26 Mart 2012 Pazartesi

Balda büyük skandal


“4 kavanozu sadece 100 TL” sloganıyla satılan,‘balda’ korkunç gerçek ortaya çıktı. Bu yolla satılan balları arıların üretmediği, mısır şurubundan yapıldığı anlaşıldı. Kilosu 2 TL’ye mal edilen ballar, 2. Ordu Komutanlığı’na da satılmaya çalışıldı.
Türkiye son günlerde ‘bal’ furyası yaşıyor. Bazı firmalar ürünlerini televizyon programları üzerinden pazarlarken, bazıları ise işi abartıp kendi kanalını bile kurdu. İnternet üzerinde ise ‘organik bal’, ‘çiçek bal”, ‘kovan balı’ gibi isimlerle satış yapılıyor. “3 kavanoz alana biri bedava, 4 kilo bal sadece 100 TL” gibi sloganlarla satılan ballarla ilgili birçok da şikayet geliyor. Son olarak Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Bakanı Mehdi Eker şikayetleri incelemeye başladıklarını söyledi.
ARILARA GEREK YOKMUŞ!
Vatan Gazetesi'nin haberine göre Türkiye’de bal furyasının yaşanmasının nedeni 2002 yılına dayanıyor. Bu tarihte ‘Nişasta Bazlı Şeker’ üretiminin kotası yüzde 7.5’tan yüzde 15 çıkartıldı. Böylece daha çok arıların yemi olarak kullanılan mısır şurubu üretim kotası artırılmış oldu. Bu tarihten sonra mısır şurubu neredeyse bal üretiminin en önemli malzemesi haline geldi. Öyle ki ‘arı’ya bile gerek olmadığı ortaya çıktı. Bundan sonra da arısız bal üretimine geçildi. Bu durumu BALDER Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak şöyle açıklıyor: “Bal dünyada en kolay taklit edilen ama en zor tahlil edilen bir ürün. Böyle olunca rant var. 2 TL’lik bir ürünü 20 TL’ye satabiliyorlar. Yüksek früktozlu mısır nişastası kullanılabiliyor. Mısır şurubuna, esans, enzim ve polen (balın özellikleri) katılarak sahte bal üretiliyor. Bu teknik ile arıyı devreden çıkardılar. İnsanlar tadarak anlamaya çalışıyorlar ama insan damağı o ürünün sahte bal olduğunun ayırdına varamıyor. Sadece laboratuvarlar farkı tespit edebiliyor.”
BAL AROMASINA YASAK GELDİ
Bal yapımında ‘arı’ların devreden çıkartılmasının yaygınlaşmasıyla 2007 yılında o zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı harekete geçti. Bakanlık, Alkolsüz İçecekler Tebliği’ne bir madde ekleyerek, ”Bal aroması ilave edilerek aromalı şurup üretilemez” dedi. Böylece mısır şurubu kullanarak bal yapılmasının önüne geçilmesi planlandı. Ancak bu yöntemle büyük rant sağlayan firmalar yasağa karşı çıktı. Ankara’da faaliyet gösteren Kayserilioğulları adlı şirket, dava açarak yürütmenin iptali ve durdurulmasını talep etti. Konu Danıştay’a kadar çıktı. Danıştay ise 19 Şubat 2008 tarihinde yürütmeyi durdurdu. İşte bu tarihten sonra balcıların önünde hiçbir engel kalmadı. Ancak bu kararın iptali için de Türkiye Arı Yetiştiricileri Derneği karşı dava açtı.
ORDUYA BİLE PAZARLADILAR
Türkiye’de ‘arı’sız balcılıkta herkesi hayrete düşürecek olaylardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başına geldi. 2011 yılında 2. Ordu Komutanlığı 40 gramlık poşetlerde 300 bin adet bal alım ihalesi düzenledi. Mustafa Ençetin ihaleyi 58 bin TL bedel ile kazandı. Balları da orduya teslim etti. Ancak balın ‘sahte’ olduğu ortaya çıktı. Çünkü muammel bedeli 150 bin TL olan balın neredeyse üçte bir fiyatına gitmesi Arı Yetiştiricileri Derneği’ni şüphelendirmişti.

MISIR ŞURUBU KANSER YAPIYOR
Mısır şurubu, kanser, kalp, siroz, diyabet gibi çok sayıda hastalığa neden oluyor. Fransa, Hollanda ve İngiltere’de yasak. En büyük üretici olan ABD’de üretim kotası yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürüldü. Türkiye’de ise 15’e çıkarıldı.

4 ÇEŞİT BAL VAR
Bal tebliğine göre 4 tür bal bulunuyor. Bunlar da, kaynağına, üretim ve pazara sunuluş şekline göre ballar ile fırıncılık ve çerçeve balı. Kaynağına göre ballardan çiçek veya nektar balı bitki nektarından elde ediliyor. Salgı balı ise bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından yapılıyor. Diğer ballar ise süzme, petekli, sızma, pres ve filtre edilmiş ballar... Fırıncılık balı, diğer gıda maddelerinin üretiminde bileşen olarak kullanılırken, çerçeve balı arıların doğrudan petek yaptığı veya içine temel peteklerin yerleştirildiği malzemelerden oluşuyor.
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin uyarısıyla TSK, çiçek balının numunelerini analiz etti. Balın mısır şurubuyla yapıldığı, yani sahte olduğu ortaya çıktı. İhale hemen iptal edildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz, mısır şurubunun bal diye Mehmetçiğe satılmasını engellediğini kaydederek şunları söyledi: “İhaleyi inceledim ve şüphelendim. Oskar ismindeki çiçek balı, ihale bedelinin üçte birine denk geliyordu. TSK’nın, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne yaptırdığı analizlerde, arının balı doğadan getirdiğinin ölçütü olan prolin miktarı 57.43 çıktı. Ancak en az 180 ve çok daha üstü olmalıydı. Normal ballarda bile 400 ile bin 300’dür bu değer. Bu da bu balların mısır şurubuyla yapıldığını gösterdi. İhale iptal edilince, balın üreticisi olan Kayserilioğlu firması bana dava açarak kendilerine iftira attığımı iddia etti. Ama mahkeme beni haklı buldu ve beraatime karar verdi. Bu karar ile askeriyeye bal satılmadığı mahkeme kararı ile ispat edilmiş oldu.”
Gazeteport

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var