2 Mayıs 2012 Çarşamba

2B tamam, sırada daha yıkıcı 2A var


Doç. Dr. Yücel Çağlar uyarıyor: “2B tamam, sırada daha yıkıcı 2A var…”
Cumhurbaşkanı Gül’ün onayının ardından 26 Nisan’da Resmi gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2B yasasının Anayasaya aykırı bir hukuksal bir düzenleme olduğunu savunan Doç. Dr. Yücel Çağlar, sırada 2B’den daha yıkıcı sonuçları olabileceğini öne sürdüğü ‘2A’ düzenlemesinin bulunduğu uyarısında bulundu. 2B yasasının, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin ‘A’ bendi ile ilgili düzenlemeleriyle 21,2 hektar milyon olduğu öne sürülen tüm orman sayılan arazilerin ‘orman olarak muhafaza edilmesinde yarar görülmediği’ gerekçesiyle yerleşime açılmasını kolaylaştırdığını savunan Çağlar, bu ‘kolaylıktan’ yararlanabileceklerin sayısının Anayasada öngörülenin üç katına çıkarıldığını savundu.
2A ile bütün ormanlar iktidarın keyfine teslim edilecek
AKP iktidarının 2003 yılından bu yana 2B yasası için çabaladığını ve bu amaçla Anayasa değişikliğine bile kalkıştığını söyleyen Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, ancak o yıllarda ‘ormanlardan’ ve ülkeden yana bir Cumhurbaşkanı olduğunun altını çizdiği değerlendirmesinde, 2B’nin yasalaşmasıyla birlikte sorunun ‘çözümlendiğini’ ifade etti. Bunun birileri için ‘hayırlara vesile’ olacağına vurgu yapan Çağlar, “bu sonuç, konuyu orman ve kısmen de ‘orman köylüsü’ popülizmine, 2B arazilerinin satılıp satılmamasına indirgeyenler için uyarıcı oldu mu, olabilecek mi, doğrusu bilemiyorum. Ama bu aymazlık bundan sonra başlatılacak ve çok daha orman yıkıcı gelişmelere yol açabilecek olan ‘2A’ yağması sürecinde de sergilenilirse eğer işte o zaman siyasal iktidar yalnızca ‘orman vasfını yitirmiştir’ gerekçesiyle ‘orman’ sayılmayan yerleri değil, 21,2 milyon hektar ‘ormanı’ sayılan ve üzerinde orman ekosistemleri bulunan yerleri de kendince uygun amaçlarla değerlendirebilecektir” görüşünü savundu.
6292 sayılı yasa iktidara yaşamsal olanaklar sundu
6292 Sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”un, siyasal iktidara bu doğrultuda kullanabileceği yaşamsal önemde olanaklar sunduğunun altını çizen Çağlar, şimdilik bu yasanın yalnızca Anayasaya aykırı olan düzenlemelerinin sergilenmesiyle yetinildiğine işaret etti.
antaltaico.jpg
Antalya en çok 2B araziye sahip il olarak biliniyor
İki yönden anayasal kurallara aykırı
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde “orman sınırları dışına çıkarılacak yerler” ile ilgili iki temel kurala yer verildiğini anımsatan Çağlar, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerler” ile “bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerler”in “orman” sayılmayabileceğini vurgulayarak, 6292 sayılı yasanın bu anayasal kurallara aykırı yanlarının iki boyutlu olduğu görüşünü savundu.
2B gelirinin yüzde doksanı Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı'na
Anayasanın 170. maddesine göre “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin” ancak ve yalnızca “Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından” değerlendirilmesinin olanaklı olduğuna atıfta bulundu. Çağlar, söz konusu alanların, 31. 12. 2011 tarihinden önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilere satışını düzenleyen 6292 sayılı yasanın ilgili maddelerinin ise satışlardan elde edilecek gelirlerin yüzde üçünü geçmemek üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek miktarının yatırım amacıyla kullanılmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün hesabına ödeneceğini, kalan tutarın yüzde doksanını geçmemek koşuluyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde afet riski altındaki alanların dönüştürülmesinde kullanılmak üzere özel ödenek olarak veya genel bütçeye gelir olarak kaydedileceğini söyledi.
Harcama konuları da anayasaya aykırı
Söz konusu tutarın, orman köylülerine ait taşınmazların kamulaştırılmasının yanı sıra 2/A alanlarının ıslah, imar ve iskânı ile 2/A ve 2/B alanlarının en az iki katı verimsiz orman alanlarının ıslahı ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılmak üzere bakanlığa aktarılacağını kaydeden Çağlar, “görüldüğü gibi, ‘orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi’ dışındaki bu harcama konuları, Anayasanın 170. maddesindeki ‘Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması’ kuralıyla bağdaştırılamaz” dedi.
2A ile ormanların amaç dışı kullanılmasının yolu açılıyor
Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin ‘a’ bendinde, ülkedeki tüm ‘orman’ sayılan yerlerin ormancılık dışı amaçlarla kullanılabilmesine ve ‘toprak reformu’ gibi dağıtılabilmesine yol açabilecek kurallara yer verildiğini anımsatan Çağlar, “siyasal iktidar 6292 sayılı yasayla, bugüne değin hemen hemen hiç uygulanmayan bu anayasal ve yasal kuralları da akıl almaz bir kargaşa içinde, dilediğince ve daha da önemlisi Anayasanın bu kurallarına bile aykırı olarak yaşamaya geçirebilecektir. Bilindiği gibi, Anayasanın 170. maddesine göre; ‘bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin’ yani ‘2A arazilerinin’ ancak ve yalnızca ‘orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için’ kullanılması ve bu amaçla da gerektiğinde ‘Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi’ kuralına yer verilmiştir. 6292 sayılı yasayla yapılan ilgili düzenlemeler Anayasanın söz konusu kuralına da tümüyle aykırıdır” diye konuştu.
Köylü sayısı 7 milyondan 19 milyona çıkarıldı
Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen köylülerin yalnızca ‘orman içindeki köyler halkı’ olduğunu, belirten Çağlar, Anayasanın 170. maddesinin ‘orman kenarı köylerini’ kapsamadığına işaret ederek, “2000 yılı verilerine göre ‘orman içi’ sayılan köylerin sayısı 2529 ve toplam nüfusları 7,3 milyondur. Buna karşılık orman kenarı sayılan köylerin sayısı ise 4850 ve toplam nüfusları ise 12,3 milyondur. Başka bir söyleyişle; 6292 sayılı yasayla ‘2A arazilerine’ yerleştirilebilecek ve/veya bu arazilerin yararlanmalarına tahsis edilebileceği köylü sayısı, 2000 yılı verilerine göre 7,3 milyondan 19,6 milyona çıkarılmaktadır. Oysa 'orman kenarı köy' tanımı 'orman içi köy' tanımına göre son derece esnektir ve gerektiğinde kapsamı daha da genişletilebilecektir” dedi.
Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen işlemin, ‘2A arazilerinin’, yalnızca ‘orman içi köyler halkının yararlanmalarına tahsisi’ olduğunu kaydeden Çağlar, 6292 sayılı yasanın 7. maddesine göre bu arazilerdeki ‘taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın” geçerli sayılmasını, bir başka deyişle mülk edinilmesini olanaklı kıldığını söyledi.
Anayasa mahkemesinin iptal kararı yok sayıldı
2B arazilerinin herkese, daha açık ifadeyle işgalcilerine satılması yoluyla ‘değerlendirilmesi’ konusunda Anayasa Mahkemesi’nin iki iptal kararı bulunduğunu da anımsatan Çağlar, “siyasal iktidar, 6292 sayılı yasayla, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını da, deyiş yerindeyse ‘arkadan dolaşmakta’, daha doğru bir söyleyişle yok saymaktadır. Oysa 6292 sayılı yasayla Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararlarına konu olan yasalarla aynı içerikte düzenlemeler yapılmıştır. Siyasal iktidar en ilgili ve de bilgili görünen kamuoyunun bile sığ bir orman popülizmiyle ‘2B arazilerinin’ satışına indirgediği duyarlılığı kendince bir fırsat olarak akılcı (!) biçimde değerlendirebilmiştir: 6292 Sayılı ‘Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’la yaptığı düzenlemeler, yalnızca ‘2B arazilerinin’ Anayasanın 170. maddesinde sözü edilen amaçlarla ‘değerlendirmemekte’, aksine bu maddedeki kurallara aykırı amaçlarla ve herkese satışını öngörmektedir” dedi.
2B için iptal başvurusu olanağı kısıtlı
Öte yandan, 6292 sayılı yasayla siyasal iktidara yalnızca ‘2B arazilerinin’ satılması değil, ‘orman’ sayılan 21,2 milyon hektarı da dileğince değerlendirebilme olanağı sağlandığına işaret eden Çağlar,“Ana muhalefet partisi tarafından da büyük ölçüde desteklenen bu düzenlemeler, beklendiği gibi Cumhurbaşkanı tarafından hemen onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, 6292 sayılı yasayla yapılan düzenlemelerin çoğu 1982 Anayasasının 170. maddesine açıkça aykırıdır. Ne var ki, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilme olanağı artık son derece kısıtlıdır; vurulması durumunda ise Anayasa Mahkemesi’nin verebileceği kararı kestirmek de güç değildir. Şaşırtıcı ve bir o denli de yadırgatıcı olan, en ilgili ve de bilgili oldukları sanılanların 6292 sayılı yasa karşısında bile sığ orman popülizmiyle yetinmeleridir” görüşünü savundu.
Yusuf Yavuz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var