rağmen bankalar sigorta parası keserek, vatandaşı mağdur ediyor. Vatandaş ise bu parayı ancak kendisinden kesildiği zaman farkına varıyor” diye konuştu.
KESİLEN BEDELLER GERİ İSTENEBİLİR

Bankadan kredi çekenlerin durumu fark ettikleri andan itibaren Tüketici Hakem Heyetleri'ne başvuruda bulunabileceklerini vurgulayan Dinç, şunları kaydetti:
“Kesilen bedeller geri istenebilir. Kanunen buna hakkımız var. Konuyla ilgili Yargıtay'ın verdiği kararlar var. Sadece yakın zamandakiler değil 10 yıl geriye dönük olarak bankadan kredi çekerken kesilen sigorta, dosya ve diğer masraflar geri alınabiliyor. Ancak çoğu vatandaşımız bu hakkını bilmiyor ve bu paralar bankaların kasasına kalıyor. Sadece sigorta değil dosya masrafı adı altında kesilen bedeller de geri istenebilir. Bu nedenle vatandaşlarımız, kredi ödemelerini tamamladıktan sonra ya da daha önce kredi çekip borcunu kapatmışsa, kendilerinden kesilen bu paraları mutlaka geri istesinler.”

İMZALAMADAN ÖNCE MUTLAKA OKUYUN

Dinç, kredi çekeceklere haklarını bilerek sözleşme yapmaları uyarısında bulunarak, şöyle devam etti:
“Bankalar, önümüze karınca yazısı gibi onlarca sayfa sözleşme uzatıyor. Birçok vatandaşımız da bu maddeleri okumadan imza atıyor. Sözleşmeyi imzalamadan önce mutlaka okuyun ve aklınıza yatmayan maddeleri değiştirmelerini isteyin. Yoksa, sözleşmeyi imzaladıktan sonra değiştirme şansınız olmaz.”
AA

Bayraktar gazetecilerle 'kentsel dönüşüm'e ikna edecek!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, halkı kentsel dönüşüm projelerine ikna etmenin yollarını gazetecilerle birlikte arayacak. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapılacak sempozyumda AKP’liler ve gazeteciler söz alarak kentsel dönüşümü anlatacak.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, tarihi yapıların, yaşam alanlarının talan edildiği kentsel dönüşüm uygulamalarıyla ilgili gazetecilerle birlikte “ikna” toplantısı gerçekleştiriyor. 14 Aralık’ta Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampusu’nda yapılacak toplantının amacı kentsel dönüşüme karşı gösterilen tepkileri azaltmayı ve ikna edilirliği artırmayı barındırıyor.
Tarihi yapıların, yeşil alanların, mahallelerin belediyeler eliyle inşaat şirketleri tarafından yağmalandığı “kentsel dönüşüm” skandalları hafızalarda yerini korurken ve uygulamaları devam ederken Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın gazeteciler, belediye başkanları ile birlikte gerçekleştireceği sempozyum ile imaj tazelemeye giriştiği anlaşılıyor.
Kentsel yağma için tek yürek oldular!
Marmara Belediyeler Birliği – Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Medya ve Halkla İlişkiler Boyutuyla Kentsel Dönüşüm” sempozyumuna Bayraktar’ın yanı sıra İBB Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Mutlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ile aralarında Beyoğlu, Zeytinburnu’nun da bulunduğu AKP’li belediye başkanları katılacak.
AKP’lilerin kentsel dönüşüm güzellemeleri sunacağı toplantıda gazeteci olarak bilinen isimlerden de destek alması şaşırtmadı. Kentsel dönüşümle ilgili medyanın tutumuna ilişkin konuşmaları Mehmet Ali Birand, İsmail Küçükkaya, Celal Pir, Mahmut Övür, Ali Çağatay ve Abbas Güçlü gibi isimler yapacak.
Ayrıca Anadolu Ajansı Haber Müdürü Zeki Gümüş, İHA Haber Müdürü Oğuzhan Güven, Hürriyet İstihbarat Müdürü Celal Korkut, Sabah Gazetesi Haber Müdürü Burak Artuner, Haber Türk TV İstihbarat Şefi Rıdvan Bıyık ve Yeni Şafak gazetesi İstihbarat Şefi Recep Yeter de kentsel Dönüşüm haberlerine medyanın yaklaşımını anlatacak.
YTÜ Rektörü: “Bu fırsat kaçmaz”
“Kentsel dönüşümün faaliyetlerinin tanıtımında ve anlatımında yaşanan problemler, konunun uzmanları tarafından masaya yatırılarak çözüm aranacak. Kentsel dönüşüm konusunu tartışmak için buluşuyorlar” şeklinde duyurusu yapılan sempozyumla ilgili YTÜ Rektörü İsmail Yüksek açıklama yayınladı.
Açıklamasında, “İktidarı kaybetmeyi dahi göze alarak, Türkiye için bu işi yapacağız diyen kararlı bir idare var. Bugüne dek siyasi kararlar ile bilim arasına sıkışan akademisyen ve bilim adamları olarak, Türkiye için elde ettiğimiz bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım” ifadelerine yer verdi.
(soL – Haber Merkezi)

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var