27 Kasım 2012 Salı

Tarım cenneti asite boğuluyor

24 Kasım 2012 Cumartesi

Patriotlar, ülkeyi savaşa bağlayacak

  • SINIRA PATRİOT YERLEŞTİRİLMESİ TARTIŞMALARI BÜYÜYOR
  • Vural Nasuhbeyoğlu / Selçuk Arslan
  • Türkiye’nin Suriye sınırına patriot füzelerinin yerleştirilmesine karar verilmesiyle ilgili tartışmalar sıcaklığını koruyor. “Bizim toprağımız NATO’nun da toprağıdır”, “Patriot füzelerinin sınıra yerleştirilmesi savunma amaçlıdır” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a siyasilerden tepki geldi.
    AKP YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR
    CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu AKP’nin patriotları ‘Suriye’den Türkiye’ye yönelik bir tehdit’ algısı gerekçesiyle istediğini, ancak bugün Suriye’den Türkiye’ye yönelik böyle bir yakın tehdit olmadığını bildiklerini belirtti. Loğoğlu, AKP Hükümetinin, Türkiye’nin füzeleri neden istediğine dair kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapamadığını vurguladı. Kürecik’e kurulan radar üssünün de asıl olarak İran’dan İsrail’e yönelecek olası bir tehdide karşı orada durduğunu ifade eden Loğoğlu şunları söyledi: “AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, Suriye sınırına kurulacak füze savunma sistemi için ‘tetik bizim elimizde olacak’ dedi. Ancak bu açıklamasını birkaç saat sonra değiştirdi  ‘NATO ve TSK’da olacak’ dedi. Tüm bunlar AKP’nin kamuoyunu yanlış yönlendirme çabalarının bir parçası. Başbakanın ‘Türkiye toprakları NATO’nun  topraklarıdır’ sözleri inanılmaz. Hiçbir gerekçeyle Türkiye Cumhuriyeti’nin toprakları NATO toprağı olamaz. Kaldı ki böyle bir ifade NATO sözleşmesinde dahi yoktur. Bir yanlış daha var Türkiye’ye yerleştirilecek füzeler NATO’nun değil, ABD, Hollanda ve Almanya’nın NATO’ya tahsis ettiği füzelerdir.”   
    SINIRA PATRIOT KONULAMAZ
    İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, hükümetin, Suriye sınırına patriot füzesi yerleştirmek için NATO’ya başvurmasını eleştirdi. Tüzel, Meclis’te yaptığı konuşmada, bu  başvurunun, “Halkın ve sınırların güvenliğini sağlamayacağını aksine ülkeyi savaşa bağlayacağını” söyledi. Tüzel, “AKP Hükümeti AB ve NATO güçleriyle, komşu ülke rejimlerini değiştirmeye kalkmak gibi bir maceradan uzak durmalıdır” dedi. Türkiye halkının ve Meclis’in onayı olmadan böyle bir girişimde bulunulamayacağını belirten Tüzel, “Ülkemizde ve bölgemizde savaş ve yabancı silahlı güçler istemiyoruz” dedi.
    SİLAHLANMA YARIŞI
    HDP Eş Genel Başkanı Yavuz Önen, öteden beri Türkiye’nin NATO üyeliğinin, Türkiye’nin bağımsızlığına darbe vurduğunu savunduklarını söyledi. HDK olarak bu durumu ve Suriye ile ilgili süreci ve politikaları doğru bulmadıklarını belirten Önen, sürecin Türkiye ve Suriye halklarının yararına olmadığını ifade etti. Militarizmin giderek artığının altını çizen Önen, bu durumun silahlanma  yarışını beraberinde getirdiğini belirtti. Silahlanma yarışına da karşı olduklarını vurgulayan Önen şöyle konuştu: “ABD  Suriye’ye müdahale etmeyi düşünmüyor. Çünkü  Suriye, Libya değil, petrol yok, ordusu Libya ordusu değil. ABD Türkiye’nin bölgede siyasi aktör olmasını, güçlü olmasını istemiyor. Filistin İsrail meselesinde de bölge liderliğini Mısır’a devretmesinin tek nedeni de budur. Başbakanın açıklamaları Türkiye halkları  açısından utanç verici bir durum. Bağımsızlık anlayışı ile ters düşen bir açıklama.”
    DAR ZİHNİYETİN SONUCU
    ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, bölgede büyük bir saflaşma ve çatışma olduğunu, bu füzelerin de bölgesel savaşlardan bağımsız olmadığını söyledi. Füzelerin, silahlanma ve savaş hazırlıkları için sınıra yerleştirildiğini belirten Taş, “Füzelerden önce Malatya’nın Kürecik ilçesine yerleştirilen kalkanın da amacı buydu. Bu tür adımlar daha büyük savaşların hazırlığı anlamını taşıyor” dedi. Başbakanın açıklamalarının şaşırtmaması gerektiğini ifade eden Taş, “Dar zihniyetin sonucu bu toprakları NATO’nun ve ABD’nin toprakları saydı. Bu açıklama da onun bir sonucudur” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

Madonna 23,5 Milyon Dolarlık Evini Sattı

MDNA turnesiyle sık sık tartışılan Madonna eski performansını gösteremese de hala dünyanın en zengin sanatçılarından biri. Turnesinin Amerika ayağını sürdüren Madonna turne dışında bu aralar emlak işleriyle ilgileniyor. 90'larda New York'un Central Park çevresinden aldığı dubleks dairesini 23,5 milyon dolara satan Madonna, o daire yerine Manhattan'daki 32 milyon dolarlık dairesinde vakit geçiriyor. Altı odalı ve sekiz banyolu devasal dubleks dairenin fiyatı dudak uçuklatıcı,değil mi? (Photo:Wireimage)

23 Kasım 2012 Cuma

Sözünün arkasında dur Bayraktar

Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, TOKİ Başkanlığı yaptığı dönemde hırsızlık ve yolsuzluk olduğunu itiraf etti. Daha önce "İstifa etmezsem şerefsizim" diye meydan okuyan bakan, istifa sözünü ağzına almadı.

YURT/HABER MERKEZİ (Sami MENTEŞ)- Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını cevapladı. 
Komisyon toplantısında TOKİ Başkanlığı yaptığı dönemle ilgili itiraflarda bulunan Bayraktar KC Grubun TOKİ’yi dolandırmasıyla ilgili “Hesap kitap yaptık TOKİ’nin 55- 60 Milyon lira zarara uğratılması var. Bunu görmemiz lazımdı gözümüzden kaçtı” dedi. 
“Bu benim zaafımdır, bir idareci olarak orada yapılan yanlışlığı görebilmeliydik. Göremedik, bizim gözümüzden kaçtı” sözleriyle hırsızlığın sorumluluğunu kabul eden Bayraktar, ‘Kim suçluysa cezasını çeksin, ben de dâhil” ifadelerini kullandı. KC Grup olayını mahkemeye taşıdıklarını kaydeden Bayraktar “İdarede bir başkan olur alıyor, kendini de riske ediyor. Benim hakkımda soruşturma açın dedim. Biz kendimizi de ihbar ettik” dedi.
"İSTİFA ETMEZSEM ŞEREFSİZİM"TBMM’nin 1 Kasım’daki birleşiminde CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun iddialarına “İstifa etmezsem şerefsizim. Siz kendinize ne diyorsunuz” diye rest çeken Bakan Bayraktar “Benim hakkımda bir dava açılmışsa yaptığım 35 bin ihaleden mutlaka dava açılabilirdi. Soruşturma açılmışsa, ben burada, yüce meclisin huzurunda söz veriyorum, bu dakika istifa edeceğim. Eğer benim hakkımda TOKİ’deki 35 bin ihaleden bir soruşturma, bir dava varsa istifa etmeye hazırım” demişti.
SÖZÜNÜ UNUTTU
TOKİ’nin zarara uğratılması hakkında açılan soruşturmaların ortaya çıkmasının ardından komisyon toplantısında Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar “Dedim ki benim hakkımda bırakınız davayı, soruşturma varsa da ben istifaya hazırım. Daha sonra düzeltmek için söz aldım, yanlış anlaşılmış olabilir, TOKİ hakkında açılmış davalar vardır” diyerek meclis kürsüsünden söylediği ve tutanaklara geçen “İstifa etmezsem şerefsizim” sözünün arkasında durmayacağını açıkça gösterdi.
GERÇEK ZARAR 106 MİLYON TLÇevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın itiraf ettiği yolsuzluk skandalı KC Grup’un TOKİ’den hasılat paylaşımı modeliyle aldığı ihale sonucu yaşandı. Aldığı ihalede devir hakları devlete ait olan tapuları, yeni kurduğu iki şirkete aktaran KC Grup, Denizbank’tan tapuları teminat göstererek yüklü miktarda kredi çekti. Şirketlerin kredi taksitlerini ödememesi üzerine Denizbank teminat olarak gösterilen devlete ait ev ve arazileri haczetti.
KC Grup hukuksuz olarak gerçekleştirilen devir işlemlerinden sonra devleti Bakan Bayraktar’ın iddia ettiğinin aksine 60 milyon değil, Sayıştay raporuna göre 106 Milyon TL zarara uğrattı.

AKP çanak tutuyor, halk tehdit ediliyor: Bir kent işte böyle yağmalanıyor!

Kemerburgaz’da Kasımpaşa Spor’un Başbakan kıyağı ile sürdürdüğü izinsiz inşaat ve Kemerburgaz’da hafriyat saldırısının en büyük yıkımlarından birini yaşadı Çetin Şirin… Birileri hukuksuzca hayatını başına yıkarken, o “hukuk bizim için değil zenginler için, artık biliyorum” diyor.
Kemerburgaz’da yaşanan hukuksuzluklar aldı başını gidiyor. Yıkım gün geçtikçe ilerlerken, soL’un önceki gün haberleştirdiği izinsiz tesis yapımı tüm hızıyla devam ediyor. Hafriyat yıkımını en yakından hisseden, AKP'nin rant kavgasının altında kalan Çetin Şirin yaşadıklarını anlattı.
Kemerburgaz’da Belgrad Ormanları’nın hemen kıyısında tam 230 dönüm arazide süren talanın tek bir açıklaması var:Kasımpaşa Spor’a Başbakan hediyesi…
Bir gün geldiler ve yıktılar…
“Burası bizim 35 senelik zilliyetli yerimiz. Vergisini ödüyoruz. Etrafı çevrili, ziraate kayıtlı. Yaklaşık 300 ağacım, 50’ye yakın küçükbaş hayvanım, 40 senelik ahır ve kulübem vardı. Ama bir gün geldiler ve elimde yıkamazsınız belgesi olmasına rağmen yıktılar.”
Bu sözler babasının vefatının ardından annesinin yanına gelen ve burada hem meyve bahçesine bakan hem de çobanlık yapan Çetin Şirin’e ait. Vergisini ödedikleri, geçimlerini sağladıkları meyve bahçeleri hiçbir izin olmadan inşaatı aylardır devam eden bir tesis dolayısıyla yıkıldı, yok edildi.
kemerbur14.jpg
“Hukuksuzluğu ve adaletsizliği duyduk ama böylesine açıkça yaşamadık”
“Hukuksuzluğun, adaletsizliğin lafını çok duyduk ama hiçbir zaman böylesine açıkça yaşamadık” diyen Şirin’in başına gelenler Başbakan kıyağı ile izinsiz biçimde süren Kasımpaşa Spor tesisleri ile başladı.
Kemerburgaz kendi tesislerinin bulunduğu alandan Kasımpaşa Spor için vazgeçerken, yine imar izni olmayan bir alanda ağaçlar kesilerek Belgrad Ormanı kenarında, dere yatağının hemen yanında bir tesis yapımına başlamak için adım attı.
Atılan bu adım 35 yıldır zilliyetli yeri olan Çetin Şirin’in geçimini sağladığı ahırını ve meyve bahçelerini yok eden süreci de başlattı.
“Elimde yıkamazsınız kâğıdı vardı ama”
Bir gün Kasımpaşa ve Kemerburgaz yetkililerinin “burayı yıkacağız, Kemerburgaz için spor tesisi yapacağız” dediklerini belirten Şirin, “mahkemeden durdurma kararı çıkardım. Mahkemeye yalan söyleyip benim alanımda çalışma yapmadıklarını söylediler. Mahkemeden bana kâğıt geldi, ‘çalışma yok, ispatlayın’ şeklinde. O 30 gün içinde tekrar geldiler ve ahırımı yıktılar, kulübemi yıktılar, ağaçları kestiler.”
Ceviz ağaçları, meyve ağaçları…
“Yıkımın ardından Cumhurbaşkanlığı ile görüştüm ama oradan da kimseye kendimi inandıramadım” diyen Şirin yıkımın geride bıraktıklarını şöyle anlatıyor:
“Dozerlerle geldiler, ahırımızı, kulübemizi yıktılar. Küçükbaş hayvanlar kendilerini dışarı attı ve kurtuldu. Kümesteki tavuklarım telef oldu. Tam 110 ceviz ağacımı ve 100’e yakın meyve ağacımı dozerlerin altına aldılar…”
alan-meyce.jpg
Tek bir açıklaması var: Para!
Ortada siyasi bir durum olduğunu belirten Çetin Şirin, “Siyasiler Kasımpaşa için Kemerburgaz'ın tesisini aldı, şimdi de burayı benden alıyorlar. Buradaki amaç başka, yeni çıkan yasalar bize geçmiyor, bu ülkede çıkan yasalar zenginler için geçerli” diye konuştu.
“Dere yatağı geçiyor”, “imar izni yok”, “ağaçlar var”… Bunların hiçbirini umursanmadan yapılan yıkımların ve tesislerin tek bir açıklaması olduğunu düşünüyor Şirin: Para…
Parası olana hukuk var
“Benim yaşadıklarım Türkiye’de sadece parası olanlara hukuk, adalet olduğunu gösteriyor” diyen Şirin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ambülâns çağırsam gelmiyorlar, herkese çağrı yaptım, basına durumu gönderdik gelip haber yapsınlar diye kimse ses çıkarmıyor. Ciner grubundan korkuyorlar. Kasımpaşa Spor’un yöneticileri biz devletiz kime itiraz edeceksin diyor bize. Benim her şeyim yasal, onların hiçbir şeyi yasal değil, tebligat bile olmadan yıktılar. Polis çağırıyorum gelmiyor, bunları not ettim. Kimse gelmedi. Polise burada kanunsuz işler yapılıyor diyorum ilgilenmiyorlar. Senin evrakların var mı diye sormuyorlar. Ben geçen senelerde birkaç bin TL vergi öderken, bu yıl tam 157 bin TL vergi borcu çıkardılar, parama el koydular. Bunun nedeni belli, yılmamızı istiyorlar. Açık söyleyeyim, pes etmeyeceğim. Sesimi duyurmak için çalışıyorum ama kimse duymuyor..."
Ali Ufuk Arikan - soL

Garip ama gerçek haberler!

Duble yol ortasında kalan ve araçları, yanından dolaşmak zorunda bırakan ev, görenleri şaşkına çeviriyor.

Milliyet
Fotoğraflar  Çin 'in Wenling eyaletinde çekildi.Otoyolun ortasında kalan bu evde yaşlı çifti Luo Baogen karısıyla birlikte yaşıyor.Birkaç yıl önce yetkililer, evin sahibi olan yaşlı çifte belli bir miktar tazminat karşılığı evin yıkılmasını teklif etmiş. Fakat önerilen parayı yeni binanın inşası için az bulan çift, bu teklifi reddedince ortaya böyle bir manzara çıkmış.
Aynı manzara iki yıl önce Türkiye'de de yaşanmıştı.Bala-Kaman-Kırşehir duble yolunun Büyük Boyalık mevkisinde kamulaştırma bedeli nedeniyle davalık olan ve bu nedenle yıkılamayan ev böyle görüntülenmişti.
Romen özel harekat polislerinin en tepesindeki adamın rehine arama kurtarma tatbikatı sırasında çektirdiği çıplak ve peruklu fotoğraf Romanya'yı karıştırdı. Daily Mirror’ın haberine göre, Romanya polisi özel harekat timleri geçen haftalarda bir rehine arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirdi.
Ancak bu tatbikat sırasında çekilen bir fotoğraf özel harekatçıların ve tatbikatın ciddiyetine fena halde gölge düşürdü. Fotoğrafta, özel harekat timlerinin şefi Emanoil Moraru’nun başında bir perukla çıplak halde ve elinde uzun namlulu bir tüfekle tim arkadaşlarıyla birlikte poz verdiği görülüyordu.
Eğitim sırasında çekilen “sulu” fotoğraf Romanya basınında öfkeye neden olurken, polis şefi Moraru bu fotoğraftan dolayı özür dilenecek bir şey olmadığını savundu. Fotoğrafın tatbikatın bitiminden hemen sonra çekildiğini belirten Moraru, “Biz özel harekatçılar biraz çılgın oluruz. Bunun için utanmıyorum. Çok sıkı çalışıyor ve eğitim yapıyoruz. Bazen biraz stres atıyoruz” dedi.
İngiltere, Devon’da yeğenini parka götüren bir adam, sallanmak isterken salıncakta sıkıştı.25 yaşındaki andy Blamey, küçük yeğeni ile çocuk parkındaki salıncaklara binmek istedi.Bebek kucağındayken salıncağa oturan genç adam bir süre sallandıktan sonra inmek istedi. Ancak salıncağa sıkıştığı için bu mümkün olmadı.
Genç adam olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin demirleri kesmesiyle kurtuldu.

Çin'in Chongqing şehrinde yaşayan Hu Seng, kız arkadaşı için sıradışı bir doğum günü hediyesi vermek istedi.Çinli genç kendisini paketleyip karton kutu içinde kız arkadaşının adresine gönderdi. Kargoda yaşanan geçikme çılgın aşığı ölümle burun buruna getirdi. 30 dakikada yerine ulaşması gereken kolinin, kız arkadaşın ofisine gitmesi tam üç saat sürdü.Başka bir arkadaşı ise kız arkadaşının ofisinde bu sürprizi çekmek için pusuda bekliyordu.  Geçikmeli de olsa paketi alan genç kadın gördüğü manzara karşında gözlerine inanamadı.
Hu Seng, sabredip sürprizi yapmaya başardı. Ancak "Bu kadar uzun süreceğini bilmiyordum. 
Küçük bir delik açmaya çalıştım ancak çok az hava alabiliyordum" dedi.
Kargo firmasından bir yetkili ise "Eğer bize yapacağı sürprizden bahsetseydi başından beri ona göre davranırdık." dedi
Köpek adamı ısırırsa haber olmaz, adam köpeği ısırırsa haber olur değil mi... Bursa'da gerçek oldu.

Haberciler tarafından sık kullanılan ve iyi bilinen bu söz Bursa'nın İznik ilçesinde gerçek oldu. Bir genç bayan Pitbull cinsi köpeği yanağından ısırınca hem haber oldu, hem de Facebok'ta paylaştığı ısırma fotoğrafı tıklanma rekorları kırdı.Bursa'nın İznik ilçesinde bir genç kız, yetiştirilmesi yasaklanan pitbull cinsi vahşi köpeği kucağına alıp ısırdı. Üstelik bununla da kalmayarak, pitbulu ısırırken başka bir arkadaşına çektirdiği fotoğrafını Facebook'ta paylaştı. Genç kızın sımsıkı kavrayıp yanağından ısırdığı pitbullun acı içindeki fotoğrafı görenleri şaşkına çevirdi. Fotoğrafı tıklayanlar Facebook'ta "Kim demiş pitbull tehlikeli diye, kadınlar daha tehlikeli!" şeklinde ilginç yorumlar yaparken, bazı kullanıcılar ise hayvan hakları derneklerinin harekete geçmesini istedi.
Çin'de yaşayan Lai Yingying, her gece arkadaşının evine kumar oynamaya gidiyordu. Bu durumdan canı sıkılan karısı, Lai'ye özel yaptığı demirden ayakkabıları giydirerek, arkadaşına gitmesine engel olmaya çalışıyor...
17 yaşındaki Natalie Cooper, oldukça gizemli bir hastalığa yakalanmış durumda. Genç kız naneli şeker dışında ne yerse yesin, hasta oluyor...

İstanbul'da turiste katkı payı geliyor

İstanbul'a gelen turist başına otellerden katkı payı alınması için hazırlık başlatıldı. Gelir, İstanbul'un kültür yaşamı için kullanılacak.
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Prof. Ahmet Emre Bilgili İstanbul’a gelen her turist için otelcilerden katkı payı alınmasını önerdi. Bu konuda bir çalışma da yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Bilgili, dünyada farklı da olsa pek çok örneğinin bulunduğuna dikkat çekti. 
Bu yılın ilk 10 ayında İstanbul’a gelen turist sayısının 9 milyona dayandığını ve bunun 5 milyonunun otelllerde konakladığını ifade eden Bilgili, oluşturulacak fonda toplanacak paraların İstanbul’da kültür sanat ve İstanbul’un tanıtımında kullanılacağını söyledi. 
Turiste ‘vergi’ adı altında bir yükleme yapmanın İstanbul’u cazibe merkezi yapma çalışmalarına sekte vurabileceği için katkı payının turistten değil otelcilerden alınacağına vurgu yapan Bilgili ‘‘İstanbul kültür sanat ve tanıtım ofisi adı altında bir ofis oluşturulacak. İstanbul Valisi başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı , İBB, Kültür ve Sanat ağırlıklı STK’lar, TURSAB, TUROB, TUREK gibi kuruluşların ortaklığında yönetilecek. Projeleri kabul eden bağımsız kurullar olacak’’ dedi. 
Avrupa’da uygulanıyor, bizde de değerlendirilecek 
Avrupa’da pek çok merkezde şehir vergisi adı altında otellerde konaklayan turistlerden 1 ile 5 euro arasında değişen miktarlarda vergi alınıyor. Belçika ’da işletmeciden vergi alınırken Fransa ,Bulgaristan , Avusturya , İtalya gibi ülkelerde turistler alınan bedeli kendileri ödüyor. 
Türkiye ’de ise turistlerden vergi alınmıyor. Yeni model için ise şehir vergisi kavramını kullanmanın hoş olmayacağını belirten Prof. Bilgili, şöyle konuştu: 
‘‘Kültür Bakanlığı bütçesi düşük. Hükümet daha fazla bütçe ayırmak istese de bu ülkenin de gerçekleri ortada. Kültürün tüm dünyada olduğu gibi bizde de fonlanmaya ihtiyacı var. Şehirlerde bir fon oluşturmak elzem oldu. Bu fonu yine şehir düzeyinde harcamak gerekli. Dünyadaki uygulamaları inceledik ve bunu kendimize uygun hale getirmeyi planladık. Sözlerimin tartışılmaya ihitiyacı var. Bu sözlerim hemen harekete geçilecek anlamı taşımasın. Müzakere edeceğiz, kurumlarla, sektörle tartışıp hangi model bize uygunsa ona karar vereceğiz. Ayakları yere basan bir fikir projesi olarak olgunlaştırıyoruz. Bir çalışma grubu oluşturacağız ve bu fikri nasıl hayata geçirebileceğimizi değerlendireceğiz.’’

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var