13 Kasım 2015 Cuma

Altın Portakal'da kıyafet tartışması


Altın Portakal'da kıyafet tartışması


Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in 'Kıyafeti düzgün olmayan Altın Portakal’a giremeyecek' açıklaması yeni bir tartışma başlattı. Bu tartışmanın ardından hurriyet.com.tr'de bir anket yayınladı. 11 Kasım Saat 00:00 itibariyle ankete 19 bin 915 kişi katıldı. Katılımcılara 'Altın Portakal’ın saygınlığını yükseltmek için kıyafet zorunluluğu fikrine katılıyor musunuz?' sorusu soruldu. Sonuçlara göre katılımcıların %64'ü 'evet kural konulması gerekir derken, %36'sı 'Hayır herkes istediği gibi giyinebilir' dedi.

Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu'nun önceki gün gerçekleştirdiği röportajda Menderes Türel “Altın Portakal’ın saygınlığını yükseltmeye çalışıyoruz. Nasıl ki bir yönetmen, oyuncu bu ödülü yurt dışında alsa papyonunu, kravatını takıp, takım elbisesini giyip gidiyor törene, Altın Portakal’a da öyle gelecek...  Papyon zorunluluğu dayatmıyoruz ama yırtık kot, tişörtle girilemeyecek salona... Öyle geleni kapıdan çevireceğiz ödül almış olsa bile...Kısa filmleri bu yıl yarışma bölümünde çıkardık. Belgesel ve kısa filmciler bu konuda özensizdi... Bu kategorileri yarışma bölümünden çıkarmamızda bu kıyafet özensizliği de etkili oldu... ” açıklamasını yapmıştı.
Menderes Türel’in açıklamalarının ardından sosyal medya ikiye bölündü. Bazı okuyucular Türel'in açıklamalarının 'insan haklarına aykırı' olduğunu söylerken bazıları da bu tür davetlere 'özel kıyafetler giyip' gidilmesi gerektiğini savundu.

Nuri Bilge Ceylan'ın 2012 yılında SİYAD ödül törenine hırkayla katılması bu tartışmaların başlangıcı olmuştu. Ceylan, Üç Maymun filmi ile En İyi Yönetmen ödülünü aldığı 2008 yılındaki Cannes Film Festivali ödül törenine smokini ile katılmıştı.

KELEBEK



Manzarayı kapatıyor diye 25 ağaç kestiren site yöneticisine beş yıla kadar hapis talebi


Fotoğraflar: DHA
Fotoğraflar: DHA

Manzarayı kapatıyor diye 25 ağaç kestiren site yöneticisine beş yıla kadar hapis talebi

Ağaçlar Dalyan beldesindeki SİT alanında yer alıyordu. Nesin Poslu adlı yönetici için ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’ suçundan hapis cezası isteniyor.2014 yılında sitenin ortak kullanım alanındaki fıstık çamlarının deniz manzarasını kapattığı gerekçesiyle kesilmesini isteyen site sakinlerine bir grup site sakini karşı çıktı.
IZMIR'IN TATIL CENNETI CESME DALYAN'DAKI, TATIL SITESINDE BULUNAN SIT BOLGESI ILAN EDILEN ALANDA, 15 YASINDAKI, 25 FISTIK CAMI, DENIZ MANZARASINI KAPATTIGI GEREKCESIYLE, SITE SAKINLERININ ITIRAZLARINA RAGMEN YONETICI NESRIN POSLU, TARAFINDAN KESTIRILDI. SAVCILIGA SIKAYET EDILEN NESRIN POSLU, HAKKINDA, KULTUR VE TABIAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNA MUHALEFET SUCUNDAN 5 YILA KADAR HAPIS CEZASI ISTEMIYLE DAVA ACTI. (FOTO: IZMIR DHA)

12’ye karşı 14 oy

Ağaçların bulunduğu bölge tapu kayıtlarında,‘Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı’ ve‘III. Derece Doğal Sit Alanı’ olarak gösterilmesine rağmen, sitenin yeni yönetimi ağaçların kesilip kesilmemesini ev sahiplerinin oyuna sundu.  Oylama sonrasında 12 ret oyuna karşılık 14 kabul oyuyla, fıstık çamlarının kesilmesine karar verildi.
Karardan bir gün sonra sitenin yeni yöneticisi Nesrin Poslu’nun talimatıyla 15 yaşındaki 25 fıstık çamı, Hamdi Çetin ve Nurullah Tepe tarafından motorlu testereyle kesildi.
dalyan agac3

Ret oyu verenler durumu yargıya taşıdı

Bunun üzerine, ağaçların kesilmesine ret oyu veren site sakinleri savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ağaçların bulunduğu bölgenin, kesimden önceki ve sonraki halleri de suç duyurusundaki dosyada yer aldı.
Ağaçları kesen Hamdi Çetin ve Nurullah Tepe’nin talimat aldıklarını söyledikleri yönetici Nesrin Poslu hakkında adli soruşturma başlatıldı. Bir yıl süren soruşturma sonrasında savcı, Poslu hakkında‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’ suçundan beş yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.
Nesrin Poslu’nun Çeşme Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacağı öğrenildi.
DİKEN COM TR

12 Kasım 2015 Perşembe

Mantarlar ve gizemleri


Şapkalı mantarların gizemli güçleri-1

1969 yılına kadar biyologlar, şapkalı mantarların ve funguslara (mantar ailesi) ait diğer üyelerin bitki olduklarını düşünmüşlerdi. Aslında funguslar, bitkilerden ziyade, hayvanlarla daha yakından akrabadırlar; ancak kendilerine has farklılıkları bulunduğundan hepsinden ayrı bir şekilde sınıflandırılmışlardır.
Bu gizemli organizmalarla ilgili yapılan son çalışmaların sonuçları, doğal yaşamın karışıklıkları ile ilgili daha öğrenecek çok şeyimiz olduğunu göstermiştir. Yapılan yeni bir çalışmayla mantarların; bitkilerin birbiriyle olan ilişkilerine yardım ettikleri, besin maddelerini paylaştıkları, hastalıklara ve zararlı organizmalara karşı kendilerini savundukları ortaya çıkarılmıştır.
 
Şapkalı mantarların sap ve şapkalarından çok daha fazlası toprak zeminde uzanmaktadır. Bu organizmaların birçoğu yeraltında ince, ipliksi bir kitle halinde bulunmaktadır ve buna miselyum tabakası denmektedir. Birbiriyle ilişki halinde olan mantar filamentleri (ipliksi yapılar); mikoriza adlı mantar kökleri aracılığıyla ağaçlar da dahil tüm bitkilere yardım etmekte, bitkilerin birbirlerine bağlanmalarını sağlamaktadır.
Bilim insanları, toprak üstü bitki örtüsünün yaklaşık yüzde 90’ının fungusarla karşılıklı yarar ilişkisi (mutualist ilişki) içinde olduklarına inanmaktadır. Bitkiler, fotosentez yaparak mantarlara besin sağlamakta, bunun karşılığında mantarlar da filamentleri aracalığıyla bitkilerin suyu ve mineralleri absorbe etmelerini sağlamaktadır. Bitkiler bu sayede kendilerini hastalıklardan ya da diğer tehditlerden koruyacak kimyasalları üretmektedir.
Mikolojist Paul Stamets’in misel tabakasına (miselyum) “Dünya’nın doğal internet ağı”ismini yakıştırmasının nedeni, misel tabakasının yapısı ve fonksiyonları itibariyle birbirlerine fiziksel anlamda uzak bulunan bitkiler arasındaki ilişkileri sağlamasıdır. Kendisi ayrıca bu ilişki ağının beyin hücrelerine çok benzediğini de belirtmiştir. Discover’ın bir makalesine göre; “Beyin hücreleri ve miselyum, çevresel uyarılar doğrultusunda yeni bağlantılar geliştirir ya da mevcut olanları yok eder. Her ikisi de sinyallerini hücresel ağa iletmek amacıyla, kimyasal habercileri kullanırlar.”
Şapkalı mantarların gizemli güçleri-3
British Columbia Üniversitesi’nde Suzanne Simard tarafından yapılan bir çalışmada; douglas göknarı ve kağıt huş ağacının miselyum tabakası ile karbon alışverişiyaptıkları, başka çalışmalarda da buna ek olarak nitrojen ve fosfor alışverişi yaptıkları gösterilmiştir. Simard daha yaşlı ve büyük ağaçların, daha genç olanlara bu süreç esnasında yardımcı olduğuna inandığını belirtmiştir. Küçük ağaçların yaşamlarının daha büyük “ana ağaçlar”a bağlı olduğunu ve bu yaşlı ağaçların kesilmesinin, küçük ağaçları ve fideleri daha korunmasız bıraktığını bulmuştur.
Çin’de yapılan araştırmalarda zararlı fungus saldırısına uğrayan ağaçların miselyum tabakası aracılığıyla diğer ağaçları uyardıkları saptanmıştır. Aberdeen Üniversitesi’ndeki biyologlar tarafından aynı zamanda yaprak biti saldırısına uğrayan ağaçların da diğer ağaçları uyarabildikleri saptanmıştır.
Dünya üzerindeki her şeyin birbiriyle ilişkili olduğunu görmek bu konudaki farkındalığımızı arttırmaktadır. “Ana ağaçlar”ı kesmenin küçük ağaçları etkilediğini öğrenmek gibi, aslında bütün eylemlerimizin ekosistemde nasıl da istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini anlamamızı sağlamaktadır.
Şapkalı mantarların gizemli güçleri-4
Bilim insanları aynı zamanda fungusların; ekmek, bira ve şarap yapımında insanlara da yardımcı olduğunu bulmuşlardır. Paul Stamets mantarların petrol sızıntılarını temizlemede, çiçek hastalığına karşı savunmada, PCB (Bifenil poliklorinat) gibi toksik kimyasalları arıtmada ve radyasyona maruz kamış alanların radyasyondan arındırılmasında da kullanılabileceğine inanmaktadır.
Stamets’in mantarlara olan ilgisinin en önemli nedenlerinden biri de, birçok mantarın dünya yüzünde tanınmasını sağlayan büyüleyici özelliklerinden biri olan halüsinojen etkileridir. Stamets üniversite yıllarındaki zamanının çoğunu Ohio ormanlarında geçirmiş ve ilk “sihirli mantar”ını (psilobisin içeren mantar) burada denemiştir. Mantarın onun üzerinde derin bir etkisi olmuş ve ilk deneyiminden sonra, ısrarla devam eden kekemeliği son bulmuştur. Sonrasında, mantarların yaşam alanını yok eden ağaç kesimi işini bırakmış ve Olympia-Washington’daki Evergreen State Koleji’nde funguslar üzerindeki araştırmalarına başlamıştır.
O günden beri Stamets’in araştırmaları fungusların; nükleer arıtma, su filtrasyonu, biyoyakıt sağlama, tarımsal verimi arttırma gibi birçok işte kullanılabileceği gibi büyüleyici sonuçlara ulaşmıştır.
Şapkalı Mantarlar 2
Araştırmalar aynı zamanda şapkalı mantarların psikotropik özelliklerinin yararlarınada dikkat çekmektedir. 144 Şapkalı mantar türünün psilosibin içerdiği tespit edilmiştir. Yerliler uzun seneler boyunca, halüsinojenik mantarları törensel, ruhsal ve psikolojik amaçlarla kullanmışlardır ve bunun güzel sonuçlar doğurabileceği anlaşılmıştır. Psilosibinin beyin aktivitelerini arttırdığı gösterilmiştir. Araştırmacılar aynı zamanda depresyon, anksiyete, korku vebenzeri bozuklukları yenmede kullanılacak kimyasallar bulmuş, bu kimyasalların yaratıcılığı arttırdığı, kişileri yeni deneyimlere açık hale getirdiği bulunmuştur. Bu sayede bu kimyasallar postravmatik stres bozukluğu tedavisi, bağımlılık tedavisi ve palyatif bakımda da kullanılabilecek potansiyeli taşımaktadır.
Biz insanlar, o kadar çok teknolojik ve bilimsel buluşa imza atıyoruz ki, bu durum bizde bazen doğanın çok üstünde ya da dışında bir yerlerde olduğumuz ve her şeyi ondan daha iyi başarabileceğimiz hissiyatını yaratıyor. Bazense sıradan bir şapkalı mantar gibi büyüleyici bir yaşam biçimi, bizim kendini beğenmişlik hissimizi sarsıyor ve bize daha henüz üstünde yaşadığımız dünya ile ilgili öğrenecek çok şeyimiz olduğunu hatırlatıyor.
Kaynak: Eco Watch

Gaia Dergi

11 Kasım 2015 Çarşamba

Kentsel Dönüşüm Bakanlığı çağrısı

Kentsel Dönüşüm Bakanlığı çağrısı


Çok sayıda inşaatçı ve müteahhit, kentsel dönüşüm seferberliği çağrısı yaparken, Kentsel Dönüşüm Bakanlığı talebi de gündeme getirildi.

Sektör temsilcileri, 31 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe giren "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" kapsamında yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin taleplerini AA muhabirlerine anlattı.
Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, seçimlerin ardından Türkiye'nin ilk önceliğinin kentsel dönüşüm olması gerektiğini vurguladı.
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors'un eylülde doğal felaketlerin kredi notları üzerine muhtemel etkilerine dair bir araştırma raporu yayımladığını hatırlatan Ağaoğlu, bu raporda Türkiye'nin fay hatları nedeniyle "ekonomisi tehdit altında bir bölge" olarak gösterildiğini kaydetti.
Ağaoğlu, "Türkiye'de bugün yarın İstanbul depremi bekleniyor ve dünyadaki herkes bunun farkında. Kafamızı deve kuşu gibi kuma gömmeyelim, yitirilen canları hatırlayıp ders alalım. Kentsel dönüşüm için sözde değil özde seferberlik başlatalım. Yitirilen canları hatırlayıp ders alalım. Tedbirimizi alsak ne kaybederiz? Eski yapıları yenileyelim" dedi.
- "1 Kasım'da Türkiye için en iyi senaryo ortaya çıktı"
Son birkaç yıllık dönemde makro ve ulusal bazı gelişmelerin de etkisiyle kentsel dönüşüm seferberliğinin sekteye uğradığını anlatan Ağaoğlu, "Gerginlik olduğu zaman ilk duraksayan mekanizma zaten bürokrasi oluyor. Arkasında kuvvetli bir irade olmadığı zaman bürokrat duruyor, risk almıyor. Bürokratı iş yapıp, değer üretmeye itecek siyasi irade lazım. Dileriz ki gayrimenkul sektörünün, taşın altına elini koyabilecek bir bakanı olur. Şu son dönemde karmaşa ortamının da etkisiyle kentsel dönüşüm konusunda en ufak bir adım bile atılmadı, hatta geri adım atıldı. Sektörü, bürokrasiye boğmayacak bir bakan istiyoruz" diye konuştu.
Ağaoğlu, 1 Kasım seçim sonuçlarının Türkiye'nin geleceği adına sevinç verici olduğunu dile getirdi.
"Dünyanın en iyi senaristlerini toplayıp 'Türkiye için en iyi senaryo hangisi ise onu yazın' deseniz herhalde bunu yazarlardı" diyen Ağaoğlu, seçmenlerin istikrara ve huzura oy verdiğini, kimsenin kavga istemediğini söyledi.
- "Kentsel Dönüşüm Bakanlığı kurulmalı"
Global Real Invest Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Koca da yeni hükümetin seçim beyannamesinde yer alan "Rekabetçiliği ve Sosyal Uyumu Gözeten Kentsel Dönüşüm" ifadesini süratle hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Hükümetin Afet Riski kapsamında kentsel dönüşümü hızlandırmak için bakanlık düzeyinde yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyduğunu belirten Koca, şunları kaydetti:
"Kentsel dönüşüm gibi hayati bir konuda bakanlık kurmanın nesi yanlış? Çevre ve Şehircilik Bakanlığının işlevsel bazda ayrılması ve kentsel politikaları yürütecek Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Bakanlığının kurulması, dönüşümün tüm paydaşlarına kolaylık sağlar. Bunun yanında üst ölçekli kentsel dönüşüm master planlarının yapılması, imar transferi ve gayrimenkul sertifikası uygulamalarının hayata geçirilmesi şarttır. Alternatif finansman çözümlerinin desteklenmesi, imar ve müktesep hak konularının ele alınması, KDV iadesi, harç muafiyeti ve kira yardımları gibi teşviklerin devam etmesi kısa ve orta vadede afet riskine karşı özel sektörün beklentileridir."
- "Yeni hükümet acilen önlem alıp 2016'da harekete geçmeli"
Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatlarıyla başlatılan, 2012 ve 2013'te hızla yürütülen kentsel dönüşümde şu anda hareketliliğin tamamen kaybolduğunu savundu.
Yeni kurulacak hükümetin kentsel dönüşüm konusunda acilen önlem alıp 2014 yılının sonlarından bugüne kadarki kayıpları telafi etmesi gerektiğini dile getiren Demir, "Acilen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında kentsel dönüşümle ilgili apayrı bir birim kurulmalı. Özellikle bir bakan yardımcısı sadece kentsel dönüşümden sorumlu olmalı" dedi.
Demir, inşaat sektörünün şu anda kentsel dönüşüm konusunda destek alamadığını iddia ederek, "Mesela hak sahiplerinin hepsi ile anlaşma mümkün olmuyor. Yüzde 5 - 7'si daha fazla rant gibi amaçlarla anlaşmayı kabul etmiyor. Bu gibi sıkıntılarda bakanlık veya yerel yönetim bize destek olmuyor. Destek istiyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Bürokratik işlemlerin çokluğundan yakınan Demir, "Kentsel dönüşümde yetki ya yerel yönetime verilmeli ya da bakanlıkta kentsel dönüşüm işlemleri hızlandırılmalı. 5-6 ayda hiç yol kat edemedik. Önümüzdeki günlerde 2012 yılındaki hızı yeniden kazanmalıyız" ifadelerini kullandı.
- "Vergisel teşvikler gelebilir"
Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) İcra Kurulu Üyesi Haluk Sur, yalnızca Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) değil alt gelir grubuna yönelik proje geliştirilmesinde özel sektörün de bu alana çekilmesi, desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Alt gelir grubunun özel sektörden ev alabilmesi için önerilerini sıralayan Sur, "Mesela konut alıcılarının ön ödemeleri devlet tarafından desteklenebilir, alt gelir grubuna yönelik projelerde özel sektöre imarlı ve altyapılı arsa desteği sağlanabilir ve vergisel teşvikler gündeme getirilebilir. Bunun dışında dönüşüme finans sağlanabilmesi için araçların çeşitlendirilmesine ihtiyaç var ki bu konuda devletimiz elinden geleni yapmış durumda. Uygulamada gerekirse farklı çalışmalar da ihtiyaca göre ele alınabilir" diye konuştu.
- "İmar uygulamalarında biraz elastikiyet sağlanabilir"
İstanbul Emlak Komisyoncuları ve Danışmanları Esnaf Odası Başkanı Nizameddin Aşa, kentsel dönüşüm konusunda devletin yapması gerekenleri kanunla belirlediğini ve daha fazlasını yapamayacağını dile getirerek, bazı hususlarda esneklik sağlanabileceğini aktardı.
"Devletten aslında beklenen imar uygulamalarında biraz daha elastikiyet sağlanması" diyen Aşa, özellikle yıkılan binaların yeniden yapılması sırasında devletin hak sahibi veya müteahhidi daha fazla düşünmesi gerektiğini kaydetti.
Aşa, "Yıkılan binaya yine aynı imar izni verilince buraya giren müteahhit para kazanamıyor veya vatandaş da cebinden para katamıyor. Ancak imar izinlerinde biraz daha esneklik sağlanırsa burada dönüşüm hızlanabilir" görüşünü de paylaştı.

emlakofisi

Tarımsal isyan: Şehirdeki ağaçlara meyve veren dallar aşılıyorlar ve çok güzel bir amaçları var

tarim gerillalari Guerrilla Grafters 1

Tarımsal isyan: Şehirdeki ağaçlara meyve veren dallar aşılıyorlar ve çok güzel bir amaçları var

San Francisco sokaklarında bir grup “tarım gerillası” 2011 yılından beri illegal olarak ilginç bir eylem yürütüyorlar. “Guerrilla Grafters” (Aşılayıcı Gerillalar) adlı grup şehirdeki ağaçlara meyve veren ağaçlardan aldıkları dalları aşılıyorlar. Gayeleri çevrenin sürdürülebilirliğini arttırmak ve ağaçları orijinal amaçlarına geri döndürebilmek. Aşılayıcı Gerillalar şehirli insana taze, sağlıklı ve elbette parasız meyveler sunmak istiyorlar.

tarim gerillalari Guerrilla Grafters 2

Teknik olarak tarım gerillalarının yaptığı bu basit ve iyi niyetli hareket yasalara aykırı. Birçok şehirde planlamacılar dikilen ağaçların meyve vermediğinden emin olmaya çalışıyorlar. Çünkü toplanmadan dökülen meyvelerin birikerek türlü türlü haşaratı çekmesi söz konusu. Halbuki bu gerillalar meyveyi “böcek çeker” diye görmüyorlar. Sokaktan gelip geçen herkese bedava, taze, sağlıklı bir yiyecek sunmayı istiyorlar. Yani kısaca “herkes için meyve” diyorlar. Üstelik aşılama operasyonu da hayli basit. Grup bugüne kadar onlarca ağacı bu şekilde meyve verir hale getirmiş.
Grubun yaptığı işi daha ayrıntılı incelemek isterseniz buradan buyrunuz.

tarim gerillalari Guerrilla Grafters 3tarim gerillalari Guerrilla Grafters 10tarim gerillalari Guerrilla Grafters 4A flowering apple tree in Oakland, Calif. with two successful grafts from an apple tree which bears fruit.tarim gerillalari Guerrilla Grafters 1tarim gerillalari Guerrilla Grafters 6tarim gerillalari Guerrilla Grafters 7tarim gerillalari Guerrilla Grafters 9
h/t: odditycentral

 Cansu Yalçın

Savcılık HDP'ye yüksek oy çıkınca dava açtı.


Savcı sordu: HDP'ye neden yüksek oy çıktı?

Savcı sordu: HDP'ye neden yüksek oy çıktı?

Doğubeyazıt'ın Meyremana (Sağdıç) köyünde 1 Kasım seçimlerinde HDP'nin yüksek oy almasını gerekçe gösteren savcılık, köy sakinlerinden 50 kişi hakkında soruşturma açtı.
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesine bağlı Meyremana (Sağdıç) köyünde 1 Kasım'da yapılan seçimlerde HDP'ye yüksek oy çıkması nedeniyle 50 yurttaşa soruşturma açıldı. Köyde 420 oyun HDP'ye, AKP'ye ise 7 oyun çıkmasını gerekçe gösteren Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı, açtığı soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan yurttaşlara, seçimlerde oy kullanırken attıkları imzalar ile yeni imza attırılarak karşılaştırma yapıldı. Savcılık tarafından yurttaşlara "Neden HDP'ye yüksek oy çıktığı" sorusu sorulduğu belirtildi. (diha)

 

Sokağa çıkma yasağının 7. gününde Silvan'da neler oluyor?


İlçede hayatını kaybedenlerin sayısı 7'ye yükseldi

3 mahallesinde ilan edlen sokağa çıkma yasağı 7. gününe ulaşan Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde, hayatını kaybedenlerin sayısı 7’ye çıktı. 3 Kasım’da sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçede, son olarak Yakup Sinbağ isimli genç hayatını kaybetti. DİHA, Sinbağ’ın polis kurşunuyla hayatını kaybettiğini ilan etti.
Daha önce de 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Silvan'da, 3 Kasım sabahı Valilik kararıyla Tekel, Mescit ve Konak mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Silvan’daki sokağa çıkma yasağının ilk 3 gününde 1’i polis 5 kişi hayatını kaybetmişti. Bugün ilçeden gelen haberlere göre 2 kişi daha hayatını kaybetti ve sokağa çıkma yasağının başlangıcından bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 7'ye ulaştı.
Silvan Belediyesi Eş Başkanı Vekili Tekiner, 3 mahallede ilan edilen yasağın fiili olarak ilçe genelinde uygulandığını belirterek, yasağın sürdüğü mahallelerde "su, elektrik ve hiçbir gıdanın temin edilemediğini, yoğun ateş altındaki mahallelerde ekmek bile dağıtılamadığını" aktardı.

HDP'li vekil: İçişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili 'Bu üç mahalleyi haritadan sileceğiz' dedi

Silvan'da yaşananlarla ilgili Evrensel muhabiri Cumhur Daş'a konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, Silvan’da evlerin yakıldığını ve bombalandığını belirterek, “İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir yetkili bize aynen şöyle söyledi; ‘Biz Silvan’daki bu üç mahalleyi haritadan sileceğiz.’ Şimdi yaşanan budur. Sivil halk gözetilmeden her yere ateş açılıyor. Asker, polis ya da hiçbir yerde kaydı olmayan benim ‘kelle avcısı’ dediğim kişiler yaşam gördükleri her evi yukarıdan aşağıya tarıyorlar” dedi.
Mahallelerde ağır silahların kullanıldığını kaydeden Pir, “Mahalleri gören yerlere de tanklar konuşlandırılmış. Biz de mahallelere giremiyoruz. İçeriden aldığımız bilgilere göre, bazı evlerin kilerine ya da bodrum katına 10-15 kişilik gruplar sığınmış durumda. Kimse dışarıya çıkamıyor. Çünkü bu kelle avcıları çatılara konuşlandırılmış. Bir evin içinde bir gölge ya da canlı bir şey görseler hemen o evi taranıyor. Daha önce bir iki saat ara verirlerdi siviller bir nefes alırdı. Ama şimdi neredeyse 24 saat operasyon yapıyorlar” diye konuştu.

"Kahvehaneyi zırhlı polis aracı tarayarak bölgeden hızla uzaklaşmış"

45 yaşındaki Mehmet Gündüz’ün hayatını kaybettiği kahvehaneyi zırhlı araçların taradığını iddia eden HDP Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel ise Evrensel muhabiri Hasan Akbaş’a yaptığı açıklamada, "Orayı bir zırhlı polis aracı tarayarak bölgeden hızla uzaklaşmış. Onlarca görgü tanığı var. Buradaki herkes şahittir. Bunu çarpıtmaya gerek yok. Bu bölge üstelik sokağa çıkma yasağının olmadığı ve en işlek caddelerdendir. Bu konuyla ilgili adli, idari makamlardan herhangi bir açıklama yapılmıyor ancak bu konuda elimizde kanıtlar var. Aracın plakasını biliyoruz. Tüm kanıtlar var elimizde” ifadelerini kullandı.

"Yasak üç mahallede uygulanıyor ama gerginlik bütün Silvan'a yayılmış durumda"


RS FM’de Yavuz Oğan’ın sunduğu “Bidebunudinle” programına katılan Sivan Belediyesi Eş Başkanı Vekili Tekiner de 3 mahallede ilan edilen sokağa çıkma yasağının ilçenin geneline yayıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Yasak üç mahallede uygulanıyor ama gerginlik bütün Silvan'a yayılmış durumda. Fiilen olmasa da tüm Silvan'da bu uygulanıyormuşçasına bir tehlike var. Bugün bir kahvehanede 44 yaşındaki bir Silvanlı hayatını kaybetti. Görgü tanıklarını dinledik, olayın yaşandığı yere gittik, onların söylediğine göre polis aracının rastgele ateş açması neticesinde üç kişi yaralandı, yaralılardan birisi de hayatını kaybetti. Nereden bir kurşun geleceği ya da roket geleceği bilinmiyor. Dün bir eve roket isabet etti mesela.
Yasaklı olmayan yerlerde çocuklar okullara gidiyor ama orada da tedirginlik var, bu tedirginlik nedeniyle çocuklarını okula göndermeyen aileler var. Sokağa çıkma yasağı olan üç mahallede su elektrik ve hiçbir gıda temin edilemiyor. Ekmek bile dağıtılamıyor çünkü bu üç mahalle çok yoğun ateş altında."
Yedinci gününde de fırsatını bulan oradan çıkmaya çalışıyor ancak hâlâ çok sayıda insan olduğunu biliyoruz. Çünkü sabit hatlardan bize ulaşabiliyorlar, ekmeklerinin kalmadığını, atılan top atışlarının evlerine isabet ettiğini, yangın çıktığını bildiriyorlar. Ama ne ambulans ne de itfaiye bu mahallelerin yakınına bile yaklaştırılmıyor."
T24 

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var