20 Ekim 2012 Cumartesi

Yol ve kanalizasyon parası mahalleliden!

TBMM İçişleri Komisyonu'nda, 13 ilin büyükşehir yapılmasına ilişkin tasarının 4. maddesi kabul edildi. Komisyonun dün saat 14.00'de başlayan görüşmeleri 16 saat sürdü. Tasarının 4. maddesiyle, ilgili kanundan “ilk kademe” ibareleri çıkarılıyor ve yeni büyükşehir tanımı yapılıyor, büyükşehir ve ilçe belediyeleriyle ilgili görevlerde yeni düzenlemeye gidiliyor.

Tasarıya göre, belediyelerin tahsil ettiği otopark gelirleri 45 gün içinde büyükşehir belediyesine devredilecek, bu gelirler otopark inşası dışında kullanılmayacak.

Amatör spor kulüplerine malzeme yardımının yanında nakdi yardım yapabilme imkanı sağlanacak; uluslararası alanda başarı gösteren sporcular ile onları yetiştiren teknik yönetici ve antrenörlerine ödül verilebilecek.

Köylülerin hakları korunacak

Köyleri mahalleye dönüştürülen köylülerin, geçmişten beri kullandığı “mera, yaylak ve kışlak” gibi yerlerdeki hakları korunacak.

Tasarıyla, 29 ilde il özel idareleri ile belde belediyelerin tüzel kişiliği sona erdirildiğinden, 13 ilde il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürüldüğünden ve büyükşehir sınırları il mülki sınırlara genişletildiğinden dolayı, ilgili kanunda öngörülen pay dağıtımında adil dağılımı sağlamak üzere revizyon yapılıyor. Gelişmişlik endeksinden kaynaklanan adaletsiz dağıtımın önüne geçilecek. Küçük belediyeler için öngörülen denkleştirme ödeneği, yeni getirilen sisteme uygun olarak yeniden düzenlenecek ve daha adil bir gelir dağılımı sağlanacak. Küçük belediyeler için öngörülen denkleştirme ödeneğinin yüzde 30'unun her yıl İller Bankası'na aktarılması uygulamasına son verilecek, bu ödenek belediyelere doğrudan kaynak olarak aktarılacak.

Yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılma paylarının, mükelleflerden alımı meclis kararına bağlanacak.

Vali ve büyükşehir belediye başkanlarına diplomatik pasaport verilecek. Mahalli idare birliklerinin taşıtlarına vergi muafiyeti getirilecek.

Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri ya da ilçe belediyelerinin kendi aralarında hizmetlerin yürütülmesi konusunda ihtilaf çıkması durumunda, büyükşehir belediyesi yönlendirici ve düzenleyici kararlar almaya yetkili olacak.

Kadınlar ve çocuklar için konukevleri açılacak

Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorunda olacak.

İnşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması nedeniyle bu yoldan yararlanan konut sahiplerinden yol harcamalarına katılma payı, yapılan kanalizasyon tesisinden faydalanan konutların sahiplerinden de kanalizasyon harcamalarına katılma payı, su tesisi yapılan saha içindeki konutların sahiplerinden de su tesisleri harcamalarına katılma payı alınabilecek.

Belediye ve bağlı idareler, meclis kararıyla mabetlere indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu verebilecek.

Belediye sınırları içinde nüfusu 500'ün altında mahalle kurulamayacak.

Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde, ayrılma yoluyla yeni bir belde kurulması için gerekli olan 50 binden az olmama şartı, 20 binden az olmama şeklinde uygulanacak.

Belediyelerin borçları 42 milyar TL

Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Osman Güneş, tasarıyla, nüfusu 100 binin altında olan yerlere kadın sığınmaevi açma şartı getirdiklerini ifade ederek, “Şu anda nüfusu 100 binin üstünde olan 149 belediye var, 32 tanesinde kadın sığınmaevi bulunuyor, şimdi tasarıyla hepsi bunu yapacak” dedi.

Güneş, 2011 yılı itibarıyla tüm belediyelerin, banka kredileri, dış mali borçlar, bütçe emanetleri, vergi ve sosyal güvenlik borçları da dahil olmak üzere toplam 41 milyar 981 milyon Tl borçları olduğunu bildirdi.
Muhalif Gazete

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var