2 Haziran 2012 Cumartesi

Bazları şehir dışına kovan adam!

Oturduğu apartmanın önündeki elektrik direğine baz istasyonu takılan Bedirhan Atasoy'un mücadelesi dev GSM şirketlerini dize getirdi

Milliyet gazetezinden Türker Karapınar'ın haberine göre, oturduğu apartmanın önündeki elektrik direğine baz istasyonu takılan Bedirhan Atasoy, istasyonun radyasyon yaydığının uzmanlarca belirtildiğini, kızının lenf kanseri hastası olduğunu, bu durumun aile açısından yıkıma yol açtığını, istasyonun faaliyetine devam ediyor olmasının aile bireylerinin sağlığı için endişeye neden olduğunu belirterek, 2009’da istasyonun kaldırılması istemiyle dava açtı. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının ve aile bireylerinin, baz istasyonu ile karşı karşıya kalmasının psikolojilerini olumsuz etkileyeceğinin doğal bir sonuç olduğunu vurguladı. İstasyonun kaldırılması gerektiğine yönelik kararda, kızları lenf kanseri olan ailenin sürekli bir endişe içerisinde, baz istasyonuyla karşı karşıya yaşamak zorunda bırakıldığı vurgulandı. Haberleşme hakkının bireyin konutunda huzurlu ve sağlıklı yaşama hakkından üstün tutulamayacağı kaydedilen gerekçede, ailenin tedirgin olduklarının gözlendiği, bu nedenle istasyonun başka bir yere yerleştirilmesinin uygun olacağı kaydedildi. 


Onadı sonra bozdu 
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını onadı. Daire, yönetmeliğe uygun olarak kurulup işletilse dahi baz istasyonlarının ”uzun zaman diliminde insan sağlığında zarara neden olacağına” ve ”para ile ölçülebilen bir zarar olmasa da insanların psikolojik yapısında tedirginlik ve ümitsizlik yarattığı” gerekçesiyle baz istasyonlarının yerleşim yerlerinden uzaklaştırılmasına karar verdi. Davalı GSM şirketinin karar düzeltme talebinde bulunması üzerine dosyayı yeniden görüşen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kez yerel mahkemenin kararını bozdu. 


Fazla insan etkilenir 

Bozma gerekçesinde ise baz istasyonunun şehir dışına çıkarılması halinde sinyallerin abonenin cep telefonuna ulaşması için çok yüksek elektromanyetik dalga oluşturması gerekeceği vurgulandı. Daha fazla güç kullanılacağından daha çok insanın daha fazla elektromanyetik alana maruz kalacağı bildirilen gerekçede, “Davacının baz istasyonunun sağlığına zarar verdiğini ve yönetmelikte belirtilen limit değerlere uygun bulunmadığını ispatlaması gerekir. Soyut, ’uzun vadede zarar verir’, ’baz istasyonu yakın mesafede’, ’görünce moralim bozuluyor’ gibi nedenlerle baz istasyonunun sökülmesine karar verilmesi hukuka ve yasalara uygun değildir” denildi. Ankara1. Asliye Hukuk Mahkemesi ise ilk kararında direndi. Dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi. Genel Kurul, oy çokluğuyla yerel mahkemeyi haklı buldu. Karara göre; evinin çok yakınında baz istasyonu bulunanlar, yargı kararını emsal göstererek, ilgili şirketten istasyonun kaldırılmasını isteyebilecek. GSM şirketi, buna rağmen kaldırmazsa, emsal niteliğindeki karar dayanak gösterilerek, dava açılabilecek. Karar uyarınca, GSM şirketlerinin, talepte bulunulması halinde istasyonu kent merkezlerinin dışına çıkartması gerekiyor. Aksi takdirde talep edenlerin dava açma hakkı bulunuyor.

Kanseri 4 kez yendi

1979 doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu Bemay Deniz Atasoy 1996’da lise birinci sınıfta okurken, lenf kanserine yakalandı. 1996’dan bu yana, 6 kez kemoterapi gören, ışın tedavisi uygulanan, kök hücre nakli yapılan Atasoy’a 4 ayrı kez kanser teşhisi konuldu. Son teşhisin ardından hastalığı bir kez daha yendiği söylenen Atasoy, babası Bedirhan Aksoy’un anlatımına göre, son tedavi sürecinde, evinin karşısına dikilen baz istasyonu nedeniyle büyük moral bozukluğu ve endişe yaşadı. Bemay Deniz Atasoy, “Kararın herkes için emsal oluşturmasını istiyorum” diye konuştu. 


‘İletişim durur’ 

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, baz istasyonlarının ‘yerleşim yerlerinde kalması’ ve ‘şehir dışana çıkarılması’ gibi bir seçenek olmadığını belirtti. Acarer, ikinci olasılığın gerçekleşmesi halinde iletişim altyapısının kullanılamayacağını söyledi. Tayfun Acarer, baz istasyonlarının yerleşim yerlerinin dışına çıkarılması neticesinde haberleşmenin duracağını, bunun da ‘haberleşme hakkı’ tartışmalarını beraberinde getireceğine dikkat çekti. BTK ’dan alınan bilgilere göre baz istasyonları teknik özellikleri gereği düşük çıkış güçlerinde ve hücresel yapıda çalışıyor. Bu nedenle şehir dışlarına taşınmaları teknik olarak mümkün değil. (Milliyet)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var