16 Kasım 2015 Pazartesi

Fikirtepe'de Kentsel Dönüşüm Tam Bir Kördüğüm



Fikirtepe kördüğümü

AKP'nin kentsel dönüşüm hamlesinin simgesi Fikirtepe hukuksuzluk yüzünden kördüğüme dönüşüyor. Dört yılda 57 adadan sadece 15'i boşaltıldı ve sadece dört adada inşaatlar ilerliyor
Kentsel dönüşümün simgesi Fikirtepe, rant avcıları ve hukuksuzluk yüzünden kördüğüme dönüştü. Kentsel dönüşüme uğrayacak 5 bin ile 30 bin metrekare arasında değişen büyüklüklerde toplam 1 milyon 340 bin metrekarelik 57 proje adasından 15'i boşaltıldı. Ancak sadece 12 adada inşaat faaliyeti başladı ve bunların sadece dördü ilerliyor... 

Bu tablonun nedeni rant iştahı ve hukuksuzluk. İnşaat ruhsatı bile almadan yıkım yapabilen şirketler, bilgisiz insanların elinden “İstanbul'daki bütün gayrimenkullerimi almaya satmaya...” diye başlayan vekaletler alıyor. “Çantacı” tabir edilen müteahhitler, insanlardan yüzde 50 gibi oranlarla topladıkları sözleşmeleri, başka şirketlere yüzde 60-70 oranlarla devredip, kağıt üzerinde metrekarede en az 500 lirayı cebe indiriyorlar. 

5 dönümlük en küçük adada 20 bin metrekare inşaat yapılabildiği düşünülürse bu kağıt üzerinde 10 milyon liradan başlayan kar demek. Bütün Fikirtepe düşünüldüğünde kabaca 4 milyon metrekare inşaat yapılacak ve bu yaklaşık 5 bin liralık metrekare fiyatı üzerinden 20 milyar liralık bir ciroya karşılık geliyor. Bu büyüklükteki rakam yüzünden yasayı da, hukuku da takmayan müteahhitler Fikirtepe'yi kördüğüm ediyor. İnşaat ruhsatı almadan kazıya başlayan müteahhitler çevreyi harabe haline getirerek kiracıları ve bina sahiplerini kaçırıyor, arsaları ucuza kapatıyor. 

Diğer taraftan müteahhit şirketlere güvenip kiraya çıkan hak sahipleri, şirketler bir süre sonra kira yardımını kesince zor duruma düşüyorlar. 'Tetikçi' bakanlık Fikirtepe'yi kördüğüme dönüştüren hukuksuzluğun son örneği Bakanlar Kurulu'nun riskli alan kararına dayanılarak yapılan “acele kamulaştırma” kararını iptal eden Danıştay kararından sonra yaşandı. 

Danıştay'ın iptal kararına muhatap olan Vartaş şirketi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na başvurdu ve “tevhid” yani parsellerin birleştirilmesini istedi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Vartaş'ın talebi üzerine Belediye'ye yazı yazarak arsaları “resen tevhid” etti yani birleştirdi. Böylelikle Vartaş'ın hisselerinin de içinde bulunduğu 26 dönümlük proje adasında 588 ortağa ait 136 parsel önce bir parsel haline getirildi, sonra beşe bölündü. Bunun 16 dönümü 136 parsel sahibine verildi, kalan 10 dönümü de Hazine adına kaydedildi. Ve Ancak “resen tevhid” işleminde bütün arsa sahiplerinin onayı gerekiyordu. 

Bakanlık vatandaşların onay vermediği bu birleştirme işlemini hukuku çiğneyerek Vartaş şirketinin isteği üzerine gerçekleştirdi. Hak sahipleri mahkemeye gidince Bakanlık bu defa bu hukuksuz işlemi geri almaya kalkıştı. Ancak tapu kaydında yapılan değişikliği silmek için de mahkeme kararı gerekiyor. 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Vartaş'ın isteğiyle yaptığı bu “birleştirmenin” ardında Danıştay'a dava açarak “acele kamulaştırmayı” durduran arsa sahibini, arazisini “park, yeşil alan” yaparak cezalandırma girişimi var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, müteahhitlerden oluşan Vartaş şirketinin “tetikçisi” gibi çalıştı. Yurt'a konuşan Fikirtepe Derneği Başkanı Sabır Karakoçoğlu resen tevhid ile arsa sahiplerinin ciddi hak kaybının olduğunu ifade ediyor ve “Firma, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve IBB’nin desteği ile mevcut yasa hükümlerini adeta çiğneyerek yol alıyor. 

Bunca garip iş ve beceriksizlikten sonra arsa sahiplerinin doğacak kayıplarını kim nasıl telafi edecek? Onaylanmış avan proje ve alınmış bir inşaat ruhsatı olmadığı halde kanun ve yönetmeliklere göre daire ve dükkan gibi bağımsız bölüm paylaşımı yapılamaz, tapuda kat irtifakı kurulamaz. Ancak firma hazırlayıp vatandaşa imzalattığı tek taraflı ve vatandaşın aleyhine olan sözleşmenin bağımsız bölüm paylaşım hükmüne uymayacağını (daire/dükkan) ilan etti” diyor. 

Fikirtepe'de son durum Fikirtepe'de 57 proje adasından 12'sinde inşaat başladı. Ancak bunların dördü; Ali Nuhoğlu, Teknik Yapı, Emay ve Baytaş'ın inşaatları ilerliyor. Yıkılan proje adası 15'in üzerinde. Yarım kalan çok fazla inşaat var. İçlerinde zor duruma düşen şirketler kadar çantacılar yani yaptığı sözleşmeleri belirli bir yüzde ile devrederek çekilenler de var. Pek çok Fikirtepeli bilmeden imzaladığı sözleşmeden caymaya çalışıyor. Ancak sözleşmelerde o kadar çok isim yazıyor ki, hepsine resmi tebligat yaparak sözleşmeyi fesh etmek Noter'de birkaç bin liraya malolabiliyor. 

YURT GAZETESİ-Selçuk Arslan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var