12 Aralık 2015 Cumartesi

Çapa giderse, geri dönemez






Çapa giderse, geri dönemez

Çapa’daki İstanbul Tıp Fakültesi üyeleri hastane binasının yerinde yenilenmesini istedi.

Türkiye’nin iki dev hastanesi, Çapa’daki İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi (İTF) ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) hastanelerinin fiziksel altyapı olarak yetersiz kaldığı, depreme dayanıksız olduğu, hasta ve çalışan güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığı gerekçeleriyle yıkılıp yeniden yapılacağı konuşuluyor. İddialara göre, CTF binawsı yerinde yıkılıp yapılacak.
Çapa ise Sultangazi’de Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmakta olan devlet hastanesi binasına taşınacak. 10 gün kadar önce Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı’nın Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı’na gönderdiği taşınılacak adresi doğrular nitelikteki yazı tartışmayı yeniden gündeme getirdi.
Tükel: Bağımsızlık gider
Çapa ve Cerrahpaşa hastaneleri ile ilgili bir grup akademisyen bir araya gelerek gazetemize değerlendirmelerde bulundu. İÜ Demokratik Üniversite Girişim adına açıklama yapan Prof. Dr. Raşit Tükel, söz konusu yazıda Sultangazi Belediyesi ile yapılan görüşmelerden söz edildiğini belirterek, “İTF hastanesinin oraya taşınması demek, Sağlık Bakanlığı ile İÜ arasında bir protokol yapılması anlamına gelir. Protokol yapıldığında İTF hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın tâbi olduğu mevzuata uygun olarak işletilmeye başlıyor ve Kamu Hastaneleri Birliği’ne dahil oluyor” diyor.
Bu durumda üniversitenin özerk yapısını yitireceğini vurgulayan Tükel, İTF hastanesinin bakanlıkça atanan başhekim tarafından yönetileceğini, yönetici görevlendirmelerin de Kamu Hastaneleri Birliği mevzuatı çerçevesinde yapılacağını belirtiyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin de binası yıkıldığında geri döneceği belirtilerek taşındığını ancak yıllardır bunun gerçekleşmediğini anımsatan Tükel, “Eğer İTF taşınırsa, Çapa’ya geri döneceğimizi düşünmüyoruz” diyor.
İTF’nin de CTF’nin de yıkılıp yerinde yapılması gerektiği görüşünde olduklarını kaydeden Tükel, şöyle devam ediyor: “Yerinde yapılanma sürecinde CTF ve İTF’nin işbirliği içinde, gerekirse mekânlarını ortak kullanarak, gerekirse prefabrik binalarla hizmet vererek faaliyetlerini sürdürmesinden yanayız. İTF Çapa’dan gittiğinde, buraların kimler tarafından, ne için kullanılacağı da belirsiz. CTF 170 dönüm, İTF ise 110 dönüm alan üzerine kurulu.
Taşınma durumunda çok değerli olan bu alanların rant amacıyla kullanılması riski gündeme geliyor. Geçen aylarda, 120 İTF öğretim üyesi, hastanelerimizin taşınmasıyla ilgili konuları konuşmak üzere Akademik Kurul toplanması talebimizi birer dilekçeyle Dekanlığa ilettik, ancak bir yanıt alamadık. Üniversitenin geleceğine ilişkin önemli kararlar, üniversite öğretim görevlileri, öğrencileri ve çalışanları ile görüşülmeden alınıyor.”
Eker: İyi niyetli değil
İTF Çocuk Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Rukiye Eker ise akademisyenlerin ve öğrencilerin geleceklerinden endişeli olduğunu belirterek “İTF’nin Sultangazi Hastanesi ile birleştirilmesi niyetinin olduğunu düşünüyorum. Böyle olursa üniversite özerk ve bağımsız yapısını kaybeder” diyor.


Fakülte yok olur
İÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Prof. Dr. Taner Gören:TF, bütün Türkiye tıbbının kaynağı olan bir fakülte. Bütün dünya ülkelerine baktığımızda ülkeler kendi öz değerlerini korumak, onların yok olmasını engellemek için inanılmaz çaba sarf ederken biz böyle bir kurumu yok etme noktasına geldik. Tıp fakültesinin bu şekilde taşınması, İTF’nin yok olması anlamına gelir. Bu durumdan hem nitelikli hekimlik uygulamaları, hem de hekimler ve uzmanların yetiştirildiği tıp eğitimi ciddi olarak etkilenecek.
Tüm zorluklara hazırız
CTF İç Hastalıkları Anabilim Dalından Prof. Dr. Huri Özdoğan:Üniversite hastanelerimizin akıbeti konusunda ciddi endişelerimiz ve kaygılarımız var. Böylesi önemli bir kararlarda akademisyenlerin bilgilendirilmesi, görüşlerinin alınması gerekir. Çözüm önerileri birlikte oluşturulabilir. İÜ Öğretim üyeleri bir zorluk varsa bunu göğüslemeye hazır.
Tıp eğitimi etkilenir
İstanbul Üniversi tesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda Beyza Sayın: Tıp fakülteleri sadece hasta bakılan yerler değildir. Bu fakültelerde eğitim ve öğretim de veriliyor. Hastanelerin taşınması tıp fakültelerinin eğitim ve öğretim ayağının yok olacağı ortamı da hazırlar. Entegre eğitim sekteye uğrar.
SİBEL BAHÇETEPE
Cumhuriyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var