22 Aralık 2015 Salı

Volkan Yaraşır yazdı: Kapitalist krizin yeni evresi

Kapitalizmin multi karakter gösteren, yapısal/genelleşmiş krizi farklı fazlardan geçerek derinleşiyor. 2007-8’de ABD merkezli başlayan krizin, finans sektörün borcunun kamuya mal edilmesi, otomotiv sektöründe iflas eden devlerin kurtarılması ve düşük faizle küresel piyasalara dolar enjekte edilmesiyle (3.9 triyon Dolar tahmin ediliyor) birinci aşaması/fazı tamamlandı (ABD parasal genişleme politikalarıyla bir anlamda krizi ihraç etmeye çalıştı).
Krizin ikinci aşaması ya da iç fazı kapitalizmin ulaştığı yüksek entegrasyon düzeyiyle bağlantılı olarak, 2009 yılında Avrupa’ya bulaşması, sıçramasıyla gerçekleşti. Avrupa ABD modeline uygun bir tavır sergiledi. AMB, piyasaya Euro enjekte  etmeye başladı. Parasal genişleme politikasıyla Avrupa’nın güneyini kamu borç krizi ve bankacılık kriziyle sarsan ve senkronize bir karakter taşıyan krizin yıkıcı etkileri kontrol edilmeye çalışıldı. Aynı zamanda Almanya merkezli daha homojen bir AB’nin yaratılması yönünde adımlar atıldı.
Krizin yeni fazına 2014 yılı sonunda FED’in parasal genişlemeye son vermesi ve 2015 yılının ortalarında Çin borsasında spekülasyon balonun patlamasıyla geçildi. Kriz küresel yayılımını böylece tamamladı. Ve kriz derinleşti.
Enterkonnekte sistem ve yıkıcı türbülanslar
Krizin yeni aşaması çevre ülkelerin kriz anaforu içine girişiyle kendini dışavuruyor. Rusya krizi ve Çin borsa krizi bu sürecin başlangıcı oldu. Yeni dönemde  FED’in faiz artırımı kararı alması yeni bir konjonktürün önünü açtı. FED’in yeni kararlarıyla sıcak para akışının durması ve gerçekleşecek sermaye kaçışları, çevre ülkelerin zaten kırılgan olan ekonomilerini alt üst edebilir. 2016 yılı içinde çevre ülkelerde şiddetli alt üst oluşlar ve ani çöküşler yaşanabilir. Döviz şokları, borç maliyetlerinin artması, borç çevriminde yaşanan problemler ilk semptomlar olarak görülmelidir.
Kapitalist sistemin enterkonnekte yapısı krizlerin bulaşma ve sıçrama, birbirini etkileme ve tetikleme özelliğini artırıyor.
Krizden çıkış yok
2008 sonrası kapitalist devletler kredi genişlemesiyle krizin yarattığı sorunları ötelemeye çalıştı. Artık bu hamlelerin sonuna gelindi. Hatta batık krediler, emlak balonları, kredi türev piyasalarının genişlemesi 2008 krizini tetikleyen aşamaya ulaştı ve geçiyor. Aşırı finansallaşma üretken yatırımları tahrip edecek sonuçlara yol açıyor. Dünya ekonomisinde büyüme yavaşladı (resesyon seviyesi sınırında) ve dünya ticaret hacmi gerilemeye başladı. Tablo giderek kötüleşiyor.
2016 yılı, Çin’de yaşandığı gibi büyük finansal anaforları ve özellikle çevre ülkelerde ani ekonomik çöküşleri beraberinde getirebilir.
Krizin yeni fazı  periferi merkezli şekilleniyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalar içinde yeni kırılgan 5’li diye tanımlanan ülkeler izlenmelidir. Yani başta Türkiye olmak üzere Peru, Venezuela, Arjantin, Kolombiya. Türkiye kriz riskinin en çok arttığı ülke olarak dikkat çekiyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son raporları Türkiye ekonomisinin çoklu kırılganlık özelliğinin altını çiziyor.
Türkiye ve Venezuela'ya dikkat
Önümüzdeki dönem çevre ülkeleri kamu borç krizi, bankacılık ve emlak krizi gibi kriz dalgalarıyla karşı karşıya kalabilir. Yüksek ihtimalle tek tek ülkelerde açığa çıkacak bu krizlerin tersten  merkez ülkeleri sarsması beklenmelidir (kriz Latin Amerika’da senkronize bir karakter gösterebilir. Venezuela genel seçimler sonrası siyasal kriz riskinin yükselmesi, petrol fiyatlarında şiddetli düşüş ve hiper enflasyonla bölgedeki kriz merkezine dönüşebilir ve bu durum bölgedeki diğer yüksek ekonomik kırılganlık gösteren ülkeler için domino etkisine yol açabilir ).  
Bu gelişmelerin jeo-politik sonuçları ise bölgesel savaşların ve yıkımların yaygınlaşması olacaktır. Şiddetli alt üst oluşların, savaşların ve ekonomik  çöküşlerin yaşanacağı yüksek bir konjonktür içine giriyoruz.
Volkan Yaraşır 

siyasihaber

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var