17 Haziran 2012 Pazar

AOÇ gasbedilecek Ankara oksijensiz kalacak


ATATÜRK Orman Çiftliği, Ankara’nın en önemli zirai arazilerinin yanı sıra en ağaçlık bölgesi. Başbakanlık tarafından, “Mevcut hizmet binasının yetersiz” olması nedeniyle çiftlik arazisi üzerine yapılmak istenen konutun çalışmaları ise başladı. 
Alanda konut için yapılan yollar nedeniyle şimdiden ağaç katliamı yapılıyor. Odalar ise yargı kararından umutsuz, ama olumlu bir karar verilmesi halinde bile, tahribatın geri dönüşü olmayacağını söylüyorlar.
Arazi üzerindeki tartışmalar, 2006 yılından beri sürüyor. Bu tarihte Büyükşehir Belediyesinin isteğiyle çıkarılan yasa ile arazilerin tümü belediyeye tahsis edildi.  2007 yılında ise TMMOB’ye bağlı odaların yürütmeyi durdurma talebi üzerine, karar iptal edildi. Daha sonra Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kuruluna sunulan karar yine kabul edildi. Şimdi ise yine odaların yürütmeyi durdurma talebi ile yargı süreci devam ediyor.
AOÇ’NİN SEÇİLMESİNDEKİ AMAÇ: GİZLİLİK
İlginçlik ise bu noktadan sonra başlıyor. TMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası ve Ankara Barosu Başkanlığının kararın durdurulmasına ilişkin açtığı davaya Başbakanlık da müdahillik talebinde bulundu. Talepte ise Başbakanlığın “gizlilik amacıyla” bu bölgeyi tercih ettiği belirtildi. Başbakanlık, arazi ile ilgili verilecek kararın konutun yapımını etkileyeceği için davaya müdahil olmak istedi.
AOÇ YÖNETİMİNDEN PROTOKOL ZAAFI
Öte yandan AOÇ Yönetimi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol ayrı bir gündem yarattı. Protokol, 12 Haziran 2012 tarihli belediye meclis toplantısında duyuruldu. Protokole göre belediye, AOÇ yönetimine 114 bin 385 metrekarelik bir alanı ağaçlandırmak için söz verdi. Bunun karşılığında ise 265 bin metrekarelik çiftlik arazisi üzerinde 15 yıllık bir kullanım hakkı elde etti. Yıllardır belediyenin arazi üzerinde kullanım hakkı elde etmek için sürdürdüğü davaların iptal kararları yayınlanırken, protokol ile yasal sürece karşın işlem yapılmak isteniyor.
TALAN BAŞLADI
Başbakanlık binasının yapılacağı alanla ilgili tespitler yapılamazken, alan içerisinde bulunan Orman Genel Müdürlüğü Binası yıkım için boşaltıldı. Başbakanlık konutu için başlayan yol çalışması ise şimdiden ağaçların katline yol açmaya başladı. Metre karesine 2 ağaç düşen alanda her çalışma ağaç kıyımına yol açacak nitelikte. Odalar ise yargı kararlarının çok geç kalacağı görüşündeler. Alanda başlayan yol çalışmaları ise bu görüşü doğrular nitelikte.
AOÇ, SULUKULE’YE DÖNMESİN
Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Bülent Batuman, “AOÇ ile ilgili yargı lehimize karar verse de bölgenin tekrar ağaçlandırılması çok uzun yıllar alacaktır. Bunun bir örneği Sulukule’dir. Burada da yargının olumlu yönde kararına rağmen, geri dönüşü olmayan tahribatlar meydana gelmiştir” dedi. Bölgenin “nitelikli tarım arazisi” olduğuna dikkat çeken Batuman, “Bu anlamda da alanın yapılaşmaya açılması çok ciddi bir katliamdır” dedi.
Mimarlar Odası Ankara Şube, konuyla ilgili İnternet üzerinden bir imza kampanyası başlatacak.
ZMO VE PEYZAJ MİMARLARI ODASINDAN ORTAK AÇIKLAMA
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) ve Peyzaj Mimarları Odası da ortak basın toplantısı ile “AOÇ Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi ateşle oynuyor” dediler.
ZMO Başkanı Turhan Tuncer yaptığı ortak açıklamada, Büyükşehir Belediyesinin AOÇ’yi yok etme planını bu kez de “böl- parçala- yönet” modeli ile gerçekleştirmek istediğine dikkat çekti.
Tuncer, AOÇ yönetimine, “AOÇ arazisini işletmeye açmak, istediğiniz gibi dağıtmak hakkını kimden alıyorsunuz?” diye sordu. Gökçek’in yargı kararlarının etrafından dolanmaya çalıştığını belirten Tuncer, söz konusu protokolün derhal iptal edilmesini istedi. (Ankara/EVRENSEL)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var