9 Ağustos 2012 Perşembe

Adalet Hoca 'sıfır' verdi

Yüzüne biber gazı sıkılan Prof. Adalet Alada AİHM'ye gidiyor. Hukuk ve adalet dersi veren Adalet Hoca "Adalete inancımı yitirdim" diyor.

Türkiye ’nin ilk biber gazı davalarından biri olan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Adalet Alada’ya okul içerisinde yüzüne biber gazı sıkılmasına ilişkin yargılama AİHM’ye taşınıyor. 
İstanbul Üniversitesi , 30 Ekim 2001 günü öğrenciler arasındaki gerginlikle çalkalanıyordu. Polisler kampüse girdi. Coplar ve biber gazlarıyla müdahale edildi. Bu arada, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ders veren Prof. Alada, sınıftan çıkmış, koridorda ilerlemekteydi. Birdenbire Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı Mahir Güney, yakın mesafeden Alada’ya biber gazı sıktı. Alada, bir hafta iş göremez raporu alıp şikâyette bulundu. 
Komiser Güney ilk ifadesinde, “Biber gazını ben de kullandım” derken, sonradan “Gaz kullanılması konusunda talimat verdim, fakat kullanmadım. Alada’nın hoca olduğunu bilmiyordum” dedi. Güney hakkında ilkin yargılama izni verilmedi ancak Bölge İdare Mahkemesi bunu iptal etti. Bunun üzerine İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘efrada kötü muamele’ savıyla dava açıldı. Dört yıllık yargılama sonunda mahkeme Komiser Güney’in, “Alada’nın öğretim üyesi olduğunu bilmeden, olaya karışan biri olduğu düşüncesiyle yüzüne biber gazı sıktığı, Alada’nın üzerinde resmi kıyafeti bulunmadığı için öğretim üyesi olduğunu bilmediği” kanaatine vardı, 22 Haziran 2006’da beraata hükmetti. 
Alada itiraz etti.Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Güney’in çelişkilerine dikkat çekerek, yetersiz gerekçeyle beraat kararı verildiği için 13 Ekim 2008’de kararı bozdu. Ne var ki beş yıllık zamanaşımı devreye girdi. Mahkeme 12 Şubat 2009’da davayı zamanaşımından düşürdü, Yargıtay da bunu onadı. 
Davayı AİHM’ye taşımaya hazırlanan Alada, “Adalete olan inancımı yitirdim” diyor. Alada, şöyle konuşuyor: “Kapalı bir alanda, öğrencilerimin gözü önünde, kol mesafesiyle, üstelik hayatını idame ettirdiği göze sıkılan gaz, daha ne diyeyim. Öyle bir garez içinde yapılmış bir davranış ki... Sonradan öğrendiğime göre o kişi, ilçe emniyet müdürlüğüne getiriliyor. Bizim mağduriyetimizin karşılığı, sadece korkmak oldu. Geçen aylarca Çayan Birben biber gazıyla öldü. Daha önce Hopa’da bir benzeri oldu. Eğer bizim davamızda polis 10 yılda cezasını bulabilseydi, sanıyorum bu insanlar ölmezlerdi. Her şey karşılıksız kalıyor ve yapanın yanında kalıyor. Adalet duygusu yok oluyor. Ben kamu yönetimi ve siyaset bilimi hocasıyım. Hukuk devletini ve adaleti anlatıyoruz. Onların kamu yöneticisi olarak yetiştirilmelerine katkıda bulunuyoruz ama kendi hakkımızı arayamıyoruz. Geciken adalet, adalet bile olmuyor. Bunu kafamın bir yerinde saklı tutuyorum.” 

O komiser şimdi müdür 
Komiser Mahir Güney, 9 Kasım 1994’te İstanbul ’da gözaltına alınan 13 yaşındaki Abdullah Salman’a işkence yaptığı iddiasıyla 1 yıl hapis ve 3 ay meslekten men cezasına çarptırılmış, ceza ertelenmişti. Güney şimdi Zonguldak Emniyet Müdür Yardımcısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var