25 Mayıs 2012 Cuma

'Türkiye’de ifade özgürlüğü yok’

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ 2012 YILI RAPORUNDA TÜRKİYE'DEKİ İHLALLERE İŞARET ETTİ
Uluslararası Af Örgütü 2012 yılı raporunda Türkiye’de söz verilen anayasal ve diğer yasal düzenlemelerin gerçekleştirilemediğine, polis şiddetine ve ifade özgürlüğü eksikliğine vurgu yapıldı.
Uluslararası Af Örgütü, insan hakları ihlallerini kapsayan yıllık raporunu açıkladı. Rapor, ulusal ve uluslararası düzeyde liderlerin insan haklarını nasıl koruyamadıklarına dikkat çekerken, 2011 yılının çalkantılı, milyonlarca insanın özgürlük, adalet ve onurunu talep etmek için sokaklara döküldüğü belirtiliyor.
YASAL DÜZENLEMELER GERÇEKLEŞMEDİ
Raporun Türkiye ile ilgili kısmında, söz verilen anayasal ve diğer yasal düzenlemelerin gerçekleşmediği belirtilerken, aksine, ifade özgürlüğü hakkının tehdit edildiği ve göstericilerin artan polis şiddetiyle karşılaştığı vurgulandı. Kusurlu “terörle mücadele” yasaları kapsamında yapılan binlerce kovuşturmanın adil yargılama standartlarını yakalayamadığına işaret edilen raporda, bombalı saldırıların sivillerin yaşamına mal olduğu, adalet sisteminde vicdani ret hakkının tanınması ya da çocuk haklarının korunması konularında hiçbir ilerleme kaydedilmediği belirtildi. Mülteci ve sığınmacıların, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin haklarının yasada güvencesiz olmaya devam ettiğine vurgu yapılan raporda, kadına yönelik şiddeti önleme mekanizmalarının yetersizliğine dikkat çekildi.
Raporda, PKK ile TSK arasında silahlı çatışmaların arttığı belirtilerek, “Ekim ayında, Kuzey Irak’a, PKK üslerini hedef alan ve yüzlerce sivili köylerinden göçe zorlayan büyük askeri müdahaleler yapıldı. Aralık ayında, Türk savaş uçağı, Irak sınırı yakınlarındaki Uludere ilçesini bombaladığında, büyük çoğunluğu çocuk olan 34 sivil öldürüldü. Ekim ayında, Van’daki depremde 600’den fazla insan öldü. Yetkililer, binlerce evsiz insanı dondurucu koşullarda bırakan krize yavaş cevap verdikleri için eleştirildi” diye kaydedildi.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Raporda, bireylerin ifade özgürlüğü hakkını tehdit eden çok sayıda dava açıldığı, özellikle, eleştirel gazeteciler, Kürt siyasal aktivistler ve diğer kişi ve grupların Kürtlerin durumu hakkında konuştuklarında ya da silahlı kuvvetleri eleştirdiklerinde haklarında haksız davalar açılmasını göze aldıkları vurgulandı. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının ifade özgürlüğü ihlaline örnek olarak verilen raporda, Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun aralarında bulunduğu operasyonlara dikkat çekilerek, “Siyaset Akademisi etkinliklerine katılımları ve kendi yayımcılık ve akademik çalışmaları konusunda sorgulandı. Kasım ve Aralık aylarında yapılan sonraki tutuklama dalgalarında 37 avukat ve 36 gazeteci KCK üyeliği şüphesiyle gözaltına alındı. Yıl sonunda hala tutukluydular” denildi.
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE
Özellikle haziran ayındaki genel seçimler öncesi ve sonrasındaki eylemlerde, gösteriler sırasında polisin düzenli olarak aşırı güç kullandığı belirtilen raporda, birçok durumda, eylemler polis müdahalesinin ve biber gazı, tazyikli su fışkırtma aracı ve plastik mermi kullanımının ardından şiddetli bir hale geldiği, çoğu olayda, emniyet görevlilerinin göstericileri copla dövdüğünün belgelediği vurgulandı. Askerde yaşamını yitirenlere de yer verilen raporda, Kıbrıs’ta askeri cezaevinde işkence sonucu yaşamını yitiren Uğur Kantar örneği verildi.
CEZASIZLIK
Devlet görevlileri tarafından yapıldığı iddia edilen insan hakları ihlalleri hakkında yapılan soruşturmaların etkisiz kaldığı, açılan ceza davalarında sorumluları adalet karşısına çıkarma ihtimalinin gerçekten uzak kaldığı belirtilen raporda, Hrant Dink soruşturmasına dikkat çekildi. Albay Ali Öz ve başka yedi askeri personelin Hrant Dink’i öldürmek için hazırlanan komplo hakkındaki bilgiyi iletme konusunda ihmalkar davrandıkları için suçlandığı, Çocuk Mahkemesi’nin Ogün Samast’ı Hrant Dink’i öldürmekten suçlu bulmasına rağmen, devlet görevlilerinin de danışıklı dövüş yapması dahil olmak üzere, cinayetle ilgili tüm durumların araştırılıp araştırılmadığı konusunun belirsiz kaldığı belirtildi.
ÇOCUK HAKLARI
Terörle Mücadele Yasası kapsamında çocuklara karşı dava açılmaya devam ettiği belirtilen raporda, birçoğunun Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gönderilmeden önce yetişkinler için olan polis gözetiminde tutulduğu vurgulandı.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET
Türkiye’nin Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzaladığı belirtilen raporda, “Ancak, önleyici iç mekanizmalar ne yazık ki yetersiz kaldı ve sığınakların sayısı iç hukukun gerektirdiği sayının oldukça altındaydı. Ekim ayında, Yargıtay, fuhuş yapması için satılan 12 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz etmekle suçlanan 26 erkeğin ceza indirimini, kızın kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği gerekçesiyle onayladı” diye kaydedildi.
(evrensel HABER MERKEZİ)

ADİL OLMAYAN YARGILAMALAR
Fazlasıyla geniş ve belirsiz terörle mücadele kanunları kapsamında, büyük çoğunluğu terör örgütü üyeliği iddiasıyla olmak üzere yıl boyunca binlerce dava açıldı ve hükümler daha fazla hak ihlallerine yol açtı. Hakkında dava açılanların birçoğu aralarında öğrencilerin, gazetecilerin, yazarların, avukatların ve akademisyenlerin bulunduğu siyasi aktivistlerdi. Savcılar düzenli olarak ifade özgürlüğü hakkı ve diğer uluslararası düzlemde güvenceye alınmış hakların korumasındaki hareketlere ilişkin şüphelileri sorguladı. Diğer kusurlu yürütmeler arasında uzatılmış mahkeme öncesi tutukluluk da bulunuyor. Bu gözaltılar esnasında da dosyaya erişimi engelleyen gizlilik emirleri nedeniyle, savunma avukatlarının müvekkilleri hakkındaki kanıtları incelemeleri ya da müvekkillerinin gözaltında tutulmalarının yasallığına itiraz etmeleri engellendi.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İki güzellik bir arada

İki güzellik bir arada

Ya üçüde olmasaydı

Ya üçüde olmasaydı

Mehmet Akif Ersoy'dan

Mehmet Akif Ersoy'dan

Gezi Parkı

Gezi Parkı

Ne Denilebilir!...

Ne Denilebilir!...

Gezi

Gezi

Günün Fıkrası

Deli

1960'lı yıllar,Elazığ Akıl Hastanesinden her nasılsa 423 akıl hastası kaçar ve Elazığ'ın cadde ve sokaklarına dağılır.



O zamanın ünlü doktoru Mutemet Tazıcı hastanenin başhekimidir. 'Doktor bey,ne yapalım?' diye akıl danışırlar.



Mutemet Bey personeline;'Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin!'der.



Doktor önde birkaç personeli arkasında düt düt diye trencilik oynayarak Elazığ'ı dolaşırlar. Bütün deliler bu kuyruğa girip vagon olurlar. Hastaneye geldiklerinde sayı 612 kişidir...



Avukat 1




Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.




Avukat 2




George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry'ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George "Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım" der. Harry adama bağırır:

"Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. "

Adam geri bağırır: "Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız"

George Harry'ye döner ve "Bu adam bir avukat" der.

Şaşırır Harry, "Nasıl anladın?" der.

"Çünkü" der George "Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız".




Avukat 3




Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ''Eminim ki dört eder.''

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ''Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2'lik bir hata payı olabilir.'' demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

''Kaç olmasını istersiniz?''




Avukat 4




Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:

Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.''




Avukat 5




Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu...” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”



















Günün Sözü

Homo sum,humani nil a me alienum puto

İnsanım,insana özgü hiç bir şey bana yabancı değildir.

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında

Şişli Merkez Mh,Esen Sk Saruhan İşhanında
Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Hayatımızdan sessiz sedasız çekilmişler

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli

Sinema Tarihinin Zaman Tüneli
Siyah Beyaz Hayatımızdan Renkliye...

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar

Sinema Tarihinden Siyah ve Beyazlıklar
Zamanın belleği var