17 Kasım 2015 Salı

Beyazsız yaşayan kent: Zonguldak



Beyazsız yaşayan kent: Zonguldak

Zonguldak termik santral tehdidi ile karşı karşıya. Bölgede on üç yeni termik santral daha kurulması planlanırken bölge halkı kandırıldıklarını belirterek, ‘‘Artık yeter, zehir soluyoruz ”diyor.

Kirli teknolojilere dayalı fosil yakıt temelli enerji politikalarını sürdürülemez bir biçimde devam ettiren Türkiye'de termik santral sayısı çoğalıyor. Zonguldak ise kömür madenciliğinin yanı sıra ciddi termik santral tehdidi ile karşı karşıya. Kenti nefes alamaz hale getiren termik santrallar bölge halkının zehir solumasına neden oluyor. Sayıları her geçen gün artmakta olan santrallar yurttaşın başta soluduğu havayı ve sağlığını etkilemekte. Yuva Derneği ve Yaşanabilir Zonguldak Platformu'nun ' Termiksiz Bir Gelecek İstiyoruz' çağrısıyla düzenlediği eylemden önce Zonguldak'ta neler olup bittiğini, termik santral tehdidi ile karşı karşıya kalan bölge halkının durumunu derledik.
13 YENİ SANTRAL DAHA
Zonguldak'ta termik santral tehdidinin en yoğun yaşandığı bölge Çatalağzı. Özellikle Eren Enerji tarafından işletilen iki termik santral (ZETES-1 ve ZETES-2) önemli çevresel kirliliğe neden olmakla birlikte yol açtığı hava kirliliği ile insan sağlığını olumsuz etkilemekte. Ayrıca Eren Enerji tarafından üçüncü termik santral (ZETES-3) inşasının ise 2016'da bitmesi bekleniyor. Bölgede hali hazırda varolan 3 termik santrale ek olarak Zonguldak- Ereğli'den başlayarak Amasra sahiline kadar 78 km'lik sahil şeridine 13 yeni termik santral projesi yapılması planlanıyor. Zonguldak'ta yapılması planlan santralların hepsinin ithal kömür ile çalıştırılması öngörülüyor.
BALIKLAR ÖLÜYOR
Zonguldak'ta termik santralların yol açtığı felaket hava kirliliğiyle sınırlı değil. Santrallarda kullanılan su denizlere zarar verirken toplu balık ölümlerine de neden oluyor. Sanrallar soğutma için denizden bol miktarda su çekiyor ve kullandığı suyu tekrar denize veriyor. Denize tekrar salınan kirli santral suyunun yanı sıra soğuk su alımı esnasında suyu çekerken birçok balık türü santral suyuna karışıyor ve ölüyor.
'KANDIRDILAR HEPİMİZİ'
Bölgede istihdam ve işsizlik yine en önemli sorunlardan biri. Santralların inşasından önce “Size iş vereceğiz, istihdam sağlayacağız’’ diyerek kandırıldıklarını düşünen yurttaşlar Eren Enerji’nin fabrikalara dışarıdan işçi getirdiğini belirtiyor. Tarım alanlarının üzerine santral inşa edildiğini artık ne tarım ne de hayvancılık yapabildiğini dile getiren İsmet Dinçer ise,’’Çocuklarınıza iş vereceğiz diyerek kandırdılar bizi. Fabrikalara dışarıdan işçi getiriyorlar. Eskiden en azından tarım yapar, bir şekilde geçimimizi sağlardık şimdi ise her şeyimizi aldılar elimizden’’ diyor.
BİR KAMYON İKİ ÖLÜM...
Çatalağzı'nda termik santrallar sadece havayı, suyu, sağlığı tehdit etmiyor. Yerleşim yerlerine yakın kurulan santrallara vızır vızır kömür taşıyan kamyonlar geçen hafta bir anne ve kızının ölümüne sebep oldu. Havva Celep ve kızı Mürüvvet Gören santrala kömür taşırken aşırı yük sonucu devrilen kamyonun altında kalarak yaşamlarını yitirdi. Yiğenini ve yengesini kaybeden Naci Kocaman ise hislerini şöyle tercüme etti, ''Benim 2 canım gitti. Burası bizim evimizin yoluydu. Bu yolların kamyonlara kapanmasını istiyoruz. Ocağımızı söndürdüler.''
***
beyazsiz-yasayan-kent-zonguldak-88952-1.
Evlerin yanına termik santral!
Zonguldak’ı diğer termik santrallı şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden biri de santralların evlere neredeyse bitişik inşa edilmiş olması. Santrallar çevre ve sağlığı olumsuz etkilemesinin yanı sıra çok fazla gürültü kirliliğine de neden olmakta. Yurttaşlar özellikle geceleri sesten uyuyamadığını belirtirken bölge yerlisi Recep Karabacak, ‘’Evimi satıp gitmek istiyorum ama santralın yanındaki bir evi kim satın alır. Bizi çaresiz bıraktılar’’ diyor.
***
Bu şehirde beyaz giyinemezsiniz!
beyazsiz-yasayan-kent-zonguldak-88953-1.
''Nefes alamıyoruz'' diyen yurttaşlar bölgede hastalıkların ve kanser oranlarının hızla arttığından bahsetmekte. Santralın tam karşısında bir evde yaşayan Ayşe Dincer, beyaz kıyafet özleminden bahsederken şöyle anlatıyor, ’’Bizim buralarda beyaz kıyafet giyemezsin, hemen siyahlaşır. Balkona kıyafetleri asamazsın kömür yağıyor çünkü üzerlerine. Her şeyimizi aldılar bizden. Mahsul ekemiyoruz. Eksek bile bol suyla yıkamak zorundayız ki kömürden arınsın. Hayatımızın her alanında kömür var, zehir soluyoruz''
***
G20 Zirvesi Zonguldak’ta da protesto edildi. Yuva Derneği ve Yaşanabilir Zonguldak Platformu, yaptığı yürüyüşle G20 liderlerine, “Termiksiz gelecek istiyoruz” çağrısında bulundu.



NESLİHAN KARATAŞ - Zonguldak
BİRGÜN  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var