23 Temmuz 2012 Pazartesi

65 bin çiftçinin ortak olduğu fabrikaya alıcı aranıyor

Türkiye’nin en eski şeker fabrikalarından biri olan Adapazarı Şeker Fabrikası’nı 7 yıl önce Özelleştirme İdaresi’nden satın alan Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi (APEK) bir süredir içinde bulunduğu mali darboğazı aşamayınca fabrikayı satışa çıkardı. Fabrikanın ilk ihalesi 8 Ağustos'ta yapılacak.

Dinçer GÖKÇE /hurriyet.com.tr
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) Adapazarı Şeker Fabrikası’nı 2005 yılında 65 bin pancar üreticisinin üye olduğu APEK’e sattı. Fabrikanın satış bedeli 45 milyon 750 bin dolar olarak kayda geçti.  Satışa konu varlıklar arasında fabrikaya ait araziler, başka fabrikalardaki hisseleri ve depoda bulunan 33 milyon liralık şeker de yer aldı.
APEK yönetimi, 1999’daki İzmit depreminde ciddi hasar gören ve deprem sonrası 7 yıl kadar atıl kalan fabrika için önemli bir yenilme yatırımı yaptı. Söz konusu yatırımın önemli bir bölümü banka kredisi ile yapıldı. Fabrikanın devreye alınması ile birlikte üretime yeniden geçildi. Ancak yaşanan yönetimsel sorunlar ve kota sorunu aşılamayınca fabrika, ödenmesi gereken banka borçlarını ödemekte zorlandı.
ADAPAZARI ŞEKER 60 YIL ÖNCE KURULDU / FOTO GALERİ

İki yıla yakın bir süreden beri içinde bulunulan mali darboğaz aşılamayınca fabrikanın satışı gündeme geldi. Anılan süreçte, bir bankaya 138 milyon lira borcu bulunan fabrikanın söz konusu bankaya devri de gündeme geldi.
İHALE 8 AĞUSTOS’TAKooperatif yönetimi, borç ödemelerinde ciddi sorun yaşayan, istihdam ve üretimin düştüğü, çiftçiye avans ödemesi yapılamayan fabrikanın satışı için delegenin onayını almak için geçtiğimiz nisan ayında kongre yaptı ancak kavgalı geçen kongrede onay çıkmadı. Fabrikanın satışı için gerekli onayı daha sonra alan APEK yönetimi ihale sürecini resmen başlattı.
Çıkılan ihale ilanına göre teklifler 3 Ağustos akşamına kadar alınacak. İhale ise 8 Ağustos günü yapılacak. İhale ile ilgilenenlerin 4.170 bin lira geçici teminat
 
65 BİN ÇİFTÇİ ORTAK
Adapazarı Şeker Fabrikası’nın temeli 1952’de atıldı, bir yıl sonra da işletmeye alındı.
Fabrika 2000’li yıllarda Özelleştirme İdaresi’ne geçti.
Ve 2005 yılında yapılan ihalede 65 bin üyesi bulunan APEK’e satıldı.
Bir başka deyişle fabrika 65 bin ortaklı kooperatifin oldu. 310 kadar işçisi bulunan fabrikada sezonda 700-800 kişiye istihdam sağlıyor.
vermeleri gerekiyor.
"KOL KANGREN OLDU" DEMİŞTİ
60 yıllık fabrikanın içine düştüğü darboğazın temelinde düşük kapasite ile çalışmak durumunda kalması, bir başka ifade ile düşük kota sorunu olduğu ifade ediliyor.
APEK Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aya hurriyet.com.tr'ye daha önce yaptığı açıklamada “Fabrikanın alınması ve yenileme yatırımı için kredi kullandık. Yıllık 31 bin ton şeker üretim kotamız var. Bu üretim miktarı ile banka borcunun ödenmesi mümkün değil. Şapkadan tavşan çıkarmak gibi bir durumum yok.
Önümüzde iki yol var: 'Ya alacaklı banka ile borç mahsuplaşması (fabrikanın bankaya verilmesi) olacak, ya da kotamız artacak.' Banka da bize 'Ya borcumuzu ödeyin ya da kotanızı artırın'diyor. Krediyi ödemek için bazı varlıkları sattık.
Ancak düşük kota devam ettiği için banka borcunu kapatamadık. Bu fabrika yılda 45 gün çalışıyor. Yıllık personel gideri 10 milyon lira. Burada kol kangren olmuş durumda” açıklaması yapmıştı.
BİR ZAMANLARIN DEVİ BORÇ BATAĞINDA

 ÖNCE VARLIKLARI SATILDI
Yenileme yatırımı sonrası fabrikayı üretime geçiren APEK yönetimi 31 milyon lira olarak kayıtlara geçen yatırım sonrası borçları ödeyemeyince fabrikaya ait varlıkların satışını gündemine aldı.
Adapazarı Şeker’in Kütahya Şeker’de bulunan yüzde 43.5’lik hissesi 11 milyon liraya, Konya Şeker’deki hissesi 4 milyon liraya, Şeker Sigorta’daki hissesi ise 4.5 milyon liraya satıldı.
Ayrıca fabrikanın 200 dönümlük arazisi de banka borcuna karşılık 36 milyon liraya bankaya bırakıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var