Sayfalar
- Ana Sayfa
- Mortgage
- Konut Kredisi
- Refinansman Nedir?
- Kira Nedir?
- Sigorta
- Faiz Nedir?
- Fıkralar
- Kefillik Nedir?
- Arsa Payı Nedir, Nasıl Hesaplanır?
- Gayrimenkul Satış Vaadi Nedir?
- Tahliye Taahhütnamesi nedir?
- DEĞER ARTIŞ KAZANCI NEDİR?
- DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) NEDİR?
- EMLAK-EMLAKÇILIK NEDİR?
- HACİZ YOLU İLE TAKİP NASIL YAPILIR?
- TAPU NEDİR ?
- Emlak Vergisi
- Sözleşme ve Şekil Şartı Nedir?
- ÖRNEK DANIŞMANLIK VE KOMİSYON SÖZLEŞMESİ
- Emlak Terimler Sözlüğü
Hakkımda
18 Eylül 2018 Salı
Neden sahibinden ilanlarda 'Emlakçılar Aramasın' diye yazar?
Neden sahibinden ilanlarda 'Emlakçılar Aramasın' diye yazar?
Bir ilanda eğer 'Emlekçılaarrrr Araaammmaaaassssıııııınnnnn!' diye özellikle de bağırarak yazıyorsa bunun altında emlakçıya yatan bir öfke vardır.
Bu ilan sahibinin emlakçı ile bir dirsek teması olmuş ve bunun sonucunda memnun olmayan taraf mülk sahibi olmuştur.
Kurumsal Gayrimenkul Danışmanları nispeten daha az hata yaparlar. Çünkü bu konuda sürekli eğitim almaktadırlar.
Sadece emlakçıları suçlayarak işin içinden çıkamayız ama emlakçının da diplomatik bir tavırla, manevra kabiliyetiyle üzerine gelen rüzğarı tersine çevirmesini bilmesi gerekir.
Örnek o kadar çok ki anlatmakla bitmez. Bir kaç örnekle yetinelim.
Daha önce aktarmıştım.
Emlakçılar komisyonlarını mülk sahibinin yanında tahsil etmeye, pazarlık etmeye, oranını tartışmaya başladıklarında bundan mülk sahipleri son derece kötü etkilenmektedirler.
Diyalog aynen şöyle:
-Ben emlakçı ile çalışmam.
-Neden? Bir sorun mu yaşadınız?
-İsmi lazım değil bir emlakçı müşteri getirdi. Benim yanımda komisyon yüzünden tartışıp müşteriyi kaçırttı.
-Müşteri sizin müşteriniz miydi?
-Hayır. Kendisi getirmişti.
-Tabiki anlattığınız yakışıksız bir durum, olmaması gerekirdi. Her şeyin bir usulü var. Alır ofisine götürürsün, orada anlaşırsın. Bazen böyle kendi getirdiği müşteri ile sorun yaşayabilir. Müşteri komisyon vereceğini bile bile emlakçıya gelmiş, bunu biliyor ama tam iş olacağı, ciddiye bineceği sırada bir pazarlık daha yapıyor.
-Haklısınız ama müşteri kaçtı gitti.
-Ama kendisi getirmiş zaten.
Bu konuşmaya konu olan emlakçı haksız değil fakat yol yordam bilmemesi mülk sahibinin yanında tartışması dairesinin satılmamasının öfkesini emlakçıya yöneltmesine neden oluyor.
Başka bir diyalog:
-Ben emlakçı ile çalışmıyorum!
-Neden? Sizi üzen bir şey mi yaptılar?
-Ben dairemi satıp daire alacağım diye yola çıktım, bunu emlakçıya da üstüne basa basa söyledim. Emlakçının gösterdiği daireyi beğendim. Kendi dairemi satıp bunu almak istiyorum ama o zamana kadar beklerse. Satılırsa şansımıza artık, dedim. Sanki ben böyle dememişim, ertesi gün beni arayıp kapora istedi. Neye uğradığımı şaşırdım. Ne kaporası arkadaş, dedim, ben dairemi satarsam alacağım. Onu da ne zaman satacağım belli değil ki? Bne niye adamı bekleteyim? Başladı hakaret etmeye. Terbiyesizleşti, ağzını bozdu. Görseniz bir, bizi çileden çıkardı. Böyle bir şey olur mu allahaşkına!
-Tabili her meslekte iyiler var, kötüler var. Siz çok haklısınız. Olmaması gerekirdi.
Başka bir diyalog:
-Emlakçı ile çalışmayı düşünmüyorum.
-Neden?
-Kurumsal bir firmaya verdim, tek bir müşteri bile getirmediler. Bana vakit kaybettirdiler. Ben kendim satacağım. Şansımı deneyeceğim. Artık ne kadar olursa.
-Böyle kötü örnekler çok. Belki sandığınızdan da fazla. Bu her meslekte var. Kötüler var diye vaz mı geçelim? Doktora, muhasebeciye, mühendise mimara gitmeyelim mi? İyiyi ve doğruyu seçmek biraz da sizin elinizde? Pireye kızıp yorganı yakmayın. Bu piyasada satılanların yüzde 90'nını emlakçılar satıyor. Şimdi siz yüzde 90'nı elinizin tersiyle bir kenara mı iteceksiniz? Sizin amacınız satmak değil mi? Amacınız satmak ise yapmanız gereken üzüm yemek bağcıyı dövmek olmamalı. Bu işin uzmanı, profesyoneli kim? Emlakçı! Müşteri kime gider? Emlakçıya. Çünkü onun dükkanı sizinkinden çok büyük. Sizde bir tane var, onda onlarcası.
-Emlakçıya verdim ama satamadı.
-Haklısınız. Size ekspertiz yapmış mıydı? Bir fiyat çıkardı mı? Yoksa sizin söylediğiniz fiyatla mı ilana çıktı?
-Ben mal sahibiyim. Benim istediğim fiyatla olmayacak mı?
-Evet, bu yüzden müşteri getirememiştir. Sizin fiyatınız yukarıda kalmış, sizi ikna edememiş. Aslında 'Ben bu fiyatla satamam' diyerek reddetmesi, almaması gerekirdi. Satamayacağı gün gibi aşikar çünkü. Bakın siz de bunu görmüş, fiyatınızı düşürmüşsünüz.
Başka bir diyalog:
-Emlakçılar aramasın diye not düştüm.
-Neden?
-Sahibinden olursa daha kolay satılır diye.
-İyi ama emlakçı anlaşmış yanına müşterisini almış gelmiş. Bu sizi hangi nedenle ilgilendirir? Siz niye buna engel olacaksınız ki? Sizin amacınız satmak değil mi?
-Ama komisyon ödemek istemeyenler var.
-Bunlar her devirde her yerde her zaman varlar. Varlar diye siz ilana koyduğunuz gün başınıza üşüştüler mi? Hayır. Sorun bu mu? Hayır. Emlakçıya komisyon ödemek istemeyen ya kirasını öderken ya evinizi satın alırken sizi zora sokacağından emin olabilirsiniz. Emlakçı işi bilen, fiyatı, rayici bilen, konunun uzmanı iken bu konuda hiç uzmanlığı olmayan siz alıcı satıcılar fiyat tespit ederken, pazarlık ederken doğrusunu yaptıklarını mı düşünüyorsunuz?
-Tamam orası öyle de, ne bileyim, yazdık işte.
13 Eylül 2018 Perşembe
Nasreddin Hoca Neden Büyük Bir İktisatçıdır?
Gayrimenkulde Niyet Mektubu (Teklif-Satın Alma) Teklifi Nedir?
GAYRİMENKUL SATIN ALMA TEKLİFİDİR
Şahsınız tarafından satışa çıkarılan,................................................ İli, ........................................ İlçesi, ............................................. Mahallesi/Köyü, ........................................ Caddesi/Mevkii, ..................................... Sokak, No............. adresinde bulunan; tapunun, ................... pafta, ....................ada, ................. parselinde kayıtlı gayrimenkulü / anagayrimenkulün ....................... no.lu bağımsız bölümünü, hukuki ve fiili mevcut (işgal, hasar, hisse, alan[m²], imar durumu, iskan, sit, vefa hakkı, şuf’a hakkı, bilimum şerhler vb.) durumlarını bilerek, gördüm, beğendim ve aşağıda belirttiğim fiyat ve ödeme şartlarıyla satınalmayı teklif, kabul ve taahhüt ediyorum.
Yukarıda tanımladığım gayrimenkulü, Tamamını Peşin Bedelle satınalmayı teklif ediyorum.
PEŞİN SATIN ALMA TEKLİFİM ....................................................................................................... (yazıyla...............................................................................................................................) Türk Lirası’dır.
. ..../..../.......
Niyet Mektubu Nedir?
'Niyet ettim senin mülkünü satın almaya...'
Teklif mektubu sözleşme öncesi hazırlığın bir parçasıdır. Satın alma veya kiralamanın güven verici bir ortamda, sağlıklı bir şekilde yürümesi için satın almaya ve kiralamaya niyetli tarafın gerçek niyetini içeren bir mektuptur. Borç doğurmaz. Bağlayıcı hüküm içermezler.
Niyet mektubu (teklif mektubu) sizin niyetinizi ortaya koyar. Bir bağlayıcılığı yoktur. Şekil serbestisi ilkesine sahiptir. Bu bir mektup olduğu için yazılı olmalıdır. Bir irade beyanıdır. Bir borçlanma ve bir icaba davet içermez.
Bu konu bizim tanışık ve alışık olmadığımız hatta garipsediğimiz, tuhaf bulduğumuz bir konudur. Biz eskiden geleneksel olarak söze ve güvene dayalı ticari ilişkilerimizin sürdürülmesi nedeniyle yazılı hukuka pek itibar etmemizden kaynaklanır.
Bu nedenle bir taahhüt altına girmeyi sevmediğimiz gibi yaşadığımız vakalardan dolayı da üstüne üstlük bir imza korkusu yaşarız.
Niyetinizin başkaları tarafından okunmasını istemiyorsanız niyetinizi belli eden bir niyet mektubunz ihtiyacınız var, demektir. İş ilişkinizde niyet okuyuculara hakkınızda önyargı oluşmasına yer vermemelisiniz.
Taahhüdünüzü yerine getirebileceğinize dair güven veren cümleleri içeren açık, net ve anlaşılır bir şekilde niyetinizi belli eden bir mektup ile bu işte ne kadar ciddi olduğunuzun hissini vermeniz gerekir.
Çünkü aynı ilişki ve karşı tarafa bıkkınlık ve yorgunluk veren, hatta sizinle ilişki kurmak istemeyen, sizi ciddiye almak istemeyen bir muhatap ile karşı karşıyasınız demektir.
Niyet Mektubu Örneği
GAYRİMENKUL SATINALMA TEKLİFİDİR
Şahsınız tarafından satışa çıkarılan,................................................ İli, ........................................ İlçesi, ............................................. Mahallesi/Köyü, ........................................ Caddesi/Mevkii, ..................................... Sokak, No............. adresinde bulunan; tapunun, ................... pafta, ....................ada, ................. parselinde kayıtlı gayrimenkulü / anagayrimenkulün ....................... no.lu bağımsız bölümünü, hukuki ve fiili mevcut (işgal, hasar, hisse, alan[m²], imar durumu, iskan, sit, vefa hakkı, şuf’a hakkı, bilimum şerhler vb.) durumlarını bilerek, gördüm, beğendim ve aşağıda belirttiğim fiyat ve ödeme şartlarıyla satınalmayı teklif, kabul ve taahhüt ediyorum.
Yukarıda tanımladığım gayrimenkulü, Tamamını Peşin Bedelle satınalmayı teklif ediyorum.
PEŞİN SATIN ALMA TEKLİFİM ....................................................................................................... (yazıyla...............................................................................................................................) Türk Lirası’dır.
. ..../..../.......
ADI SOYADI/ÜNVANI
(VARSA)TEMSİLCİ/ VEKİLİN
ADI SOYADI
İMZASI
TC NO:
TEL NO:
Niyet Mektubu Örneği
……............................................................ firmasının Kuruluşumuzun müteselsil kefaleti ile Bankanızdan talep etmiş olduğu Döviz/TL kredileri için, …./…./….. tarihinde .......................................... USD/EUR/GBP/JPY/TL tutarında kefalet limiti tahsis edilmiş olup, KREDİ GERİ ÖDEME KEFALET MEKTUBU Bankanızca firmanın kredisinin onaylandığının tarafımıza bildirilmesi ve firma tarafından kefalet şartlarının yerine getirilmesinden sonra Bankanıza gönderilecektir.
1. Kavram
Niyet mektupları Anglo-Amerikan hukuk sistemi tarafından bulunup
geliştirilmiş ve de Kıta Avrupa Hukuk sistemine girmiş bir kavramdır. Niyet
mektubu, sözleşmenin görüşmeleri esnasında ortaya çıkan bir aşamadır. Bununla
bir sözleşmenin kurulması hususundaki niyet ortaya konulur. Görüşmelerin
ciddi bir şekilde sürdürülmesini ifade eder. Karşı tarafça kabul edilse dahi
bağlayıcılığı yoktur. Niyet mektubu; bir tarafın (gönderenin), diğer tarafa
(muhataba) kurulması planlanan hukuki yapının ana hatlarını ortaya koyan,
yazılı, ancak bağlayıcı olmayan bir irade açıklamasıdır.
Niyet mektubu, lisansüstü eğitim adına bu eğitimi neden istediğiniz ve eğitimle neleri hedeflediğinizi anlattığınız bir mektuptur. Ayrıca çeşitli iş başvurularında, bir kulübe katılmak istediğinizde ya da bir kurumda bir pozisyona aday olduğunuzda yapmak istediklerinizi anlatmak için niyet mektupları gereklidir.
Firmalara, finansal destek sağlanabileceğini ifade eden mektup türüdür. Bankamız ile çalışması bulunan firmalara verilir ve Niyet Mektupları kesin bir taahhüt içermez.
10 Eylül 2018 Pazartesi
GELECEĞİ OKUMAK BÜYÜK VERİ'DEN GEÇER.
GELECEĞİ OKUMAK BÜYÜK VERİ'DEN GEÇER.
Büyük Veri Analitiği de deniyor.
Gelecekte ne olacağını kestirmek tümüyle olanaksızdır. Ama emareler, belirtiler, izler sizi sahip olduğunuz birikimle daha isabetli kararlar vermeye götürür. Bunları izlemek, anı anına takip etmek, gözden kaçırmamak yakın geleceği görmenizde önemli rol oynar. Gelecek size görünür hale gelir.
Büyük Veri analitiği aynı zamanda sezgilerinizi geliştirme ve güçlendirmede de önemli rol oynuyor. Bir bütünün bütün parçaları hakkında fikir sahibi olmak demek bütünün kişiliği ve karakteri hakkında doğru bilgilere ulaşmak demektir. Perşembe'nin gelişini Çarşamba'dan bilmek demektir.
Bir gayrimenkul danışmanı gelişmenin yönünü, piyasa hareketlerini, talebi canlandıran veya düşüren faktörleri ve etkileri iyi okuması gerekir. Borsadan gidecek olursak;
'Bu geleceği görmek olayı hisse bazında yani şirket bazında da olabilir. Bunu öğrenmenin en büyük yolu bir şirketin bilançolarıdır. Gelir tablosunu öğrenmektir. Rasyolardır. Sermaye Akımlarını, Karlılığını, Satış Grafiklerini incelemektir. Şirket Haberlerini Takip etmektir.'
Gayrimenkul Danışmanı için de böyledir. Gayrimenkul Danışmanı için Büyük Veri nedir? Saha Bilgisi, Piyasa Bilgisi, Gayrimenkul Pazar Bilgisi, Siyasi İktisadi Gelişmeler v.s. Verileri okuma. Analiz ve Raporlama,
Ben de bunu şöyle tarif edebilirim: Büyük Veriyi gör, geleceği büyük oranda tahmin et. Veri ne kadar büyükse geleceği tahmin etmede yanılma payı o kadar düşük olur.
Her olay kendi içinde farklı bir matematiğe sahip olsa da aşağı yukarı aynı mekanik ile çalışmaktadır.
Gayrimenkul Pazarı içinde aynı şeyleri söylemek mümkün. Konut açığı, stok oluşması, satış grafiği, yıllık değişim oranları,
Talepte bir istikrar varsa yani borsa deyimiyle bir Boğa Piyasası varsa Gayrimenkul Danışmanı da istikrarlı, yükselen bir grafikle işlem yapar. Talepte bir daralma varsa buna Ayı Piyasası diyebiliriz, Gayrimenkul Danışmanı bu durumda teklemeye, işlem hacmini düşürmeye başlar. Bu yıl içinde devam eder ve belli periyotlara yayılırsa bir borsa deyimi olan 'ölü kedi zıplaması' gerçekleşir.
17 Ekim 2017
Aptal Çita Sendromu: Küçük işler için büyük enerji harcama!
Küçük işler için büyük enerji harcama!
Gayrimenkul Danışmanlarının plan ve programsızlıklarının, işi oluruna bırakmanın getirdiği olumsuz sonuçların başında günlük enerjilerini harcama önceliği oluşturmaktadır.
Bir Gayrimenkul Danışmanının günlük harcayacağı bir potansiyel enerji miktarı var. Bu enerjiyi günlük plan yapıyorsa önceliği en önemlisine vermesi gerekir.
Danışman dağınık, gelişi güzel iş yapıyorsa bunun için enerjisini tüketecek ve o gün yapacağı en önemli iş için hem zihinsel hem fiziksel olarak kendini yeterli görmeyecek ve doğal olarak üşenecek, vazgeçecek ve erteleyecektir.
Aptal Çita Sendromu bu durumu çok iyi açıklamaktadır.
Çita ismi benekli anlamına gelen 'Çitraka' sözcüğünden almıştır. Kara hayvanlarının en hızlısıdır. Çok kısa sürede çok yüksek bir hıza ulaşır. 3 saniye içinde yüz kilometre hıza ulaşabilirler. Hız yapmaya oldukça elverişli vücutları vardır. Hızlandıklarında ayakları arasındaki mesafe 15 metredir. Bu yüksek hızda sadece 450-500 metre koşabilirler. Çok yüksek hızda vücut ısıları 45 dereceye çıkar bu da beyinlerine zarar vereceğinden uzun süre koşamazlar. Bu süre 30-45 saniyedir. Avlanmadaki başarı oranı yüzde 50'dir.
Çitalar genel olarak kendileri gibi hızlı koşan ve yüksek manevra kabiliyeti bulunan ceylan, impala, antilop ve bazı zamanlarda ise tavşan gibi hayvanları avlarlar.
Hızlı avcı hızlı av; eşit işe eşit ödül.
Tekrar edelim.
Bizim günlük harcayacağımız bir potansiyel enerjimiz vardır. Günlük plan yaparken sıralamayı buna göre dikkate almamız gerekir. Bu plan içinde en önemli şey ne ise ilk yapmamız gereken odur. Ve büyük enerjimizi bunun için harcamalıyız.
Çita ilginç ve akıllı bir hayvandır. Enerji tüketimi konusundaki tasarrufu, akılcılığı ile dikkati çekiyor. Küçük ava büyük enerji harcayacaksa vazgeçiyor, geri çekiliyor ve yenilgiyi kabul ediyor.
Çita günlük mevcut potansiyel enerjisini yakalayacağı avına göre ayarlıyor. Avın büyüklüğüne göre koşup, enerji harcıyor. Büyük enerjisini küçük av için harcamıyor. Küçük av için harcayacağı enerji miktarı, büyük av için harcayacağı günlük potansiyel enerjisini aşarsa avının peşinde koşmaktan vazgeçiyor ve geri çekiliyor. Küçük av için büyük enerjisini harcar, avını yakalarsa ertesi gün eski potansiyel enerji büyüklüğüne ulaşamayacak ve büyük av peşinde koşmayı göze alamayacaktır. 'Ben seni yersem koştuğumda harcadığım enejiyi elde edemem.' Bu nedenle yapması gereken şeyin avına önem sırasına göre değer vermektir. Tek şey en önemli şeydir. Kaçan balık büyük olur. Kısaca boğulursan büyük denizde boğul. Adın çıkmasın.
Bunun tersini yapanlar, küçük şeyler için ömür tüketenler, büyük enerjilerini tüketerek yok olmayı göze alanlar, kendi potansiyellerinin farkında olamayanlar için söylenen söz; Aptal Çita Sendromu'dur.
Gayrimenkul Danışmanının bu davranıştan öğreneceği, ders çıkaracağı çok şey var. Yani yapacağınız şey ürküttüğünüz kurbağaya değmelidir. Küçük işler için harcayacağınız potansiyel enerjiniz günlük potansiyel enerjinizi aşarsa önemli işinizi yapmadan tükenirsiniz.
Çitalar akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda çita koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip geri çekilir ve başka av aramaya başlar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.
İşte "aptal çita sendromu" bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır.
13 Aralık 2017
8 Eylül 2018 Cumartesi
Biz Sadece Emlakçı Değiliz.
Müşteriye yer gösterilirken özellikle sözleşme aşamasında hizmet bedeli ile ilgili pazarlıklar olur. Hatta ikinci pazarlıklar da olasıdır.
Gayrimenkul Danışmanları yaptıkları işin önemini belirtmek için özellikle hizmet bedeline sıra geldiğinde yeniden bir görev tanımı yaparlar. 'Biz sadece emlakçı değiliz. Bizim işimiz burayı size kiraya vermekle/satmakla bitmiyor.' İşlerinin sadece sıradan bir yer gösterme olmayıp daha ötesinde olduğunu anlatırlar ki bu çok doğrudur. Gayrimenkul Danışmanına saygınlık kazandıran bir ifadedir. Olması gereken de budur. Gayrimenkul Danışmanı denince akla bu gelmelidir. Bu cümlenin altı kalınca bir çizilmelidir.
İşine saygı duyan birinin müşteriye saygısı olur. Müşteriye saygı duyan, gönlünü, kalbini kazanan danışman sürekli müşteriyi elde tutar. Müşteriyi kazanan sürekli kazanır. Müşteri velinimettir, denilmesinin sebebi biraz da budur.
Bu nedenle özellikle müşteriye söz verdiğinizde sözünüzde durmalısınız ve verdiğiniz sözle çelişmemeli, tutarlı olmalısınız. Eğer söylediğiniz sözler, ne kadar iyi niyetli olursanız olun hamaset boyutunda ise bir bumerang gibi gelir sizi vurur.
X bey yüksek öğrenim görecek olan kızı için ev tutmuştur. Sözleşme aşamasında Gayrimenkul Danışmanı hizmet bedelini hak ettiğini göstermek için şöyle demiştir:
-Ben sadece emlak danışmanı değilim. Bizi işimiz burayı size kiraya vermekle bitmiyor.
Yaklaşım oldukça doğru ve isabetlidir. Bu sözü söyleyenin doğal olarak sözünün arkasında durması beklenir.
Müşteri X bey defalarca Gayrimenkul Danışmanını arar, dış kapının değiştirilmesi gerektiğini, su tesisatı arızasını, boya ve su kaçağı sorununu iletir ama yanıt alamaz.
Ve bir hışımla ofise gelir.
-O gün bize dediniz ki; biz sadece emlakçı değiliz. Bizi işimiz burayı size kiraya vermekle bitmiyor. Sorun çözüyoruz, dediniz. Ne kadar güzel bir sözdü. İçimiz ısındı. Ne kadar güzel bir yaklaşımdı! Türkiye'de bazı şeyler değişiyor hissine kapıldım. İnsan yerine konulduğunuzu düşünüyorsunuz.
Ama öyle olmadı. Defalarca aradım, söyledim, şimdi de telefona çıkmıyorsunuz? Bana o gün bunu söylememiş olsaydınız, ben mal sahibini arar, ona ne söyleyeceğimi bilirdim. Bu işi sizin yapamayacağınızı o gün tahmin etmiştim ama duyunca insanın kulağına hoş geliyor, içi ısınıyor. Böyle şeyler de demek oluyormuş, dedirtiyor ama ne yazık ki yanıldığımı görüyorum.
Bundan sonra Gayrimenkul Danışmanının söylediği sözün iyi niyetle söylenmiş bir söz olduğunu biliyorum ama müşteriye duyarsızlık hissi verilmesi, sözünde durulmamasına yaratılan gerekçe ne olursa olsun, ilgilendiğini anlatmaya çalışmasının anlamı kalmamıştır. Müşteri bir hamaset ile kazanılmış, tutarsızlıkla kaybedilmişir.
İddialı değil ihtiyatlı olmakda her zaman fayda vardır.
Bazı ilanlarda 'Emlakçılar aramasın' diye bir ibare vardır. Bunda sizin ne kadar katkınız olduğunu bir sorgulayın isterseniz.
İki güzellik bir arada
Ya üçüde olmasaydı
Mehmet Akif Ersoy'dan
Gezi Parkı
Ne Denilebilir!...
Gezi
Günün Fıkrası
1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.
O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.
Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.
Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...
Avukat 1
Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış.
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş.
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Avukat 2
George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:
"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "
Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"
George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.
Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.
"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".
Avukat 3
Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:
“İki kere iki kaç eder?”
Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''
Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş
En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:
''Kaç olmasını istersiniz?''
Avukat 4
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.
Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.
Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''
Avukat 5
Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat açtı ağzını:
“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti.
Sadece:
“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.
Avukat onun sözünü keserek devam etti:
“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”
Günün Sözü
İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.
Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...
Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var






