14 Temmuz 2012 Cumartesi

Bu felaketin sorumlusu TOKİ

Mimarlar Odası, Samsun’da meydana gelen sel felaketi ile ilgili rapor hazırladı. Sel bölgesinde yapılan incelemeler sonucu oluşturulan rapora göre, 1980 yılında taşkın sahası olarak planlara işlenen bölgenin yapılaşmaya açılmaması için meslek odaları uzun yıllar mücadele verdi. Mimarlar, 13 kişinin yaşamını yitirdiği facianın asıl sorumlusunun ise Toplu Konut İdaresi (TOKİ) olduğunu vurguluyor.  
SU KAPANI FELAKETİ
Mimarlar Odası Raporu’na göre TOKİ’de can alan facia şöyle meydana geldi: “Mert ırmağından itibaren yaklaşık 6 kilometre gerisinde Yılanlıdere üzerinde, aşırı yağışların neden olabileceği su taşkınlarını önlemek amacıyla oluşturulan “su kapanı”nın bir kısmı aşırı yağışlarla birlikte yırtıldı. Bu yırtıktan boşalan büyük su kitlesi hemen önünde yığılmış olan çöp hafriyat artığı, ağaç dalları vb. malzemeyi de beraberinde sürükledi. Kapalı kanal ve karayolu alt geçidi kısa zamanda tıkandığı için, sel suları Mert Irmağı’na ulaşamadan dağıldı ve bir kısmı Yılanlıderenin eski yatağında inşa edilmiş olan TOKİ konutlarına giderken, bir kısmı da çevre yolunu takiben çevredeki tesislere ve küçük sanayi sitelerine doğru yöneldi.
Böylece TOKİ konutlarına yönelen sel suları, çevresindeki yol kotlarının altında düzenlenen bahçe ve oyun alanları ile binaların bodrum katlarındaki kapıcı dairelerini doldurarak can kayıplarına neden oldu”
Halbuki, 1980 Nazım imar Planı’nda raporuna göre TOKİ konutlarının bulunduğu alanın tamamı, Mert Irmağı’nın taşkın sahası olarak tespit edilmişti.
TAŞKIN BÖLGESİNDE KONUT VAR ÖNLEM YOK
“TOKİ ve Yerel Yönetim iş birliği ile bölgedeki arazileri ranta dönüştüren ve bunun için derenin istikametini değiştiren ve hatta dere yatağına dahi yapı yapmakta sakınca görmeyen “çağ dışı” bir anlayışla afetlerin altyapısının bizzat kamu eliyle hazırlandığı görülmektedir” diyen mimarların TOKİ konutları ile ilgili tespitleri ise şöyle: 
* Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çevrede olası su taşkını, sel vb. risklere karşı herhangi bir önlem alınmamıştır.
* Konutların çevrelerinde su kesici önlemler, setler yapılmamış ve su birikmesi halinde suların aktarılması için yeterli drenaj, kanal vb. yapılmamıştır.
* Binalarda su basmanı ile ilgili standartlara uyulmamıştır.
* Su basmanı yüksekliği uygun olan binalarda ise; bu seviyenin altında pencere ve delikler bırakılmak suretiyle alınan önlem geçersiz hale gelmiştir. Binalara su dolması halinde suların kısa sürede direne edilmesi için hiçbir önlem alınmamıştır.
EN BÜYÜK SORUMLULUK TOKİ’DE
“Bu alanda Canik Belediyesi ve Samsun Büyükşehir Belediyesi, TOKİ’nin ayrıcalıklı yetkilerinden de yararlanarak ortak bir çalışma yürütmüşlerdir” denilen raporda asıl sorumlunun ise TOKİ olduğuna dikkat çekiliyor: “İnşaatlar TOKİ kanalıyla gerçekleştirilmiş; bölgede DSİ ve Karayolları Genel Müdürlüğü de dere ıslahı ve yol çalışmaları yapılmak suretiyle projeye destek olmuşlardır.  Ancak özellikle ‘Kentsel Dönüşüm’ anlayışı içinde yasal olarak; ‘Sağlıksız alanları yaşanılabilir alanlara dönüştürmek ve afetten etkilenmeyecek konutlar yapmak, yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak için tedbirler almakla yükümlü bulunan’ TOKİ’nin birinci derecede yaşanan afet ve sonuçlarında sorumluluğu bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan Yasa ve KHK’larla ‘Sınırsız imar yetkisi’ verilen TOKİ’nin yetkilerinin mutlaka sınırlandırılması ve kurumun hukuk ve şehircilik normlarına uygun hale getirilmesi kaçınılmazdır”
(İstanbul/EVRENSEL) 

500 YIL DEĞİL 5 YIL ÖNCE
MİMARLAR Odası’nın Samsun Raporunda, Başbakan Erdoğa’ın önceki gün AKP İl Başkanları Toplantısında sarf ettiği “Böyle yağış 500 yılda bir olur” sözlerini de yalanlanıyor. Raporda, 2007 yılında da Samsun’da metrekareye düşen 109 kg yağış miktarına bağlı olarak sel gerçekleştiği ve kentte hasarlar meydana geldiği hatırlatıldı. Son afete neden olan yağışta ise metrekareye 48 kg yağış düştüğü belirtilerek, “2007 yılındaki yağışın yarısına bile ulaşamayan bu yağmurlar, nasıl olup ta böylesine bir afete yol açtı?” diye soruldu.
Yine Mimarlar Odasının 2007 yılında meydana gelen selin ardından da 26 Ekim 2007 tarihinde “Kentsel Afetler Karşısında Kent” başlıklı panel düzenlediği ve bu panelde Samsun’daki dere, yan dere ve kuru derelerin durumunun tartışıldığı ortaya çıktı. Mimarlar Odası bu panelde özellikle Yılanlıdere’nin yaratacağı tehlike ve afet risklerine dikkat çekmiş. 2008 yılında TMMOB’nin düzenlediği  “Kent Sempozyumu Bildiriler Kitabı”  ise 27 Şubat 2009 tarihinde Büyükşehir Belediyesine,  ilgili kurumlara ve Valiliğe gönderilmiş.

METEOROLOJiNiN UYARISINI DA DiKKATE ALMADILAR
MİMARLAR Odası Raporu’na göre yerel yönetimler aynı gün uyarı yapan meteorolojiyi de dikkate almadılar: “Samsun’da yaşanan afet öncesi, sel vb. risklerin biliniyor olmasına ve üstelik 2007’de yaşanan sel deneyimlerine rağmen ciddi hiçbir önlem alınmadığı gibi; afet koşullarını yaratan kararlar desteklenmiştir. Afet günü öncesi meteorolojinin uyarması ile ilgili olarak toplumun bilgilendirilmesi ve kimi önlemlerin alınması sağlanmamıştır. En basit bir örnek olarak; binaların bodrumlarında yaşayan yurttaşlarımızın üst katlara çıkması dahi çok kısa bir sürede sağlanabilirdi. Bu konuda dahi ciddi bir çaba gösterilmediği anlaşılıyor. Afet sırasında kamu yönetimleri atalet içinde kalmış; bunun sonucunda kurtarma çalışmaları yapılmamış ya da yapılamamıştır. Ancak, afet yaşandıktan ve yurttaşlarımız hayatlarını kaybettikten sonra kurtarma çalışmaları bir fiil olarak başlatılabilmiştir”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var