9 Nisan 2012 Pazartesi

170 ton altın bir gecede kayboldu!

Demokrasiyi yaralayan, milyonlarca insanı mağdur eden darbeler, ekonomiye de büyük zarar veriyor.
Sabah
Sadece tarihe post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat'ın ekonomiye faturasının 300 milyar dolar olduğu belirtiliyor. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde ise askeri darbesine Hazine'de bulunan 170 ton altının kaybolduğu ileri sürülüyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, kaybolan bu altınlar gündeme geldi. Müdahil avukatları, altınların nerede olduğuna ilişkin Merkez Bankası'na sorulmasını istedi.

Cihan Haber Ajansı (Cihan)'na konuşan Hasan İlter, "darbecilerin amaçlarından birinin de firavunlaşan nefislerini ve aç gözlerini doyurmak için Türkiye Cumhuriyeti hazinelerinde bulunan ve milletin onlarca yıldır dişinden tırnağından artırarak biriktirmiş olduğu altınlara el koymak olduğunu" söyledi.

Sanık Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya ve suç ortakları tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül askeri darbesi öncesinde Hazine'de 170 ton altın olduğunun bilindiğini dile getiren İlter, darbe yapıldıktan sonra bu altınların ortadan kaybolduğunu ve akıbetlerinin de ne olduğunun bilinmediğini ifade etti.

Darbe döneminde hapis de yatan İlter, şöyle devam etti: "Bizler cezaevlerinde olmamıza rağmen ta bize kadar gelen bilgilerden bu altınlara, darbeyi gerçekleştiren ve kendilerine de Milli Güvenlik Konseyi adını veren şahıslar tarafından el konulduğunu, alt kademelerde bulunan ve darbecilerle işbirliği halinde olan diğer üst rütbeli subayların da rütbe ve el konulan devlet kurumlarında bulundukları mevkilerine göre, el koydukları devlet kurumlarında bulunan paraları ve para değeri taşıyan menkulleri zimmetlerine geçirdiklerini biliyoruz. Bütün bunları bizlerin bildiği gibi yüce milletimizin kahir ekseriyeti de biliyor. Ancak bunca zamandır darbecilerden ve darbecilerin uzantılarından korktukları ve çekindikleri için fısıldaşmaktan öteye herhangi bir tepki verme cesareti gösterememişlerdir."

Milletimizin kahir ekseriyetinin bildiği ancak malum sebeplerle dile getiremediği bu gerçeklerin araştırılarak açıklığa kavuşturulması ve darbeci sanıkların ayrıca hırsızlık suçundan da yargılamalarının sağlanması gerekmektedir." diyen İlter, "Ayrıca darbe sanığı Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya devletin her türlü imkanları kullanılarak mutlaka ve mutlaka hakim karşısına çıkarılarak bütün bu iddialara karşı ne diyecekleri sorulmalıdır. Sanıkların hakim karşısına çıkıp suçlamalara cevap vermediği müddetçe 'sükut ikrardan gelir' kuralı gereğince kendilerine atfedilen bütün suçlamaları kabul etmiş sayılacaklardır. Gücünü yüce Türk milletinden alan ve Türk milleti adına karar veren mahkemelerden kimsenin korkmaması ve adalete, hukuka güvenmesi gerekmektedir." şeklinde konuştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var