8 Aralık 2015 Salı

Araştırmadan çıkan Türkiye profili: Örgütsüz, güvensiz, asosyal


Araştırmadan çıkan Türkiye profili: Örgütsüz, güvensiz, asosyal

"Türkiye'de ve Dünyada Vatandaşlık" raporu açıklandı. Rapora göre, 41 ülke arasında başkalarına en az güvenenler Türkiye'de yaşıyor. Yurttaşların siyasi ve toplumsal katılımı oy vermekle sınırlı. Siyasi parti, gönüllü kuruluş ve derneklere üye olmayanların oranı yüzde 90. Ortaya çıkan sonuçları değerlendiren Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, sonuçlarda ortaya çıkan kültürün demokrasiye elverişli olmadığını ancak, umutlu olduğunu söyledi.
Aljazeera'den Umay Aktaş'ın haberine göre, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ve Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, Uluslararası Sosyal Saha Çalışmaları Programı (International Social Survey Program-ISSP) kapsamında, “Türkiye’de ve Dünyada Vatandaşlık” başlıklı bir rapor hazırladı.
58 ilde 1509 kişi ile yüz yüze görüşerek hazırlanan rapor bugün açıklandı.
Rapor, Türkiye’de vatandaşlık, birey – devlet ilişkilerine dair algıları, beklentileri ortaya koyarken, 41 ülke ile Türkiye’deki durumu da karşılaştırıyor. Türkiye hariç diğer ülkelerin verileri 2014 sonuçları açıklanmadığı için 2004 yılındaki verilere dayanıyor.

Rapora göre, Türkiye’de vatandaşlar ‘iyi vatandaşlığı’, seçimde oy kullanmak, vergi vermek ve yasalara uymak, farklılıklara saygı göstermek, maddi açıdan kötü durumda olanlara yardım etmek olarak tanımlıyor.




SİYASAL KATILIM OY VERMEKLE SINIRLI

Yurttaşların siyasal katılımı ise ABD, Britanya, İsviçre, İskandinav ülkelerinin çok gerisinde. Siyasal katılım oy vermek ile sınırlı. Toplu dilekçe vermek, toplantı ve gösteriye katılmak gibi protesto içerikli katılma eğilim Türkiye’de çok düşük. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 14’ü toplu bir dilekçeye imza attığını söylüyor. Türkiye bu konuda 41 ülke arasında sondan altıncı. Oysa dünya ortalaması yüzde 45. Bu konuda vatandaş katılımın en yüksek olduğu ülke yüzde 90 ile Yeni Zelanda.


İLETİŞİM DE SOSYALLEŞME DE AZ
Türkiye’de “Belirli ürünleri siyasal, etik ve çevresel nedenlerle boykot ederim” diyenlerin oranı da yüzde 11. Avusturta yüzde 57 ile vatandaş katılımı en yüksek ülke, yüzde üç ile ise Bulgaristan ise katılımı en düşük ülke.

“Siyasal gösteriye katıldım” diyenlerin en fazla olduğu ülke yüzde 61 ile Güney Kıbrıs. Yüzde 5 ile en az olduğu ülke de Polonya. Türkiye’de de siyasal bir gösteriye katıldığını söyleyenlerin oranı yüzde 10’da kalıyor.

Türkiye kamu yetkilileri ile temas gibi etkinlikler içinde de yer almaktan çekinen çok geniş bir kitleye sahip. “Fikirlerimi ifade etmek için bir politikacıyla veya kamu görevlisiyle temas kurdum” diyenlerin oranı sadece yüzde 5. Dünya ortalamı ise yüzde 18. Bu konuda vatandaşların en etkin olduğu ülke yüzde 44 ile Kanada. Rapordaki dikkat çekici sonuçlardan biri de Türkiye’de toplumsal ve siyasal birliklere, gönüllü kuruluş ve derneklere üye olmayanların oranın yüzde 90 olması. Araştırmaya göre, “Vatandaşların hükümetlerin icraatlarına muhalif olduklarında, sivil itaatsizlik eylemlerine katılması önemli”diyenler yüzde 37.
‘SİYASETÇİ KİŞİSEL KAZANÇ İÇİN SİYASET YAPAR’
“Koşullar ne olursa olsun devletin demokratik haklara saygı göstermesi önemli” diyenler yüzde 57. “Benim gibi kimselerin hükümetin yaptıkları konusunda söz hakkı yoktur” görüşüne katılanların oranı da yüzde 49. Araştırmaya göre Türkiye’deki vatandaşların yüzde 37’si “adil olmayan yasayı değiştirme gücü’nün olduğunu düşünüyor. Parlamentonun vatandaşın taleplerine ciddi şekilde eğilmesinin muhtemel olduğunu düşününlerin oranı ise sadece yüzde 21. “Çoğu zaman hükümettekilerin doğru olanı yaptıklarına güvenebiliriz” diyen vatandaşların oranı yüzde 33. Araştırmaya göre vatandaşların yüzde 51’i ise çoğu siyasetçinin sadece kişisel olarak siyasetten kazanç temin etmek için siyaset yaptığını düşünüyor.
KİMSEYE GÜVENMİYORUZ
Araştırmaya göre dünyada en az başka insalara güvenen ülke Türkiye. “Çoğu insan sizden yararlanmaya mı yoksa size adil davranmaya mı çalışır?” sorusuna yüzde 75’i “yararlanmaya çalışır” diye cevap veriyor. Türkiye 41 ülke arasında bu oranla güvensizlikte birinci sırada. “İnsanlara güvenilir mi?” sorusuna “güvenilir” diye cevap verenlerin oranı da sadece yüzde 14.

Bu sonuçların daha önceki araştırmalarda da alındığını anlatan Prof. Dr. Kalaycıoğlu ve Çarkoğlu, Türkiye’deki yurttaşın tanımadığı insana karşı güveninin düşük olduğunu, kan bağı, memleket bağı, dini bağ söz konusu olduğunda güvenin arttığını vurguluyor. Çarkoğlu, tanımadığı insana güvenin yüksek olduğu ortamlarda demokrasinin geliştiğini vurguluyor. Kalaycıoğlu ise bu güven sorunun sivil toplumun gelişmesine de engel olduğunu belirtiyor. Güven az olunca dernekleşme, toplumsal ve siyasal birliklere katılım da azalıyor.
DEMOKRASİNİN ARTMA BEKLENTİSİ YOK
Türkiye’deki demokrasinin kötü işlediğini düşünenlerin oranı ile iyi işlediğini düşünenlerin oranı hemen hemen aynı; her ikisi de yüzde 50. On yıl öncesine göre bu alanda süyük bir farklılık yok. Ancak “Bundan 10 sene sonra Türkiye’de demokrasinin ne kadar iyi işleyeceğini düşünüyorsunuz ?” diye sorulduğunda beklenti çok da yüksek değil. Vatandaşın yüzde 39’u yetersiz işleyeceği görüşünde.
Türkiye’de sunulan kamu hizmetinde yolsuzluğun ne kadar yaygın olduğu da soruldu. Araştırmaya katılanların yüzde 18’i herkesin, yüzde 33’ü birçok kişinin yolsuzluğa bulaştığını düşündüğünü belirtti.
Ortaya çıkan sonuçları değerlendiren Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, sonuçlarda ortaya çıkan kültürün demokrasiye elverişli olmadığını ancak karamsar olmadığının belirterek şöyle konuştu:
“Kültür kurumsal yapı tarafından şekillendirilebilir. Türkiye diğer ülkelerden çok farklı bir ülke değil. Ancak Türkiye’deki kurumsal yapılar çok zayıf ve manipülasyona açık olduğu için bu sonuçlarla karşılaşıyoruz. Bu sonuçlar ‘yapılacak çok iş var’ çağrısı.”
 Radikal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var