Sayfalar
- Ana Sayfa
- Mortgage
- Konut Kredisi
- Refinansman Nedir?
- Kira Nedir?
- Sigorta
- Faiz Nedir?
- Fıkralar
- Kefillik Nedir?
- Arsa Payı Nedir, Nasıl Hesaplanır?
- Gayrimenkul Satış Vaadi Nedir?
- Tahliye Taahhütnamesi nedir?
- DEĞER ARTIŞ KAZANCI NEDİR?
- DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) NEDİR?
- EMLAK-EMLAKÇILIK NEDİR?
- HACİZ YOLU İLE TAKİP NASIL YAPILIR?
- TAPU NEDİR ?
- Emlak Vergisi
- Sözleşme ve Şekil Şartı Nedir?
- ÖRNEK DANIŞMANLIK VE KOMİSYON SÖZLEŞMESİ
- Emlak Terimler Sözlüğü
Hakkımda
9 Haziran 2014 Pazartesi
Ölüm bizi nasıl bulur?
7 Haziran 2014 Cumartesi
İnşaat, konut ve Erdoğan’ın Faiz İndirim Telaşı
Balon şişiyor, şişmeye devam ediyor! Balonun inmeye niyeti yok!
Balon ekonomideki işlerin aslında iyi gitmediğinin işareti olarak, siyasetin yalanlardan örülü şalı ile üzerinin örtüldüğünü, dünyanın bilmem kaçıncı istikrarlı ekonomisi olduğunun gerçekle bir ilgisi olmadığını görüyoruz.
Aç ölmez, gözü kararır; borçlu ölmez, benzi sararır.
Çalışabilir nüfusun yarısının asgari ücretle çalıştığı bir ekonomi, reel ücretlerde gerileme, sendikasızlaştırma, ucuz işçilikle kalkınma stratejisi, 2 milyonu aşan taşeron işçisi, özelleştirme ve taşeronlukla elde edilen aşırı kar hırsının getirdiği sonuçlar…
İşgüvenceniz yok! Bir sabah borçlu vatandaş işsiz! Vatandaş gırtlağına kadar borçlandırılmış! Herkes ama herkes borçlu! Bir borç sarmalı, girdabı hızlı bir şekilde dönüyor!
Borçluya konut üretmek!
Kime konut üretiyorsunuz? Lüks, üst gelir gruplarına, zenginlere… Bunların da yüzlerce konutu yatırım stoku yapacak halleri yok ya!
Görece bir istikrar görece bir zamanla sınırlıdır. O da geçiyor!...
Sizn anlayacağınız konutta tehlike var! Anlayana alarm zilleri çalıyor!
Konutta talep daralması denen bir olay yaşanıyor ve 1 milyon üzerinde konut fazlası var!
TUİK verileri bunu söylüyor. Bundan bir süre önce Newyork Times yazdı.
Bu risk konut alıcılarından, inşaat firmalarına, bankalardan sokaktaki bakkala kadar herkesi etkileyecek gibi görünüyor.
Erdoğan iktidarının sürekliliğinin sebebi sayılan inşaat sektörü konutta yolun sonuna gelmiş görünüyor. Bu nedenle tıkanan kanallar, kentsel dönüşümle aşılmaya çalışılıyor ama bu tarafta da işler istendiği gibi gitmiyor.
İlk 4 aylık TUİk verileri ne diyor?
Konut satışları yüzde 7,5oranında gerilemiş…
Konut kredileriyle konut satışında düşüş yüzde 33’ü aşmış! Önceki oran 42 idi.
İnşaat sektörünün bankalara borcu 95 milyar!
Türkiye insanı şaşırtan değişikliklerin yaşandığı bir ülke!Yarın ne olacağı belli olmuyor. Bu borçla dönen çark bir bakmışsınız ki durmuş!
İstanbul’da konut fiyatları yüzde 65 artmış! Türkiye genelinde ise yüzde 48 artmış! Enflasyon ise yüzde 34 artmış! Gördüğünüz gibi hem Türkiye konuttaki prim artışı hem İstanbul’daki artış, enflasyonun üzerinde!
İstikrara bakın! Satış yok, reklam çok!
İşaat sektörü son 10 yılda aldığı krediler 23 katına çıkmış!
Şimdi siz; niye Erdoğan’ın Merkez Bankası’na baskı yaptığını anladınız mı? Faiz indirimi isteyerek inşaat sektöründeki riski atlatmak istiyor. Ama Merkez Bankası’nın faiz indiriminin bir yere kadar etkili olacağı, piyasanın artık iyice ısındığı, bunun da çok etkili olmayacağı söyleniyor.
Hayber Gürsoy
Gayrimenkul Danışmanı- Konut Değerleme Uzmanı- Mortgage Broker
3 Haziran 2014 Salı
HES şirketinden çevrecilere 20 milyon TL'lik ihtar

Antalya'da Alakır Vadisi'ndeki Dereköy HES'ine ilişkin ÇED raporuna dava açarak yürütmeyi durduran 17 çevreci ile bir derneğe, firma 'Dava açarak beni zarara uğrattılar' diyerek 20 milyon TL'lik ihtarname çekti. Çevrecilerin avukatı Tuncay Koç, ihtarnamenin maddi dayanağı olmadığını belirterek, "Bu mücadele, paradan çok değerli olan yaşamın kendisini savunmak için her türlü tehdit ve baskıya karşı devam edecektir" dedi.
Antalya'nın Kumluca İlçesi sınırlarında bulunan Alakır Vadisi'nde, 4'ü çalışır durumda 8 HES projesi yer alıyor. O projelerden biri olan Reis Grup şirketine ait Dereköy Regülatörü ve HES'i, çevrecilerle mücadelesini kazanırsa 5'inci çalışır HES olacak. Bu nedenle çevrecilerin '5'inci kelepçe' adını verdiği bu HES'E karşı 4 yıldan bu yana hukuk mücadelesi sürüyor. Mücadelenin taşındığı Antalya 2'nci İdare Mahkemesi, 5 Mart'ta 'olumlu' bulunan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna karşı yürütmeyi durdurma kararı verdi.
FİRMA ÇEVRECİLERE İHTARNAME ÇEKTİ
Davanın 5 akademisyenden oluşan bilirkişi heyeti, 27 Mayıs'ta bölgede inceleme yaptı. İncelemeden 4 gün sonra firma, ÇED raporu hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldıran 17 çevreci ile bir derneğe, zararların tazmini için ihtarname çekti. 'Davacılar dava açarak şirketi zarara uğrattı' gerekçesiyle Ankara 17'nci Noterliği'nden gönderilen ihtarnamede, firmanın 20 milyon TL zarara uğratıldığı savunuldu.
Zararın Alakır'da HES'lere karşı mücadelenin bileşenlerinden Karacaören Doğa Kültür Turizm Tanıtma ve Dayanışma Derneği ile birlikte Erdal Elginöz, Mesut Koç, Veysel Ataç, İsmail Yavuz, Erkan Kocababa, Tuğba Pınar Günal, Elif Arığ Gutsdatt, Bedia Tülüler, Birhan Erkutlu, Ramazan Akar, Selahattin Kunt, Elif Ertunga, İlkgül Demirdöven, Nur Cömert, Büşra Koç, Tayfun Guttsdat, Yılmaz Vural'dan tazmin edilmesi istendi.
FİRMANIN ZARAR KALEMLERİ
Projenin öngörülen maliyetinin 25 milyon 387 bin TL olduğu belirtilen ihtarnamede, firmanın bugüne kadar yaptığı harcamalar, imzaladığı kredi sözleşmeleri kalem kalem yer aldı. Firma avukatları ayrıca Türkiye Kalkınma Bankası'ndan projeyle ilgili kredi tahsisi yapıldığını, yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle kredinin iptal edildiğini kaydetti. Sosyal çalışmalar kapsamında da milyonlarca lira harcandığı belirtildi.
'İHTARNAME, GÖZDAĞI AMACI TAŞIYOR'
Çevrecilerin avukatı Tuncay Koç, ihtarnamenin Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 399'uncu maddesine dayandırılmak istendiğini fakat ihtarnamede yer alan ifadelerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Antalya 2'nci İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı sonrasında davanın henüz sonuçlanmadığını aktaran Koç, "Henüz mahkeme kararı oluşmamışken bu ihtarname bir göz korkutmadır, gözdağı vermek amacını taşımaktadır. Hiçbir maddi dayanağı yoktur. Şirketin hukuksuzluklarına yeni bir hukuksuzluk eklemesidir" diye konuştu.
Şirketin bu ihtarnamede dile getirilen rakamlardan çok, davadan feragat etmek gibi olası katma değerleri hedeflediğini aktaran Avukat Tuncay Koç, "Çevre mücadelesinde insanları parayla korkutamazsınız. Onlar için mücadele edilecek en önemli şey yaşamın kendisini savunmaktır. Bu mücadele, paradan çok değerli olan yaşamın kendisini savunmak için her türlü tehdit ve baskıya karşı devam edecektir" dedi.
www.evrensel.net
Okmeydanı, 'riskli alan' ilan edildi

Okmeydanı'nın Fetihtepe, Kaptanpaşa, Keçecipiri, Piripaşa ve Piyalepaşa mahallerini kapsayan yaklaşık 1 milyon 600 bin metrekarelik bölgeyi ‘riskli alan’ ilan eden karar, Beyoğlu Belediyesi Meclis’inden oyçokluğu ile geçti. Yaklaşık 82 bin nüfusun barındığı Okmeydanı’nda 18 bin 800 konut ile 5 bin 500 ticaret alanı bulunuyor. Okmeydanı zemininin olası bir İstanbul depreminde risk oluşturduğu anlamına gelen ve kentsel dönüşümün önünü açan ‘riskli alan’ kararı ile 5 bin 600 binanın bulunduğu bölgenin yıkılarak yeniden yapılanması planlanıyor. Kentsel dönüşüme itiraz eden Okmeydanı Çevre Koruma Derneği "Hisseli tapu değil, bağımsız tapu verin" uyarısında bulunuyor.
KONUT STOĞU BEKLENEN İSTANBUL DEPREMİ KARŞISINDA RİSK TEŞKİL EDİYOR
Beyoğlu Belediyesi imar komisyonu raporunda yer alan ifadeler şöyle:
"Plansız bir şekilde, mühendislik bilimi ve kontrolünden uzak, etap etap kat artışı ve eklentiler şeklinde yapılaşan bölgede konut stoğu oldukça sağlıksız durumdadır. Günümüz şartlarına göre ekonomik ömrünü yitirmiş ve beklenen İstanbul depremi karşısında risk teşkil eden yapılar niteliğindedir. Bu durum bölge yaşayanları için büyük yaşam riski oluşturmaktadır."
CHP: KENTSEL DÖNÜŞÜMLE KENDİ KURALLARINA UYMAYA ZORLUYORLAR
İlçe Belediye Meclisi’nde görüşülen karara CHP, riskli alan kararı verilmeden önce "gerekli tespitlerin yapılması ve konuya ilişkin raporların hazırlanması gerekir" diyerek itiraz etti. CHP’li meclis üyesi Ertuğrul Gülsever "Riskli alan ilan edilmesi için bilimsel veriye dayalı bir bilgi yok. Sizin yeriniz tapulu bile olsa, riskli alan ilan edildiğinden itibaren imar faaliyetinde bulunamazsınız, bankadan kredi bile alamazsınız. Burayı boşaltmanız gerekiyor, kentsel dönüşümle kendi kurallarına uymaya zorluyorlar" diye konuştu.
TAPU İŞLEMLERİ BİTMEDEN BAŞLAYACAK KENTSEL DÖNÜŞÜME İTİRAZ
30 Mart yerel seçimleri öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle Okmeydanı’nda 176 kişi tapularına kavuşmuştu. Ancak 1960'lı yıllarda göçlerle kurulan ve arsa tapusu bulunmayan mahallede yaşayanlar mülkiyet sorunu çözülmeden verilen ‘riskli alan’ ilanının hak kaybına neden olacağı görüşünde. Okmeydanı Çevre Koruma Derneği yöneticisi Eraslan Alkılıç bu süreçte tapu fiyatlarında ciddi bir artış yaşandığına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Biz burayı işgal etmedik, bedava almadık. Memleketten göç ederken barınma hakkını devlet düşünmedi, vatandaş kendi imkanları ile buraları yaptı, satın aldı. 2009 yılında belediye buradaki emlak değerlerini yüzde 450 attırdı. Metrekaresini 51 liradan 180 liraya çıkardı. Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle bir artış olmamıştır" diye konuştu. Hak sahiplerine 4706 sayılı kanunla tapu satışına başlandığını belirten Alkılıç, "12 bin insan müracaat etti ama tapu alan 300 kişi ya var ya yok. Çoğu eski tapusunu yenileyenler. İnsanların tapu alacak güçleri yok" dedi.
'HİSSELİ TAPU DEĞİL, BAĞIMSIZ TAPU İSTİYORUZ'
Tapuların ada ölçeğinde değil, parsel bazında verilmesi gerektiğini savunan Alkılıç, " 'Hisseli tapu değil, bağımsız tapu verin’ diyoruz. Biz ‘güle oynaya buraları size teslim edelim’ diyoruz. Belediye kesinlikle buna yanaşmıyor. Belediye parkları, bahçeleri birleştirerek arsa stoğu yapıyor" şeklinde konuştu.
Kentsel dönüşüme karşı olmadıklarını vurgulayan Alkılıç, "Kentsel dönüşüme karşı değiliz ama yerinde dönüşüm istiyoruz. Her yerde yapılıyor, neden bu 5 mahalle seçildi? Burayı boşaltmak niyetindeler. Okçular Tekkesi’ni sit alanı ilan etmek ve insanları yerinden yurdundan etmek istiyorlar. Biz rant peşinde değiliz. Bir yerin değeri binayla ölçülmez, içindeki ile değer taşır" dedi.
Okmeydanı Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği Okmeydanı'na ilişkin 1/5 bin ve 1/binlik imar planlarına ve 3194/18 sayılı uygulamaya karşı idare mahkemesine dava açtı.
www.evrensel.net
2 Haziran 2014 Pazartesi
Demagoji nasıl yapılır?
Kavramların içini boşaltarak, yanıltarak, anlamını değiştirerek bilinçli ve kasıtlı yapılan, başvurulan yöntemdir.
Hayber Gürsoy
Özelleştirme Gözünü Sarıyer'deki Tarlaya Dikti

Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 8 Mayıs tarihli kararıyla Gümüşdere Köyü'nün tek tarım arazisi 590.343 metrekare yüzölçümlü taşınmaz özelleştirme kapsamında satışa çıkarıldı.
İstanbul'un sebze meyve ihtiyacını karşılayan Gümüşdereliler tek geçim kaynaklarının yok olmasına tepkili, Ziraat Mühendisleri Odası özelleştirme kararının iptali için dava açacak.
Gümüşdere Köyü Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği'nden Beyhan Uzunçarşılı, bu tarım arazinde Türkiye'nin ilk sürdürülebilir kent tarım projesini yapmayı planlarken özelleştirme kararı ile şaşkınlığa uğradıklarını söyledi.
Mübadeleyle geldiler, köyü ıslah ettiler
Gümüşdere sırtını Belgrat ormanlarına dayamış, Karadenize kıyısı olan eski bir Rum yerleşim yeriydi.
1924'te mübadele sonucu Rumlar köyü terk etmek zorunda kalınca Selanik Karacaova mevki Fuştan köyünden gelen Pomaklar köye yerleştirildi. Hala dillerini koruyan halk Selanik'te yaptıkları bahçeciliği Gümüşdere'ye taşıdı.
Araziyi kendi imkanlarıyla ıslah ederek tarım alanına çevirdi. Şu anda büyük bölümünde açık tarım, 90 bin hektarında da seracılık yapılıyor. Her çeşit sebze meyve, süs bitkisi yetiştirilen ve hayvancılık da yapılan topraklardan 632 kişi geçimini sağlıyor.
Hazine arazisi olan tarım alanlarında köylüler 1994'te köyün statüsünü kaybetmesiyle çok yüksek ecrimisil (işgaliye) bedeli ödemeye başladı.
Bakanlık "sulu tarım arazisi" dedi
Gümüşdereliler daha önce köyün bir bölümüne İSKİ'ye tahsis edilerek yapılmak istenen "biyolojik arıtma tesisi" ne karşı mücadele etmişti. Ziraat Mühendisleri Odası'nın açtığı dava sonucu Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu alanın "sulu özel ürün arazisi" olduğuna belirtmiş ve Kasım 2013'te proje iptal olmuştu.
Köylüler tam mücadeleyi kazanmışken şimdi özelleştirilme tehdidi yaşıyor.
"Bakanlık tarım projemizi desteklemeli"
Ziraat mühendisi olan Beyhan Uzunçarşılı, buranın statüsünü Bakanlığın yükselttiğini hatırlatarak kentte kalan bu son tarım arazisinin korunması ve geliştirilmesi için yazdıkları projeyi bakanlığa sunacaklarını söyledi."İstanbul'un gıdasını sağlayan son tarım arazisi için üniversite, sivil toplum örgütleri halk ve bakanlığın ortaklığında Türkiye'nin ilk sürdürülebilir kent tarım projesini yapmak istiyoruz. Bakanlıktan randevu talebinde bulunduk. Burada çiftçiler bakanlıktan destek almadan modern yöntemlerle üretim yapıyor. Özellikle kadınlar çalışıyor. Buranın korunması, geliştirilmesi gerekirken özelleştirilmek isteniyor. Bu sadece Gümüşderelilerin değil, buradaki gıdayı tüketen İstanbul'un meselesi."
"Toprak işleyenin olmalı"
Özelleştirmeye karşı dava açan Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık da "toprak işleyenin olmalı, rant için gökdelen dikmek isteyenlerin değil" diyor."Bu kadar verimli toprakları korumak, teknik ve üretimi daha rantıbıl üretim projesine dönüştürmek yerine satmak istiyorlar. Maliyenin hazine adına kayıtlı taşınmazı toprağı işleyen köylülere makul bir fiyatta uygun taksitlerle satmasına karşı değiliz. Toprak işleyenin olmalı." (NV)
31 Mayıs 2014 Cumartesi
Taksim'de polis ablukası; Gezi Parkı kapatıldı
Taksim'de polis ablukası; Gezi Parkı kapatıldı
Gezi direnişinin yıl dönümünde polis Taksim'i abluka altına almaya sabahın erken saatlerinde başladı.
İstanbul'a bir çok ilden uçakla polis getirildi.
Türk Hava Yolları'ndan kiralanan uçaklarla Sinop, Ordu, Samsun, Giresun, Çorum, Kırşehir, Nevşehir, Kastamonu, Elazığ, Bingöl, Mardin'den İstanbul Atatürk Havalimanı'na gelen polisler, buradan otobüslerle görevlendirildikleri yerlere hareket etti.
Bu arada Atatürk Havalimanı'nda görevli 200 polisin de Gezi parkı çevresinde görev yapacağı öğrenildi.
Saat 09.30'dan itibaren polis ekipleri Taksim'e otobüslerle gelmeye başladı. Meydanda itfaiye ve belediye araçları da hazır bekletiliyor.
Beşiktaş ve Şişli'de de çok sayıda polis göze çarpıyor.
Polis, Gezi Parkı'nı saat 10.50 sıralarında vatandaşlara kapattı. (EVRENSEL HABER MERKEZİ)
İki güzellik bir arada
Ya üçüde olmasaydı
Mehmet Akif Ersoy'dan
Gezi Parkı
Ne Denilebilir!...
Gezi
Günün Fıkrası
1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.
Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...
Avukat 1
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Avukat 2
George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:
"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.
"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".
Avukat 3
Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
“İki kere iki kaç eder?”
Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''
Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş
En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
''Kaç olmasını istersiniz?''
Avukat 4
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.
Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.
Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''
Avukat 5
Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat açtı ağzını:
“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti.
Sadece:
“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.
Avukat onun sözünü keserek devam etti:
“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”
Günün Sözü
İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.
Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...
Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var





