24 Ağustos 2012 Cuma

Kiranın En Fazla Yükseldiği İl Hangisi?

Temmuz ayında ikinci el konut fiyat artışında lider şehir Antalya, kiraların en fazla yükseldiği il ise Adana oldu. Yeni konut fiyatları geçen yıla göre yüzde 12.42 oranında arttı.

Garanti’nin desteğiyle Reidin.com ve GYODERtarafından hazırlanan emlak endeksine göre, Temmuz ayında ikinci el konut fiyat artışında lider şehir Antalya, kiraların en fazla yükseldiği il iseAdana oldu. Yeni konut fiyatları geçen yıla göre yüzde 12.42 oranında arttı.

Garanti’nin desteğiyle Reidin.com ve GYODER tarafından Adana, Ankara, Antalya, Bursa,İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin2012 Temmuz ayı raporu yayınlandı. İkinci el konutları içeren REIDIN.com emlak endeksine göre, Türkiye Kompozit Satılık Konut Fiyat Endeksi’nde bir önceki aya göre yüzde 2.33, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.41 oranında artış gerçekleşti. Antalya, bir önceki aya göre metrekare başına yüzde 3.16 değer artışı ile Temmuz 2012’de ikinci el konut satış fiyatlarının en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönemde metrekare başına ikinci el konut satış fiyatları Adana’da yüzde 3.10, İzmir’de yüzde 2.52, İstanbul’da yüzde 2.34, Bursa’da yüzde 2.23, Ankara’da yüzde 2.15, Kocaeli’de yüzde 1.08 oranında arttı.

İZMİR'DE BİR DAİRE FİYATI "219 AYLIK KİRAYA" EŞİT OLDU
Endekse göre, Haziran ayında metrekare başına konut kiralarının en fazla yükseldiği il yüzde 3.24 artışla Adana oldu. Aynı dönemde konut kira değerleri, Antalya’da yüzde 2.68, İzmir’de yüzde 2.67, Kocaeli’de yüzde 2.59, Ankara’da yüzde 2.58, İstanbul’da yüzde 1.79, Bursa’da yüzde 1.47 oranında artış gösterdi. Temmuz ayı itibarıyla ikinci el konutlardaki geri dönüş süreleri incelendiğinde, İstanbul’da bir dairenin fiyatı 192 aylık kiraya eşitken, İzmir’de bu süre 219 aya kadar uzadı. Ankara’da ise bir dairenin fiyatı 208 aylık kiraya eşit hesaplandı.

KONUT FİYATLARI HAZİRAN AYINA GÖRE TEMMUZDA, YÜZDE 1.07 ARTTI
Yine Garanti’nin desteğiyle hazırlanan Reidin.com–GYODER yeni konut fiyat endeksi Temmuz 2012 raporuna göre, yeni konut fiyatları geçtiğimiz ay, bir önceki aya göre yüzde 1.07 oranında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.42 oranında yükseldi. Geçtiğimiz ay, yeni konut satış fiyatları, bir önceki aya göre, 1+1 daire tipinde yüzde 0.90, 2+1 daire tipinde yüzde 1.03, 3+1 daire tipinde yüzde 1.17 ve 4+1 daire tipinde ise yüzde 1.55 oranında arttı. Haziran ayında endeks bir önceki aya göre 51-75 metrekare konutlarda yüzde 0.99, 76-100 metrekare konutlarda yüzde 1.02, 101-125 metrekare konutlarda yüzde 1.13, 126-150 metrekare konutlarda yüzde 1.09, 151 meterkare ve daha büyük alana sahip konutlarda ise yüzde 1.11 oranında yükseldi.

"YENİ KONUTTA FİYAT ARTIŞLARI ENFLASYONUN ÜZERİNDE DEVAM EDER"
Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Işık Gökkaya, Temmuz ayı sonuçlarını değerlendirirken, 2012 yılı Ocak ayından bugüne kadar geçen yedi aylık sürecin analiz edildiğinde, endeksteki artışın genel olarak aylık enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleştiğinin söylenebileceğini açıkladı. Bu ayki verilere bakıldığında ise yeni konut fiyat endeksinde gerçekleşen yüzde 1.07’lik artış oranının, yüzde -0.23 olan aylık enflasyonun oldukça üzerinde gerçekleştiğini gördüklerine işaret eden Gökkaya, "Bu durum, önümüzdeki dönemde yeni konutlarda enflasyonun üzerinde fiyat artışlarının devam edebileceğini göstermektedir. Diğer taraftan yeni konut fiyat endeksi Temmuz sonuçlarını detaylandırdığımızda, endeksteki artışların 1+1 daire tipinde yüzde 0.90 oranında, 2+1 daire tipinde yüzde 1.03 oranında, 3+1 daire tipinde yüzde 1.17 oranında ve 4+1 daire tipinde ise yüzde 1.55 oranında gerçekleşmiş olduğunu söylemeliyiz" dedi.

"MÜTEKABİLİYET YASASI İLE KÖRFEZDEN BÜYÜK İLGİ OLMASINI BEKLİYORUZ"
Garanti Mortgage Genel Müdür Yardımcısı Umur Güven ise yabancıların mülk edinmesini sağlayan Mütakabiliyet Yasası'nın onaylanmasının, 183 ülke vatandaşının Türkiye’den mülk almasına olanak sağlayacağını belirterek, "Bu yasa ile birlikte Türkiye’ye yabancı sermayenin girişinin artmasını ve özellikle körfez ülkelerinden büyük ilgi olmasını bekliyoruz. Bu gelişmeler mortgage piyasasına da hareketlilik getirecektir. Uzun süreden beri yurtdışı yerleşiklere yönelik kredi kullandırımı yapan bir banka olarak bu konudaki tecrübemiz ve uzmanlığımız sayesinde yabancılara yönelik mortgage kullandırımlarımızın artmasını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Çimentosuz Beton Üretildi

Kullanıldıktan sonra çevreye atılan plastik pet şişelerden çimentosuz beton üretildi.

Maliyeti ucuz ve işlemesi kolay... Plastik atıklar, değişik kaynaklardan elde edilen kalker, pomza, bazalt ve kuvars kumlar ile birlikte 200 derece sıcaklıkta eritildi. Daha sonra ise kalıp haline getirildi. Yapılan testlerde de çimentosuz betonun, çimentolu betondan yüzde 12 daha sağlam çıktığı belirlendi.
Kullanıldıktan sonra çevreye atılan plastik pet şişelerden çimentosuz beton üretildi.Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hanifi Binici, çalışmanın başarıyla sonuçlandığını söyledi.       
Söz konusu çalışma kapsamında toplanan atık pet şişeleri değişik kaynaklardan elde edilen kalker, pomza, bazalt ve kuvars kumlar ile birlikte bir kazanda 200 derece sıcaklıkta erittiklerini belirten Binici, ''Erime tamamlandıktan sonra bunları kalıp haline getirdik. Elde edilen betonlar üzerinde eğilme, basınç, su emme ve aşınma deneyleri yaptık. Yaptığımız deneylerde orta çıkan betonun su emme ve aşınma değerleri sıfıra yakın bulundu. Basınç değerleri çok yüksek ve dayanıklı'' dedi.      
Elde edilen betonun esnek bir yapıya sahip olduğunu ve çimentosuz olması nedeniyle özelikle suyun kullanıldığı yapılarda kullanılabileceğini aktaran Binici, ''Hem maliyeti ucuz, hem de işlemesi kolay'' diye konuştu.        
Binici, betonun ısı iletkenlik değerlerinin çok yüksek olduğunu, dayanıklılık testinde de ''çimentosuz beton''un çimentolu betondan yüzde 12 daha sağlam çıktığını belirterek, ''Ürettiğimiz beton, hem doğal aynı zamanda çevreci bir betondur. Bir o kadarda dayanıklıdır'' dedi.
''GERİ DÖNÜŞÜM ÖZENDİRİLMELİ''
Binici, dünyada üretilen petrolün yüzde 4'ünün plastik üretiminde kullanıldığını, 1 adet pet şişe üretimi için yaklaşık olarak 1.2 kilogram ham petrol ve en az 65 litre su kullanıldığını ifade etti. Bunlar göz önüne alındığında pet atıklarının geri dönüşümünün hayati önem taşıdığını vurgulayan Binici, şöyle devam etti:       
''Atık pet şişeler geri dönüştürmediği sürece kirlilik ve doğanın tahribatı artacaktır. Plastiklerin ucuz maliyetli olması, atık olarak atılmalarını özendiriyor, yeniden kullanımlarına yönelik çabalar açısından da engelleyici. Doğadaki atık petler suyun, toprağın, havanın kirlenmesine neden oluyor, bununla da kalmayıp suda yaşayan canlılara zarar veriyor, hatta ölümlere neden oluyor.       
Tüm bunları göz önüne alarak plastiklerin geri kazanımına üniversite olarak önem verdik ve plastik petleri toplayarak çimentosuz betonu ortaya çıkardık. Biz bu çalışmamızla önemli bir görevi üstlendik. Ancak pet geri dönüşümünün özendirilmesi gerekiyor. Petlerin bizim yaptığımız gibi gerek sanayi sektöründe gerekse evsel kullanım sonrasında çöpe karışmadan toplanabilmesi yönünde halkın bilinçlendirilmesi ve özendirilmesi gerekiyor. Getirsinler bize petleri biz de çimentosuz beton yapalım.''
Milliyet

 

Kentsel Dönüşüm Hangi Sektörlere İvme Kazandırdı

Kentsel Dönüşüm Türkiye'de birçok sektörü de harekete geçirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın önderliğinde eylül ayı içinde 700 noktada aynı anda başlaması planlanan Kentsel Dönüşüm Türkiye'de birçok sektörü de harekete geçirdi. Evi yenilenecek kişilerin ev eşyasını da değiştireceğini düşünen sektör temsilcileri yıllık üretim kapasitelerini artırmak için kollan sıvadı.
Cirolarda yüzde 15’e varan artış bekleniyor
Evin Dekorasyon, araç ve gereç kısmında yenileme yapılacağını öngören yaklaşık 120 sektörde başlayan bu hareketlilik iç piyasada ciro ve pazar rakamlarına yönelik beklentileri de yukarı taşıdı. 20'ye yakın alt sektörü içinde barındıran ev tekstilinde beklenti yıllık cironun yüzde 10-15'inin Kentsel Dönüşüm yasasıyla sağlanması. Konu ile ilgili bilgi veren Türkiye Ev TekstiliSanayicileri ve İşadamları Demeği (TETSİAD) Başkanı Yaşar Küçükçalık, "2000'li yıllarda 4 milyardolar civarında olan iç piyasa satışları bugün 8 milyar dolara çıktı. İhracatımız ise bavul ticareti ile birlikte 5 milyar dolara ulaştı. Kentsel Dönüşüm neticesinde iç piyasada cironun yıllık yüzde 10-15 civarında artması beklenebilir" dedi.
Dönüşüm ivme katacak
Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Demeği (TETSİAD) Başkanı Yaşar Küçükçalık, ev tekstilinin yeni girişimcilere sürekli iş fırsatları doğurduğunu söyledi. Küçükçalık, "Dönüşümle artan iç talebi karşılamak için yeni firmalar devreye girecektir" dedi. İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Hüseyin Bilmaç da sektörün kapasite artırdığına dikkat çekerek, "Birçok kişiye iş imkanı yaratan sektörümüz önümüzdeki dönemde istihdam sayısını yükseltecek. Fırsatların artması ile birlikte genç girişimciler de sektöre giriş yapacak" şeklinde konuştu.
Afet riski altındaki alanların dönüşümünü kapsayan proje ile milyonlarca ailenin yaşam standardı ve hayatının değişeceğini vurgulayan Mobilya Kenti (MASKO) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karcı, "Dönüşüm sektörümüze ivme katacak. 2012 yılı için Mobilya sektörünün önü açık görünüyor. İnşaat sektöründeki gelişmelerle birlikte mobilya sektöründe de paralel bir büyüme yaşanacak. Dönüşümün sektörümüze yıllık katkısı en az yüzde 20 olacak. Bu da cironun sektör toplamında 700-800 milyon dolarlık artış göstereceğine işaret ediyor" diye konuştu.
Tam bir ilaç olacak
Kentsel dönüşümün 400 milyar dolan aşan bir büyüklük arz ettiğini belirten İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Hüseyin Bilmaç, sektörlerine yıllık 5 milyar dolarlık ekstra kaynak oluşturulacağını söyledi. Sektörün 100'den fazla alt sektörü banndırdığmı hatırlatan Bilmaç, Kentsel dönüşüm tam bir ilaç olacak. İç pazardaki operasyonel gücümüzü en az yüzde 2,5 ila 3 artıracak" dedi. Ürün çeşitliliği fazlalaşacak Dönüşüm ile birlikte kapasitelerini artıran sektörler ürün çeşitliliğine de gitmeye başladı. Sektör temsilcileri, ulaşılabilir ve fark yaratan ürünler hazırladıklarını dile getirdiler.
Milliyet

 

Kiracılar Bu Habere Dikkat! Kira bitim süresi anahtar tesliminde!

Yargıtay: Kiralanan yerin fiilen boşaltıldığını ancak anahtarın teslim edilmediğini ispat eden ev sahibi, kontrat bitse bile kiracıdan aidat ve kiraları alabilir...

Yargıtay, kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarı teslim etmeyen kiracının, kira ve aidatları ödemesi gerektiği yönünde karar verdi. Bir üniversitenin kiracı olduğu olayda mülk sahibi, kira sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı gerekçesiyle kira alacağı ve aidatlar için dava açtı.Davanın kısmen kabul edilmesi üzerine temyiz edilen dosyayı görüşen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, davalı üniversitenin sözleşmeye uygun olarak iki ay önceden yazılı bildirimle kira sözleşmesini feshetmesine dikkat çekti. Ancak Yargıtay, fesih hukuki dahi olsa “anahtar tesliminin” önemini hatırlattı. Yerel mahkemenin kararını davacı mülk sahibi lehine bozan Yargıtay, bu konuda kiracıların yükümlülüğünü şu şekilde açıkladı: “Davacının erken tahliyesi sebebiyle uğradığı zarar tazmin edilmiş ise de bu yolla ulaşılan tarihin benimsenmesi için kiralananın fiilen boşaltılmış ve anahtarlarının kiralayana hukuki şekilde teslim edilmiş olması gerekir. Anahtar teslim edilmediğini böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürdüğü tarihte hukuken sona erdirildiğini ispatlama yükü kendisine ait olan kiracı, anahtar teslimi hukuki bir olgu olduğundan bunu delillerle ispatlayabilir. Kiralananın açıklandığı şekilde yöntemine uygun biçimde hangi tarihte tahliye edildiği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”
'ANAHTARLAR VERİLDİ' DİYE İSPAT ŞART Kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarları teslim etmeyen kiracı, söz konusu dönemden sonra biriken aidat ve kiraları ev veya iş yeri sahibine ödemek zorunda. Yargıtay'ın verdiği karara göre, ödemelerin gerçekleşmesi için konut sahibinin anahtarların kendi tarafına teslim edilmediğini ispatlaması gerekiyor

Kaynak:Türkiye

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Konutçular, 'Buzdolabıyla ev aynı kefeye konmasın' diyor

Konut sektörü temsilcileri, ekim ayından sonra Meclis'e gönderilmesi planlanan Yeni Tüketici Kanunu Tasarısı'na pozitif baksa da yasanın 'her iki tarafın' ortak aklı ile çıkması gerektiğini savunuyor. Konutçular, "Tüketici korunsun ama üretici de ezilmesin. Konutla, buzdolabı aynı kefeye konmasın" diyor
Şenay Büyükköşdere/AKŞAMYeni Tüketici Kanunu Taslağı'nda, pek çok sektörle birlikte konut sektörünü denetim altına alma yolunda da önemli adımlar var. Özellikle sektörü ayakta tutan 'maketten satış' konusuna getireceği düzenlemelerle dikkat çeken taslağa göre tüketiciyi güvence altına almak için inşaat firmalarına "Bina tamamlama sigortası" zorunluluğu getiriliyor. Böylelikle firmalar tamamlanmadan sattıkları konuta dair tüketiciye teminat vermiş olacak. Bu sayede bugüne kadar, yaşanan mağduriyetlerin de önünün kesilmesi hedefleniyor. Taslaktaki bir diğer madde ise 'ön ödemeli konut satışlarında 14 günlük sebepsiz cayma' hakkının getirilmesi. Bunun yanı sıra konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda, tüketiciye, teslim tarihine kadar sözleşmeden dönme hakkı tanınıyor. Teslim süresi ise 30 aydan 36 aya çıkarılıyor. Konut sektörü genel olarak, sektörde denetimlerin sıkılaşmasına pozitif baksa da sektör temsilcilerinin yeni Kanun Taslağı'na dair bazı tereddütleri var. Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dumankaya, yeni kanunla sektörde, birikimin tecrübenin ve finansal yeterliliği olan firmaların ön plana çıkacağını, bunun hem tüketici hem üretici için pozitif olduğunu belirtiyor. Ancak, yeni kanunda 'konut'un dayanıklı tüketim eşyaları ile bir tutulmaması gerektiğinin altını çiziyor. Dumankaya, şöyle devam ediyor: "Teslim süresinin 36 aya çıkarılması sektör için iyi bir gelişme. 'Tüketiciye teminat verme' konusunda ise sigorta sektörüne büyük görev düşüyor. 'Maketten satış' çok doğru bir model. Bu model kullanılmaya devam edilecek. Ancak sigorta şirketi, burada tüketiciyi de üreticiye mağdur etmeden, iki tarafın da haklarını koruyacak modeller geliştirmeli." Ali Dumankaya, ruhsat alınmadan satışa başlanmamasının zaten sektörün gereği olduğunun altını çiziyor. Ve ekliyor; "Ancak inşaat ruhsatı alınıp, satışa başlandıktan sonra bunun geri dönüşü olmamalı. Satış başladıktan sonra alınan yürütmeyi durdurma kararları sektörü olumsuz etkiliyor" dedi.
Yasa Ankara'daki 3 bürokratın kararı ile çıkmasınAĞAOĞLU Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu, sektörün kurallarla denetim altına alınmasını pozitif bulduğunu belirterek, "Konut pazarında ne yazık ki bugüne kadar ruhsatını bile almadan satışa çıkan firmalarla karşılaştık. Bu firmalar nedeniyle çok sayıda tüketici mağdur oldu. Yeni yasa ile bunların önünün tıkanmasında fayda var. Ancak kaş yapayım derken göz çıkarmamak, sektörün de önünü tıkamamak lazım. İnşaat, onlarca alt sektörü bünyesinde barındıran, olumsuzluklardan hızlı etkilenen bir sektör. Bu nedenle yeni yasa, Ankara'daki 3 bürokratla değil, sektör temsilcilerinin ortak aklı ile konsensus içinde oluşturulmalı. Bunun için biz konutçular olarak ne gerekiyorsa yaparız" dedi.
Kampanyaların önü tıkanmasınDAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, tüketicinin mutlaka korunması, ama bunu yaparken üreticinin de ezilmemesi gerektiği görüşünde. Yılmaz, faizlerin yüksek olduğu, dünyadaki ekonomik krizin etkilerinin Türkiye'ye de yansıdığı bu dönemde ekonominin en önemli lokomotiflerinden olan konut sektörünün önünün tıkanmaması gerektiğine dikkat çekerek, "Tabii ki belli kısıtlamalar olsun. Ancak, sektörün büyük oyuncularının pazarı canlandırmak için yaptığı kampanyaların da önü kapanmasın" şeklinde konuştu.
'Cayma hakkı konusu hassas'ALİ Dumankaya, tüketiciye tanınan '14 günlük sebepsiz cayma' hakkının makul olduğunu belirterek, "Tüketicinin 15 gün içinde hesabını kitabını yapıp, satın almadan vazgeçmesi normal. Ancak, 15 günden sonrası için hakkaniyetli olunması lazım. Sonuçta konutu buzdolabı ile aynı kefeye koyamazsanız. Burada 'keyfi' iptallerin önüne geçmek lazım. Teslimde ufak tefek eksiklikler olması durumunda bunun sonucu hemen iptal olmamalı. Fabrikadan 100 bin tane birden üretilen bulaşık makinesini iade ettiğinde yerine onu ikame edecek bir ürün verilebilir. Ama konut sektöründe bu çok zor. İptal ve iade en son başvurulacak yöntemler olmalı" diye ekledi.

Mersin'de halk TOKİ'ye geri adım attırdı!

Mersin'de Kürt emekçilerin yaşadığı Çay, Çilek ve Özgürlük mahalleleri "Kentsel Dönüşüm Projesi" adı altında boşaltılmak istenirken, halkın büyük tepkisi ile karşılaşan yetkililer, bu kez kentin sermayedarlarını devreye koydu. TOKİ tarafından düzenlenen "Kentsel Dönüşüm Çalıştayı"na demokratik kitle örgütleri, belediye ve yurttaşlar katılmazken, proje askıya alındı.Mersin'in Akdeniz İlçesi'nde Çay, Çilek ve Özgürlük mahallelerinde "Kentsel Dönüşüm Projesi" adı altında TOKİ'ye görev veren AKP hükümeti, halkın büyük tepkisi ile karşılaşınca bu kez afet, savaş, deprem yasası olan "Acil Kamulaştırma Yasası"nı devreye koydu. Halkın tepkisi daha da büyüyünce araya Mersin'de bulunan iş çevreleri ile sermayedarlar konuldu. Her gün ayrı bir yerel gazeteye demeç veren patronlar, "halk sevgisi, şehir sevgisi" söylemleriyle kentsel dönüşümün bu 3 mahallede hayata geçirilmesi ve yurttaşlara bir değil 3 verilmesi beyanatlarını vermeye başladı. Yine buna yönelik TOKİ ile işverenler tarafından "Kentsel Dönüşüm Çalıştayı" düzenlenirken, başta Akdeniz Belediyesi olmak üzere, demokratik kitle örgütü temsilcileri katılmayarak, çalıştaya tepki gösterdi.

HDK: GÖREVİ MESİAD ALMIŞ
TOKİ'nin Kürtleri ikna çabalarının beyhude olduğunu söyleyen HDK Mersin Sözcüsü Mevlüt Tank, zorla yerinden ettirme politikalarına karşı miting, çalıştay ve birçok aktivite düzenlediklerini söyledi. İkna için Mersin Sanayicileri ve İş Adamları Derneği'nin (MESİAD) görevi üstlendiğini belirten Tank, "AKP artık Mersin'de Kürtlerin yaşadığı mahallelerde projeyi TOKİ vasıtasıyla yürütemeyeceğini gördü ve MESİAD'a iş çıkartmış durumda. Nitekim biz de vatandaşlarla çeşitli zamanlarda bir araya gelerek konu üzerine tartıştık. TOKİ şu an susmuş durumda. Şimdi burada dönüşümden vazgeçilmiş değil, dönüşümü biraz daha yumuşatma yöntemi kullanılıyor. MESİAD sermayedar grubunun, halkın çıkarlarını düşüneceğine kimsenin zerre kadar inancının olması söz konusu olamaz" dedi.

İHD: AMAÇ KÜRT MUHALEFETİ DAĞITMAK
Zorla köylerinden Mersin'e göç ettirilen Kürtlere ikinci bir göçün yaşatıldığına dikkat çeken İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, tek amacın Kürt muhalefetinin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi. Halkın ve demokratik kitle örgütlerinin buna izin vermemesi durumunda hükümetin projeyi uygulayamaz duruma geleceğini ifade eden Tanrıverdi, "Bakanlar Kurulu 2011 yılının sonunda bu 3 mahalle ile ilgili özel bir kararname çıkarttı. Ancak kararnameye rağmen bu uygulamanın yanlış olduğunu ifade ettik. En önemlisi de büyük bir rant olayını da uluslararası kurumlara peşkeş çektiğini ve buradaki Kürt potansiyelini dağıtmanın bir projesi olduğunu söyleyerek buna karşı çıktığımızı söylemiştik" dedi.

'HÜKÜMET VAZGEÇMİŞ DEĞİL'
TOKİ'nin düzenlediği çalıştaya davet edildiklerini ancak Kürt emekçilere yönelik zulüm politikasına alet olmayacaklarını kaydeden Tanrıverdi, "Ancak hükümet tüm tepkilere rağmen bu projeden vazgeçmiş değil, geçtiğimiz günlerde bizleri İHD olarak çağırarak olayı yumuşatmaya ve projeyi hayata geçirmek için çeşitli taahhütlerde bulunmaya çalıştı. Ancak biz insan hakları savunucuları olarak bu uygulamanın karşısında olduğumuzu ifade etmiştik. Ancak açıkça ifade edelim ki biz sözü edilen toplantıya katılmadık" dedi.

BDP: HALKIN YÜZDE 95'İ KARŞI
BDP İl Eş Başkanı Aynur Aşan da, tapulu olmasına rağmen limanla birleşik olması nedeniyle 3 Kürt mahallesine göz konulduğunu belirterek, yerinden yurdundan edilen Kürtlerin sardığı göç yarasının kanatılmaması için MESİAD'a "vicdanlı ol" dedi. Aşan, "Belediye ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılan anket sonucunda yüzde 95'i TOKİ projesine karşı olduğu ortaya çıkmıştır.
Halk tabanında karşılık bulmayan ve tepkiler alan hükümet bu kez farklı çevrelerle, özellikle MESİAD üzerinde bu projeyi yürütmeye çalışıyor. AKP'nin Kürtlere yönelik politikası göz önünde bulundurulduğunda, güvenlikçi politika bir bütün toplumsal güçleri etkiledi. MESİAD'a bir çağrımız var; özellikle yoksul emekçi insanlarımızın alın teriyle satın aldıkları tapulu olan evlerini deprem ve savaş yasası ile gasp ederek yaşamış oldukları göçün üzerine bir göç daha eklemenin vicdansızlık olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

BELEDİYE: SERMAYENİN KÜRT MAHALLELERİNE GÖZ KOYMASINI KABUL ETMEYİZ
Kürt emekçilerinin tırnaklarıyla topladığı kazanımlarını kimseye peşkeş çektirilmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk, sermayedarların göz diktiği Kürt mahallelerinin gelecekte çok değerleneceğine işaret ederek, "TOK'nin çalıştayına gitmedim; çünkü adamlar artık para koyacak yer bulamıyor. Arsaları bedavadan alıyor ve konutları sayısız parayla insanlara satıyor. TOKİ dere yataklarını bile konutlara dönüştürmüş. Kürtleri de hedef alan bu uygulama iki kuşu bir taşla vuruyor. Biz kentsel dönüşümün yerinde olmasını savunuyoruz. Tabii ki şehrin ve halkın yararına olan tüm projeleri savunuruz ama bu birilerinin cebini doldurmak içinse biz sonuna kadar karşı çıkacağız. Sermayedarların Kürt mahallelerine göz koymalarını kabul etmeyiz. Burada sermayedarlara peşkeş çekilmeye çalışılıyor. Sermayedar bunun bilincinde. 3 yıl sonra bu liman önündeki mahalleler paha biçilemez bir değer alacak. Zaten şimdi de paha biçilemez olduğu için deprem ve savaş yasası ile bedavadan AKP el koymak istiyor" dedi. (Mersin/DİHA)

En pahalı adalar onların elinde

Dünyanın en zengin isimleri aynı zamanda dünyanın en pahalı adalarının da sahipleri..
THE LİRA / ÖZEL - Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden Oracle’ın CEO’su Larry Ellison, Haziran ayında Hawaii’nin Lanai adasını satın alarak tarihte en büyük anlaşmalardan birine imza atmış, Fransız kozmetik firması L’Oreal’in vârisi Liliane Bettencourt Seyşeller’deki adasını üç katı karla 60 milyon dolara (108 milyon TL) satmıştı.
İşte dünyanın en değerli adalarının sahipleri..

Lanai, Hawai
Sahibi: Larry Ellison
Değeri: $500-$600 milyon
Necker Island, İngiliz Virgin Adaları
Sahibi:Richard Branson
Tahmini değeri: $100 milyon
St. Phillips Island, Güney Karolina
Sahibi: Ted Turner
Değeri: $2 milyon
Brecqhou, İngiltere
Sahibi: David and Frederick Barclay
Değeri: $4.3 milyon
Allan Island, Washington
Sahibi: Paul Allen
Tahmini değeri: $13.5 milyon
Robins Island, New York
Sahibi: Louis Moore Bacon
Değeri: $11 milyon
James Island, Kanada
Sahibi: Craig McCaw
Değeri: $75.1 milyon
Sampson Cay, Bahamalar
Sahibi: John Malone 

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var